İkamet Astrolojisi

(=İng. Local Space, Alm. Standortastrologie)

İkamet astrolojisi, astrokartografik yöntemlerin belki de en az bilineni ancak oldukça kullanışlı bir kolu olarak karşımıza çıkıyor. Kartografik astrolojinin bu türü, kişinin şu an bulunduğu yere göre çıkarılan bir horoskop türüdür ve bulunulan ikametten başlayarak, tüm planet hatları bölgeye ve ötesine yerleştirilir.

İkamet astrolojisi, anlamsal olarak aslen Feng Shui ile bağlanabilir. Feng Shui, kelime anlamı olarak “Rüzgar (ve) Su” demektir ve şansın, mutluluğun ve sağlığın, ikamet ettiğimiz çevreyle uyumlu olduğu hakikati temeline dayanır. Sonuçta iki ayrı insan aynı ortamda bulunduklarında farklı duygulara sahip olabilirler ve bu durumda anlatılmak istenen de, “Rüzgar ve Suyun” bizdeki etkilerinin çeşitliliğiyle veya her insanda farklı farklı yansımasıyla açıklanabilir. Bulunulan yerin enerjisiyle uyum içinde olup olmadığımız, Feng Shui’nin temelini’oluşturuyor.

Eva Wong’un tanımıyla Feng Shui, “…rüzgar ve sudur; yaşamın çevreyle uyumunu anlatan taoist sanat ve bilimdir.” Taoizmde görülen 5 element her doğada ve eşyada bulunduğundan, bizi çevreleyen herşeyde de dolayısıyla varolur ve bunlar, doğru ve anlamlı bir kullanımla bireye uygulanabilirler.

Feng Shui’nin ve (ikamet astrolojisinin) kökü, aslen “jeomanti”ye dayanır. Jeomanti ise “Yerin (=Dünya’nın) bilgeliği” anlamına gelir ve Yunanca Gaia=Dünya ve Manteia=Bilgelik kelimelerinden oluşturulmuştur. Jeomanti, Dünya’nın doğal enerji akımları ve merkezleriyle ilgilenir ve yerin enerji ağına önem verir. Örneğin neden sürekli aynı yerde binlerce yıl tanrıların kutsandığı gibi bir soru, jeomantik bir sorudur.

Klasik Feng Shui’de göksel yönler, evin merkezine yerleştirilir ve evin hangi bölümünün hangi yöne baktığı belirlenir. Her bir yön ise belirli bir anlam taşır. Her bir yönün belirli bir anlam taşıdığına örneğin Kızılderili kültüründe de rastlanıyor; “Kızılderililer, uyandıklarında doğuya doğru bakmak istediklerinden, uyurlarken batı yönüne doğru yatarlar. Bu, Avrupa’da genellikle kuzey yönüdür.”

İşte gök yönlerinin evin, bulunulan yerin, kentin ya da ülkenin merkezine yerleştirilmelerine ve bunun da dışında, o belirli yönlerden geçen herbir planet hattının bir horoskop grafiğinde gösterilmesine “İkamet horoskopu” diyoruz. Buradaki en önemli nokta, bir ikamet horoskobunda doğum tarihi ve saatinin aynı bırakılması, ancak yerin, bulunulan yer bazlı alınmasıdır; örneğin İstanbul doğumluysak ancak şu anda Tokyo’da yaşıyorsak, o taktirde ikamet horoskobu Tokyo’ya göre, ama örneğin yine İstanbul’da yaşıyorsak İstanbul’a göre çıkarılır.

İkamet horoskopu ya da ikamet astrolojisi, ekliptik pozisyonların ufuk sistemine taşınmasıdır. Ufuk sistemi ise astrolojik hesaplamalar için azami önem taşır; öyle ki, bir doğum haritası için gerekli hesaplamalar, ufuk sisteminde kullanılan koordinatlar olmadan çıkarılamaz. Bu anlamda ikamet sistemi, özünde ufuk sistemidir.

Ufuk sistemi, gerçekte astronomi ve astrolojide kullanılan 4 büyük ölçüm çemberlerinin birinden başka birşey değildir ve bu çemberler de, ufuk, ekliptik, ekvator ve 0 dikey (ya da düşey) çemberleridir. Bunlar büyük çemberler ve koordinat sistemleridir ve onların yardımıyla Dünya’nın pozisyonunu, Güneş sistemine ve evrene olan ilişkisini belirleyebiliyoruz.

Herhangi bir yerde bulunduğumuzda istenilen herhangi bir yöne doğru bakabilir ve örneğin geceleyin yıldızlar ve planetleri gözlemleyebiliriz. Kendi etrafımızda bir kez döndüğümüzde, aslen ufukta 360°lik bir çemberde dönmüş oluyoruz ve bu çember de azimut olarak tanımlanır. Ufuk ise, bildiğimiz standart burçlar kuşağıyla aynı şey değildir çünkü bu kuşak, bilindiği üzere ekliptiğe yani Güneş yörüngesine dayanır. Dünya’nın, bulunduğumuz herhangi bir yerinde ise, sürekli olarak bu 360°lik azimut tarafından çevreleniyoruz.

İkamet astrolojisinde önemli olan, planetlerin yüksekliği yani azimuta göre ufkun neresinde bulunduklarıdır. Ve işte buna dayanılarak bir ikamet horoskobu elde ediliyor.

İkamet astrolojisi, daha önce de söylendiği üzere, planetlerin köşe evleri pozisyonlarının hatlar halinde Dünya üzerinde izdüşümünün gösterilmesidir: “Bunun dışında belirtilmesi gereken bir başka şey de, ikamet horoskobunun şu anda bulunulan ikamete göre çıkartılması gerektiğidir; böylece tarih ve zaman aynı kalırken gökyüzü ortası (X. ev) ve Vertex noktası (ASC dahil), bulunulan ikametin enlem ve boylamlarıyla belirlenir.

Bu planet hatları, seyahat ettiğin ya da taşındığın her ikamette bulunur çünkü onlar, belirli bir enlem ve boylam için hesaplanırlar. Doğum saati ve tarihi değiştirilemez; zaman dondurulur, ancak uzay ve yer değişebilirler. İşte bu, ikamet astrolojisinin altında yatan temel bilgidir.

Bir başka ifadeyle, natal planetler arasındaki açılar her zaman aynı kalır ancak köşe evleri bir yerden diğer bir yere kayarlar; yani planetlerin kendi aralarındaki açısal mesafe aynı bile kalsa, ana akslara olan planet açıları her bir bölgede değişik olacaktır. Dolayısıyla her bir bölgenin bize sunabileceği şanslar ya da engeller de, bu haritalar sayesinde görülebilir.”

Alttaki grafiklerden ilki bir doğum haritasını ve ikincisi ile üçüncüsü de o haritanın ayrı bölgelerdeki ikamet horoskopları şeklinde açılımını göstermektedir.

Horoskop I. Bayan Y, 23.02.1975, 20:00, İstanbul / TR

Horoskop II. Bayan Y İkamet horoskobu / İstanbul

Horoskop III. Bayan Y İkamet horoskobu / Tokyo

Ufuk astrolojisinin tarihine kısa bir değinilecek olursa, aslen “ufuk sisteminin başlangıcı yaklaşık olarak MÖ 6000 yılına dayandığını ve bunun da nedeninin altında, aslen sistemin kullanım kolaylığının yattığını anlayabiliyoruz. Ufuk sisteminin gerçek kökleri de, İtalya, batı Afrika, bugün Irak ve İran’ın olduğu bölgeye ve Çin’e kadar uzanmaktadır.”

Steve Cozzi, ikamet astrolojisinin astrolojinin diğer tekniklerine oranla bu yüzyıl içerisinde daha az dikkate alındığını belirtiyor: “Bu alanda 70′li yıllara kadar oldukça az bir ilerleme oldu. Her ne kadar doğum yerinden uzaklaşmayla ASC ve MC’nin kaydığı gerçeği bilinse de, yine de bu sistemden tam olarak faydalanabilmek mümkün olmadı. Ne var ki birkaç istisna da vardı. Bunlardan birisi L. Edward Johndro’dur ve koordinatlar sistemiyle ilgili konseptleri teori ve pratikte yaşamda tutabilmiştir. Johndro, konuya ilişkin 2 ana çalışmasını 1930′da yazmış ve yayınlamıştır. Johndro, çalışmalarında koordinatlar sistemini yaşayan organizmalar olarak görüyordu.

Bu alandaki diğer bir astrolog ta Charles Jayne’dir ve konuya ilişkin yetilerini sayısız çalışma ve araştırmada göstermiştir.

Ne var ki ufuk/azimut sisteminin pratik anlamı, ilk olarak Michael Erlewine ve eşinin çalışmaları sayesinde anlaşıldı. Erlewine’lerin özellikle belirttiği şey, bu sistemde Dünya’nın majik bir daire olduğudur; her kent ve her arkadaş enerji formunda bir tesir merkezine dönüşmektedir. Bulunulan yerde maji, cadılık kültü ve sihrin uzun tarihi, ilk kez pratik bir realite kazanmaktadır. Bu tür bir perspektiften bakıldığında, Dünya büyük bir tılsım ya da güçlü bir ritüel, seremoni yeri olarak görülüyor. Bu astrologların en büyük özellikleri, majik dairenin bu büyük gücünü, ilk kez bireyin eline sunmuş olmalarıdır. Erlewine’ler sistemlerini Local Space (yer ve uzay astrolojisi, ikamet astrolojisi) olarak isimlendirdiler.”

İkamet astrolojisi birçok insana, daha verimli, daha mutlu ve daha yeterli bir yaşam konusunda yardım ediyor. Bu astroloji, kişiyi, kişisel gezegenlerinin konularıyla ilişkiye geçirebilir ve daha doyurucu bir yaşam sunabilir. Bunun da dışında, yolculuklarda ve ikamet yerlerinde kişinin seçimler yapmasını kolaylaştırabilir; hangi seyahatlerin ya da hangi mekanların, ikametlerin, yaşanacak yerlerin kişinin ruhsal ve bedensel sağlığı açısından daha tatmin edici olduğu konusunda hüküm vermemizi kolaylaştırabilir.

Kişinin kaldığı yerle ilişkili olarak, örneğin kentin hangi bölgesinin kişinin iş seçimi için daha uygun olduğu hakkında bir fikir edinmemizi kolaylaştırabilir ya da örneğin en basitinden, kitaplarımızı evimizin hangi bölümünde bulundurmamız gerektiğini söyleyebilir.

İkamet astrolojisi (ve Astrokartografi) fazlasıyla fiziksel temeller üzerine oturmuş gibi görünse de, aslında kişinin maneviyatı hakkında bilgi de verebilir. Örneğin kariyerimize ilişkin olarak aklımızdan geçen bir bölge – oraya hiç gitmesek te – bu konu hakkında bir fikir verebilir. Ya da örneğin neden oturduğumuz yerin ya da kentin ya da Dünya’daki herhangi bir yerin bazı köşelerini ya da oralardan gelen insanları daha sempatik ya da antipatik bulabiliyoruz? Bu tür bir soruya da ikamet astrolojisi yardımıyla cevap verebilmek olasıdır. Fiziksel ve düşünsel tabanda gerçekleşen ikamet astrolojisi örnekleri için,”Solar & Lunarkartografi“ isimli makaleye de ayrıca bakabilirsiniz.

Atalarımız her ne kadar kişinin gittiği yeri değiştirdiğini söyleseler de, bu astrokartografik mantıkta çok iddialı bir deyiş olarak karşımıza çıkamıyor; yer bizimle değil biz yer sayesinde dönüşüme uğruyoruz.

Dolayısıyla, bu kadar net ve fiziki bir metot bile, aslında anlamını daha büyüsel bir tabanda açabilir. Her yer, her mekan, her istikamet ve her ikamet aynı bile olsa, bizler bunlara ayrı ayrı, doğum haritamızın gereğine göre anlamlar veriyoruz; örneğin Hamburg birisi için belirli bir gizem ve çekiciliğe sahip olabilirken, bir diğeri için eziyetten başka bir anlama gelemeyebilir. İşte böyle bir durumda kartografik astroloji, yerin ruhunu gözler önüne serebiliyor. Dolayısıyla bundan çekilecek sonuç, her yerin herkes aynı özelliğe sahip olmadığıdır. Herkes kendi temelinde sıcağa, soğuğa ya da 4 elemente ayrı ayrı reaksiyon gösteriyor. Kızılderililer de, Çinliler de ve birçok farklı toplum da yeri kutsallaştırdılar ve ona bir ruh verdiler.

Ancak tabi ki günümüz şart ve koşulları, kişinin özgürce istediği yerlere gidebilmesine ve oralarda yaşamasına olanak sunmuyor; ne var ki bu sistemin gerektirdiği bir olay ve biz de öyle görünüyor ki, bir süre daha bu kısıtlılıklarla yaşamak zorunda kalacağız.

İkamet astrolojisinde bulunduğumuz her yer planetsel tabanda semboliklerini bulabilir; öyle ki buna evimiz de dahildir. Genel olarak evimizden geçen planet hatlarına uygun olarak eşya yerleştirilmesi uygun görülür ve bu her ev için değişiktir.

Öncelikle evinizi ve mümkün olabildiği kadar çok eşyayı bir kağıda çizmeye çalışın. Bunu yaptıktan sonra ikamet haritanızı tam olarak evinizin merkezine koyun. Merkezi tam belirleyebilmek için ev planı yeterlidir. Eğer bu bulunmuyorsa, göz kararı da olsa bir merkez belirlemeye çalışın. Yönleri ise bir pusula sayesinde bulabilirsiniz. Bu aşamadan sonraysa, artık size sadece ikamet horoskopunuzu bu planın üzerine koymak ve hangi planet hattının hangi kısımdan, hangi eşyalar üzerinden…vb. geçtiği gibi ayrıntıları belirlemek kalıyor.

Evin herbir bölümünün genel planetsel semboliklerini izleyen satırlarda görebilirsiniz. Bu anlamlar her ne kadar genel geçer olsa da, yine astrolojide temel kuralımız her zaman doğum haritasının baz alınması gerçeği olduğu için, doğum haritasındaki açılara, ev ve burç konumlarına…vs. dikkat etmek ve bu genel anlamları kişisel anlamlarla kombine etmek gerekir. Steve Cozzi, bu noktada bir yönden geçen planet hattının, onun tam karşısında da etkili olacağından bahsediyor ancak asıl planet yönünün daha güçlü bir tesir gösterebilmesinin de mümkün olduğunu belirtiyor.

Evde Planet Hatları

Güneş hattı: Bu alanda göze çarpan objeler bulunur. Eşyalar kişisel bir ton sahibidirler ve bu yer kişiye özel bir alandır. Yuvarlak ve altın ya da kavuniçi renkli objeler burada anlam kazanırlar.

Ay: Bütün canlılar, bitkiler, hayvanlar… için pozitif bir yerdir. Dalgalanma (sallanma) ve hassasiyete neden olabilirler. Yanardöner, gümüşi ve mavi renkler ile hatlar ya da dalgalarla uyumlu olabilen içbükey nesneler buraya uygundur. Burası doğal ve pasif bir yerdir.

Merkür: Bu yer insanlara konuşan bir alandır; notlar okunur, telefonlara bakılır, mektuplar gönderilir. Konuşmak ve çalışmak için uygun bir yerdir. Cılız, açık objelerin en iyi bu hatta etkileri vardır.

Venüs: Bu hatta objelerin güzellik ve çekiciliği ön plana çıkarılır. Burası aynı zamanda birlikteliği de simgeler; hoş bir yerdir. Zarif yuvarlaklıktaki nesneler ve rengarenk ya da gök mavisi, yeşil ve sarı pastel renklere sahip objeler burada bulunurlar. Bakır ve pirinç nesneler için de iyi bir yerdir.

Mars: Teşvik edici bir yerdir ve tüm aktiviteleri güçlendirir. Burası bir işyeri alanı olabilir. Delici keskin kenarlar (demirden) burada uygundurlar; kırmızı ve karmin (koyu kırmızı, şarap kırmızısı) renkler de bu bölgenin doğru renkleridir.

Jüpiter: Burasının koruyucu, kollayıcı bir etkisi vardır. Sevinç ve lezzeti teşvik eder ve buradaki her obje lüks bir intiba bırakır. Birçok insan ve aktivite için bu kısım en iyi yerdir. Büyük, tam ve purpur, violet (purpur, violet = mor, erguvani, eflatun) ve derin mavi renklere sahip objeler için burası en uygun yerdir.

Satürn: Stabile ve destek verici bir yer. Burası objeleri eskitebilir ve kuşkusuz aktiviteleri yavaşlatıcı rol oynar. Sık olarak boş bir alandır. Tahtadan, sıkıştırılmış formlar, koyu renkler ve siyah burada en uygundur.

Uranüs: Buradaki eşyalar özellikle kendine has ya da antik olarak algılanır. Stabile bir yer değildir, ancak mutlaka heyecan verici şeylere neden olur. Çok renkli ve gelenek dışı eşyalar avantajlıdır.

Neptün: Mistik bir yerdir, nesneler karanlıktadır ve yanlış izlenime neden olabilirler. Gizemli yer. Gri, lavanta ve deniz yeşili burada iyi renklerdir.

Pluto: Nesnelerin test edildiği ve gizlendiği yerler. Eşyalar yeni ya da yenilenmiş görünür. Burası tekrar doldurma yeridir. Skarlet kırmızısı ve parıltılı renkler burada etkileyicidir.

Transpluto: Nesneleri daha pratik, daha değerli ve daha duyumsal yapar.

Peki hangi eşya hangi planet hattında bulunuyor?

Ay: Ana musluk, saksı çiçekleri, bahçe, çamaşır makinesi, yüzme havuzu, allerjiye neden olan maddeler, küçük botlar.

Güneş: Üst (ana) ışık, çocuk odası, soba, kamin, evin en sıcak bölümü.

Merkür: Telefon, kitaplar, radyo, köpek, kedi ve küçük hayvanlar.

Venüs: Süs eşyaları, (yatak dışında) en fazla kullanılan mobilyalar, misafir odası, müzik enstrümanları, dizilmiş yakacak odun, kadın kıyafetleri, orta katlar.

Mars: Isıtma odası (ya da ısıtmanın bulunduğu bölüm), araba, (iş) aletlerin(in) bulunduğu bölüm, makineler, evin en kuru bölümü, ateşli silahlar.

Jüpiter: Değerli eşyalar, veranda, patio (= teras, (iç) avlu, veranda; üstü açık iç veya yan avlu), balkon, televizyon, ev reisinin yatak odası, erkek kıyafetleri, üst katlar, çatı katı.

Satürn: Az kullanılan ya da hiç kullanılmayan bölümler, tüm basamaklar, çardak, gölgelik ve kapılar, kapsamlı ağaç ya da betondan yapılma yapılar, büyük ağaçlar, alt katlar (örneğin kiler), evin en soğuk bölümü.

Uranüs: Güvenlik kutusu, antika eşyalar, elektronik/elektrikli aletler, bilgisayar, radyo cihazı, yıldırım düşmesi muhtemel yerler, ventilasyon.

Neptün: Uyuşturucular ya da zehirli maddeler, büyük pencereler, düşünme ya da meditasyon yerleri, atlar, sığırlar ve büyük hayvanlar, su yoluyla zarar görmüş yerler, bakteriyel ya da enfeksiyona neden olan maddeler, büyük botlar.

Pluto: Ana drenaj (boşaltma) borusu, banyo, saklı, gizli objeler, foseptik çukuru, sıcak su konteyneri, çöp kutusu, yatak odası.

Transpluto: Mutfak, erzak odası (deposu, bölümü), yemek odası.

Bu haritalar yaşadığımız kent için de kullanılabilir. İkamet haritamızı şehir planının tam merkezinin üzerine koyduğumuzda, kentin hangi bölgelerinin bizim için daha elverişli ya da anlamlı olup olmadığını anlayabilmek olasıdır.

Şehrin kendisinin planet hatları da yine bu haritalar sayesinde görülebilir ancak şart olan, kentin doğum anının biliniyor olmasıdır.

Planet hatlarının hangi semboliklere ait olduklarını görebilmek için aşağıdaki tabloya başvurabilirsiniz.

Ay: Denizler, göller, ırmaklar, Park, su tedariğinin olduğu bölgeler, tarımsal amaçlı kullanılan yerler, kadınlar tarafından sık ziyaret edilen yerler.

Güneş: Etkili insanların yaşadığı ya da çalıştığı semtler, sanat ve eğlence, erkekler tarafından sık ziyaret edilen yerler, eğlence parkı, çocuk merkezleri.

Merkür: Okullar, gençler tarafından sık ziyaret edilen yerler, büyük kitapevleri ya da kütüphaneler, radyo istasyonları, komunikasyon merkezleri.

Venüs: Güzel yerler, kültür merkezleri, büyük alışveriş caddeleri, para işlerinin olduğu yerler.

Mars: Askeri yerler, önemli transport yolları, ateş aracılığıyla zarar görmüş yerler, polis karargahları, cadde kavgaları.

Jüpiter: Yüksek okullar, kiliseler, spor alanları, oyun alanları, hastaneler, nezih semtler.

Satürn: Yaşlı ya da fakir halk tabakalarının oturduğu alanlar, hükümet binaları, bariyer ya da sınırların olduğu bölgeler, arkeolojik çalışmaların yürütüldüğü kazı yerleri.

Uranüs: Havaalanları, tren istasyonları, High Tech alanları, elektrik işleri, rüzgarla gelen zararların görüldüğü yerler.

Neptün: Çevre kirliliğinin çok görüldüğü yerler, tanınmış barlar, hapisaneler, su baskınlarına uygun yerler, mistik ve seremoniye uygun alanlar.

Pluto: Gizli işlerin döndüğü yerler, araştırma merkezleri, kızıl ışık bölgesi, mezarlıklar, yasaklanmış aktiviteler.

Transpluto: İmalatçı pazarları, ünlü restoranlar, yiyim içim malzemeleri üreticileri.

Ay düğümleri: Dörtyollar, kavşaklar, bağlantı noktaları, düğüm noktaları.

Üçüncü bir kullanım olarak, ikamet horoskopları ülke ve hatta sınırlarının ötesi için de çıkarılabilir. Böylelikle ülkenin bölgelerinin karakteristik özellikleri anlaşılabilir.

Altta Türkiye doğum ve ikamet horoskopları örnek olarak sunulmuş ve merkez olarak Ankara alınmıştır.

Horoskop IV. Türkiye Cumhuriyeti, 29.10.1923, 20:33, Ankara / TR

Horoskop V. Türkiye Cumhuriyeti İkamet Horoskopu /Ankara

Minik bir Türkiye turu yapacak olursak, haritayı tam olarak Ankara’nın ortasına yerleştirdiğimizde, Pluto ve Ay’ın yaklaşık olarak Artvin, Ardahan, Kars, Rize, Erzurum ve Ermenistan civarlarından geçtiği görülüyor. Ülkenin kaybedilmiş halkları (Ay XII. evde) ve karanlık yüzünün (Pluto ASC’de) genel olarak bu bölgelerde ortaya çıktığı görülmekte. Daha da ötesinde, Pluto’nun politik astrolojideki anlamları arındırma, temizleme…vs. olarak tanımla’abilir.

Ankara´nın kuzeydoğusundan geçen Neptün hattının içerdiği Samsun ili ve ilçesi de (Bafra) sigarasıyla ve dolayısıyla astrolojik anlamda uyuşturucuyla ilgili bir bölge olarak öne çıkıyor. Bunun da dışında Samsun, kurtuluş ülküsünün idealize edildiği (Samsun´a çıkış, Türk İstiklal Savaşının başlaması) yerdir (Neptün Aslan´da). Samsun ayrıca en kirli havaya sahip illerden birisidir (hatta 2000 yılı ölçümlerine göre en kirlisi) ve çevre kirliliği de Neptün´le ilişkilendirilir.

Haritada Güneş hattı neredeyse tam olarak İstanbul üzerinden geçiyor ve bu da “etkili insanların yaşadığı ya da çalıştığı semtler, sanat ve eğlence“ gibi anlamları bünyesinde barındırıyor. Onun da dışında İstanbul Türkiye´nin kalbinin (Güneş) attığı yerdir.

Venüs ve Jüpiter´in ülkenin batısından geçtiği görülüyor ve özellikle Jüpiter, direkt olarak batıda bulunmasıyla dikkat çekiyor. Bölgeye düşen hatlar da yaklaşık olarak Çanakkale, Bursa, Yalova, Bilecik gibi bölgeleri kapsıyor.

Venüs, sanat, tarihi doku, güzellik ve Jüpiter de rahatlık, ferahlık, genişlik gibi özelliklerle sembolize edilebilir. Bu hattan geçen Çanakkale´yi seçip te ekşi sözlüğe girdiğimde, aslen şarap, balık, genişlik, eğlence, bar, pavyon…gibi kelimelere sıkça rastladım. Bunun dışında insanlarının güzelliği ve sanatsal anlamda da seramik ve çanak çömlek gibi kollarıyla da ünlü bir kent Çanakkale. Bu anlamda kentin özelliklerinin Venüs ve Jüpiter´le sembolize edilmesi çok garip görünmüyor. Ama bunlardan daha da önemlisi, Çanakkale´nin Dünya´nın en kanlı savunma savaşlarından birisine tanıklık etmiş olmasıdır; Çanakkale savunması, bir kendini gerçekleştirme savaşıydı ve Venüs ile Jüpiter de Türkiye doğum haritasının V. evinde bulunmaktadır. “Çanakkale geçilmez“ sözü, Türkiye´nin kendini gerçekleştirme, benliğini koruma uğruna ne denli bir direnç gösterdiğinin (Venüs ve Jüpiter Akrep´te) sembolü olmuştur.

Öte yandan batı Avrupa´yı içine alan Mars hattı da, Türkiye´nin hedefinin (Mars) Avrupa´ya girmek olduğunu, ancak bunun oldukça zor (Mars) ve keskin (Mars) bir tabanda vuku bulacağını gösteriyor.

Şehirlere ilişkin incelemelerde, tabi ki hatların geçtiği kentlerde yaşayan ve özellikle astrolojiyle ilgilenen kişilerin yorumları daha sağlıklı olacaktır. Sonuçta o kentlerde yaşayan insanlar, örneğin bir Çanakkale üzerinden geçen Jüpiter ve Venüs hatlarının hangi anlamlara gelebileceğini, bu noktada benden daha iyi kestirebilirler. Öte yandan bu yorumlar, – Mars hattında yapıldığı gibi – ülke sınırları dışı için de kullanılabilir.

İkamet horoskopları diğer tekniklerle de (örneğin bir kompozit haritayla) uygulanabilir. Kompozit ikamet horoskopu, örneğin evin eşya dizilimi konusunda karar veremeyen eşlerin, kompozit haritalarındaki ölçeklere göre hareket etmelerini sağlayabilir ve bu şekilde astrolojik evrenin çözüm yolunu dinlemek, kişileri yaşadıkları çevreyle daha uyumlu bir hale getirebilir. Öte yandan unutulmaması gereken başka bir nokta da, ikamet haritalarında özellikle köşe bölgelerinde bulunan planetlerin en güçlü konumda olduklarıdır.

Devrim Yılmazer

Yayınlandı: on Ekim 20, 2006 at 11:48 am  Yorum yapın  

İkamet Astrolojisi

(=İng. Local Space, Alm. Standortastrologie)

İkamet astrolojisi, astrokartografik yöntemlerin belki de en az bilineni ancak oldukça kullanışlı bir kolu olarak karşımıza çıkıyor. Kartografik astrolojinin bu türü, kişinin şu an bulunduğu yere göre çıkarılan bir horoskop türüdür ve bulunulan ikametten başlayarak, tüm planet hatları bölgeye ve ötesine yerleştirilir.

İkamet astrolojisi, anlamsal olarak aslen Feng Shui ile bağlanabilir. Feng Shui, kelime anlamı olarak “Rüzgar (ve) Su” demektir ve şansın, mutluluğun ve sağlığın, ikamet ettiğimiz çevreyle uyumlu olduğu hakikati temeline dayanır. Sonuçta iki ayrı insan aynı ortamda bulunduklarında farklı duygulara sahip olabilirler ve bu durumda anlatılmak istenen de, “Rüzgar ve Suyun” bizdeki etkilerinin çeşitliliğiyle veya her insanda farklı farklı yansımasıyla açıklanabilir. Bulunulan yerin enerjisiyle uyum içinde olup olmadığımız, Feng Shui’nin temelini’oluşturuyor.

Eva Wong’un tanımıyla Feng Shui, “…rüzgar ve sudur; yaşamın çevreyle uyumunu anlatan taoist sanat ve bilimdir.” Taoizmde görülen 5 element her doğada ve eşyada bulunduğundan, bizi çevreleyen herşeyde de dolayısıyla varolur ve bunlar, doğru ve anlamlı bir kullanımla bireye uygulanabilirler.

Feng Shui’nin ve (ikamet astrolojisinin) kökü, aslen “jeomanti”ye dayanır. Jeomanti ise “Yerin (=Dünya’nın) bilgeliği” anlamına gelir ve Yunanca Gaia=Dünya ve Manteia=Bilgelik kelimelerinden oluşturulmuştur. Jeomanti, Dünya’nın doğal enerji akımları ve merkezleriyle ilgilenir ve yerin enerji ağına önem verir. Örneğin neden sürekli aynı yerde binlerce yıl tanrıların kutsandığı gibi bir soru, jeomantik bir sorudur.

Klasik Feng Shui’de göksel yönler, evin merkezine yerleştirilir ve evin hangi bölümünün hangi yöne baktığı belirlenir. Her bir yön ise belirli bir anlam taşır. Her bir yönün belirli bir anlam taşıdığına örneğin Kızılderili kültüründe de rastlanıyor; “Kızılderililer, uyandıklarında doğuya doğru bakmak istediklerinden, uyurlarken batı yönüne doğru yatarlar. Bu, Avrupa’da genellikle kuzey yönüdür.”

İşte gök yönlerinin evin, bulunulan yerin, kentin ya da ülkenin merkezine yerleştirilmelerine ve bunun da dışında, o belirli yönlerden geçen herbir planet hattının bir horoskop grafiğinde gösterilmesine “İkamet horoskopu” diyoruz. Buradaki en önemli nokta, bir ikamet horoskobunda doğum tarihi ve saatinin aynı bırakılması, ancak yerin, bulunulan yer bazlı alınmasıdır; örneğin İstanbul doğumluysak ancak şu anda Tokyo’da yaşıyorsak, o taktirde ikamet horoskobu Tokyo’ya göre, ama örneğin yine İstanbul’da yaşıyorsak İstanbul’a göre çıkarılır.

İkamet horoskopu ya da ikamet astrolojisi, ekliptik pozisyonların ufuk sistemine taşınmasıdır. Ufuk sistemi ise astrolojik hesaplamalar için azami önem taşır; öyle ki, bir doğum haritası için gerekli hesaplamalar, ufuk sisteminde kullanılan koordinatlar olmadan çıkarılamaz. Bu anlamda ikamet sistemi, özünde ufuk sistemidir.

Ufuk sistemi, gerçekte astronomi ve astrolojide kullanılan 4 büyük ölçüm çemberlerinin birinden başka birşey değildir ve bu çemberler de, ufuk, ekliptik, ekvator ve 0 dikey (ya da düşey) çemberleridir. Bunlar büyük çemberler ve koordinat sistemleridir ve onların yardımıyla Dünya’nın pozisyonunu, Güneş sistemine ve evrene olan ilişkisini belirleyebiliyoruz.

Herhangi bir yerde bulunduğumuzda istenilen herhangi bir yöne doğru bakabilir ve örneğin geceleyin yıldızlar ve planetleri gözlemleyebiliriz. Kendi etrafımızda bir kez döndüğümüzde, aslen ufukta 360°lik bir çemberde dönmüş oluyoruz ve bu çember de azimut olarak tanımlanır. Ufuk ise, bildiğimiz standart burçlar kuşağıyla aynı şey değildir çünkü bu kuşak, bilindiği üzere ekliptiğe yani Güneş yörüngesine dayanır. Dünya’nın, bulunduğumuz herhangi bir yerinde ise, sürekli olarak bu 360°lik azimut tarafından çevreleniyoruz.

İkamet astrolojisinde önemli olan, planetlerin yüksekliği yani azimuta göre ufkun neresinde bulunduklarıdır. Ve işte buna dayanılarak bir ikamet horoskobu elde ediliyor.

İkamet astrolojisi, daha önce de söylendiği üzere, planetlerin köşe evleri pozisyonlarının hatlar halinde Dünya üzerinde izdüşümünün gösterilmesidir: “Bunun dışında belirtilmesi gereken bir başka şey de, ikamet horoskobunun şu anda bulunulan ikamete göre çıkartılması gerektiğidir; böylece tarih ve zaman aynı kalırken gökyüzü ortası (X. ev) ve Vertex noktası (ASC dahil), bulunulan ikametin enlem ve boylamlarıyla belirlenir.

Bu planet hatları, seyahat ettiğin ya da taşındığın her ikamette bulunur çünkü onlar, belirli bir enlem ve boylam için hesaplanırlar. Doğum saati ve tarihi değiştirilemez; zaman dondurulur, ancak uzay ve yer değişebilirler. İşte bu, ikamet astrolojisinin altında yatan temel bilgidir.

Bir başka ifadeyle, natal planetler arasındaki açılar her zaman aynı kalır ancak köşe evleri bir yerden diğer bir yere kayarlar; yani planetlerin kendi aralarındaki açısal mesafe aynı bile kalsa, ana akslara olan planet açıları her bir bölgede değişik olacaktır. Dolayısıyla her bir bölgenin bize sunabileceği şanslar ya da engeller de, bu haritalar sayesinde görülebilir.”

Alttaki grafiklerden ilki bir doğum haritasını ve ikincisi ile üçüncüsü de o haritanın ayrı bölgelerdeki ikamet horoskopları şeklinde açılımını göstermektedir.

Horoskop I. Bayan Y, 23.02.1975, 20:00, İstanbul / TR

Horoskop II. Bayan Y İkamet horoskobu / İstanbul

Horoskop III. Bayan Y İkamet horoskobu / Tokyo

Ufuk astrolojisinin tarihine kısa bir değinilecek olursa, aslen “ufuk sisteminin başlangıcı yaklaşık olarak MÖ 6000 yılına dayandığını ve bunun da nedeninin altında, aslen sistemin kullanım kolaylığının yattığını anlayabiliyoruz. Ufuk sisteminin gerçek kökleri de, İtalya, batı Afrika, bugün Irak ve İran’ın olduğu bölgeye ve Çin’e kadar uzanmaktadır.”

Steve Cozzi, ikamet astrolojisinin astrolojinin diğer tekniklerine oranla bu yüzyıl içerisinde daha az dikkate alındığını belirtiyor: “Bu alanda 70′li yıllara kadar oldukça az bir ilerleme oldu. Her ne kadar doğum yerinden uzaklaşmayla ASC ve MC’nin kaydığı gerçeği bilinse de, yine de bu sistemden tam olarak faydalanabilmek mümkün olmadı. Ne var ki birkaç istisna da vardı. Bunlardan birisi L. Edward Johndro’dur ve koordinatlar sistemiyle ilgili konseptleri teori ve pratikte yaşamda tutabilmiştir. Johndro, konuya ilişkin 2 ana çalışmasını 1930′da yazmış ve yayınlamıştır. Johndro, çalışmalarında koordinatlar sistemini yaşayan organizmalar olarak görüyordu.

Bu alandaki diğer bir astrolog ta Charles Jayne’dir ve konuya ilişkin yetilerini sayısız çalışma ve araştırmada göstermiştir.

Ne var ki ufuk/azimut sisteminin pratik anlamı, ilk olarak Michael Erlewine ve eşinin çalışmaları sayesinde anlaşıldı. Erlewine’lerin özellikle belirttiği şey, bu sistemde Dünya’nın majik bir daire olduğudur; her kent ve her arkadaş enerji formunda bir tesir merkezine dönüşmektedir. Bulunulan yerde maji, cadılık kültü ve sihrin uzun tarihi, ilk kez pratik bir realite kazanmaktadır. Bu tür bir perspektiften bakıldığında, Dünya büyük bir tılsım ya da güçlü bir ritüel, seremoni yeri olarak görülüyor. Bu astrologların en büyük özellikleri, majik dairenin bu büyük gücünü, ilk kez bireyin eline sunmuş olmalarıdır. Erlewine’ler sistemlerini Local Space (yer ve uzay astrolojisi, ikamet astrolojisi) olarak isimlendirdiler.”

İkamet astrolojisi birçok insana, daha verimli, daha mutlu ve daha yeterli bir yaşam konusunda yardım ediyor. Bu astroloji, kişiyi, kişisel gezegenlerinin konularıyla ilişkiye geçirebilir ve daha doyurucu bir yaşam sunabilir. Bunun da dışında, yolculuklarda ve ikamet yerlerinde kişinin seçimler yapmasını kolaylaştırabilir; hangi seyahatlerin ya da hangi mekanların, ikametlerin, yaşanacak yerlerin kişinin ruhsal ve bedensel sağlığı açısından daha tatmin edici olduğu konusunda hüküm vermemizi kolaylaştırabilir.

Kişinin kaldığı yerle ilişkili olarak, örneğin kentin hangi bölgesinin kişinin iş seçimi için daha uygun olduğu hakkında bir fikir edinmemizi kolaylaştırabilir ya da örneğin en basitinden, kitaplarımızı evimizin hangi bölümünde bulundurmamız gerektiğini söyleyebilir.

İkamet astrolojisi (ve Astrokartografi) fazlasıyla fiziksel temeller üzerine oturmuş gibi görünse de, aslında kişinin maneviyatı hakkında bilgi de verebilir. Örneğin kariyerimize ilişkin olarak aklımızdan geçen bir bölge – oraya hiç gitmesek te – bu konu hakkında bir fikir verebilir. Ya da örneğin neden oturduğumuz yerin ya da kentin ya da Dünya’daki herhangi bir yerin bazı köşelerini ya da oralardan gelen insanları daha sempatik ya da antipatik bulabiliyoruz? Bu tür bir soruya da ikamet astrolojisi yardımıyla cevap verebilmek olasıdır. Fiziksel ve düşünsel tabanda gerçekleşen ikamet astrolojisi örnekleri için,”Solar & Lunarkartografi“ isimli makaleye de ayrıca bakabilirsiniz.

Atalarımız her ne kadar kişinin gittiği yeri değiştirdiğini söyleseler de, bu astrokartografik mantıkta çok iddialı bir deyiş olarak karşımıza çıkamıyor; yer bizimle değil biz yer sayesinde dönüşüme uğruyoruz.

Dolayısıyla, bu kadar net ve fiziki bir metot bile, aslında anlamını daha büyüsel bir tabanda açabilir. Her yer, her mekan, her istikamet ve her ikamet aynı bile olsa, bizler bunlara ayrı ayrı, doğum haritamızın gereğine göre anlamlar veriyoruz; örneğin Hamburg birisi için belirli bir gizem ve çekiciliğe sahip olabilirken, bir diğeri için eziyetten başka bir anlama gelemeyebilir. İşte böyle bir durumda kartografik astroloji, yerin ruhunu gözler önüne serebiliyor. Dolayısıyla bundan çekilecek sonuç, her yerin herkes aynı özelliğe sahip olmadığıdır. Herkes kendi temelinde sıcağa, soğuğa ya da 4 elemente ayrı ayrı reaksiyon gösteriyor. Kızılderililer de, Çinliler de ve birçok farklı toplum da yeri kutsallaştırdılar ve ona bir ruh verdiler.

Ancak tabi ki günümüz şart ve koşulları, kişinin özgürce istediği yerlere gidebilmesine ve oralarda yaşamasına olanak sunmuyor; ne var ki bu sistemin gerektirdiği bir olay ve biz de öyle görünüyor ki, bir süre daha bu kısıtlılıklarla yaşamak zorunda kalacağız.

İkamet astrolojisinde bulunduğumuz her yer planetsel tabanda semboliklerini bulabilir; öyle ki buna evimiz de dahildir. Genel olarak evimizden geçen planet hatlarına uygun olarak eşya yerleştirilmesi uygun görülür ve bu her ev için değişiktir.

Öncelikle evinizi ve mümkün olabildiği kadar çok eşyayı bir kağıda çizmeye çalışın. Bunu yaptıktan sonra ikamet haritanızı tam olarak evinizin merkezine koyun. Merkezi tam belirleyebilmek için ev planı yeterlidir. Eğer bu bulunmuyorsa, göz kararı da olsa bir merkez belirlemeye çalışın. Yönleri ise bir pusula sayesinde bulabilirsiniz. Bu aşamadan sonraysa, artık size sadece ikamet horoskopunuzu bu planın üzerine koymak ve hangi planet hattının hangi kısımdan, hangi eşyalar üzerinden…vb. geçtiği gibi ayrıntıları belirlemek kalıyor.

Evin herbir bölümünün genel planetsel semboliklerini izleyen satırlarda görebilirsiniz. Bu anlamlar her ne kadar genel geçer olsa da, yine astrolojide temel kuralımız her zaman doğum haritasının baz alınması gerçeği olduğu için, doğum haritasındaki açılara, ev ve burç konumlarına…vs. dikkat etmek ve bu genel anlamları kişisel anlamlarla kombine etmek gerekir. Steve Cozzi, bu noktada bir yönden geçen planet hattının, onun tam karşısında da etkili olacağından bahsediyor ancak asıl planet yönünün daha güçlü bir tesir gösterebilmesinin de mümkün olduğunu belirtiyor.

Evde Planet Hatları

Güneş hattı: Bu alanda göze çarpan objeler bulunur. Eşyalar kişisel bir ton sahibidirler ve bu yer kişiye özel bir alandır. Yuvarlak ve altın ya da kavuniçi renkli objeler burada anlam kazanırlar.

Ay: Bütün canlılar, bitkiler, hayvanlar… için pozitif bir yerdir. Dalgalanma (sallanma) ve hassasiyete neden olabilirler. Yanardöner, gümüşi ve mavi renkler ile hatlar ya da dalgalarla uyumlu olabilen içbükey nesneler buraya uygundur. Burası doğal ve pasif bir yerdir.

Merkür: Bu yer insanlara konuşan bir alandır; notlar okunur, telefonlara bakılır, mektuplar gönderilir. Konuşmak ve çalışmak için uygun bir yerdir. Cılız, açık objelerin en iyi bu hatta etkileri vardır.

Venüs: Bu hatta objelerin güzellik ve çekiciliği ön plana çıkarılır. Burası aynı zamanda birlikteliği de simgeler; hoş bir yerdir. Zarif yuvarlaklıktaki nesneler ve rengarenk ya da gök mavisi, yeşil ve sarı pastel renklere sahip objeler burada bulunurlar. Bakır ve pirinç nesneler için de iyi bir yerdir.

Mars: Teşvik edici bir yerdir ve tüm aktiviteleri güçlendirir. Burası bir işyeri alanı olabilir. Delici keskin kenarlar (demirden) burada uygundurlar; kırmızı ve karmin (koyu kırmızı, şarap kırmızısı) renkler de bu bölgenin doğru renkleridir.

Jüpiter: Burasının koruyucu, kollayıcı bir etkisi vardır. Sevinç ve lezzeti teşvik eder ve buradaki her obje lüks bir intiba bırakır. Birçok insan ve aktivite için bu kısım en iyi yerdir. Büyük, tam ve purpur, violet (purpur, violet = mor, erguvani, eflatun) ve derin mavi renklere sahip objeler için burası en uygun yerdir.

Satürn: Stabile ve destek verici bir yer. Burası objeleri eskitebilir ve kuşkusuz aktiviteleri yavaşlatıcı rol oynar. Sık olarak boş bir alandır. Tahtadan, sıkıştırılmış formlar, koyu renkler ve siyah burada en uygundur.

Uranüs: Buradaki eşyalar özellikle kendine has ya da antik olarak algılanır. Stabile bir yer değildir, ancak mutlaka heyecan verici şeylere neden olur. Çok renkli ve gelenek dışı eşyalar avantajlıdır.

Neptün: Mistik bir yerdir, nesneler karanlıktadır ve yanlış izlenime neden olabilirler. Gizemli yer. Gri, lavanta ve deniz yeşili burada iyi renklerdir.

Pluto: Nesnelerin test edildiği ve gizlendiği yerler. Eşyalar yeni ya da yenilenmiş görünür. Burası tekrar doldurma yeridir. Skarlet kırmızısı ve parıltılı renkler burada etkileyicidir.

Transpluto: Nesneleri daha pratik, daha değerli ve daha duyumsal yapar.

Peki hangi eşya hangi planet hattında bulunuyor?

Ay: Ana musluk, saksı çiçekleri, bahçe, çamaşır makinesi, yüzme havuzu, allerjiye neden olan maddeler, küçük botlar.

Güneş: Üst (ana) ışık, çocuk odası, soba, kamin, evin en sıcak bölümü.

Merkür: Telefon, kitaplar, radyo, köpek, kedi ve küçük hayvanlar.

Venüs: Süs eşyaları, (yatak dışında) en fazla kullanılan mobilyalar, misafir odası, müzik enstrümanları, dizilmiş yakacak odun, kadın kıyafetleri, orta katlar.

Mars: Isıtma odası (ya da ısıtmanın bulunduğu bölüm), araba, (iş) aletlerin(in) bulunduğu bölüm, makineler, evin en kuru bölümü, ateşli silahlar.

Jüpiter: Değerli eşyalar, veranda, patio (= teras, (iç) avlu, veranda; üstü açık iç veya yan avlu), balkon, televizyon, ev reisinin yatak odası, erkek kıyafetleri, üst katlar, çatı katı.

Satürn: Az kullanılan ya da hiç kullanılmayan bölümler, tüm basamaklar, çardak, gölgelik ve kapılar, kapsamlı ağaç ya da betondan yapılma yapılar, büyük ağaçlar, alt katlar (örneğin kiler), evin en soğuk bölümü.

Uranüs: Güvenlik kutusu, antika eşyalar, elektronik/elektrikli aletler, bilgisayar, radyo cihazı, yıldırım düşmesi muhtemel yerler, ventilasyon.

Neptün: Uyuşturucular ya da zehirli maddeler, büyük pencereler, düşünme ya da meditasyon yerleri, atlar, sığırlar ve büyük hayvanlar, su yoluyla zarar görmüş yerler, bakteriyel ya da enfeksiyona neden olan maddeler, büyük botlar.

Pluto: Ana drenaj (boşaltma) borusu, banyo, saklı, gizli objeler, foseptik çukuru, sıcak su konteyneri, çöp kutusu, yatak odası.

Transpluto: Mutfak, erzak odası (deposu, bölümü), yemek odası.

Bu haritalar yaşadığımız kent için de kullanılabilir. İkamet haritamızı şehir planının tam merkezinin üzerine koyduğumuzda, kentin hangi bölgelerinin bizim için daha elverişli ya da anlamlı olup olmadığını anlayabilmek olasıdır.

Şehrin kendisinin planet hatları da yine bu haritalar sayesinde görülebilir ancak şart olan, kentin doğum anının biliniyor olmasıdır.

Planet hatlarının hangi semboliklere ait olduklarını görebilmek için aşağıdaki tabloya başvurabilirsiniz.

Ay: Denizler, göller, ırmaklar, Park, su tedariğinin olduğu bölgeler, tarımsal amaçlı kullanılan yerler, kadınlar tarafından sık ziyaret edilen yerler.

Güneş: Etkili insanların yaşadığı ya da çalıştığı semtler, sanat ve eğlence, erkekler tarafından sık ziyaret edilen yerler, eğlence parkı, çocuk merkezleri.

Merkür: Okullar, gençler tarafından sık ziyaret edilen yerler, büyük kitapevleri ya da kütüphaneler, radyo istasyonları, komunikasyon merkezleri.

Venüs: Güzel yerler, kültür merkezleri, büyük alışveriş caddeleri, para işlerinin olduğu yerler.

Mars: Askeri yerler, önemli transport yolları, ateş aracılığıyla zarar görmüş yerler, polis karargahları, cadde kavgaları.

Jüpiter: Yüksek okullar, kiliseler, spor alanları, oyun alanları, hastaneler, nezih semtler.

Satürn: Yaşlı ya da fakir halk tabakalarının oturduğu alanlar, hükümet binaları, bariyer ya da sınırların olduğu bölgeler, arkeolojik çalışmaların yürütüldüğü kazı yerleri.

Uranüs: Havaalanları, tren istasyonları, High Tech alanları, elektrik işleri, rüzgarla gelen zararların görüldüğü yerler.

Neptün: Çevre kirliliğinin çok görüldüğü yerler, tanınmış barlar, hapisaneler, su baskınlarına uygun yerler, mistik ve seremoniye uygun alanlar.

Pluto: Gizli işlerin döndüğü yerler, araştırma merkezleri, kızıl ışık bölgesi, mezarlıklar, yasaklanmış aktiviteler.

Transpluto: İmalatçı pazarları, ünlü restoranlar, yiyim içim malzemeleri üreticileri.

Ay düğümleri: Dörtyollar, kavşaklar, bağlantı noktaları, düğüm noktaları.

Üçüncü bir kullanım olarak, ikamet horoskopları ülke ve hatta sınırlarının ötesi için de çıkarılabilir. Böylelikle ülkenin bölgelerinin karakteristik özellikleri anlaşılabilir.

Altta Türkiye doğum ve ikamet horoskopları örnek olarak sunulmuş ve merkez olarak Ankara alınmıştır.

Horoskop IV. Türkiye Cumhuriyeti, 29.10.1923, 20:33, Ankara / TR

Horoskop V. Türkiye Cumhuriyeti İkamet Horoskopu /Ankara

Minik bir Türkiye turu yapacak olursak, haritayı tam olarak Ankara’nın ortasına yerleştirdiğimizde, Pluto ve Ay’ın yaklaşık olarak Artvin, Ardahan, Kars, Rize, Erzurum ve Ermenistan civarlarından geçtiği görülüyor. Ülkenin kaybedilmiş halkları (Ay XII. evde) ve karanlık yüzünün (Pluto ASC’de) genel olarak bu bölgelerde ortaya çıktığı görülmekte. Daha da ötesinde, Pluto’nun politik astrolojideki anlamları arındırma, temizleme…vs. olarak tanımla’abilir.

Ankara´nın kuzeydoğusundan geçen Neptün hattının içerdiği Samsun ili ve ilçesi de (Bafra) sigarasıyla ve dolayısıyla astrolojik anlamda uyuşturucuyla ilgili bir bölge olarak öne çıkıyor. Bunun da dışında Samsun, kurtuluş ülküsünün idealize edildiği (Samsun´a çıkış, Türk İstiklal Savaşının başlaması) yerdir (Neptün Aslan´da). Samsun ayrıca en kirli havaya sahip illerden birisidir (hatta 2000 yılı ölçümlerine göre en kirlisi) ve çevre kirliliği de Neptün´le ilişkilendirilir.

Haritada Güneş hattı neredeyse tam olarak İstanbul üzerinden geçiyor ve bu da “etkili insanların yaşadığı ya da çalıştığı semtler, sanat ve eğlence“ gibi anlamları bünyesinde barındırıyor. Onun da dışında İstanbul Türkiye´nin kalbinin (Güneş) attığı yerdir.

Venüs ve Jüpiter´in ülkenin batısından geçtiği görülüyor ve özellikle Jüpiter, direkt olarak batıda bulunmasıyla dikkat çekiyor. Bölgeye düşen hatlar da yaklaşık olarak Çanakkale, Bursa, Yalova, Bilecik gibi bölgeleri kapsıyor.

Venüs, sanat, tarihi doku, güzellik ve Jüpiter de rahatlık, ferahlık, genişlik gibi özelliklerle sembolize edilebilir. Bu hattan geçen Çanakkale´yi seçip te ekşi sözlüğe girdiğimde, aslen şarap, balık, genişlik, eğlence, bar, pavyon…gibi kelimelere sıkça rastladım. Bunun dışında insanlarının güzelliği ve sanatsal anlamda da seramik ve çanak çömlek gibi kollarıyla da ünlü bir kent Çanakkale. Bu anlamda kentin özelliklerinin Venüs ve Jüpiter´le sembolize edilmesi çok garip görünmüyor. Ama bunlardan daha da önemlisi, Çanakkale´nin Dünya´nın en kanlı savunma savaşlarından birisine tanıklık etmiş olmasıdır; Çanakkale savunması, bir kendini gerçekleştirme savaşıydı ve Venüs ile Jüpiter de Türkiye doğum haritasının V. evinde bulunmaktadır. “Çanakkale geçilmez“ sözü, Türkiye´nin kendini gerçekleştirme, benliğini koruma uğruna ne denli bir direnç gösterdiğinin (Venüs ve Jüpiter Akrep´te) sembolü olmuştur.

Öte yandan batı Avrupa´yı içine alan Mars hattı da, Türkiye´nin hedefinin (Mars) Avrupa´ya girmek olduğunu, ancak bunun oldukça zor (Mars) ve keskin (Mars) bir tabanda vuku bulacağını gösteriyor.

Şehirlere ilişkin incelemelerde, tabi ki hatların geçtiği kentlerde yaşayan ve özellikle astrolojiyle ilgilenen kişilerin yorumları daha sağlıklı olacaktır. Sonuçta o kentlerde yaşayan insanlar, örneğin bir Çanakkale üzerinden geçen Jüpiter ve Venüs hatlarının hangi anlamlara gelebileceğini, bu noktada benden daha iyi kestirebilirler. Öte yandan bu yorumlar, – Mars hattında yapıldığı gibi – ülke sınırları dışı için de kullanılabilir.

İkamet horoskopları diğer tekniklerle de (örneğin bir kompozit haritayla) uygulanabilir. Kompozit ikamet horoskopu, örneğin evin eşya dizilimi konusunda karar veremeyen eşlerin, kompozit haritalarındaki ölçeklere göre hareket etmelerini sağlayabilir ve bu şekilde astrolojik evrenin çözüm yolunu dinlemek, kişileri yaşadıkları çevreyle daha uyumlu bir hale getirebilir. Öte yandan unutulmaması gereken başka bir nokta da, ikamet haritalarında özellikle köşe bölgelerinde bulunan planetlerin en güçlü konumda olduklarıdır.

Devrim Yılmazer

Yayınlandı: on Ekim 20, 2006 at 11:43 am  Yorum yapın  

Dekan(at)lar Öğretisi

Dekanlar ya da dekanatlar öğretisi, MÖ 3000 yılına kadar uzanan ve Mısırlılar tarafından geliştirilmiş olan çok eski bir sistemdir ve köken olarak siderik doğaya sahiptir.

Mısırlıların bir haftası 10 günden oluşuyordu ve buna uygun olarak ta, hangi yıldızların ya da yıldız gruplarının bu onar günlük zaman aralıklarında tekrardan Güneş´ten önce dogduklarını gözlemlemek amacıyla dekanatlar oluşturulmuştu. Dolayısıyla bir Güneş yılı da 36 ayrı birime (+ Epagomene denilen 5 artık gün) ayrılmıştı. Bu yıldızların birbiri ardına doğuşları, gecenin saatlerini gösterirdi ki her 10 günde yeni bir dekanat yıldızı, gece saatlerinin sonuncusuna karşılık gelirdi. Her bir dekanat ta çeşitli tanrılar tarafından sembolize edilirdi.

Mısır dekanatları çok sonraları ekliptiğe uyarlandı; 10°lik her bir kesit genel olarak dekanat ve haftanın 10 günü de topluca dekan olarak adlandırıldı. Sonrasında ise Babil geleneğine uygun olarak her bir dekana, dekanın yüzü (Lat. Facies, Yun. Prosopa) olarak tanımlanan bir planet verildi.

Dekanat öğretisine ilişkin olarak elde 3 ayrı versiyon bulunmaktadır. Bunlardan ilki Hint kaynaklıdır ve günümüzde de batı astrolojisinde kullanım bulmuştur. Buna göre her bir dekanata, ait olduğu üçlemenin her bir burcunun yöneticisi verilir: Örneğin Koç burcunda, ateş üçlemesinin birinci burcu Koç nedeniyle ilk 10°yi Mars alır, ikinci ve üçüncü olarak ta Güneş ve Jüpiter gelirler.

İkinci bir versiyon da Manilius tarafından aktarılmış olanıdır. Buna göre her 10°de, burçların birbirlerini izleme sırası önem taşır: Koç´un ilk dekanatı Koç, ikincisi Boğa, üçüncüsü İkizler ve Boğa´nın ilki Yengeç…vs.

Bu yazıda işlenecek olan dekanatlar öğretisi ise Mısır-Kalde kaynaklıdır. Dekanatlar tek başına bir belirleyiciliğe sahip değildir ve bu nedenle de klasik Arap astrolojisi geleneğinde kendilerine 1 asalet derecesi verilir.

Bu noktada, dekanatların anlamlarına ilişkin olarak Ali Ben Ragel ve İbni Ezra´dan bir tablo sunmak istiyoruz. Aslında dekanat öğretisinin bu anlamda yükselen burçla direkt ilgisi var. Ali Ben Ragel´in açıklamaları genel olarak dekanat yöneticilerine dayanırken İbn Ezra´nınkiler sanki daha farklı bir kökten kaynaklanıyormuş gibi görünüyor. Listedeki dekanat isimleri de Tebli Hephaestion´a ve Firmicus Maternus´a aitler. Bizler özellikle İbn Ezra´nın verdiği açıklamaları kontrol ettik ve doğruluk derecesini tartma imkanı bulduk. Bu veriler birçok yükselenle tam olarak uyuşmaktadır. Dolayısıyla sizlerin de bunu denemesini salık veriyoruz. Ek olarak, verilen bilgilere göre de yükselen burç derecesini düzeltme imkanına sahip olunabilir.

Buradaki bilgiler, her bir burcun ilk, orta ve son 10°lik kısımlarına dair açıklamaları sunmaktadır. Son olarak, yazılanların Türkçesini de ana metine zarar vermemek açısından çok akıcı kullanmak istemedik.

KOÇ BURCU
(0° – 10°)
Chontare – Senator
Mars

Ali Ben Ragel: Düşmanlık (ya da savaş), güç, yüksek cesaret ve utanmazlık (ya da yüzsüzlük).

İbn Ezra: Kızıl saçlı, dar bir mide ve vücutta az et; sol ayakta ve sol dirsekte (sol bilekte) bir ben; birçok arkadaşı olacak ve kötüyü hiçe sayacak (ya da hor görecek, aşağı görecek).

(10° – 20°)
Chontachre – Senacher
Güneş

Ali Ben Ragel: Soyluluk, krallık, güç ve itibar (ya da prestij, şan).

İbn Ezra: Koyu, güzel bir biçim ve kendine has vücut; kolay kızacak ve kızgınlığını kontrol altına alamayacak; yüksek prensiplerini kusursuz bir akıl ve eğitimle kombine edecek; sayısız düşmanları olacak.

(20° – 30°)
Siket – Sentacher
Venüs

Ali Ben Ragel: Dişilik, ince (kadınsı) davranışlar, yumuşaklık, topluluk oyunları ve temizlik (temizleme).

İbn Ezra: Kızıl ve safran renginde olacak ve insanlardan izole olacak.

BOĞA BURCU
(0° – 10°)
Chou – Sua
Merkür

Ali Ben Ragel: Toprağı sürmek ve tohum ekmek, inşa etmek ve halklandırmak, öğreti ve bilgelik, toprağı ölçmek (Landbemessung).

İbn Ezra: Kısa vücut, büyük gözler, kalın dudaklar, ensede ve üreme organlarında bir ben; asil (ya da cömert) bir kalbi ve sayısız arkadaşları olacak ve zevkin her türünü tadacak.

(10° – 20°)
Ero – Aryo
Ay

Ali Ben Ragel: Güç, soyluluk ve asalet; şehirleri yağmalamak ve insanlara sorunlar çıkarmak.

İbn Ezra: Yuvarlak kafa, büyük bir mide (karın), güzel gözler ve hoşgörülü, cömert bir ruh; akıllı olacak ve omuzlarında kılllar ile belinde bir beni olacak.

(20° – 30°)
Rombromare – Romanae
Satürn

Ali Ben Ragel: Sefillik (ya da zavallılık), kölelik, yaralar, problemler ve hor görülme (hiçe sayılma).

İbn Ezra: Güzel bir vücut ve baş, sol gözde bir ben; fazla çalışma sebebiyle dertli olacak ve kadınlardan yana şansı olmayacak.

İKİZLER BURCU
(0° – 10°)
Thosolk – Thesogar
Jüpiter

Ali Ben Ragel: Yazı (ya da makale, parça yazılar), hesaplama (matematiksel anlamda), değiş tokuş, kazanç (ya da kazanım) getirmeyen bilgi.

İbn Ezra: Vücudu, gözleri ve saçları iyi görünüşlü olacak; kafada (ya da çenede; Alm. Backe) bir beni olacak; tam anlamıyla keskin bir kavrayış yeteneğine sahip olacak ve hiddetli (öfkeli) olmayacak; fazla çalışma sebebiyle eziyet çekecek ve kadınlarla şanssız (ya da mutsuz) olacak.

(10° – 20°)
Uare – Ver
Mars

Ali Ben Ragel: Acelecilik, zorluklar, şanssız arayış ve aşırı acelecilik yüzünden ayıplanma.

İbn Ezra: Kısa vücutlu ve koyu olacak; dirseğinin altında siyah bir ben; konuşması hoş olacak; iyi yetişmiş ve kültürlü olacak; soylu olacak ve krallarla ilişkisi olacak (arkadaşlık edecek).

(20° – 30°)
Phouori – Tepis
Güneş

Ali Ben Ragel: Unutkanlık, küçümseme (az değer verme), oyunlar, alay (etme), aylaklık (işe yaramazlık).

İbn Ezra: Küçük bir çehre ve küçük gözler; cinsel ilişkiye talebi olan bir erkek olacak; uygun olmayan kelimeler sarfedecek ve ödevlerini yaralayacak.

YENGEÇ BURCU
(0° – 10°)
Sothis – Sothis
Venüs

Ali Ben Ragel: Bolluk (ya da dolgun, üreyen; kadınlarda: tombul; Alm. Üppigkeit), akıllılık, kendisini sevilen yapmak, incelik (muhtemelen kadınsı davranışa sahip olmak) ve merhametlilik.

İbn Ezra: Fiziksel olarak çekici, saçlar ve göz kapakları birbirine yakın; burun kanatları uzun ve omuzlar geniş; dirseğin altında ya da sağ kolda bir ben; iyi bir ruha ve birçok arkadaşa sahip olacak; kişileri aldatmada eksper olacak.

(10° – 20°)
Sit – Sith
Merkür

Ali Ben Ragel: Zevkler, neşe (sevinç), kadınlar, zenginlik ve bolluk.

İbn Ezra: Kızıl, kısa vücutlu ve sakalsız olacak; gözlerinde koyu bir beni olacak; her canlı tarafından sevilecek.

(20° – 30°)
Chnoumis – Thiumis
Ay

Ali Ben Ragel: Av, kaçakların takibi, birşeylere silahlar, mücadele ve karşıtlık koyarak ulaşmak.

İbn Ezra: Şişman, kısa boylu, kıllı göz kapakları, büyük bir mide ve uzun bir gövde. Güçlü olacak, bazen kalp krizi geçirecek ve kendi suçları altında eziyet çekecek.

ASLAN BURCU
(0° – 10°)
Charchnoumis – Craumonis
Satürn

Ali Ben Ragel: İğrençlikler, kötü işler, ceza çekmek, cüretkarlık ve savsaklık (ya da çapkınlık).

İbn Ezra: Vücut ve yüz güzel olacak; ten rengi kızıl, bulanık (donuk) gözler; göğsü ve bacakları düz olacak; midesinin üst bölümünden hasta olacak; insanlar arasında tanınmış ve krallarla ilişkide mütevazi olacak.

(10° – 20°)
Hetet – Sic
Jüpiter

Ali Ben Ragel: Tartışma, kolay aldatılma, endişe, bir bilgisi olmayanın hainler üzerindeki zaferi, kırım (katliam), meydan okuma ve meydan muharebesi (çarpışma).

İbn Ezra: Alımlı (sempatik) bir vücut, geniş göğüsler, küçük hayalar ve bacaklar; saçsız (ya da tüysüz) ve diyaframından hasta olacak; kendi insanları tarafından onurlandırılacak ve cömert olacak.

(20° – 30°)
Phoute – Futule
Mars

Ali Ben Ragel: Aşk, sosyallik, tartışmamak ve kavga çıkmaması için vazgeçmek.

İbn Ezra: Oldukça kısa bir boy, ten rengi beyaz ve zincifre kırmızısı; sesi güçlü olacak; kadınları sevecek ve birçok arkadaşı ve düşmanları olacak, birçok şikayeti olacak.

BAŞAK BURCU
(0° – 10°)
Tom – Thumis
Güneş

Ali Ben Ragel: Tohum ekmek, çift sürmek, toprağı işlemek ve insan yerleştirmek (halklandırmak), sahip olduklarını yığmak (biriktirmek) ve fazlalaştırmak.

İbn Ezra: Parlak saç, hoş bir yüz, güçlü bir ses; yazar ve matematikte eksper olacak.

(10° – 20°)
Ouosteukoti – Tophicus
Venüs

Ali Ben Ragel: Kazanç, para aramak ve muhafaza etmek, eksiklik, insanlarda korunma aramak.

İbn Ezra: Kazanmış bir görünüm, küçük gözler, şirin burun delikleri; iyi yetişmiş ve açık bir erkek olacak, geniş kalpliliğe yeteneği ve kompliman duymaktan hoşlanan birisi olacak.

(20° – 30°)
Apho – Afut
Merkür

Ali Ben Ragel: Yaşlılık, zayıflık, tembellik, organlarda bozukluklar, ağaçları sökmek ve köyleri halksızlandırmak.

İbn Ezra: Güzel bir görünüş, iyi yetişmiş olacak, hakiki anlamda zeki, alçakgönüllü ve bilge olacak.

TERAZİ BURCU
(0° – 10°)
Souchoe – Seuichut
Ay

Ali Ben Ragel: Adalet, hak, hakikat, kötü güç sahibi olanları zayıflardan ayırmak, muhtaç olanlara ve düşkünlere yardım etmek.

İbn Ezra: Güzel bir yüzü olacak, başında bir yarası olacak, elde ya da ayakta yakıcı bir acı hissedecek, çok çalışmadan yana dertli olacak ve alçakgönüllü (ya da uslu, terbiyeli, sade) ve kültürlü olacak.

(10° – 20°)
Ptechout – Sepisent
Satürn

Ali Ben Ragel: İyi bir durum ve fazlalık, iyi ve garantili bir yaşam.

İbn Ezra: Vücut, yüz ve fiziki yapı çekici, gözleri ve yanları bir parça deforme olmuş. Liberal ve cana yakın olacak.

(20° – 30°)
Chontari – Senta
Jüpiter

Ali Ben Ragel: Düşüncesizlik, homoseksüalite, şarkı (ya da şarkı söyleme), eğlence ve kötü eğilimleri izlemek.

İbn Ezra: İyi görünüşlü bir vücut, kazanmış gibi bir duruş, kusurlu görme yetisi; tanınacak ve insanları tarafından kendisine saygı duyulacak.

AKREP BURCU
(0° – 10°)
Stochneni – Sentacer
Mars

Ali Ben Ragel: Mücadele, üzüntü, aldatma ve kıskançlık.

İbn Ezra: Oldukça çekici, kafada bir ben; gözleri bir kedinin gözlerine benzeyecek ve geniş bir göğüs kafesi olacak; bazen sol ayak ya da sağ elde bir beni olacak; iyi yetiştirilmiş, hassas ve iyi bir konuşmacı olacak.

(10° – 20°)
Sesme – Tepsisen
Güneş

Ali Ben Ragel: Yüzleşmeler, gizleri açığa çıkarma, insanların arasına kendisine geri dezavantaj olarak dönecek fitne, fesat ve kötülük ekmek.

İbn Ezra: Büyük bir kafa ve oldukça tatlı bir biçim, cinsel organı ya da arka tarafında (sırtında) bir ben; iyi yetiştirilmiş ve konuşkan olacak.

(20° – 30°)
Sisieme – Sentineu
Venüs

Ali Ben Ragel: Dulluk, seksüel sapıklık (ya da baştan çıkartma, ayartma), iğrençlik ve zor kullanma ile gelen tecavüz.

İbn Ezra: Kısa bir vücut; gözler eğik (oblik, eğri, yatık, meyilli) görünecek; kadınları ve aşırı yemek yemeyi sevecek ve çok umutsuz (cesareti kırılmış) olacak.

YAY BURCU
(0° – 10°)
Reoua – Eregbuo
Merkür

Ali Ben Ragel: Cesaret, özgür olma ve şovalyelik.

İbn Ezra: Güzel ve tatlı şirin hatlara sahip olacak, duruşu dik olacak; iyi olanı koruyacak ve krallar ve lordlarla ilişkisi olacak.

(10° – 20°)
Seisme – Sagon
Ay

Ali Ben Ragel: Korkular, ağlama ve acı ve sürekli kendi vücudundan (ona birşey olacak diye) korkmak.

İbn Ezra: Yüz rengi safran ve göz kapakları birbirine çok yakın olmasına rağmen oldukça zarif bir vücudu olacak; göğsünde bir beni olacak.

(20° – 30°)
Konime – Chenene
Satürn

Ali Ben Ragel: İrade sayesinde birşeylere ulaşmaya çalışmak ve iradeden vazgeçmemek, tartışmak ve inat etmek (direnmek), kolayca kavgaya ve çirkin işlere girmek.

İbn Ezra: Büyük olacak ve alımlı bir yüze sahip olacak, gözleri bir kedininkine benzeyecek, göğüs kafesi geniş olacak, güçlü olacak ve sol ayağının üzerinde bir beni olacak, alçakgönüllü, yardımsever ve iyi yetiştirilmiş olacak.

OĞLAK BURCU
(0° – 10°)
Smat – Themeso
Jüpiter

Ali Ben Ragel: Eğlenmek, sevinmek, zayıflık ve hor görme yoluyla kazanmak ve kaybetmek.

İbn Ezra: Hoş bir vücut, geniş bir göğüs kafesi ve dirseğin alt yarısında koyu bir ben; zeki, alçakgönüllü, kültürlü ve geniş kalpli olacak.

(10° – 20°)
Sro – Epiemu
Mars

Ali Ben Ragel: Hakkında hiçbir fikir sahibi olmadığı ve gerçekleştiremeyeceği şeyleri talep etmek.

İbn Ezra: Alımlı (çekici) olacak; burun delikleri büyük ve şirin gözleri olacak; kötü niyetli olacak; çabuk kızan (ya da çabuk uyarıma gelen) ancak yüze gülen olacak.

(20° – 30°)
Isro – Omot
Güneş

Ali Ben Ragel: Hırs, ölçüsüz istif, şüphe.

İbn Ezra: Güzel bir vücudu olacak ancak yüzü safran renginde olacak; sol kolunda ya da cinsel organında bir beni olacak; kolay kızdırılacak; kötüyü hakir görecek ve kadınlara özlem duyacak; kültürlü ve sosyal olacak.

KOVA BURCU
(0° – 10°)
Tpechu – Oro
Venüs

Ali Ben Ragel: Sürekli kazanma isteği ve hiç ara vermemek (dinlenmemek), eziyet (dert) ve kayıp, yoksulluk ve bayağılık (alçaklık).

İbn Ezra: Yüz ve vücut güzel olacak; göğsünde ya da sol ayağında bir beni olacak; kültürlü, sosyal bir insan olacak.

(10° – 20°)
Chu – Cratero
Merkür

Ali Ben Ragel: Güzellik, anlama yetisi (akıl), sukunet, kızgınlığa düşmemek, iyi haberler.

İbn Ezra: Büyük ve kızıl sakallı; sırtta (ya da arkada, geride) ve dirseğin alt yarısında bir ben; yaşamında acı olacak.

(20° – 30°)
Tpebiou – Tepis
Ay

Ali Ben Ragel: Skandallar ve ayıp.

İbn Ezra: Kısa ve çekici bir vücudu olacak; kızıl bir yüz rengi ve dirseğin altında bir beni olacak ve kadınları sevecek.

BALIK BURCU
(0° – 10°)
Biou – Acha
Satürn

Ali Ben Ragel: Ağırlık, yaptıklarından şikayet etmeden birçok yola girmek, bir yerden diğerine yer değiştirmek ve mal (servet ya da sahip olacaklarını) ve kaynakları aramak.

İbn Ezra: Biçimi ve yüzü güzel olacak, dar bir göğüs kafesi olacak ve dirseğinin ya da ayağının altında bir beni olacak.

(10° – 20°)
Chontachretpibiou – Tepibui
Jüpiter

Ali Ben Ragel: Özsaygı, büyük irade, sorular ve kendini büyük ve önemli projelere angaje etmek.

İbn Ezra: Kısa vücut, alımlı bir görünüş, siyah sakal; kıllı olacak ve dirseğinin alt yarısında bir beni olacak; diğer insanlara karşı düşmanca olacak.

(20° – 30°)
Pitibiou – Uiu
Mars

Ali Ben Ragel: Ölçüyü kaçırma, kadın ve haylazlığa düşkünlük.

İbn Ezra: Altın kahverengisi olacak ve güzel gözleri olacak; sık olarak hastalanacak.

Devrim Yılmazer

Yayınlandı: on Ekim 20, 2006 at 11:34 am  Yorum yapın  

Quaoar

DENGENİN GÜCÜ

ÖNEMLİ NOT: Zaman nasıl kendi içinde akıp gitti ve değiştiyse, bu satırların yazarı da farklı bir sürece girdi. Dolayısıyla aşağıda okuyacağınız makalenin ilk kısımları yazıldığında Boğa ile Terazi burcunun her ikisinin de Venüs tarafından yönetilemeyeceğini düşünürken, artık o şekilde düşünmüyorum. Ancak yine de bu bölümü es geçmeyin çünkü onun sayesinde hem Boğa ve hem de Terazi burçları semboliklerini geniş bir yelpazede görebilirsiniz.

07.10.2002 tarihinde Pasadena’da (USA) California Institute of Technology astronomları Chad Trujillo ve Mike Brown tarafından bulunan yeni bir gök cisminin keşif haberi verildi. Quaoar, doğaldır ki keşfedilen ilk cisim değildir. Ne var ki keşfi önemli kılan, Pluto’nun planet statüsüne açıkça meydan okuması oldu. Bu çalışmada Quaoar`ın astrolojik önemine bir bakış atacağız.

1. ASTRONOMİDE QUAOAR

Quaoar, herşeyden önce Kuiper kemerinde (KBO’s, Asteoridler kuşağı) bulunan transneptünik bir cisim olup katalog adı 2002 LM60′ tır.

Quaoar’ın çapının yaklaşık 1280 km. olduğu düşünülmektedir ve böylece, Güneş sisteminde Pluto’dan sonra bulunmuş en büyük cisim olma özelliği kazanmıştır.

Quaoar, tüm asteoridleri içine alabilecek kadar büyüktür ve çapı, Dünya’nın 1/10′una, Ay’ın 1/3′üne ve Pluto’nun da yarısına denk gelmektedir.

Güneş’in çevresinde, neredeyse olağanüstü düzenli ve uyumlu bir yörünge izler. Yandaki resimde Quaoar’ın yörüngesi görülmektedir.

Güneş’ten uzaklığı yaklaşık 6 milyar km. olup, Güneş çevresindeki bir turu da 288 yıl sürmektedir.

Şimdilik asteorid olarak kataloglanan bu cisim, 1982 yılında ilk kez astronom Charlie Kowal tarafından fotoğraflanmasına rağmen, bu kadar büyük bir cisim olduğu farkedilememiştir.

Quaoar’ın keşfi, Pluto’nun planet statüsünü zayıflatmıştır, çünkü Pluto’nun da Kuiper kemerindeki Quaoar ve diğer objelerle aynı özellikte olduğu bilinmektedir. Aynı bölgede Pluto’dan da daha büyük cisimler olduğu, astronomlar tarafından tahmin edilmektedir.

Bu resimde de temsili olarak Dünya, Ay, Pluto ve en sonda da Quaoar’ı görmekteyiz . Bu cisimden sonra en büyük iki Kuiper kemeri objesi ise Varuna ve Ixion’dur.

2. ASTROLOJİDE QUAOAR

Quaoar’la ilgili bu kısa astronomik bilgilerden sonra, cismi astrolojik olarak incelemeye başlayabiliriz.

2.1. Quaoar’ın Keşif Haritası

Gök cisimlerinin keşif haritaları, çoğu zaman gezegenle dünyasal olaylar arasındaki sıkı ilişkileri gösterirler. Bu nedenle, öncelikle Quaoar’ın keşif haritasına bakalım:


a. Öncelikle ilk gördüğümüz, Pluto’yla Güneş’in karşı karşıya oldukları. Yani burada bir “Pluto tutulması”ndan bahsetmek olası. Bu konumun kendisi bile, cismin bulunuşuyla Pluto’nun planet statüsüne bir saldırı olduğunu açık olarak gösteriyor.

b. Quaoar’la Neptün arasında neredeyse ekzakt sekstil görünümü ise, Quaoar’ın idealist ve belki de hayalci veya yaratıcı içeriğine önem vermemiz gerektiğini anlatmakta. Öte yandan Quaoar’ın, daha önce defalarca görüntülenmesine rağmen farkedilememesi de cismin neptünik karakterine uygundur.

c. Zaman zaman Pluto’nun ötesine geçebilmesi, terör gibi bir kavramın en son sınır olmadığını ve her saldırıyı izleyenin denge olduğunu gösteriyor olabilir ki, bunu Quaoar mitolojisinde de bulacağız.

d. Quaoar’ın Jüpiter’le üçgen görünümü, cismin yargı ve adalet ve inanç gibi kavramlara yakınlığını gösteriyor. Onun dışında Jüpiter’in yönettiği Yay burcu, Amerika’nın da yükselen burcudur ve Quaoar mitolojisi, California kızılderililerinin bir öyküsü olup, daha sonra da anlatılacağı gibi, muhtemelen zodyakta Yay burcuyla doğal bir sekstili olan Terazi burcu özellikleri taşımaktadır.

e. Haritada Aslan yükseleni, cismin belirli bir dikkati hak ettiğini göstermekte. Bunun da ötesinde Quaoar, şarkı söyleyerek ve dansederek dengelemektir ve bu anlamlar da, Aslan yükseleniyle direkt uyum içindedir. Öte yandan Quaoar, Güneş’ten oldukça uzak olmasına rağmen, aydınlık derecesi gereği, aynı uzaklıkta bulunan cisimlerle karşılaştırıldığında en ışıklı ve aydınlık olanıdır, bunu da Aslan yükselenine bağlayabiliriz. Quaoar’ın Güneş’le karşıt açısı ise, muhtemelen Güneş ışınlarının %10′unu yansıtmasındandır; bu oran, Pluto’da bile %60′tır.

Pluto kavuşumu da, cismin Akrep burcuyla bağlantılı olduğuna işaret ediyor olabilir ki buna daha sonra değinilecek.

2.2. Quaoar Mitolojisi

Astrolojide, yeni bulunan cisimlerin anlamlarına bakmak için, o cismin mitolojik öyküsünden faydalanılır. Bu Kızılderili mitolojisinin Türkçe çevirisi ise aşağıdaki gibidir:

“San Gabrielino halkı” ismiyle de bilinen Amerikan yerlilerinden Tongva halkı, İspanyollar ve diğer Avrupalıların bölgeye gelişinden önce Los Angeles’ta yaşıyordu. “Quaoar”, ismini onların yaratılış efsanesinden almaktadır. Aşağıda yazılanlar, Tongva kabilesi yaşlı bilgelerinden Mark Acuna’ya aittir:

“Yaratmanın büyük gücü Quaoar, yüce varlıkları (tanrıları) şarkı ve dans ile var etmiştir. Quaoar’ın belli bir biçimi ya da cinsiyeti bulunmamakla birlikte, genellikle eril zamir olarak anılır. O (Quaoar), önce ‘Weywot’ u, yâni “gök baba-gök tanrı ‘yı dans ve şarkı ile yaratır; sonra, ikisi birlikte ‘Chehooit’i, yâni “yer ana” yı meydana getirirler. Ortaya çıkan üçlü, bunun ardından ‘tamit’, yâni “güneş dede” ye hayat verir.Yüce varlıkların bu ilahi dans ve şarkıya birbiri ardına katılmasıyla, yaratış şarkısı ve dansı da giderek karmaşıklaşır. Sırayla, Ay Nine (çok karmaşık bir tanrı) ‘Moar’, Denizler Tanrıçası ‘Pamit’, vizyon ve düşlerin efendisi [rabbi de denebilir] ‘Manit’, besin ve ekin getirici ‘Manisar’, bizim büyük kahramanımız olan Gök Canavarı ‘Tukupar Itar’ ve yeraltı tanrıçası ‘Tolmalok’ şarkı, dans ve yaratışa katılırlar. Bu yüce varlıklara, dünyanın yaratılış öyküsünde, sırasıyla ‘Kartal, Ördek, Ayı ve Kurbağa’ yardım eder. Kurbağa, karanlık denizin derinliklerinden toprağı getirir; dört hayvan dans ederek onu düz ve geniş bir yer haline getirir. Sonra da, ‘Tanrılar ve Tanrıçalar’, adına ‘Tovangar’ denen bu dünyayı dağlar, tepeler, ağaçlar, ırmaklar vs. ile donatır. İlk erkek ‘Tobohar’ ve ilk kadın ‘Pahavit’ de bu muhteşem ‘yaratış dans ve şarkı döngüsü’nün ürünüdür.”

Bu mitolojik öyküde her ne kadar yaratma kavramı öne çıksa da, bunlar ayrıntılardır. (Quaoar, gökyüzünden bir tek amaç için iner; o da kaosa düzen vermektir. Daha sonra Dünya’yı 7 devin sırtına oturtur ve sonrasında da hayvanları ve insanı yaratır). Dolayısıyla Quaoar, yaratıcı güçten çok, düzen verici, denge getirici bir enerjidir özünde.

Quaoar kesfedildiğinde Dünya’da işlerin çok ta iyi gittiği iddia edilemez. Ortalığın kan gölüne döndüğü anlarda, 2002′de bulundu Quaoar. Dönemi kan gölüne çeviren olaylar, – ki bunlardan en önemlileri İsrail – Filistin arasındaki sürtüşmelerin had safhaya ulaşması, Irak – Amerika gerginliği, Bali’de bombalama olayı, genel anlamda kendisini gösteren ekonomik ve siyasal dengesizlikler, 11 Eylül ve Afganistan saldırılarıdır – bilindiği üzere Satürn karşıt Pluto semboliğinde saklıdır ve yine aynı dönem, Dünya’nın barışa özlem duyduğu, artık savaş istemediği ve terörü ve saldırganlığı, bombalamaları… lanetlediği zamansal aralığa karşılık gelmektedir.

Böylece iki önemli Quaoar karakteristiğini şimdiden tanımlayabilmiş oluyoruz:

1. Dengeleyici prensip ve
2. Pluto karşıtlığı veya plutosal prensiple uyumsuzluk.

Ve özellikle bir burcun Akrep’le anlaşabilme olasılığı hemen hemen yoktur, o da Terazi’dir.

3. VENÜS SORUNSALI: BOĞA MI YOKSA TERAZİ Mİ?

Son birkaç yüzyılda yeni gezegenlerin bulunmasıyla, Burçlar Kuşağı’nda da iki gezegenle yönetilen burçlar, yeni yöneticilerine kavuşmuş oldular. Ne var ki bu, sadece bir burç yöneticiliğine verilen gezegenlerin, eskiden hakimi oldukları ikinci burç üzerinde etkilerini yitirdikleri anlamına gelmiş olmadı. Öyle ki bu gezegenler, soru astrolojisinde hala her iki burcun da yöneticisiymiş gibi kabul görürler ve bu astroloji türünde de, bu yöntemle oldukça doyurucu sonuçlar elde edilmektedir.

Ancak iki burcun daha hala hakimi yoktur; Boğa ve Terazi burçları. Başak burcu ise, Chiron’la fikrime göre oldukça uyumlu sonuçlar vermektedir ve Chiron’un Başak burcu üzerindeki etkisi de, gün geçtikçe kabul görmektedir.

Chiron, haritada yaralı olduğumuz alanları göstermesi açısından önemlidir ve mitolojide de yarasını iyileştirebilmek için olağanüstü bir çaba gösterir. Bu çaba, onu ince eleyip sık dokuyan, kılı kırk yaran bir perfeksiyonist yapar. Yarası üstüne düşüp her türlü ayrıntıyı hesap edebilmelidir ki, şifa ilaçlarını bulabilsin.

Tüm bu uğraşlar, doğaldır ki onu dertli bir simge yapacaktır. Bu ve yukarıda da kısaca bahsettiğimiz anlamlar, beni Chiron’u Başak burcuna yaklaştırmaya zorluyor.

Boğa ve Terazi ise, daha hala bir tek gezegen tarafından yönetilmektedir: Venüs. İşte bu durum, Boğa’nın hangi burcun atmosferini daha iyi yansıttığını gösteren bir tartışma açtırabilir bize.

3.1. Venüs kimdir? Venüs – Boğa İlintileri

3.1.1. Venüs ve Cinsellik Konusu

Cinsellik, Boğa’nın temel konularından birisidir çünkü, birbirlerine karşıt olan burçlar, aynı zamanda konu birliği de yaparlar. Ne var ki karşıtlık, aynı konunun değişik biçimlerde dile getirilişinden kaynaklanır. Örneğin Boğa ile Akrep karşıtlıkları arasındaki ortak kelimelerden biri, sahip olmadır. Ne var ki karşıtlık, bu iki burcun bu ortak konuya bakış açılarında yatar; Boğa, kendi malına sonuna kadar sahiplenirken, Akrep’in varoluş amacı da, başkalarının malına sahiplenme şeklinde gelişecektir ve bu durumda, her iki burç arasında da açık bir sürtüşme olduğu açıktır.

Venüs, herşeyden önce cinsellikle ilgili tipik planetlerden birisidir ve bu, mitolojideki Venüs’ten yola çıkılarak söylenmektedir. Mısır’da Bast veya Hathor, Sümer’de Inanna, Babil’de Isthar, Antik Yunan’da Aphrodite ve Roma’da da Venüs olarak isimlendirilmiştir.

Liz Green’e göre “Tapınak hizmetçileri, Eros’un karakterini taşıyan ve yansıtan kutsal kişilerdir ve sadece Venüs’te bulabileceğimiz kutsal seksüel enerjinin sahibidirler. Ne var ki bu enerji, bilinen ahlaki kurallara ters bir cinsellik taşır. Evlilik yoluyla bir bağ yoktur ve romantik bir aşkın zincirlerine bağlı da değildirler” (Bu hizmetçiler, tapınağa ilk gelen yabancıya kendilerini sunar ve bekaret zincirlerinden arınırlardı ve bu, onlar için önemi olan bir ritualdi).

Aynı paradoksu, Boğa’da da görmekteyiz. Boğa’nın cinsellik anlayışı, soyut ahlaki kural ve kısıtlamalarla uyum içerisinde değildir ( Boğa ile ahlakı temsil eden Yay burçları arasında, uyumsuzluğu ve ortak olmamayı temsil eden 150° ‘lik görünüm vardır). Boğa’nın bu tip bir konuya yaklaşımındaki temel kıstas, onun daha çok ihtiyaçlarını, zevklerini ve kendisine verdiği değeri ön plana çeker. Boğa’nın temel karakteristiği, duygusal bağlar olmaksızın zevk ve aşkı tatmaktır. Venüs te, ne bir erkek tarafından sınırlanır ve ne de bağlılık duyguları içerisindedir; onun amacı, zevk ve mutluluktur ve bunların tümü, alışılagelen temel ahlaki yapılara terstir.

Aphrodite’nin temel karakterine daha derin bakalım: “Aphrodite, mitolojide Hephaistos’la evli olmasına rağmen, ona kesinlikle sadık değildir ve sadece ama sadece kendine aittir. Eski aşk tanrıçaları Inanna ve Isthar ise evli değildirler ve bazen de “bakire aşk hizmetçileri” olarak tanımlanırlar. Latincede “Virgo” (= Başak burcu), “evli olmayan” ve “sadece kendine ait olan” demektir.

“Erotik özlem” duygusu, yine Aphrodite’nin temel özelliklerindendir ve bu, onun cinsellik yanını iyice vurgular. Aşk tanrıçası Venüs’te aşk, “kutsal aşk” değildir; bu, neptüniktir. Venüs’ün aşkı, cinsel temelde değerlendirilmelidir.

Venüs, mutlak kendini sevmeyi ve kendine değer duygusunu sembolize eder. Bu özellik ise tamamen Boğa burcuna uygundur ve hatta onun temelidir.

Venüs, mitolojide “Altın Elma” nın sahibi bir semboliktir ve elma ise, yaratılış öyküsünde de görüleceği üzere, bilincin sembolü olmuştur; Adem ve Havva, elmadan yerler ve bu şekilde cinselliklerinin farkına varırlar. Bu ise, cennetten kovulmaları için yeterli sebep olacaktır; erotik duyguların canlanması, bilincin ortaya çıkmasıyla sembolik benzerlik taşır. Bu durum ise, bizi yine Boğa – Akrep aksına ve onların konularına yaklaştırmaktadır.

Aphrodite, ayrıca sahip olan ve kendini sahip olduklarıyla değerli ve güvende hisseden bir tanrıçadır; cinselliği ise (Venüs’ün plutonik yanı), kovaladığına sahip oluncaya kadar sürecektir.

Haritamızda Venüs, ne zaman transit veya progresif hareketlerle önemli bir konuma gelse, kendimizin ve değer verdiklerimizin farkına varma gibi bir ihtiyaçla karşı karşıya kalırız. Bazen öyle bir an gelir ki, değer verdiklerimiz, toplumun genel ahlak yapıları ve beklentilerine ters düşer ve bu da, Venüs’ün Yay burcuyla birbirlerine ters bakışını anlatmakta; bu sadece Boğa olabilir.

Venüs kıskançtır da aynı zamanda ve kesinlikle sahip olmak ister. Buna en iyi örnek ise, Venüs’ün Kreta Kralı Minos’un karısı Pasiphae’ye yaptıklarıdır; Minos’u elde etmek isteyen Aphrodite, Pasiphae’yi bir Boğa’ya (!) aşık eder. Bu durum, aynı zamanda da onun ne kadar ahlaki kurallarla ilintisiz olduğunu da göstermektedir ki Aphrodite, Boğa – Akrep ekseninin tanrıçasıdır.

“2. evin anlamı, kişinin kendi vücudunu sevmesi ve ihtiyaçlarını yerine getirebilmesiyle başlar. Bunlar sadece seksüel ihtiyaçlar değildirler, material yaşama ait olan tüm gereksinmeler, 2. evin alanındadır. Beslendiğimiz tüketim maddeleri, uyuduğumuz yatak, kullandığımız şampuan… kısaca sahip olduklarımızın tümüdür bunlar”. Bu aktarılanlar ise, klasik olarak Venüs karakteristiklerindendir. Ağır kokular ve gül çeşitleri de, tipik Venüs seksüelliğinin maddeleridirler ve tüm bunlar, bizi yine Boğa burcuna götürmektedir; “Aphrodisiakum” un (= Afrodizyak), “Aphrodite” kelimesinden üretildiğini de bu noktada hatırlatalım. Güvercinin çıkardığı seslerin ise, eskiden beri kişide cinsellik duygularını uyandırıcı rol oynadığı düşünülür ve güvercin de, elma gibi tipik Aphrodite”emboliklerinden birisidir.

Liz Greene, ” Heterlerin, ki onların koruyucu tanrıçası Aphrodite’dir, eski Yunan’da ” evliliğe karşı” önemli bir toplumsal sınıf oluşturduklarından” bahsetmekte. Bu da kanımca Boğa ve evlilik temsilcisi Terazi burçları arasındaki doğal 150′lik açının çok güzel anlatımlarından birini ifade etmektedir çünkü Boğa gibi ağır ve gelenekçi olduğu düşünülen bir burcun, evlilik tarafında yer alacağını düşünebiliriz pekala. Ne var ki bu durum, yukarıdaki örneğe göre yanıltıcıdır (Qincunx).

“Venüs’ün en temel anlamı, kendisini sevmesi ve kendine verdiği değerdir”. Venüs, kendisine verdiği değeri, vücuduna verdiği değerle eş tutar ve bu da, yine Boğa burcu ve 2. evle ilişkilidir. Öte yandan Venüs, erotik gücün sembolüdür (Yine Boğa – Akrep konu ortaklığı).

Venüs, bunun dışında doğurgandır da. Bu da, bize direkt olarak doğurganlığı anlatan Yengeç’le Boğa burcu ilişkisini anlatıyor; her iki burç ta, birbirleriyle uyumludurlar ve sextil kurarlar.

Öte yandan Venüs, saf sevginin ve aşkın değil (neptünik anlamıyla), “erotik aşk” ın sembolüdür ve tamamen bireyseldir ve bu da yine Boğa – Akrep aksının konusudur.

Tüm bunlar, Venüs ile Boğa burcu arasındaki cinselliğe dair bağlantılardır.

3.1.2. Venüs ve Diğer Boğa Burcu Konuları

a. Venüs, doğum haritasında neredeyse orada potensiyal bir yetenek vardır. “İngiliz dilinde “yetenek” (talent) eskiden “para” için kullanılan bir kelimedir” ve bununla ilişkili olarak ta Venüs ile 2. ev arasında bağlantı kurmak zor değildir.

b. Tarotta 3 numaralı Büyük Arkana kartı, tamamen Venüs semboliği üzerine kuruludur ve cinsellik, sevgili olarak kadın, duygular ve anaçlığı simgeler; imparatoriçe, kontrol edilemeyen duygular aracılığıyla alır ve verir. Bu kart, aynı zamanda da sadece vücutsal tecrübeyle anlaşılabilecek kaliteleri simgeler; düşünce ve entelektüalite (Terazi burcu), bu kartın anlamları arasında değildir. İnsan, varoluşuna (Akrep) sadece venüssel tecrübelerle, dokunmayla ve fiziksel ihtiyaçların giderilmesiyle anlam verebilir. Vücut ve doğa ise, bu kartın diğer bir gerçekliği arasındadır ve bu da Venüs’ü tekrar Boğa’yla ilişkilendirir.

c. İmparatoriçe’nin ayakları altında bir ekin tarlası vardır; bu tanrıça, tarlaların ve ekinlerin patroniçesiydi ve Avrupa’nın kuzeybatı kısımlarında da “Çekirdek Tanrıçası” olarak anılırdı.

d. İmparatoriçe, bunların dışında doğanın kendisini ve doğurganlığı da simgeler; Dünya’da hemen her yerde, “Doğa Ana” dan konuşulduğunu bilmekteyiz. Kartın üzerindeki Venüs sembolüne dikkat edelim. Bu kart, açık olarak Boğa’yı anlatmaktadır, Terazi’yi değil.

e. Aphrodite, nereden geçerse geçsin, yerden otlar ve çiçekler çıkardı ve çoğunlukla bir güvercin, ona eşlik ederdi. Bu bağlantı da, Venüs’ün toprak yönünü daha çok vurgulamaktadır. Aynı kaynağa göre Aphrodite (“köpükten doğan”), kaostan çıkan, denizde danseden ve Suriye ile İsrail’de Ischtar veya Aschtaroth olarak adlandırılan ve onurlandırılan tanrıçalarla aynıdır. Burada da “deniz” in, toprağı besleyici yönüne ve dolayısıyla Boğa ile Balık arasındaki doğal sextile dikkat edelim. Terazi ise, yine söz konusu değildir.

f. Aphrodite’nin rahibeleri ise, her bahar denizde yıkanırlar ve oradan gençleşmiş olarak çıkarlardı. “Bahar”la kastedilen, muhtemelen mayıs ayıdır ve mayıs, aynı zamanda da Boğa burcunun ayıdır.

g. Aphrodite’nin “yaşamdaki ölüm”ün tanrıçası olarak birçok ismi vardı. Atina’da kader tanrıçalarının en eskilerinden biridir ve farklı olarak ta, aşk oyunlarını gece gerçekleştirdiği için “siyah” ve “karanlık” olarak isimleri vardı ve bunun dışında “keçi” de, Aphrodite’ye sunulan adaktır. Burada sözü geçen herşeyi, direkt olarak Boğa – Akrep eksenine bağlamamız gerekir. Yaşamdaki ölüm, siyah, karanlık, kader tanrıçası… hemen hepsi Akrep’le ve Boğa’nın karanlık yönleriyle ilişkilidir.

h. Aphrodite’yle özdeşleştirilen diğer iki sembol de ” gül” ve “Boğa ciğeri” dir ki bunlar da, Boğa burcu sembolikleridir.

ı. Karşıt burçların, aynı konuların değişik davranış biçimlerini gösterdiklerinden bahsetmiştik. Boğa ile Akrep arasındaki diğer bir ortak konu ise varoluştur. Bu ana temayı, her iki burç ta yaşam ve ölüm başlıkları altında incelerler. Ölümden sonra gelen yaşamdır, fiziki varoluştur, doğadır ve bunları anlatan, Boğa Venüs’üdür. Akrep burcunun ayı kasımdır ve ölümü, ekinlerin yokoluşunu simgeler; öte yandan mayıs ayı da, ekinlerin tekrar canlandığı aydır ve bu ay da, Boğa’nın ve Venüs’ündür; mayısın semboliği, yaşamdır.

i. Hercules’in, plutonik yaratığı (Akrep) öldürdükten sonra bulacağı ödül, torba içinde elmaslardı; yani değerli taşlar, Venüs (Boğa). Burada Terazi yine işin içinde değildir. Boğa’yla Akrep ise karşıt burçlardır.

j. Venüs’ün mitolojik arketipi, Demeter gibi Doğa kültü üzerinedir. Verimlilik, toprak, üreme vs.. Venüs, na mı diğer Aphrodite, daha erken dönem bir tanrıça olarak doğanın ve toprağın verimliliğini sağlar. Sayısız çocuğu ve aşığı vardır ve o olmazsa toprağın çorak kalacağından bahsedilir.

k. Venüs’ün yüceliminin Balık’ta olması da, onun Boğa’ya yakın olduğunu işaret edebilir. Bu arada Güneş, Mars’ın Koç’unda yükselirken Ay, Venüs’ün Boğa’sında yükseliyor.

l. Bunun dışında Merkür iki burçtan ilkine (aslında belli değil daha, ancak biliyoruz ki veya hissediyoruz ki ilkine daha yakın); Mars, iki burçtan ilkine; Jüpiter, iki burçtan ilkine; Satürn, iki burçtan ilkine verildi şimdiye kadar. Bu durumda, Venüs’ün de iki burçtan ilkine verilmesi, çok garip olmayabilir.

m. Diğer yandan, iki eril görünümün Mars ve Güneş ve iki dişil görünümün de Venüs ve Ay olduğunu hatırlarsak, aynı statüdeki Ay ve Güneş’in burçlarının zodyakta yanyana durmasından yola çıkarak, Mars ve Venüs’ün de yanyana durmaları gerektiğini – Koç ve Boğa olarak – düşünebiliriz.

Bunların düz mantık olduğunu düşünenler için simetrinin zodyakta ne kadar önemli olduğunu ekleyelim.

Bu bölümde yazılanlar, Venüs – Terazi ilişkisinin olmadığı gibi bir anlama çekilmemelidir; burada tartışılan, sadece hangi burcun Venüs atmosferini daha iyi yansıtabildiği üzerinedir. Bu çalışmadan çıkan sonuç ise, bu atmosferin Boğa burcu tarafından daha özsel yansıtıldığına yöneliktir.

4. QUAOAR’LA ZAMANDA YOLCULUK

4.1. Terazi Burcu

Bu bölümde politik global olaylar üzerinde durulacağından, Terazi burcunun genel anlamlarına bakmak doğru olur.

Terazi burcu, herşeyden önce dengeleyici prensiptir. Dolayısıyla savaşlar (özellikle denge unsuru güdüyorsa), barışlar, barış antlaşmaları, savaşta zafer, siyasi partiler, sanat, çevre düzenleme, global evlilikler (ünlü evlilikleri ya da örneğin şirket evlilikleri), karar mekanizmaları, yargı (adalet unsuru), insan etik yapı ve anlayışına uygun yasalar, düzen, yargıç (karardan önceki kararsızlık anı), eşitlik, yansızlık, tarafsızlık, kozmetik, moda, politica, taktik, strateji gibi konular, Terazi burcunun ana temalarıdır.

Terazi burcu semboliğinin kendisi, ilk olarak M.Ö. 2 yy. da görülmüş görece yeni bir semboliktir ve bundan dolayı bazı yazarlar, Terazi burcunun erken astroloji zamanlarında kendi başına bir burç olarak var olmadığını söylüyorlar. Bunun yerine Akrep burcu, bugünkünün 2 misliydi ve 2 ayrı yön taşımaktaydı. Bugün Terazi olarak tanımlanan kısmın adı, aslında chelae dir ve “Akrep’in kıskaçları” anlamına gelir. Aynı şekilde Mısırlılar da Terazi sembolünü, ölü ruhların Osiris aracılığıyla yeraltına yolculuklarının refakatinde kullanırlardı.

4.2. Global Görünümler

4.2.1. Quaoar – Neptün Örtüşümleri

1. 1554 – 1558 (Quaoar Boğa’da kavuşum Neptün Boğa’da)

Neptün, bilindiği üzere yanılgıların planetidir. Belirli bir beklenti vardır ve o beklenti, tamamına, sonucuna erdirilmeye çalışılır.

Balık’la Terazi arasında ise, yine yanılgı ve hayal kırıklıklarını simgeleyen quincunx bulunur. Dolayısıyla her iki gezegenin buluşmasının, özünde zaten beklentileri yanılgıya uğratabilecek bir karaktere sahip olduğunu gözönünde bulunduralım.

Dönemin tarihsel olaylarından bazıları ise aşağıda sıralanmıştır:

A. 1555′teki ilk olay, İspanya kralı II. Phillip ‘in, evlendiği İngiliz kraliçesi I. Maria’yı boşamasıdır. Quaoar`ı Terazi’yle ilişkilendirdiğimize göre , bu açıyı “beklentileri karşılamayan, hüsranla sonuçlanan evlilikler” olarak açıklamak yanlış olmaz.

Öte yandan, Phillip’in Maria’yı terketmesinin nedeni ise çocuksuzluktur ve bu durum, evliliğin güven vermeyen yanıdır. Böyle bir olgu ise, kendi varlığını sahip olduğu reel maddelerle güvende hisseden Boğa için hoş bir durum değildir. Artı, Boğa’nın yöneticisi Venüs doğurganlıkla ilgilidir.

Evlilik , 1554′te gerçekleşmiştir ve bu sırada Qua ile Neptün arasında 2 derece vardır ve hem evlilikler hem de boşanmalar, Terazi’yle ilişkilidirler.

B. Moskova’da Basilius Katedralinin yapımına başlandığı bu tarih, Qua kavuşum Neptün’e cok iyi bir örnek oluşturuyor. Terazi, mimarlık ve mimari yapıları simgeler. Moskova’nın en önemli ve estetik dinsel yapılarından birisi, bu açı altında oluşturulmaya başlanmıştır. Estetik (Terazi), din (Neptün) ve ortaya çıkartılan gerçeklik, yapı (Boğa), bu şekilde birleştirilmiştir.

C. Dönem öncesi, din savaşlarının olduğu bir dönemdir ve protestanlarla katolikler arasında zorlu mücadeleler olmaktadır. Ne var ki, 05.02.1555′ten beri süregelen toplantılar, 25.09.1555′te din savaşlarını bitirecektir. Anlaşmaya göre, kişilerin kendilerine bağlı bulundukları yerel yöneticiler, din seçimini serbest olarak yapabileceklerdir. Ne var ki bireyler, bu haktan yoksun bırakılmışlardır. Bu tarih, din (Neptün) savaşlarının bittiği, dengelendiği (Terazi) bir anlaşmanin (Terazi) yapıldığı döneme karşılık gelmektedir ve Qua kavuşum Neptün’e çok iyi oturmaktadır ve yine aynı tarihte Qua’yla Neptün arasında 0,5 derecelik aplikatif bir kavuşum toleransı vardır.

D. Fransa Kralı II. Heinrich, 1559′a kadar sürecek İspanyol – Fransız savaşının devamı olarak Fransız – Habsburg (bugünkü Macaristan) savaşını 1556′da başlatır. Ne var ki İngiliz ve İspanyol orduları, St. Quentin’de Fransız ordularını yenecek ve Habsburg Krallığı, Buda ve Peşt olarak ikiye bölünecektir.

Dönemin konumuzla ilgili en önemli özelliği, II. Heinrich ‘in birtakım hayallere (Neptün) girerek toprakları isteyip denge sağlamaya yönelik (Terazi) istekleri olmasıdır ve savaş ta zaten bu sebepten çıkmıştır. Ne var ki, zafer (Terazi) hayalleri (Neptün) çabuk bitmiştir.

E. Heidelberg’te erken rönesans dönemi stilinde kurgulanmış Ottoheinrich Sarayı tamamlanmıştır. Bu yapı, sadece Alman rönesansının değil, dönemin en anlamlı yapılarından birisidir ve tüm bir ortaçağın da Neptün etkisi altında olduğunu bu noktada unutmamak gerekir.

F. Prag’ta zevk Sarayı Belvedere’nin yapımı 1558′de bitirildi. Bu saray, I. Ferdinand ‘ın karısı Anna için(Terazi) yaptırmış olduğu bir saraydır. “Zevk sarayı” ise, tamamen Boğa’yla ilgilidir. Bu saray, bugün dahi Prag’ın en güzel ve estetik (Terazi) yapılarından birisidir.

G. Gioseffo Zarlino, 1617′de müzik alanında “dur” ve “moll”‘ün tanımını yaparak “Uyum Öğretisi”ni kurdu.

Terazi, müzik demektir ve “uyum” kelimesi de yine tamamıyla teraziliktir. İlham ve hayalgücü ise , bilindiği üzere Neptün’le ilişkilidir. Bu, oldukça önemli bir örnektir ve açının anlamına çok iyi oturmaktadır.

2. 1616 – 1620 (Quaoar Aslan’da sekstil Neptün Terazi’de)

A. 1614′de başlayan Rus – İsveç savaşı, taraflar arasında 26.01.1617′de imzalanan Stolbovo anlaşmasıyla sona erdi.

Tüm anlaşmalar, Terazi semboliğine aittirler cünkü Terazi’nin dengeleme prensibine uygundurlar. Yukarıda belirtilen anlaşma imzalandığında, Qua ile Neptün arasındaki aplikatif tolerans değeri 0,5 derecedir.

Anlaşmanın neptünik tarafi ise, İsveç’in beklentilerinin yerine gelmemesidir. 1613′te İsveç tarafından alınmış olan Novgorod, Ruslarca işgal edilir ve durumu tekrar dengelemek için (Terazi) gönderilen İsveç ordusu da Rusya’da Pskov civarlarında yenilir. Dolayısıyla İsveç’in hayalkırıklığına uğradığı (Neptün) bir savaş ve yine aynı karakterli bir anlaşma vardır ortada; İsveç, kendisi için o zamanlar önemli olan birkaç kenti kaybeder (Neptün).

B. Polonya, 11.12.1618′de imzalanan Deulino barış anlaşmasına göre Rusya’dan Smolensk bölgesine kadar geri çekiliyor.

1609′da Polonya Kralı III. Sigismund, Moskova’yı kendisi yönetmek istediğinden Rusya’ya savaş açar. Ne var ki, ayaklanan Ruslar Polenleri 1617′ye kadar geri çekilmeye zorlarlar. Sigismund’un oğlu Ladislas, 1917′de son kez Moskova’ya saldirsa da başarılı olamaz ve barış anlaşması imzalanır. Bu anlaşma, yine Neptün’e tipik bir örnektir; beklentileri karşılamaktan uzaktır.

3. 1648 – 1652 ( Quaoar Başak’ta kare Neptün Yay’da)

A. 15. 05. 1648′de Avrupa’da 30 yıl savaşlarını bitiren barış anlaşması imzalandı. Anlaşma savaşları bitirse de, genel olarak hiçbir tarafa yaradığı söylenemez. Anlaşmanın sonuçları ise, konumuz için önemlidir:

1. Avrupa’nın o ana kadar ki güçler dengesini (Terazi, denge kaybı) belirleyen ülkeler yer değiştirmişlerdir.
2. Papa’nın gücü önemli ölçüde bitmiştir (Papa = Neptün) kare (anlaşma = Quaoar).
3. Katolik ve protestanlar, iki eşit grup olarak tanınmışlardır.

Bu sonuçların hepsinin, Qua – Neptün karesini gösterdiği gün gibi açıktır. Artı olarak Papa da (Neptün) anlaşmayı (Quaoar) lanetlemiştir ki bu, konumuz olan konstelasyonun en açık örneklerinden birini sunmaktadır.

B. 1650′de Habsburg’ta katolikleştirmenin güç kullanılarak zorla kabul ettirilmek istendiğini görmekteyiz. Bu durum, o tarihlerde görülen Neptün karşıt Pluto konstelasyonuna karşılık gelmektedir ve ardından olayların, dengeler kaydırılarak durdurulması da – ki protestanlara daha fazla ayrıcalık tanınmıştır – yine Qua kare Neptün’e çok uygun örnek teşkil etmektedirler.

C. Brandenburg Prusyası’nda büyük Friedrich Wilhelm, 1651′de merkezden yönetilen gizli (Neptün) bir kurul (Terazi) oluşturarak, toprak durumunu zayıflatıp mutlakçılıkla yönetilecek Prusya’nın temellerini atar. Bu sırada da Qua – Neptün ekzakt pozisyondadır.

4. 1680 – 1684 ( Quaoar Terazi’de üçgen Neptün Kova’da)

A. Bu dönemde sanat alanındaki en önemli olay, kuşkusuz 1681′de fransız bale hocası Beauchamp’ın , ilk kez bir kadın dansçıyı sahneye çıkartmasıdır . Bu durum, o dönem için bir devrim niteliği taşımaktadır ve Neptün de Kova’dadır. Kamuoyu, dans ve sanat ise direkt olarak Terazi’yle ilişkilidir ve dönemde, bu tip bir olayı anlatabilecek başka bir açısal görünüm de yoktur. Quaoar, ilerde de görüleceği üzere, kadınlarla ilgili olaylarda sık sık başrolü oynuyor.

5. 1740 – 1744 ( Quaoar Oğlak’ta karşıt Neptün Yengeç’te)

A. II. Friedrich’in Silezya Savaşı, 1740′ta başladı.

Dönemin özelliği, Avusturya ile Prusya arasındaki karşılıklı çekişmedir ve Prusya, dönemin 4. büyük ordusuna sahiptir. Prusya Kralı Friedrich Wilhelm, Silezya’yı kuşatır (16.12.1740). Ün ve şeref kazanma duygusu, kuşatmada başrolü oynar. Böylece dönemin diğer gücü Avusturya’yı karşısına alır ancak 1741′deki ilk karşılaşmada avusturyalıları yener. Ne var ki arkasından tekrar yenilir ve Fransa, İspanya, Bayern ve Sachsen’la birlik kurar. Sonrasında ise Avusturya yenilir. 11.06. 1741′de de Breslau’da barış anlaşması imzalanır. Avusturya, Silezya’yı Prusya’ya terkedecektir.

1. Savaşın başlama anını dikkate alırsak, neredeyse ekzakt Qua karşıt Neptün konumunu görürüz. Bu savaş, zaten dengelerle (Terazi) ilgilidir çünkü, Silezya’nın alınması, Avusturya’nin aleyhine dengelerin bozulmasına neden olacaktır.
2. Bu savaşta ülkelerin Avusturya’ya karşı birlik olusturdukları görülür ve bu durum da tamamen evlilikleri ve birliktelikleri simgeleyen Terazi’yle ilişkilidir.
3. Anlaşma, Avusturya’nın aleyhine sonuçlanmıştır ve bu noktada da Qua ve Neptün karşılıklı durmaktadırlar. Bunu yine, neptünik hayallerin yıkılması olarak değerlendirmek, dönem atmosferini yansıtan en önemli düşüncedir.

6. 1938 – 1942 ( Quaoar Başak’ta kavuşum Neptün Başak’ta)

II. Dünya Savaşı, Quaoar – Neptün birleşimine oldukça iyi örnekler sunmaktadır. Bu örneklerden bazılarını aşağıda bulacaksınız.

A. 22. 12.1938′de Japonlar, işgal ettikleri Çin’e bir barış anlaşması (Terazi) teklifi sunarlar. Ancak bu anlaşma, Japonların Doğu Asya’daki hakimiyetini öngörmektedir. Dolayısıyla bu taslak, ne Tschiang Kai-schek ve ne de Mao Tse-tung tarafından kabul görür ve savaş devam eder.

Bu barış planı (Terazi), görüldüğü üzere tamamen aldatmacaya yöneliktir çünkü Japonlar, Çin üzerinde hakimiyet kurmak istiyorlardı. Aldatmaca deyince de yanıltıcı gezegen Neptün’ün işin içinde olduğu anlaşılıyor.

B. Almanya ile Fransa arasında 1938′de bir saldırmazlık paktı imzalanıyor.

Ne var ki bu anlaşma da aldatmacaya yöneliktir çünkü Hitler, daha sonra sözünü tutmayacaktır.

C. Yine 1938′de Albert Marquet “Yağmurda Quai de Conti” ve Max Beckmann da “Apaçi Dansı” isimli ünlü tablolarını yapiyorlar.

Bu, ilk bakışta çok ta önemli gibi gelmeyebilir ne var ki “Quai”‘nin Quaoar’la ve Apaçi dansının ise Quaoar’ın mitolojik öyküsüyle ne kadar benzeştiklerine dikkat edelim. Quaoar miti, bir kızılderili mitolojisidir.

Buradaki neptünik olgu ise, resimlerin ardındaki yaratıcı güç ve ilhamın kendisidir; resim, hayalgücünün tuvale aktarımıdır (Neptün).

D. Dönemin Quaoar’la ilişkili en önemli olaylarından birisi de Avusturya’nın 13.03.1938′de Hitler Almanyası’na bağlanmasıdır. Bu olay, tamamen terazisel birlikteliği ve onun da özünde bir evliliği çağrıstırıyor. Üstelik aynı tarihte böyle bir birlikteliği gösterecek başka bir açısal bağlantı da yoktur.

Bu evlilik, büyük hayallerle ve Avusturya’nın büyük sevgi gösterileri ve kutlamalarıyla gerçekleştirilmiştir; ne var ki Neptün, yine işbaşına gelecektir. Gezegenlerin bulunduğu Başak Burcu pozisyonu ise, gezegenlere tüm yaraların giderilmesi ve eksik hiçbir ayrıntının kalmaması anlamını vermektedir. Avusturya’nın, bir Alman uzantısı olduğu halde, bu açıdan önce Almanya’ya birleşik bir devlet olmamış olması, Başak’ın mükemmelliyetçilik ve eksik noktaların giderilmesi gibi anlamlarına ters düşmekteydi.

E. Aynı şekilde Çekoslavakya’nın, yaklaşık 3 milyon Almanın yaşadığı Sudeten bölgesi de, birleşim düşüncesi temel alınarak Hitler tarafından işgal edilmiş ve Almanya’ya bağlanmıştır ve bu, parçaların birleştirilmesinin 2. kısmıdır. Buradaki önemli nokta, Çekoslavakya’nın yaşadığı hayalkırıklığıdır (Neptün). 29.09.1938′de İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar ve Almanlar arasında yapılan München anlaşması ise, bu ülkelerin Alman istilasına karışmamasını öngörür ve bağlantıyı uluslararası zemine oturtur. Özellikle İngilizler, Almanya’nın saldırmasından çekinerek bu anlaşmanın ortaya çıkmasına aracı olmuşlardır ve bizi daha da ilgilendiren kısım ise, bu evlilik gercekleşirken Qua ile Neptün arasındaki kavusum tolerans değerinin aplikatif 2 derece olduğudur.

Birleşimle (Terazi) gelen büyük hayaller (Neptün) gibi bir açıklama, bu duruma olağanüstü uygun oturmakta.

F. Nisan 1939′da İtalya, Arnavutluk’u, daha aralarında dostluk anlaşmaları (Terazi) sürerken işgal eder.

Yine klasik Neptün sahtekarlığının, onun yanıltıcı yüzünün tipik ürünlerini görmekteyiz. Yalan ve sahte (Neptün) dostluk anlaşmaları (Terazi), ilüzyon (Neptün) gündemin ana konusudur.

G. Aynı şekilde 22. 05. 1939′da Almanya ile İtalya arasında askeri yardımlaşma ve dostluk paktı imzalanır. Ne var ki İtalya, böyle bir savaşı kaldıramayacak kadar zayıftır o zamanlar. Almanya da, müttefiki İtalya konusunda yanılacaktır. Bu anlaşma imzalandığında da Qua ile Neptün birbirlerine oldukça yakındır.

H. Tehlikenin yaklaştığını gören İngiltere ise, 24 Haziran’da önce Fransa ve Sovyetler Birliği’yle, daha sonra da 25 Ağustos’ta Polonya’yla birliktelik ve karşılıklı güvence ve dostluk anlaşmaları yapacaktır. Bu tarihlerde Neptün Qua’ya yine oldukça yakın seyretmektedir.

I. Ne var ki o sırada, 23. 08. 1939′da Hitler ve Stalin arasında bir saldırmazlık paktı imzalanmıştır. Burada ilginç olabilecek taraf ise, anlaşmanın ek protokolünde bulunan ve Polonya’nın Almanya ve Sovyetler Birliği tarafından paylaşılmasını öngören gizli kısımdır. Ek olarak SSCB, bir de Finlandiya’yla ilgilendiğini Hitler’e belirtmiştir.

Gizli anlaşmalar, kapalı kapılar ardında yürütülen sahte diplomasiler… Astrolojik olarak tipik Terazi – Balık, dolayısıyla da Qua – Neptün birliktelikleri.

İ. Plan yürürlüğe konuyor ve Polonya, 28.09.1939′da – 01. 09.1939′da Almanya ve 17.09.1939′da da SSCB tarafından işgal edilerek – iki ülke arasında yapılan bir anlaşmayla eşit biçimde paylaşılıyor.

Polonya’nın paylaşımının kendisi bile Terazi Burcu’nu anlatmaktadır ve o sırada Qua – Neptün arasındaki kavuşum, 1 derecelik bir yaklaşım payıyla kendini göstermektedir.

Bunlara ek olarak Almanların Polonya zaferindeki en önemli yardımcıları, o dönemler uygulanan “yıldırım savaşları” taktiğidir. Bu taktik, uçaklarla yürütülür ve tamamen çeşitli manevralarla rakibi şaşırtmaya yönelik olup Uranüs karakteri taşır. Almanya, Polonya’yı bu taktik manevrayla aldığında, Uranüs – Qua üçgeni de oradaydı.

J. SSCB’nin Finlandiya’ya saldırması ise yine aynı döneme denk gelir. Ne var ki Sovyetler, beklemedikleri kadar güçlü bir Fin savunması karşısında oldukça ağır kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kalırlar.

Anlatılanlar ilk bakışta SSCB’nin kaybı gibi görünse de, burada tipik bir Neptün yanıltmasıyla karşı karşıyayız. Tüm Neptün açılarında, ilk başlarda zaferler gelebilir, ne var ki bu zaferleri izleyen kayıptır. Ayrıca ilk başta Finlandiya lehine görünen zaferler ve “beklenmedik” Fin savunması, aynı döneme denk gelen Qua – Uranüs üçgeninin bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Aşağıda da görüleceği gibi, Şubat’ta Uranüs Qua’dan uzaklaştığında Finlandiya aleyhine ağır toprak kayıplarını öngören bir anlaşma imzalanacaktır.

K. 1940 Ocak ayında, SSCB Finlandiya’ya yeniden saldırır ve yine geri çekilmek zorunda kalır. Ancak Şubat’ta ağır silahlar devreye sokulunca zafer gelir. Ne var ki SSCB, İngilizlerle herhangi bir savaşa girmek istemediğinden, 12.03.1940′ta finlerin büyük toprak kayıplarını içine alan bir anlaşma yapılır.

Bu anlaşma yapıldığında da Neptün, Qua’ya 0,5 derece yaklaşmıştır. Finlandiya’nın büyük toprak kayıplarını (Neptün) içine alan anlaşma (Quaoar), Neptün – Qua kavuşumu semboliği altında incelenmelidir.

L. 09.04.1940′ta Danimarka ve Norveç’in almanlar tarafından alınmasının ardından, Paris te 14. 06. 1940′ta düştüğünde Neptün Qua’yı sadece 1 derecelik bir farkla izlemektedir ve Uranüs, Qua ile sadece 4 dakikalık bir farkla üçgen açı yapmaktadır.

Paris’in düşüşü, Hitler’e oldukça hoş neptünik bir duygu tattırır; Hitler’in zaferleri sınırsızdır. “Sınırsız zafer duygusu” ise, tahmin edileceği üzere yine Qua – Neptün kavuşumuyla ilgilidir ve beklenmedik bir şekilde gelen zafer ise, o an neredeyse tam tepe noktasında bulunan Qua – Uranüs semboliğidir. Bu semboliğe artı olarak eklenecek tek şey, Paris zaferinin (Qua), Stuka’ların (= Alman savaş uçakları. Bir Stuka, yaklaşık 30 uçaktan oluşan bir birimdir) eşliğinde ( uçak, hava saldırısı = Uranüs) alınmasıdır.

22. 06. 1940′ta imzalanan antlaşma da, Fransa’nın ikiye ayrılmasını öngörmektedir ve kayıpları içine alan bu anlaşma da, Qua – Neptün kavuşumuna iyi bir örnektir.

M. Fransa’nın yenilgisinin biraz öncesinde (10. 06.1940) İtalya, Almanya tarafında savaşa katılmaya karar verir. Sebep, italyan birliklerinin % 80′inin savaşamayacak durumda olmalarına rağmen, Mussolini’nin Akdeniz üzerindeki büyük rüyasını gerçekleştirmektir. Bu nedenle Yunanistan ve Kuzey Afrika’ya saldıran İtalyanlar, başarısız olurlar. İngilizler de aynı yılın Eylül ayında, İtalya’nın Tarent limanında konuşlandırılmış İtalyan gemilerine oldukça başarılı bir hava saldırısında bulunarak İtalyan rüyalarını bitirecek darbeyi vururlar.

Burada da birkaç önemli astrolojik konstelasyonu birarada bulmak mümkün. Öncelikle denizlerdeki (Neptün) büyük italyan zaferi (Qua) ve rüyasını (Neptün), tamamen Neptün – Qua kavuşumuna bağlayabiliriz. Ne var ki engel İngilizlerdir. İtalyan rüyalarının son bulmasını sağlayacak olan, İngilizlerin hava (Uranüs) hakimiyetidir (Qua) ve bu da yine tamamıyla Qua – Uranüs bağlantısının semboliğindedir.

N. Sırada, İngilizleri kesinlikle yenmeye yönelik olarak düşünülen Almanların “deniz aslanları çıkartması” var. 14. 09. 1940′ta başlayan saldırılar, Almanlar için tam bir hayalkırıklığıdır çünkü Alman kayıpları, bu çıkartmadan sonra bir daha dengelenemeyecek kadar ağır olmuştur. Aynı şekilde İngiliz kentlerinin bombalanması da ( 14.11.1940) Almanları zafere ulaştırmayacaktır.

Burada da birkaç açıyı birarada görmek mümkün. Almanları, zafer hayalleri görmeye iten, o sırada tam exakt konumda olan Neptün – Qua kavuşumudur. Hava saldırılarında alınan kayıplar ise Uranüs – Neptün ve Almanları hava saldırıları sonucunda zafere ulaştırması düşünülen de Uranüs – Qua açıları altında incelenebilir. Saldırıların hiçbir şey getirmemesi, yani bir nevi beraberlik alınması da (Terazi), yine Quaoar’ın işi olmalı.

O. 27.09.1940′ta Almanya, İtalya ve Japonya arasında “3 Güçler Paktı” imzalanmıştır.

Belki de Quaoar’ın işlerliğinin en büyük kanıtı işte bu tarihte saklı. Anlaşmalar ve evlilikleri (Terazi) gösteren bu anlaşma imzalandığında Neptün’le Quaoar exakt durumdaydılar.

Ö. Hitler’in, diktatör Franco önderliğindeki İspanya ile kasım ayında kendisini ziyarete gelen Sovyet Dışişleri Bakanı Molotow’u kendi yanında güçler dengesine sokmak istemesi, başarısızlıkla sonuçlanacaktır.

Yine anlaşmalar ve yine hayalkırıklıkları. Hitler’in ortaklığa (Terazi) ilişkin politik ve diplomatik (Terazi) girişimlerinin sonuçsuz kalması (Neptün).

P. İtalyanların Kuzey Afrika ve Balkanlardaki yenilgilerini durdurmak için Hitler tarafından bir ordu, general Erwin Rimmel komutasında Libya’ya gönderilir ve iyi bir komuta ve yeterli hava desteğiyle İtalyanların daha fazla kayıp vermelerinin önüne geçerek, bir anlamda partnerin yarasına ilaç olur ve Mısır’a kadar ilerler (13.04. 1941).

Yine birden fazla Qua aspekti görebileceğimiz zamansal bir aralık. İtalya, herşeyden önce Almanya’nın partneridir (Terazi) ve Almanya’nın buradaki pozisyonu, bozulan partner dengelerini yeniden sağlamaya ve partnerin (Terazi) kayıplarının önüne geçerek yarasını (Chiron) bir nebze de olsa iyileştirmeye yöneliktir (exakt Qua sextil Chiron). Almanların bu başarıları, kendi yaralarını hafifletebilmek ve kaybolan kendine güvenin yerine gelmesini sağlamak gibi de ayrıca bir öneme sahiptir. Oradaki mücadelelerin hava desteğiyle sağlanıp dengelenmesi de, yine Uranüs üçgen Qua için harika bir örnek teşkil ediyor.

R. 20.05.1941′de de Almanlar, İngilizler tarafından alınmış Kreta adasını, İngilizler ve Yunanlılardan yine hava desteğinin gücüyle tekrar alırlar.

Bu olay da, P maddesinde sözü edilen olayla aynı döneme denk geldiğinden, yukarıda bahsedilen açısal bağlantılar, burada da geçerlidir. Eklenebilecek tek şey, Almanların aşırı kayıp verdikleridir ve Hitler, aynı büyüklükte bir orduyu bir daha asla göndermeyecektir. “Beklentileri karşılamaktan uzak zafer”, bu olayın özeti niteliğinde olup Qua – Neptün kavuşumuna denk gelmektedir.

S. Aynı dönemlerde İngiliz kentlerine Alman hava saldırıları da, Doğu cephesine malzeme ve asker ihtiyacı olduğundan ve büyük kayıplar verildiğinden, geri çektirilir.

Denge sağlamaya yönelik her türlü Alman çabasının geri püskürtülmesi, bu dönemin ana özelliğidir ve bu tanımdan yola çıkarsak, bunun bir Qua – Neptün bağlantısı olduğu da görülür.

Ş. Ve Almanların Sovyetler’e saldırısı (22.06.1941). Bu dönem, aynı zamanda da yıldırım savaşlarının sonudur. Almanlar, 25.10.1941′de Moskova önlerine kadar gelirler. Stalin kenti terketmez ve Sovyet ordusu da bu sırada geri çekilmektedir. Almanlar tam olarak Moskova’yı ele geçirecek sanılırken Ruslar, oldukça enerjik bir atak yaparlar ve karşı saldırıya geçerler. Almanlar, 2. Dünya Savaşı tarihinde ilk kez savunma yapacaklardır artık.

“Yıldırım Savaşları”, ağır silahlar ve panzerlerle hızlı ve şaşırtıcı biçimde sonuca ulaşılan savaş taktiğidir ( Uranüs üçgen Qua). “Taktik” ise, anlaşılacağı üzere terazisel bir anlam ifade eder.

05.12′de ekzakt olmaya birkaç dakika farkla Uranüs – Qua üçgeni vardır ve Kızıl Ordu, şaşırtıcı biçimde (Uranüs) karşı atakta bulunmuş ve güçleri dengelemeye (Qua) baslamıştır. Bu tarih, artık ibrenin Almanya aksine döndüğü andır ve sisli gezegen Neptün, yanıltıcı gücünü bir kez daha sahneleyecektir.

T. 07.12.1941′de ise, müttefikin (Terazi, Qua, Japonya) Pearl Harbor’a, sonu hayalkırıklığıyla bitecek ani saldırısı (Uranüs) gelir. Ne var ki, büyük hayaller içinde saldırıya geçen Japonlar, bunu ağır ödeyeceklerdir. Burada da, bu savaşta defalarca tekrarlanan Qua kavuşum Neptün’ü, başka bir versiyonda görmekteyiz.

U. 13. 07. 1945′te ise Japonlar, Amerika’nın bazı Japon kentlerini bombalamasından sonra barış görüşmelerine başlıyorlar. 02.09.1945′te ise, Amerika’nın koyduğu kapitülasyonlar, Japonlar tarafından koşulsuz olarak kabul edilmiştir.

Verilen ilk tarih, Qua kavuşum Chiron açısına denk gelmektedir ve bu tarih, japonların yaralı olarak Amerika’yla barış görüsmelerine oturmak istedikleri zamansal aralığı gösterir. Anlaşmanın yapıldığı tarihte ise Chiron, Qua’yı sadece 1 derece geçmiştir. Üstelik her iki atom bombasının atıldığı an da (06.08 ve 09.08.1945), yine bu iki gök cisminin kavuşumuna denk gelmektedir; Amerika, dengeyi karşı tarafta hiç geçmeyecek yaralar oluşturarak kurmuştur.

Sonuç olarak,

1. Eğer Qua için yaklaşım değerini 4 ve uzaklaşımı da 3 derece alırsak, bu cismin bütün bir savaşı kapsadığını görürüz. Gerçekten de 2. Dünya Savaşı, bir taktik, sisli ortamlar, büyük hayaller ve karşılıklı yanılgılarla doludur ve bunların oluşumu, denge arayışlarının sürekli olarak hayalkırıklıklarıyla sonuçlanmasıdır. Neptün’le ilüzyonlar kaçınılmaz olabilir.

2. Dönem boyunca Yengeç ve Aslan burçları arasında gidip gelen Pluto’yu ise, “Büyük Faşist Alman Krallığı”ndan başka hiçbir şey daha iyi anlatamaz. Pluto’nun Yengeç pozisyonu da, ülke ve milliyetçilik gibi, anavatan gibi kavramları öne çıkartmaktadır.

3. Uranüs, 2. Dünya Savaşı’nın atmosferinin tümünü yansıtmamaktadır çünkü, savaşın tümünde Neptün’e açı kurmamaktadır. Bu arada dönemin atmosferini yansıtabilecek tek gök cismi Quaoar’dır çünkü savaş boyunca Neptün’den ayrılmamıştır. Üstelik 2. Dünya Savaşı, birincisinde yenilen Almanların, durumu dengeleme uğraşılarıdır da aynı zamanda.

4. Burada değinilmesi gereken bir başka ayrıntı ise, Amerika’nın savaşa müdahele ederek onu dengelediği ve yargı rolü oynadığıdır. Öyle ki Amerika, Nazileri Almanya’da kurulan mahkemelerde yargılamıştır.

Quaoar, işte tam bu sırada Terazi Burcu’ndadır artık. Önemli olan husus ise, Amerika’nın yükseleninin Yay Burcu olmasıdır ve Terazi de, bilindiği üzere yargı kavramıyla direkt ilişkilidir (Terazi sextil Yay). Bu, aynı zamanda değişen güç dengelerinin ve yargıç Amerika’nın günlerinin başladığını da sembolize etmekte.

5. Şu sıralar (2001 – 2006, Qua Yay’da sextil Neptün Kova’da) yine Quaoar – Neptün sextili gündemdedir ve bunu da kısaca “Dünya’nın barışa duyduğu özlem” olarak tanımlamak mümkün. Her yerden savaş karşıtı sesler yükselmekte ve savaş istenmediği belirtilmektedir. Yay’daki Pluto’yu şu anda “Amerikan maskesi arkasındaki yıkıcı güç” olarak alırsak (Amerika ASC Yay), Satürn’ün de karşı tarafı, yani Saddam’ın Irak’ını gösterdiği açıktır; bugün yaşanılan gerilim ise, Satürn – Pluto karşıtıyla astrolojik olarak ifade edilmektedir. Ancak yine aynı günlerde Qua – Neptün sextili de neredeyse exakt görünümdedir ve bu da UNO’nun “barışa yönelik hareketleri, denge arayışları” gibi bir anlamdadır ve Neptün, ortama büyük bir hayal katmaktadır. Ne var ki bugün, 20.03.2003 tarihinde Amerika’nın Irak saldırısı gerçekleşti (Satürn – Pluto). UNO kararları beklenmedi ve UNO da 7. ev Güneş’ine sahiptir bilindiği üzere. Bu açı (Neptün – Qua) aynı zamanda dengeyi kurması beklenen UNO’nun ve buna inanmış olan, en azından bunu umut etmiş olan insanlığın da yanılgısıdır malesef. UNO kararlarının beklenmemiş olması da, ayrıca büyük bir hayalkırıklığıdır ki, Qua zaten Neptün’le sextil oluşturmaktadır.

Alternatif bir yorum da şu olabilir: Amerika, bozulan dengelerini (petrol eksikliği, silah satışlarında durgunluk ve artan işsizlik) savaşla, ki Terazi Burcu savaş demektir aynı zamanda, gidereceğini düşünmektedir. Ne var ki Neptün, düşünceleri bulandırır ve gerçek olmayanın içine çeker.

Alternatif olarak: Yaydaki Qua Kova’daki Neptün ile tam 60 derecelik açı yapmakta (orb 12 dk.). Amerika’nın insanlık (Kova) adına sonu hüsranla (Neptün) sonuçlanacak sözde barış amaçlı savaş/denge (Qua-Terazi) arayışının arefesinde. ()

Savaş karşıtları Almanya, Fransa ve Rusya, direniş göstermeyen Iraklılar karşısında savaştan yenik ayrılan bir diğer gruptur. Bu grubun UNO’da ağırlıkları vardır ne var ki UNO, savaşı kaybetmiştir. Diplomatik çözüm uğraşları, sonuca ulaşamadı (Qua sextil Neptün).

14.04.2003′te ise Bağdat Ulusal Müzesi, Iraklılar tarafından yağmalandı; paha biçilemez değerde olan birçok binyıllık eser çalındı, harap edildi ve yok oldu. Bu, açıya en güzel örneklerden birini oluşturuyor.

4.2.2. QUAOAR – PLUTO ÖRTÜŞÜMLERİ

1. 1995 – 1998 (Pluto Yay’da kavuşum Quaoar Yay’da)

A. 21.11.1995′te Dayton’da Richard C. Holbrooke aracılığıyla Bosna – Hersek için barış anlaşması imzalandı.

Ne var ki anlaşmanın önemli tarafı, zor kullanarak imzalatılmış olmasıdır. Anlaşma imzalanmadığı taktirde NATO, Sırbistan’ı bombalayacaktır. Astrolojik açıdan ise zor kullanma Pluto’ya, anlaşma da Terazi’ye karşılık geliyorlar. Bu tarihte savaşın bittiğini gösterecek herhangi bir astrolojik örtüşüm de yoktur. Amerika’nın teklif ettiği bir anlaşma olması da, semboliklerle tam olarak benzeşmektedir.

B. 04.11.1995 tarihi ise, İsrail ve Filistin arasındaki barış görüşmelerinin oldukça ağır hasara uğradığı gündür. İsrail hükümet başkanı Yitzhak Rabin, bir dostluk ve barış konuşmasında İsrailli bir ekstremistin saldırısıyla öldürüldü. Rabin’in ölümüne sebep olan husus ise, onun daha önce, Yaser Arafat’la askerlerini Batı Şeria’dan çekme anlaşması yapmış olmasıdır.

Barış konuşması (Terazi, Quaoar) sırasında suikast (Pluto). Konstelasyonun astrolojik açıdan en iyi şekilde kendini gösterişlerinden birisi.

C. Bir Çeçen komandosunun, Rus kenti Budjonnowsk’taki bir hastanenin tüm çalışanlarını rehin alarak Rusya’yı Çeçenistan’la barış görüşmelerine zorlaması olayı da, 14 – 18. 06.1995 tarihinde gerçekleşti.

O tarihteki astro – konstelasyon şu şekildedir: (Quaoar Yay’da kavuşum Pluto Akrep’te) sextil (Uranüs Oğlak’ta). Yine oldukça zengin bir açısal tablo var. Pluto ile Uranüs arasındaki sextil, bir Çeçen bağımsızlık direnişçisinin (Uranüs) rehin alma (Pluto) yoluyla Rusya’yı tehdit etmesidir (Pluto). Ancak tehditin sebebi nedir? Bunu da Yay’daki Quaoar pozisyonu gösteriyor: Tüm bunların amacı, Rusya’yı barış görüşmelerine (Quaoar) zorlamaktır. Bu, aynı zamanda görüşmelere olan inancı (Quaoar Yay’da) , Çeçen direnişçinin taşımasıdır da.

D. Clinton, Kuzey İrlanda için barış inisiyatifini aynı dönemlerde eline alır.

Amerika’nın (yükselen Yay) , barış için (Terazi) aracı (Terazi) olması biçiminde açıklayabileceğimiz bir konstelasyondur bu da. Ki, o dönemlerde İrlanda oldukça karışıktır ve şiddet (Pluto) hüküm sürmektedir.

E. 04 – 15. 09. 1995 tarihinde Pekin’de UNO’nun 4. Dünya Kadınlar Konferansı gerçekleştirildi. Dönemin First Lady’si Hillary Clinton, “kadınların güçlü olduğu yerde, Dünya barışa daha yakındır” dedi. Bu konferans, diğerleri içinde daha büyük bir tarihsel anlam taşır.

Quaoar’ın kadınlarla direkt bir ilişkisi olduğu daha önce de belirtilmişti ve Clinton’un yaptığı konuşma, o günkü konstelasyonlar sözkonusu olduğunda Quaoar’ın anlamları için büyük bir önem taşıyor: “Kadınların (Quaoar) güçlü (Pluto) oldukları yerde, Dünya barışa (Terazi) daha yakındır”. Bu arada Quaoar da Yay Burcu’ndadır (Amerika yükselen : Yay) .

Aynı dönemde varolan Chiron – Quaoar sextili de, kadınların yaralarının bu konferansta gündeme getirilmesi ve bir nebze de olsa iyileştirilmesi anlamlarını göstermektedir. Gerçekten de konferans, bir gövde gösterisine dönüşmüştür.

F. Fransızların Mururoa Atol’ünde gerçekleştirdikleri 8 Atom bombası testi engellenemedi.

Quaoar, aynı zamanda “çevre” anlamına geliyor. Atom bombası da, bilindiği üzere Pluto tarafından sembolize edilir. Ne yazık ki, tüm diplomatik girişimlere (Terazi) karşın testlerin (Pluto) uygulanmasının önüne geçilemedi.

G. Haziran 1995′te, 1975′ten beri ilk kez ortak bir uzay programı gerçekleştirilerek Amerikan Atlantis, Rus uzay istasyonu Mir’e bağlandı.

Harika bir Qua sextil Uranüs kombinasyonu. Ortak uzay programı, uzayda birleşme, direkt olarak Uranüs (uzay, uzay gemisi) ve Quaoar’ı (birleşme, evlilik) anlatıyor.

H. 1996 yılı, Kuzey İrlanda’da protestan ve katoliklerin arasında geçen huzursuzluklarla doludur.
Ancak olayların gelişimini görebilmek için 1995′e bir bakmamız gerekiyor.

01.09.1995′te Büyük Britanya ile katolik yeraltı organizasyonu IRA (silahlı yeraltı organizasyonu = Pluto) arasında, 26 yıldır süren savaşı bitirmeye yönelik bir barış anlaşması (Terazi) imzalanır. Ne var ki IRA, bu anlaşmayı (Terazi) Londra’da bir büro evine gerçeklestirdiği bir bombalama eylemiyle (Pluto) bozacaktır. Bu sırada Qua ve Pluto, birbirlerine 0,5 derecelik bir farkla Yay’da kavuşumdadırlar.

15.06 ve 07.10. 1996′da gerçekleştirilen eylemlerle de, olaylar tamamıyla çığrından çıkacaktır.

İngilizlerin yeraltı organizasyonu IRA (Pluto) ile yaptıkları anlaşma (Terazi), tipik bir Qua – Pluto karşılaşmasıdır. Aynı şekilde bu anlaşmanın bombolama eylemleriyle bozulması da, aynı konstelasyon altında değerlendirilmelidir.

I. 15.02.1996′da Galler kıyıları önünde seyreden bir Liberya tankerinin karaya oturması sonucu, 70.000 ton petrol (Pluto) denize dökülür ve İngiliz kıyılarının en değerli ve doğal korunmaya alınmış kıyısı zarar görür.

“Çevre koruma ve korunmaya alınmış doğal harikalar”, yine Terazi konusudur ve bunun petrolle zarar görmesi de Pluto’yla ilgilidir.

J. 28.08.1996′da Prens Charles ve Prenses Diana boşanırlar.

Çok fazla birşey söylemeye gerek yok, yine birebir oturan bir konstelasyon. Ancak önemli olan, burada da yine birkaç önemli açının birarada görülmesidir : (Qua kavuşum Pluto) sextil Uranüs. Hem Uranüs ve hem de Pluto, evliliklerin (Quaoar) bitmesiyle ilişkilendirilirler.

K. 1996′ya ait en önemli olaylardan birisi de, Rusya ve Çeçenistan arasında imzalanan anlaşmadır (01.09.1996).

Anlaşma, karakteri gereği Qua – Pluto karakteri taşır. Taraflardan Rusya’ya bu anlaşma zorla kabul ettirilmiştir (Pluto). Ek olarak bu anlaşma, ilerde tekrar bozulacaktır. Artı olarak bu, ayaklanmacılarla (Uranüs) yapılmıştır ve buradan hareketle, Qua kavuşum Pluto ve Qua sextil Uranüs’e harika örnekler teşkil eder.

L. Leipzig’li Uta Pippig, Boston maratonunu 3 kez arka arkaya kazanan ilk kadın oldu (15.04.1996).

Yine kadınlar. Her nedense ilginç ve başarılı kadınlar, Qua – Uranüs birlikteliklerinde fazlasıyla görülüyorlar. (Ne var ki bu örtüşüm, aynı tarihteki Venüs sextil Chiron Terazi konstelasyonuyla gölgeleniyor. Uta Pippig’in kazanması, Venüs – Chiron sextiliyle de pekala açıklanabilir. Ancak global bir görünüm olmamış olsaydı (Qua – Uranüs), durum ne olurdu bilemiyorum. Sonuçta küçük transitler, büyükleri ateşleyici rol oynarlar. Ancak bu galibiyet, beklenen bir galibiyet değildir ve o tarihte Venüs, Uranüs’le herhangi bir bağlantı da kurmamaktadır. Venüs ile Chiron arasındaki sextil, Uta’nın erkek yarışmacılarla aynı ödülü, ilk kez bir kadın olarak almasıdır. Pippig, yarışı uranüsvari bir biçimde kazanmıştır).

M. Büyük Britanya ve Çin arasında yapılan anlaşmaya göre (1898) Hong Kong, 30.06.1997′de Çin’e devredilir.

Yine astrolojik açıdan olağanüstü bir görünüm. Qua – Pluto kavuşumu exakt ve İngiliz malını başkası, yapılan anlaşmaya göre (Terazi) sahipleniyor (Pluto).

N. Aynı tarihte Almanya’da ilk kez, evlilikte tecavüz cezaya bağlanıyor.

Qua kavuşum Pluto, daha iyi anlatılamaz. Evlilikte (Qua) tecavüzün (Pluto) cezaya bağlanması.

O. 1998′de ise yine Kuzey İrlanda probleminin devam ettiğini görüyoruz. Ağır bombalı eylemlere rağmen barış ve uzlaşmalar devam etse de, IRA’nın silahsızlanma sorununa çözüm getirememesi yüzünden bu sene de tam olarak çözülemiyor. Pluto kavuşum Qua, bu yılda da devrede.

P. Texas’ta 1863′ten beri ilk kez, ölüm cezasına çarptırılmış Karla Faye Tucker adındaki bir kadın, uluslararası protestolara rağmen infaz ediliyor (03.02.1998).

Bir kadının (Qua) öldürülmesi (Pluto), hala devam eden Qua – Pluto’nun en iyi örneklerinden birisini oluşturmakta. Ek olarak Qua ve Pluto, ABD’nin yükseleni Yay’da birlikte hareket etmektedirler.

2. 2 .1737 – 1740 (Quaoar Oğlak’ta sextil Pluto Akrep’te)

A. Bu tarihler arasında Avusturya – Osmanlı – Rus savaşı var. Kırım Kağanı’nın Rus bölgesine Osmanlı ismini kullanarak saldırması sonucu, Rusya’nın da bastırmasıyla Avusturyalılar 1737′de savaşa girerler. Ne var ki ne Avusturya ve ne de Rusya’nın savaşı kazanması, o günün şartlarında olası görünmemektedir. Avusturya Osmanlı ordusuna 1739 Temmuz’unda Glocka’da yenilince, Rusya için de savaş bitmiştir artık. 17.- 29.09.1739′da taraflar arasında Belgrad anlaşması imzalanır. Avusturya, Belgrad’ı kaybeder; Rusya’nın da Kırım üzerindeki hakimiyet politikaları kısıtlanır.

Qua sextil Pluto için iyi bir örnek teşkil ediyor bu olay. Yapılan bir anlaşmayla (Qua) Osmanlı’nın başkasının malına konması (Pluto) sağlanmıştır. Bu sırada görünüm tepe noktasındadır ve Osmanlı’nın da beklemediği bir şekilde toprak kazanımı da, o an işleyen Uranüs – Pluto sextili (başkalarının malına beklenmedik biçimde sahip olma) ve Uranüs – Qua (buna bir barış anlaşmasıyla ve çok ta çabalamadan ulaşmak) kavuşumunun nesnel sembolizasyonudur.

2. 3. 1706 – 1712 ( Qua Akrep’te kare Pluto Aslan’da)

A. 29.04.1707′de İngiltere ve İskoçya, bir birleşme aktı imzalayarak Büyük Britanya’ya birleştirilirler.

1707′de düşürülen parlementoların yerine kurulan yeni parlemento, demokratik değildir ve birtakım kar tacirlerinin elindedir. Bizi ilgilendiren kısım ise, her iki ülkenin de krallığa (Pluto Aslan’da) zorla (Pluto) eklenmesidir (eklenme, bağlantı = Terazi). Aynı dönemdeki Pluto – Neptün görünümü ise, her iki ülkenin de bir krallık (Pluto Aslan) altında erimelerini, “ben”lerini kaybetmelerini gösteriyor.

B. 1709′da Rus Kralı Büyük Peter (I. Peter), XII. Karl’ın İsveç donanmasını Poltawa savaşında yokeder. Sonrasında ise XII. Karl, Osmanlılara sığınacak ve Osmanlılar da bu durumu kullanarak onunla Rusya’ya karşı silah ve birlik anlaşması yapacaklardır.

Tipik plutonik (durumu kullanma, sömürme) bir anlaşma (Qua). Osmanlı, yardım karşılığını yüksek tutmuştur.

C. Bu dönemde İspanya Kraliyet mirasları savaşları var. Bu savaşlar, o tarihlerde yoğundur. Savaşlar, genelde kralın ölmesiyle mirasyediler arasındaki paylaşım anlaşmazlıklarından (Qua) ya da tahta kimin oturacağının belirlenememesi yüzünden çıkar. Miras yada mirasa konma, zaten bir Pluto ve 8. ev konusudur. Bu savaşlarda önemli devletler, önemli topraklar kaybetmişlerdir. İngilizler, Habsburg – İspanyol Krallığı’nın tekrar canlanıp ta İngilizler yönünde olan dengelerin bozulacağından korktukları için anlaşma imzalarlar. Dengelerin bozulmasını engelleyici anlaşmalar, Pluto – Qua karesinin bir yansımasıdır. Ancak bizim için daha önemli olan, önemli toprakların kaybedildiği, üzerine oturulduğu anlaşmalardır. Toplam 7 anlaşma olmasına rağmen, en önemlisi, 11.04.1713′de İngiliz – Fransız savaşını bitiren Utrecht Barış Anlaşmasıdır ve bu tarihte Pluto kare Qua görünümü zirve noktasındadır.

4.2.3. QUAOAR – URANÜS ÖRTÜŞÜMLERİ

Qua – Uranüs görünümlerine daha önce yer yer değinilmişti. Aşağıda diğer olayları bulacaksınız.

1. 1898 – 1900 (Quaoar Aslan’da üçgen Uranüs Yay’da)

A. Marie Curie-Sklodowska, 26.12.1898′de Radyum`u buldu. Marie Curie, bugüne kadar Nobel ödülünü iki kez alan ilk ve tek kadındır.

Quaoar, daha önceki örneklerde de görüldüğü gibi kadınlarla ilgili olaylarda sık olarak başrolü oynamakta. Burada da bilimsel alanda (Uranüs) kadınların (Terazi) başarısı vardır ve o zamana kadar ki erkek üstünlüğü, böyle bir başarıyla dengelenmiştir (Terazi). Söz konusu tarihte Uranüs, Quaoar’a 1 derece yaklaşım halindeydi. Aynı anda Yay’daki Chiron’un Qua’yla üçgeni de, o döneme kadar Nobel ödülü alamamış kadınların bu açığı kapattıklarını ve yaralarını bir nebze de olsa hafifletebildiklerini göstermekte. Aynı bölgeye çok yakın bulunan Venüs ise bizi bu noktada şaşırtmamalı cünkü Venüs’ün Uranüs kavuşumu, en fazla bilimsel alanda kadın başarısını anlatabilir; Qua’yla sembolize edilen “dengeleme” ve Chiron’un alanında bulunan “yaraya ilaç” gibi konular, burada daha yoktur. Ek olarak bu ödül, Venüs’le açıklanacak kadar küçük bir olay da değildir çünkü, dengeler değişmiş ve yeni bir yapılanmaya girilmiştir.

B. 29.07.1899′da 1. Haag Barış Konferansı toplandı ve toplantı sonucunda savaşlarda daha fazla insancıllık kararı aldı.

Uranüs, insancıl tutum ve davranışların planetidir ve barış konferansı yine Terazi’yle, dolayısıyla da fikrimce Qua’yla ilgili bir semboliktir.

C. Hemen hemen aynı tarihlerde Samoa adaları da, Almanya ve Amerika arasında yapilan bir anlaşmayla eşit olarak paylaşıldı.

Anlaşmayla gelen paylaşım, açıyı açıklamakta. Aynı dönem, savaşlarla doludur ki bu, o sıralarda birbirlerine karşıt konumda olan Satürn – Pluto örtüşümüdür.

D. Aynı yıl, Claude Monet “Rouen Katedrali’nin 12 Görünümü” isimli tablosunu çeşitli ışık ilişkilerini birarada kullanarak çizdiğinde, empresyonizm de doğmuş oldu.

Bu açıyı iki şekilde yorumlamak mümkün: İlki, yine beklenmedik şekilde gelen (Uranüs) bir kadın başarısı (Qua); ikincisi ise bu yeni (Uranüs) çizim tarzının, resim sanatına (sanat =Qua) girişi. Bunun dışında akımın kendisi de uraniktir çünkü eski akımları reddeder.

E. Max Planck, 1900′de Berlin’de Quantum teorisinden ilk kez bahsettiğinde de Qua ile Uranüs arasındaki üçgen açı, varlığını sürdürmekteydi. Bu bilimsel teorinin (Uranüs) ilginç yanı ise, dalga – parçacık dualitesinden (Terazi) bahsetmesidir.

F. Aynı şekilde yine bu yıl, modern genetiğin temelleri Mendel kanunlarıyla atılmıştır ki bu kanunlar, birbirleriyle çiftleştirilen, birleştirilen (Terazi) canlılardan alınan sonuçlar üzerine kurulmuştur.

2. 1996 – 1997 ( Quaoar Yay’da sextil Uranüs Kova’da)

A. Amerika ve Fransa arasında geçen diplomatik tartışmalardan sonra, UNO’nun yeni genel sekreteri olarak Gana’lı Kofi Annan seçilir (27.12.1996).

Annan, daha önce uzun yıllar UNO’nun barış misyonu şefliği görevini yapmıştır (Terazi). Bunun dışında genel sekreter olarak seçilen ilk siyahtır (Uranüs). Dahası, göreve geldiğinde yapacakları arasında, derin reformasyonlar (Uranüs) ilk sıradadır. Terazi, bundan başka diplomatları, seçimleri ve açıya göre seçimle gelen zaferleri veya başarısızlıkları sembolize eder. Bundan da öte UNO, görevlerini yerine getirse de getirmese de, objektif olarak düşünürsek bir barış kurumudur ve böylece dengeleyici güçtür (Terazi).

1996′daki iki önemli olaydan ise daha önce bahsedilmişti.

B. 1997′de Tony Blair’in Labour Partisi, 18 yıldan beri Büyük Britanya’yı yöneten tutucular karşısında seçim zaferi kazanır.

Sosyal Demokrat Parti’nin beklenmedik şekilde gelen (Uranüs) seçim zaferi (Terazi). Her ne kadar tolerans payı 4 derece olsa da, Quaoar geri dönüşüne başlayacaktır.

Aynı şekilde benzeri bir örnek, 1997 Mayıs’ında da Fransız Chirac’ın başına gelecek ve o da, sosyalist Jospin’le hükümet yönetiminde çalışacaktır; Fransa’da da sol partiler (Terazi), seçim zaferi kazanırlar.

C. 18.10.1997′de İspanyol kralı Juan Carlos, Bask bölgesinde bulunan Bilbao kentinde, tasarımı Frank O. Gerhy tarafından yapılan ve ilginç ve modern (Uranüs) görünümü ve oldukça cesur ve farklı mimarisiyle dünya çapında ziyaretçi akınına uğrayan Guggenheim Müzesi’nin açılışını yapar.

Farklı mimari ve ilginç sanat, Quaoar – Uranüs sembolizasyonun altında incelenir ve ek olarak ta tüm güzel yapılar, çevre düzenleme ve mimarlık Terazi Burcu etkisindedir.

D. 22.01. 1997′de Paris’te, “Musée de la mode et du textile” açılır. 16.000 elbise, 35.000 aksesuar ve 30.000 textil malzemesinden oluşan gösterilerin yanında, modern teknikler kullanılarak modanın tarihi gösterilir.

Teknikler, modanın tarihi… Bu olay, Quaoar ile Uranüs arasındaki sekstili çok iyi anlatıyor, moda da bir Terazi konusudur. Aynı gün, Venüs te Oğlak burcundadır ve herhangi bir planete herhangi bir açısal görünüm yapmamaktadır.

3. 1976 – 1977 (Quaoar Akrep’te kavuşum Uranüs Akrep’te)

A. 1977′de Mısır Başkanı Sadat ve İsrail hükümet şefi Begin arasında, tarihi barış görüşmeleri (Terazi) başlıyor. Arap ülkeleri ise, Mısır’ın başlattığı barış atağına destek verenler ve vermeyenler olarak ikiye ayrılıyor.

Kutuplaşma sözkonusu olduğunda Terazi’den bahsederiz. Örneğin geçmişte Amerika – Sovyetler Birliği güç çekişmesinde Pluto Terazi burcundaydı.

Mayıs ayında İsrail’de tutucu Likud hükümetinin düşmesiyle (17.05.1977) – ki burada da Uranüs – Quaoar birlikteliğini görmekteyiz; tutucu hükümetin düşmesi Uranüs’le ilgilidir ve bu hükümeti düşüren partinin seçim zaferi de (Begin) Quaoar’dır – Mısır ile İsrail arasında barış görüşmelerinde atağa geçilmiştir. Ancak haberler, seçimlerden daha önce (76′nın sonunda) gizli barış görüşmelerinin (Enver Sedat’ın girişimleriyle) başladığına işaret etmektedir ki, bu arada Uranüs – Quaoar sextili de exakttır. Gizli barış görüşmeleri ise tamamen Akrep’te bulunan Uranüs ve Quaoar’la ilgilidir. Konservatif Likud hükümetini düşüren Begin, tamamen barış ölçeklidir ve bu durum o günler için ilginçtir (Uranüs).

Sedat, Kasım 1977′de İsrail’i tanır ve bu tarihte de, Uranüs ile Quaoar arasındaki açı daha işlemektedir.

B. 15.06.1977′de İspanya’da ilk kez demokratik seçimler yapıldı ve Suarez Gonzales önderliğindeki Sosyalist Parti, zafer kazandı.

Partiler, Terazi burcuyla sembolize edilirler. Bir devrimci (Uranüs) politikacının (Terazi) ilk demokratik seçimlerden (Uranüs) zaferle (Terazi) çıkması, bu açının semboliğindedir.

Ancak her iki planet Akrep burcundadır ve gerçekten de seçimle gelen dönem kötüdür: Önce enflasyon, sonra da işsizlik yükselmiş (Problemler = Akrep), ancak daha önemlisi Bask bölgesinde milliyetçiliğe dayanan terör eylemleri (Akrep) başlamıştır.

4.2.4 QUAOAR – SATÜRN ÖRTÜŞÜMLERİ

Qua – Satürn görünümlerine daha önce yer yer değinilmişti. Aşağıda diğer olayları bulacaksınız.

1. 1973 (Quaoar Akrep’te üçgen Satürn Yengeç’te)

A. Amerika ve SSCB, 25.09.1973′te Cenevre’de SALT – II (Strategic Arms Limitation Talks) anlaşmalarına başlıyorlar. Anlaşma, daha sonra SSCB’nin Afganistan’ı işgal etmesiyle askıya alındı.

SALT projeleri, soğuk savaş döneminde silahsızlanma ve nükleer silahların sınırlandırılması üzerine kurulu anlaşmaların tümüne verilen ortak isimdir. Burada ise, astrolojik açıdan Quaoar – Satürn örtüşümlerine mükemmel bir örnek oluşturmaktadır; Nükleer silahların sınırlandırılması (Satürn = kısıtlama, sınırlama) üzerine yapılan anlaşma (Quaoar), bu açısal oluşum için birebir görünmekte. Quaoar’ın Akrep’te olması ise, anlaşmanın geri planında başka ve gizli kasıtlar olduğunu ve ona uyulmayacağını göstermekte. Bu sırada açısal görünüm de neredeyse tepe noktasındadır.

B. Açının tekrar exakt olduğu 30.10.1973′te ise, 12 NATO ve 7 Varşova Paktı ülkesi Viyana’da, üye ülkelerin askeri birliklerinin çift taraflı kısıtlanması ve dengelenmesi ile ilgili diplomatik görüşmelerde bulunurlar.

Yine çok birebir bir anlaşma. Kısıtlanmayla (Satürn) ilgili diplomatik görüşmeler ve balans (Terazi), bu açının açık anlatımlarından biridir.

2. 1996 – 1997 (Quaoar Yay’da üçgen Satürn Koç’ta)

A. 29.05.1996′da konservatif sağ politikacı Benjamin Netanjahu, İsrail’de direkt yapılan seçimlerden zaferle çıkar.

Satürn sağı simgeler, politik seçimler ve zafer de Terazi’yle ilgilidir. Orbun 3 derece olması bizi şaşırtmasın cünkü, Satürn bir süre sonra geri hareketine başlayacağından geçerliliğini sürdürmektedir daha.

Öte yandan bu seçimlerle birlikte İsrail’in Filistin’e yönelik provakatif hareketleri de başlayacaktır ve bu durumu da, aynı anda 1 derecelik toleransla Yay’da bulunan ve “dengeleri bozmak” gibi bir anlama gelen Quaoar – Pluto kavuşumuyla açıklamak mümkündür.

B. 24.01.1997′de Mannheim Savcılığı, ünlü tenisçi Steffi Graf’ın babası Peter Graf’ı, vergi kaçakçılığı suçundan 3 yıl 9 ay cezaya çarptırır.

Bu tarihte Satürn ile Pluto arasında bir üçgen açı vardır ve bu, babanın (Satürn) vergi kaçakçılığı suçundan (Pluto) ceza görmesini (Satürn) anlatabilir tabi ki. Ne var ki ayrıntıyı Quaoar vermektedir: Kadının (Terazi) babası (Satürn). Artı olarak Terazi de yargıyla doğrudan ilişkilidir.

C. Genel seçimlerden 3 ay sonra 21.02.1997′de Demokrat Parti Başkanı Zoran Djindjic, Belgrad Belediye Başkanı olarak seçilir.

Aynı dönemde birkaç önemli açı bulunmaktadır:

1. Seçilerek gelen diplomat, politikacı (Quaoar) Djindjic, Milosevic’le daha önceleri sık sık görüşen birisidir ve aşırı milliyetçiliğiyle tanınır (Pluto).
2. 1945′ten beri ilk kez, çoğunluğu komunistlerden oluşmayan bir parlamento seçimleriyle göreve gelmek te bir anlamda durumun dengelenmesidir (Terazi).
3. 1993 – 1994 (Quaoar Akrep’te kare Satürn Kova’da)

A. 27.04.1993′te Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, rest Yugoslavya’ya karşı sanksiyon ve kısıtlamalarını (Satürn) artırma kararı alır. Sebep ise, Yugoslavya’nın, birkaç gün önce UNO’nun, Bosna’nın 9 otonom bölgeyle birlikte görülmesini öngören Vance -Owen barış planını (Terazi) kabul etmemesidir. Bu arada UNO’nun da Akrep Güneş’ine sahip olduğunu ekleyelim; Quaoar o sırada Akrep’tedir.

B. 21.05.1993′te Angola’daki iç savaşta, tarafların yürüttükleri barış görüşmeleri (Terazi) sonuçsuz kaldı (Satürn).

C. 20.05.1993′te Danimarka’da yapılan 2. halk oylaması, Maastricht anlaşmasını (Quaoar) kabul eder ve Avrupa Birliği’ne katılma kararı çıkar. Sebep ise, anlaşma maddelerinden bazılarının, Danimarka’nın girmesi için gevşetilmesidir. Avrupa Birliği, kendi çıkarlarını gözönünde bulundurarak (Quaoar Akrep’te) anlaşma maddelerindeki (Quaoar) kısıtlamaları (Satürn) yumuşatmıştır (kare açı).

D. 17.06.1993′te Bosna – Hersek için uygulanması düşünülen Vance – Owen barış planı (Terazi), Cenevre’de Avrupa Birliği arabulucusu (Terazi) lord David Owen tarafından “başarısız” (Satürn) olarak açıklandı. Bu barış planı (Terazi) ise “artniyetli”dir ve özünde tamamen plutonik bir karakter taşımaktadır (Quaoar Akrep’te).

E. 12.07.1993′te Rus anayasa komisyonu, devlet başkanı Boris Jelzin’in sunduğu ve devlet başkanının güç ve yetkilerini artırmayı içeren yeni anayasa taslağını kabul etti.

Bu tarihte Qua -Satürn görünümünün açıklaması şöyledir: ” Yeni Anayasa” ve “devlet başkanı” Kova’daki Satürn, “gücü artırmayı içeren taslak, plan” ise Akrep’teki Quaoar’dır.

Ne var ki, aynı tarihte Akrep’teki Pluto da (güç), Oğlak’taki Uranüs’le (yeni anayasa, devlet başkanı) sekstil bakışındadır. Dolayısıyla bu olayın hangi konstelasyona ait olduğu belli olmamaktadır.

F. 29.07.1993′te İsrail yüksek mahkemesi (Satürn), “korkunç Iwan” olarak anılan ve Treblinka’da sayısız insanı öldürmek zannıyla yargılanan John Demjanjuk’un ölüm cezasını (Pluto), kanıt eksikliği gerekçesiyle kaldırır (Quaoar, Terazi = adaletin yerine bulmaması ki adalet, verilmesi gereken ölüm cezasıyla gelecekti = Quaoar Akrep’te). Aynı anda, Aslan’daki Chiron da Qua’ya bir kare görünüm yapmaktadır ve bu, Demjanjuk tarafından öldürülen insanların yaralarının, alınan bir mahkeme kararıyla daha da derinleştiğini göstermektedir.

G. 26.08.1993′te Çek devlet başkanı Vaclav Havel ile Rus Boris Jelzin, Prag’ta bir dostluk antlaşması (Quaoar) imzalarlar. Ne var ki Rusya’nın SSCB’nin işlerinden sorumlu olmamasına rağmen Jelzin, Sovyet güçlerinin 1968′de Çekoslavakya’ya girmesi konusunda özür dilemez ve bir devletler krizi yaşanır (Satürn). Lşin ilginç yanı ise , 26.08.1968′de “Prag Baharı” ismiyle anılan bu olayın olduğu tarihte de, Satürn ve Qua’nın birbirlerine karşıt açı yaptıklarıdır.

H. Kamboçya’nın başkenti Phnom Penh’te 24.09.1993′te yapısal monarşiye geçişle ilgili yeni anayasa (Anayasanın reformu = Satürn Kova’da) kabul edilir ve böylece UNO’nun da olayları yatıştırma ve yeni politik sisteme geçişi sağlama şeklinde gerçekleşen arabuluculuk görevi sona erer.

Eski bir sistemin yeniden seçilmesi (Monarşi) Kova’daki Satürn’dür. Akrep’teki Quaoar ise muhtemelen arabulucu (Terazi) UNO’dur ve UNO haritasında da Güneş, 7. evde ve Akrep’tedir (ya da çıkarlar üzerine kurulan barış misyonu). Arabuluculuk görevinin bitmesi de bu iki planetin arasında oluşan kare görünümdür.

I. 04.10. 1993′te Rusya’da reform karşıtları milliyetçiler ve eski komünistler, Moskova Parlamento binasında Boris Yeltsin yanlısı hükümet güçlerine teslim olurlar.

Bu tarihteki tek görünüm, Quaoar -Satürn karesidir ve bu olay, eskilerin (Satürn) aksiyonlarının, hükümet güçlerinin plutonik metotlar kullanmasıyla (Pluto) – örneğin zor kullanarak – dengelenmesidir (Quaoar).

İ. 13.10.1993′te Karlsruhe Anayasa Mahkemesi, aynı cinsiyetler arasındaki evlilikleri uygun bulmadığını karara bağladı.

Aynı cinsiyetler arasındaki evliliklerin (Terazi) caiz olmadığı (kare) hakkında kanun hükmü (Satürn).

J. 23.10.1993′te, protestanların yaşadığı Belfast kentinde IRA tarafından yapılan bombalama eylemi, İrlanda sosyal demokratlarından John Hume ve IRA’ya yakın Sinn Fein Partisi lideri Gerry Adams arasında başlatılmış barış görüşmelerine olan inancın yokolmasına neden oldu.

Bombalama eylemi, o dönemdeki Satürn-Pluto ve bu olayın barış görüşmelerini engellemesi de Satürn-Quaoar kare görünümlerinin semboliğidir.

K. 09.11.1993′te Bosna’nın Mostar kentindeki Neretva nehrinin üzerine 1566′da Osmanlılar tarafından kurulmuş “Türk Köprüsü”, Hırvatlar tarafından bombalanarak yıkılır.

Satürn – Qua karesinin en bariz örneklerinden biri. Herşeyden önce bu köprü, Dünya’nın en önemli sanat eserleri arasındaydı (Terazi). Önemli bir sanat eserinin savaş sırasında tamamen tahrip edilmesi de (Satürn ve Quaoar Akrep’te), bu açı ile direkt ilişkilidir. Bu olayı, astrolojik olarak “bir sanat eserinin (Qua) kötü kaderi (Satürn ve Pluto)” olarak ta değerlendirebiliriz.

Satürn’le Quaoar arasındaki tolerans fazlalığı bizleri şaşırtmasın çünkü Satürn bir süredir geri harekettedir ve bir kaç ay sonra da Qua’ya exakt olacaktır. Bu nedenle de bu kare açı, doğal olarak aynı sürecin devamı niteliğinde olup, geçerlidir.

Öte yandan bu olayı, eğer iki gezegen arasında kavuşum için alınan 4 derecelik toleransı fazla görmüyorsak, Qua kavuşum Pluto altında da değerlendirebiliriz. Ancak yine de doğru anlam, her 3 gezegeni de işin içine katmayla ortaya çıkıyor: “Taştan yapılmış (Satürn) bir sanat eserinin (Quaoar, bu eser aynı zamanda bir köprüdür = yine Terazi) bombalama yoluyla (Pluto) yıkılması (Satürn ya da Pluto)”.

Aynı tarihteki sadece Satürn-Pluto karesi ise, işin “sanat eseri” kısmını açıklamaya yetmemektedir.

L. 29.11.1993′te Cenevre’de Bosna-Hersek, Hırvatistan ve Sırbistan devlet başkanlarının biraraya gelmeleriyle, Bosna Barış Görüşmeleri tekrar başladı. Alman-Fransız ortak planı, Sırbistan eğer Bosna’da işgal ettiği bölgeleri geri verirse, Sırbistan’a koyulan ekonomik ambargonun sınırlı olarak azaltılmasını öngörmekteydi.

Antlaşma (Quaoar), sınırlı (Satürn) olarak azaltmayı (Satürn) öngörmektedir.

M. 10./11.01. 1994′te Brüksel’de toplanan NATO zirvesinde, barış için ortaklık programı (Quaoar) üzerinde görüşüldü. Program, temel olarak NATO’ya girme sürecinde bulunan özellikle Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin geç (Satürn) girişlerinin uzun vadede (Satürn) perspektifleri hakkında, askeri ve ekonomik alanlarda (Satürn) birlikte (Quaoar) disiplinli (Satürn ve kare açı) çalışmayı öngören bir temeldedir.

4.2.5. QUAOAR – CHIRON ÖRTÜŞÜMLERİ

Qua -Chiron görünümlerine daha önce yer yer değinilmişti. Aşağıda diğer olayları bulacaksınız.

1. 1999 (Quaoar Yay’da kavuşum Chiron Yay’da)

A. 19.11.1999′da İstanbul’da düzenlenen OSZE zirvesi, Rusya’ya, Çeçenistan’daki savaşı bitirmesi yönünde uyarılarda bulunur ancak kanayan yara (Chiron) geçmeyecektir; uyarılar boşa gider.

Diplomatik görüşmelerin (Quaoar) başarısızlıkla sonuçlanması, gündemin en ana konusu olmuştur.

B. 02.12.1999′da İngiliz, Amerikan ve Japon araştırmacılardan oluşan bir ekip (Quaoar Yay’da), insanda genetik taşıyıcılarından birinin (Pluto = ırsiyet; ırsiyeti babadan oğula kalan miras gibi düşünelim) kromozom 22′nin tam teşekküllü planını (Chiron, Başak) çözerler.

C. Aynı gün Büyük Britanya, Kuzey İrlanda’ya otonomi verecektir (yaralı bölge ve onların iyileşmesi, Chiron’un konusudur ve Qua da denge getirir). Konstelasyonun konusuyla birebir bir örnektir bu; dengesizliğin giderilmesiyle yaralara merhem olma durumu var burada.

D. 10.12.1999′da “Sınırsız Doktorlar” organizasyonu, Nobel barış ödülünü alır.

Bu doktorların yarası da, daha önce çoktan hakettikleri ilginin kendilerine bu tarihe kadar gösterilmemiş olmasıdır, ne var ki barış ödülü (Quaoar), bu yaraya ilaç olabilmiştir.

Yine aynı tarihte AB, Türkiye’ye aday ülke statüsü verir. Burada yine dengesizliğin giderilmesi ve adalet gibi konuların öne çıkması sözkonusudur. Yara ise, Türkiye için, çoktan hakettiği halde bugüne kadar o statünün verilmemiş olmasıdır.

2. 1995 (Quaoar Yay’da sextil Chiron Terazi’de)

A. 02.09.1995′te NATO ülkeleri, Bosna Sırplarını, eğer başkent Sarayevo’nun 20 km ötesine çekilmezlerse, hava saldırılarıyla tehdit ederler. 11.09′da, NATO’nun tehditi işe yarar ve Nisan 1992′den beri ilk kez bölge nefes alır. Son olarak ta 23.09.1995′te Zagreb’te, Bosna ve Sırbistan arasında barış antlaşması imzalanır ki Quaoar’la Chiron sextil oluşturmaktadırlar; “yaraya merhem” konusu, burada da bir antlaşmayla sağlanmıştır.

B. İshak Rabin ve Yaser Arafat arasında, Batı Şeria’da yaşayan Filistinlilerin otonomi bölgesini genişleten ve 28.09.1995′te imzalanan antlaşma. Bu, sivil halkın Filistin yönetimine geçmesini, otonomi ile ilgili birkurul oluşturulmasını ve İsrail birliklerinin Batı Şeria’dan çekilmesini öngörür.

Hakların fazlalaştırılması, genişletilmesi ile ilgili anlaşma, direkt olarak Qua’nın Yay pozisyonunu göstermekte. Chiron ise, her zamanki gibi böylece “yaraya merhem” görevindedir.

3. 1990 – 1991 (Quaoar Akrep’te üçgen Chiron Yengeç’te)

A. Radikal reform istekleri yüzünden 1988′de tüm parti dairelerini kaybeden Yeltsin, 12.06.1991′de Sovyetler Birliği başkanı seçilir.

Seçimler ve seçimle gelen zaferler, Terazi burcu semboliğindedir. 1988′de önemli bir yara alan Yeltsin ise, 1991′de bunu iyileştirecektir (Chiron).

B. 20.06.1991′de 320′ye karşı 338 oyla Berlin başkent seçilir. Berlin’in yarası, o zamana kadar birleşik bir Almanya’nın başkenti olamamış olmaktır ve bu yara artık yoktur.

C. 02.08.1990′da Irak Kuveyt’e saldırır. O dönemde Chiron-Satürn karşıtı ve Pluto-Neptün sextili var ve bir de Chiron üçgen Quaoar. Bu olay, sıralanan bildik gezegenlerle de görülebilir belki ancak, olayın quaoarlık tarafı var gibi görünüyor: Irak, Kuveyt’i bir parçası olarak görmektedir (Yengeç), saldırı ise Akrep’tir (sahiplenme). Qua’nın Akrep’te oluşu, sahiplenerek dengelemeyi yani bir anlamda zorla güzelliği göstermekte. Öte yandan Irak, sahiplenerek (Pluto) yarasını (Chiron) geçirerek dengelenmek (Quaoar) istemektedir.

D. 03.08.1990′da Doğu Almanya’da, Batı Almanya’daki seçimlerin geçerlilik alanını Doğu Almanya’yı da içine alacak şekilde kapsayan yeni bir seçim antlaşması imzalanır.

Seçimler ve antlaşmalar Quaoar, birleşme ise Almanya’ların uzun yıllar ayrı kalmalarıyla oluşan yaranın (Chiron) ilacıdır.

E. 23.08.1990′da İki Almanya’nın birleşmesini karara bağlayan antlaşma, 31.08′de birleşim antlaşmasının Içişleri Bakanınca onaylanması ve 20.09′da 3′te 2′lik çoğunlukla kabulu.

Bu sürecin tamamında, Chiron – Quaoar üçgeni tepe noktasındadır ve yarım yüzyıllık ayrılık yarasını ifade edebilen tek gök cismi Chiron’dur. İki Almanya’nın evliliği ise Quaoar’dır. Bu birleşme, o dönem içinde etkili olan Neptün-Pluto sextilinin dahilinde bile olsa, “antlaşma” ve “yara” gibi konuları her iki planet te anlatmaktan uzaktır.

F. 27.09.1990′da her iki alman sosyal demokrat ve hristiyan demokrat partilerinin (Quaoar) birleşmesi (Quaoar). Birleşilmeden önce ise, bu durumun bir yara teşkil ettiği açıktır.

G. 19.11.1990′da 16 NATO ve 6 Varşova Paktı ülkesi, soğuk savaşın bittiğine dair antlaşmayı ve saldırmazlık paktını imzaladıklarında da geri dönüşüne başlamış Chiron ile Quaoar, üçgen görünüm dahilindeydiler, o sırada da Pluto ve Satürn de birbirlerine dostça bakmaktaydılar. Bir antlaşmayla (Quaoar, ki savaşmamak ta Terazidir) savaş gibi büyük bir derdin (Chiron, Başak) sonu, bu açı tarafından çok iyi sembolize edilmektedir ve belki de en önemli Quaoar örneklerinden biridir.

4. 1979 (Quaoar Akrep’te karşıt Chiron Boğa’da)

A. 03.05.1979′da Margeret Teacher’in seçim zaferi. Bu seçim zaferi Quaoar’dır ve aynı tarihteki Chiron-Satürn üçgeni de, Teacher’in gelenekçi kanadın temsilcisi olduğunun iyi bir anlatımıdır. Karşıtın anlamı ise zorluktur ve gerçekten de, seçim sonrası dönemde İngiltere, uzun zaman kemer sıkma politikası izlemiştir (Satürn). Bunun dışında, nasıl bir ilişki kurulur bilmiyorum, bir Quaoar-Satürn karşıtında seçilen Teacher, yine 22.11.1990′da bir Qua-Satürn sextilinde görevi bıraktı.

B. 18.06.1976′daki diğer bir örnek ise, daha sonra uygulanmayan SALT-II antlaşmasının imzalanmasıdır ki, buna daha önce değinilmişti.

5. QUAOAR’IN ASALETLERİ VE SONUÇ

Quaoar, Pluto’nun statüsüne zarar verdiğinden Akrep burcunda düşer. Karşıtı Boğa’da ise düsecektir. Terazi’de evindedir ve güçlüdür; Koç burcunda ise zayıftır.

Bu cisme astroloji dünyasında ne kadar önem verilir bilinmez ancak, onun etkili olduğu olayların birçoğunda, ki onlar bu çalışmada da verilmiştir, konumlar exakttır. Birçok olayda – örneğin Prens Charles ve Diana’nın boşanmaları – Quaoar başrolü oynamaktadır.

Bu çalışmada belirtilmemesine rağmen, Quaoar, soru haritalarında da işlemektedir ve bunun dışında, grupça tetkik ettiğimiz Ay transitlerinin Qua görünümleri de direkt olarak görülmektedir.

Diğer yandan, Quaoar transitlerini Türkiye haritası üzerinde gezdirdiğimizde de önemli olaylarla karşılaşıyoruz. Bunlardan birisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir anlamda varoluşuna neden olan “Mudanya Ateşkesi” dir ve 11.10.1922 tarihinde imzalanan bu ateşkes, bir Qua transitinin TC natal Güneş’ine exakt sextil oluşturduğu ana rastlamaktadır ve ateşkes, bir Terazi burcu özelliğidir. Bu tarihte TC, daha kurulmuş değildir ancak bilindiği üzere, doğum haritalarından geçmişe doğru gidilir ve bu yöntemin adı da “regresyon” dur (= “geri” anlamında).

Bu konular, daha sonra bu çalışmaya eklenecektir.

Quaoar’ın haritanızdaki konumunu, www.astrodienst.com adresinde, doğum haritalarının çıkartıldığı kısımdaki asteorids bölümüne “50000″ rakamını vererek öğrenebilirsiniz.

Quaoar’ın efemerisine ulaşmak için de, şu adrese bakınız: http://www.astro.com/swisseph/quaoar.htm?lang=g

Devrim YILMAZER, 2002/2003, Viyana

Yayınlandı: on Ekim 20, 2006 at 11:30 am  Yorum yapın  

Transit + Progresyon + Sonar & Lunar Döngüler

  Natal yani doğum haritası yorumları kişinin karakterindeki potansiyelleri öngörmenin yanı sıra, hayatındaki güçlü ve zayıf enerji alanlarını da belirlemektedir. Vereceğiniz Natal harita siparişleri, yükselen burcunuz dahil tüm gezegenler, önemli astrolojik değerler ve noktaların açıklamalarını içerir. Hayatınızın her alanındaki (sağlık, kariyer, iş vs) potansiyel güçlerin nasıl ve ne şekilde işlediği hakkında bilgi sahibi olmak buna istinaden kendinizi daha iyi tanımaya yöneliktir. Kişinin doğum haritası hakkında sahip olacağı bilgiler, hayatındaki engelleri görme yetisinin yanında bu engeller hakkında doğru yaklaşımlar edinmesine olanak sağlar. Aynı şekilde hayatının şanslı ve şanssız alanları hakkında bilgi sahibi olabilir.

  Transit, progresyon ve solar/lunar döngüler gibi astrolojik yöntemler ise gelecek astrolojiyle alakalıdır. Sunduğumuz bu rapor çeşidi, doğum haritanıza ek olarak 1 senelik geleceğiniz hakkındaki potansiyel durumları inceler ve öngörür. İncelemelerimiz yılın her ayına göre ayrıntılı bir şekilde sunulur. Sizce Ağustos ayı iş değiştirmek için uygun bir zaman mı, yada Temmuz ayı uzun yolculuklar için risk taşıyor mu? Ne zaman evleneceğinizi merak ediyor musunuz? Yada eşinizle aranızdaki gerilim boşanmayla mı sonuçlanacak? gibi bir çok soruya astrolojinin bu alanında yanıt bulabilirsiniz.

  Doğum haritası + 1 senelik değerlendirme (transit, progresyon, solar/lunar döngüler olarak) danışmanlık ücreti 350 YTL‘dir

  Tamamen kişiye özel olarak hazırlanmaktadır. Ücretin banka hesabına geçmesi itibariyle raporunuz 1 hafta içinde mailinize gönderilmektedir.

Sipariş vermek için aşağıdaki formu doldurup, astrofacultainfo@gmail.com adresine yollayınız.

 

DANIŞMANLIK FORMU

  • Hangi konuda danışmanlık hizmeti istiyorsunuz?
  • Doğum bilgileriniz gün /ay /yıl, saat ve yer (şehir) olarak:
  • Doğum saatiniz belli değilse hayatınızın önemli dönüm noktalarını teşkil eden en az 10 olay tarihleriyle beraber (doğum, ölüm, yeni iş girişimi, evlilik tarihi vs.):
  • Özellikle üstünde durulmasını istediğiniz hayatınızın her hangi bir alanı yada konusu:
  • Sormak istediğiniz sorularınız:
Formunuzu yolladıktan sonra sizinle en geç 24 saat içinde irtibata geçilecektir.

Teşekkür ederiz.

Yayınlandı: on Ekim 20, 2006 at 11:23 am  Yorum yapın  

Natal

Natal, yani doğum haritası yorumları kişinin karakterindeki potansiyelleri öngörmenin yanı sıra, hayatındaki güçlü ve zayıf enerji alanlarını da belirlemektedir. Vereceğiniz Natal harita siparişleri, yükselen burcunuz dahil tüm gezegenler, önemli astrolojik değerler ve noktaların açıklamalarını içerir. Hayatınızın her alanındaki (sağlık, kariyer, iş vs) potansiyel güçlerin nasıl ve ne şekilde işlediği hakkında bilgi sahibi olmak buna istinaden kendinizi daha iyi tanımaya yöneliktir. Kişinin doğum haritası hakkında sahip olacağı bilgiler, hayatındaki engelleri görme yetisinin yanında bu engeller hakkında doğru yaklaşımlar edinmesine olanak sağlar. Aynı şekilde hayatının şanslı ve şanssız alanları hakkında bilgi sahibi olabilir.

Doğum haritası danışmanlık ücretimiz 170 YTL‘dir. Tamamen kişiye özel olarak hazırlanmaktadır. Ücretin banka hesabına geçmesi itibariyle raporunuz 1 hafta içinde mailinize gönderilmektedir.

Sipariş vermek için aşağıdaki formu doldurup, astrofacultainfo@gmail.com adresine yollayınız.

 

DANIŞMANLIK FORMU

  • Hangi konuda danışmanlık hizmeti istiyorsunuz?
  • Doğum bilgileriniz gün /ay /yıl, saat ve yer (şehir) olarak:
  • Doğum saatiniz belli değilse hayatınızın önemli dönüm noktalarını teşkil eden en az 10 olay tarihleriyle beraber (doğum, ölüm, yeni iş girişimi, evlilik tarihi vs.):
  • Özellikle üstünde durulmasını istediğiniz hayatınızın her hangi bir alanı yada konusu:
  • Sormak istediğiniz sorularınız:
Formunuzu yolladıktan sonra sizinle en geç 24 saat içinde irtibata geçilecektir.

Teşekkür ederiz.

 

Yayınlandı: on Ekim 20, 2006 at 11:21 am  Yorum yapın  

Danışmanlık

Astrolojik bir danışmanlığa neden ihtiyaç duyulur? Herşeyden önce, içimizde bu soruya kesin ve net bir cevap verebilmemiz gerekiyor. Dolayısıyla danışma için başvurduğunuz zaman belirli ana noktalara dikkat etmek zorundasınız.

İlk olarak, astroloji zamanın kalitesidir. Bu deyimi her ne kadar bir solukta telafuz etsek te kendi içinde başlı başına bir ağırlık taşıyor. Zaman iki temel üzerine kuruludur; bunlardan ilki ölçülebilir, nicel zamandır ve günlük hayatımızda bildiğimiz üzere, saatlerin akmasından başka birşey değildir; bugün saatlerimiz 13:00´ü gösterirken biraz zaman geçtiğinde 14:00 olacak. Tabi ki bu, özünde bize ait tecrübeler dünyasını, yani geçmiş, şimdi ve gelecek zamanları ölçebilmek ve sistematize edebilmek gibi bir amaca hizmet eder. Kendi tarihimizi nicel olarak değerlendirebilmek, zamanın bu yönünün özelliğidir.

Ancak ikinci ve bizler için en önemli olan kısım, her anın belirli bir kaliteye sahip olduğu gerçeğidir; buradan hareketle, hiçbir an birbiriyle aynı değildir. Örneğin belirli bir savaş ortamında doğmuş bir kişi, o atmosferi kendi doğum haritası içinde şu veya bu konuda yaşar. Ve yine aynı noktadan hareketle, zaman tabi ki belirli bir kalite taşır çünkü örneğin doğumhanede çocuk bekleyen bir kişi, o bekleme anını uzun olarak değerlendirir ve kendi psikolojisinde o şekilde yaşar. Halbuki bilindiği üzere, bu tip bir durum olasılık dahilinde bile değildir; her an aynı akışa sahiptir, 1 dakika diğer 1 dakikadan daha uzun ya da kısa olamaz.

Ancak denildiği gibi, insanı insan yapan ve örneğin bir robottan ayıran kısım, bizlerin zamanı hem nicel ve hem de nitel olarak değerlendirebilme özelliğimizde yatıyor. Konuları ve özneleri subjektif olarak değerlendirebilme yetimiz yüzünden, zamanı bir değil iki türlü yaşıyoruz. Zamanın subjektif bir özelliğinin de olabilmesi, kendi gerçekliğimiz ve varoluşumuzu aynı zamanda bu özellik üzerine kurmamızı da sağlıyor tabi ki. Zamanın kalitesiyle anlaşılması gereken işte bu özelliktir ve astrolojide de bu kaliteyi sembolikleriyle gösteren ya da onlara işaret edenler, ilk başta gezegenlerdir.

Peki nasıl olur da gezegenler hayatımız hakkında belirli yargılarda bulunabilir ve hatta daha da ötesine giderek bizleri bekleyen hakkında haber verebilir? Bu sorunun görülebilen bir tek cevabı olabilir ve o da, herşeyin birbiriyle içiçe olduğu ve objenin subjeden ayrı olamayacağıdır. Topun sahanın tam ortasında durduğu – ki bu hakikate objektif bakıştır – bizler için öyle çok ta anlam teşkil eden bir özellik olamaz; en azından hakikatin tek kolunu oluşturamaz. Ben nereden bakıyorsam ve ne şekilde gözlemliyorsam, top oradadır. Gözleneni gözlemciden ayrı düşünemeyiz. Ve işte buradan hareketle, gezegenleri de bizlerden bağımsız, ayrı gerçeklikler olarak algılayamayız.

İnsan hayatı da, bu anlatılanlar temelinde iki koldan oluşur: Birinci kol, birşeyin var olmasıyla ilişkilidir ve buna örnek olarak bir olayı gösterebiliriz. Olay, bildiğimiz, yaşamış olduğumuz ve gerçekliğinden şüphe edemeyeceğimiz bir konu olarak bulunur. İkincisi de insanın bu olaya bir anlam verebilme ve onu kendi subjektif gerçekliğine göre değerlendirebilmesidir. Yani olayın kendisi nicel ve onu anlamlandırma da nitel hakikatlerdir. İyice bir düşündüğümüz zaman, astrolojinin de bundan çok farklı olmadığını algılayabiliriz. Çünkü astroloğun da bir olayı yorumlayabilmesi için, ilkin varolan bir şeye (örneğin gezegene) ve ikinci olarak ta onun semboliğine ihtiyacı olur.

Eğer herşey (olay ya da fiziksel olarak varolan ve yorum) birbiriyle iç içeyse ve belirli bir etkileşim halindeyse ve biri olmadan diğerinin bir anlamı yoksa, o taktirde bir gezegenin de hayatımız hakkında belirli yargılara varabilmesi mümkündür. Bunda çok fazla şaşıracak birşey yok. Herşey tek bir kökten kaynaklandığına göre, o herşeyin hem niceli hem de niteli kendi içinde barındırabilmesi imkansız olamaz.

İkinci bir husus, şimdi de varolan birşeyin (=doğum haritasının) nasıl olur da hem geçmişi hem de geleceği birarada barındırabilmesi konusudur. Ancak bunu da çok garip görmemeliyiz çünkü dikkat edildiği zaman, hem geçmiş ve hem de geleceğin tek bir noktadan, şimdi noktasından kaynaklandığını görebiliriz; Geçmişi düşündüğümüz zaman bunu şimdide yapmak zorundayız. Öyle ya, şu an siz bu satırları okurken “bir önceki cümlede ne yazıyordu”“ derseniz, geçmişe dönmek zorundasınız ve bunu da şimdide yapmak mecburiyetindesiniz. Gelecek için de aynı durum söz konusu; geçmiş ve gelecek hakkında düşünürseniz, bunu şu an içinde, şimdi anında gerçekleştirebilirsiniz. Başka bir olasılık yok. Dolayısıyla şimdi anında çıkarılan bir doğum haritası da, demek ki hem geçmişimizi ve hem de geleceğimizi kendi bünyesinde barındırabilir.

Tekrar ilk cümlelerin içeriğine, danışmanlık konusuna gelirsek, astrolojik bir danışmanlığa yine iki türlü ihtiyaç duyulduğunu anlayabiliriz ve bu iki kol da, kader ve özgür irade konularıdır. Bu konuya zamanı geldiğinde gerçi AstroFelsefe kısmında değinilecek ancak danışmanlık ta denildiği gibi bu iki temel üzerine kuruludur.

Eğer konuya (özgür) irade çerçevesinde bakıyorsanız, o taktirde astrolojik bir danışmanlık, size belirli eğilimleri göstererek kendilerine karşı önlem alınabilecek olaylar hakkında önlem alabilmenizi sağlayabilir. Ötenizde duranı bilebilmek ya da en azından fikir sahibi olabilmek, o konuda hiçbir fikriniz olmamasından her zaman daha iyidir.

Eğer konuya daha kadersel bir anlamda bakıyorsanız, o taktirde astrolojik bir danışmanlık size yine bir fayda sağlayabilir çünkü o zaman da olayları karşılarken psikolojik bir rahatlık içinde olursunuz ve bu da bir avantajdır. Dolayısıyla astrolojik bir danışmanlık, size hangi açıdan yaklaşırsanız yaklaşın fayda getirebilir.

 

Buradan hareketle bahsi geçen bu temel noktalara dikkat ediniz ve danışmanlık için başvuracağınız zaman da, aşağıda bulabileceğiniz formu doldurarak astrofacultainfo@gmail.com adresine mail atınız.

DANIŞMANLIK FORMU

  • Hangi konuda danışmanlık hizmeti istiyorsunuz?
  • Doğum bilgileriniz gün /ay /yıl, saat ve yer (şehir) olarak:
  • Doğum saatiniz belli değilse hayatınızın önemli dönüm noktalarını teşkil eden en az 10 olay tarihleriyle beraber (doğum, ölüm, yeni iş girişimi, evlilik tarihi vs.):
  • Özellikle üstünde durulmasını istediğiniz hayatınızın her hangi bir alanı yada konusu:
  • Sormak istediğiniz sorularınız:
Formunuzu yolladıktan sonra sizinle en geç 24 saat içinde irtibata geçilecektir.

Teşekkür ederiz.

 

 

 

Yayınlandı: on Ekim 20, 2006 at 11:10 am  Yorum yapın  

Satürn Transitleri

Satürn transitlerinden çağlar boyu korkulmuştur. Kimi yüzeysel metinlere göre bu transitler her türlü felaketin nedeni olarak ortaya çıkar. Aslına bakılırsa bu dönemler tatminsizlik ve değişime duyulan tutkuyu ön plana çıkarmaktadır. Asırlar önce kim ne derece hayatını değiştirebilirdi ki? İnsanlar yıllarca rutin hayatlarının yükümlülüğü altındaydılar. Gerekli olduğunda bile değişimler gerçekleşmiyordu. Satürn transitleri değişim için zorlayıcı gücü temsil ediyordu. Bu durum eski insanın gözünde bir felaketle eş değerdi. Satürn transitlerinin aslında yaptığı, her şeyi bir vargıya taşımaktan ibarettir. Bir döngü biter ve diğeri başlar. Ve evet bu transitler Murphy yasasıyla da ilişkilendirilebilir. “Ters gitme olasılığı taşıyan bir şey ters gidecektir.” Her gün çok fazla çalıştığınızı ya da aksine gece gündüz durmadan eğlendiğinizi varsayın. Sonra Satürn ortaya çıkar ve hastalanırsınız. Kötü şans mı? Hayır, bu sadece seçilmiş olan zararlı eylemlerin bir sonucudur. Satürn transitleri basitçe bizi şimdiye kadar yaptıklarımızın iyi ya da kötü sonuçlarıyla yüzleştirme eğilimi taşır. Ama eğer i’lerin noktalarını koyduysanız ve T’lerin çizgilerini çekip her konuda ayağınızı denk aldıysanız Satürn transitleri sizi mükafatlandıracaktır. Hayatınızda yarım kalmış işleriniz yoksa Satürn’ün de baltalayacağı bir durum yok demektir. Örneğin Astrolog Noel Tyl, Avrupa’da müzik eğitimi için burslu okumak isteyen birinden bahseder. Bu sırada transit Satürn kişinin natal güneşine karşıt açı yapmaktadır. Söz konusu kişi bu durumda çok çalışmak zorundaydı. Çünkü bursu alması okuldaki derecelerine bağlıydı. Sonuç olarak ödül para olarak Satürn’den gelebilir. Ama her zaman sıkı çalışma, efor ve disiplin gibi gereklilikler söz konusudur. Satürn transitleriyle baş etmenin en iyi yolu ileriye bakıp ne zaman geldiklerini görmektir. Satürn gelecek yıl 2. evinizden (para evi) mi geçecek? O zaman şimdi ilerisi için nakiti biriktirme zamanıdır. Belki de Satürn 6. evinizin (iş) başında. Bu mesleğinizde fazladan taleplere işaret ediyor olabilir. Şu an kişinin bir işi olmadığına bile işaret edebilir. Yine de önleminizi alıp öz geçmişinizi güncelleyin. Evet Satürn süreçleri oldukça zorlu olabilir, ama eğer onlarla doğru şekilde başa çıkabilirseniz, kesin ve uzun süreli mükafatlar elde edebilirsiniz.

Transit Satürn 1. Evinizden Geçerken : Bu transit Satürn’ün en başta yükseleninizin üzerinden geçmesiyle başlar ve yeni bir döngünün başlangıcına işaret eder. Bu yaklaşık 14 yıllık bir döneme tekabül eder. Bu süreçte başkalarının sorunları ya da ne yapıp yapmadıklarını düşünmek yerine kişinin içsel meselelerine konsantre olması gerekir. 1. ev sizdir, kişiliğiniz ve olaylara yaklaşım şeklinizi anlatır. Satürn burada hareket ettiği zaman sizin kim olduğunuzu sorgulamakla kalmaz, kim olmak istediğinizi anlamınızı da sağlar. Eğer bu transit süresince depresif duygular içerisine girerseniz bilin ki bu hayatınızdaki belli rutinlerin yanlış olduğunu ve değişmesi gerektiğinin sinyalidir.

Transit Satürn 2. Evinizden Geçerken : Para ve mal mülk konularında dikkatli olun. Bu transit boyunca geliriniz daha çok düşme eğilimi gösterir. Ya da masraflar artar. Her iki durumda da normalden daha azı elinize geçecektir. Ama başka bir olasılık daha vardır. İstekleriniz artabilir bu durumda yeterli paranız olsa da birden bire yokmuş gibi görünebilir. Satürn hırsın Burcu Oğlak’ı yönetir. Ve Satürn ortaya çıktığında sıklıkla bir sonraki adımı atması için kişiyi zorlar. Zengin bile olsanız Satürn’ün 2. evde etkisini hissedersiniz. Bunlar dışında 2. ev sadece para ve mülk konularıyla ilgili değildir. Aynı zamanda değer verdiğiniz şeyleri de gösterir. Satürn burada transit halindeyken uğruna çok çalışıp didindiğiniz mal varlığınızın artık size bir şey ifade etmediğini hissedebilirsiniz. Tamam şimdi her şeye sahipsiniz. Peki şimdi ne yapacaksınız? Bu dönem yeni amaçlar ve değer yargıları konusunu ön plana çıkarabilir. Her şekilde Satürn bu eve girdiğinde fazladan çalışmanız gerekecektir.

Transit Satürn 3. Evinizden Geçerken : kardeşlerle ve komşularla ilgili ekstra zorluklara ve problemlere enden olabilir. Sorunlar eskiye dayanıyor ve şimdiye kadar tam olarak patlak vermediyse, Satürn bu evden geçerken söz konusu durumlar için dönüm noktası yaratır. Bu bir çok şekilde gerçekleşebilir. Belki yardımınıza ihtiyaçları vardır belki de sizin onların yardımına ihtiyacınız vardır. Her ne olursa olsun bu yardım istemi karşılanamayacaktır. Ya da onlar sürekli yardım istekleriyle sizi canınızdan bezdireceklerdir. Bu ev aynı zamanda iletişim evidir. Satürn 3. evden geçerken daha ciddi konuşma eğilimi görülür. Aynı şekilde düşünceler ve fikirlerde ciddileşecektir. Satürn’ün negatif tarafı olan depresyon konusunda dikkatli olmalısınız. Eğer atacağınız pozitif adımlara konsantre olursanız bunu yenebilirsiniz. Bu transit pratik ve kullanışlı yetenekler geliştirmek için uygun bir döneme işaret eder. Her Satürn transitinde olduğu gibi ileriye bakıp neyin gelmekte olduğunu görmek gerekir. Bu şekilde onunla çarpışmadan önce gereken önlemleri alabilirsiniz.

Transit Satürn 4. Evinizden Geçerken : Bütün Satürn transitleri her zaman kötü değildir. Bu transit eve/yuvaya değişiklikler getirme eğilimindedir. Satürn 4. evine girdiğinde 31 yaşında ailesinin yanından taşınan bir arkadaş tanıyorum. Taşındığı ev oldukça küçük olsa da, orası onundu ve terapisti de kendi de bu durumdan oldukça memnundular. Satürn’ün haritanızın dibinden transit geçmesi aynı zamanda farklı bir istikamete doğru yeni bir hayatın başlangıcı olabilir. Genellikle yukarıya dönüktür. Grant Lewi’ye göre bu konum hayatta yükselişe geçmek için en iyi zamandır. Kişi uzun bir tırmanıştan sonra 14 yıl civarında zirveye ulaşacaktır. Evet böyle bir eğilim olsa da bu durumu destekleyecek ya da engelleyecek gezegen pozisyonlarının hesaba katmayı unutmamak gerekir. Asla tek bir gezegeni baz alarak tahmin yürütülmemelidir. Bir çok astrolog bunu göz ardı etmeleri sonucunda kötü tecrübeler edinmişlerdir. 4. ev ebeveynlerden birini de işaret eder. Bu genelde babadır. Eğer bu ebeveynle ilgili problemler varsa, ki özellikle bunlar halı altına süpürülmüş ya da üstünde durulmamış problemlerse, transit boyunca su yüzeyine çıkma eğilimi gösterirler. Bu 3. yaş gününüzde size üç tekerlekli bisiklet almadıkları için ne kadar kızgın olduğunuzu hatırlatacak türden bir transittir. Satürn haritanızın tam dibindeyken MC yani tepe noktasına karşıt açı yapıyor olacaktır. Bu süreç boyunca kariyeriniz, toplumsal imajınız ve patron/patronlarla ilişkileriniz de etkilenecek demektir. Daha fazla ayrıntı için Satürn’ün tepe noktasına olan transitlerine bakabilirsiniz.

Transit Satürn 5. Evinizden Geçerken : 5. ev aşkın, romantizmin, yaratıcılığın ve çocukların evidir. Hayır bu 2 yıl boyunca (genelde) bir aziz gibi bekar kalacağınız anlamına gelmiyor. Aslına bakılırsa bu transit boyunca oldukça derin ve ciddi aşk ilişkileri kurulması olasıdır. İlişkilerde sık sık bir karar aşaması göze çarpar, ya ayrılık ya evlilik gibi. Satürn transitlerinde transit kapsamındaki konuları askıya almamak gerekir. Bunu aynı şekilde kişiye bağlı olarak da yorumlamak gerekir. Elbette ki 5. evinde transit Satürn bulunan bir çocuk aşk ilişkilerinde sorun yaşamayacaktır (en azından öyle umuyorum). Ama bu onun için eğlence, oyunlar ve oyuncaklar konusunda sıkıntılara neden olabilir. Bu çocuk için örneğin en sevdiği oyuncağını kaybetmesi anlamına gelebilir. Bir müşterim vardı ve bir gün gelip benden 5 yaşındaki kızının haritasına bakmamı istedi. O yaz Jüpiter ve Mars küçük kızın 5. evinden geçmekteydi. (Bu transitler eğlenceyi ve zevki Satürn’e göre çok daha fazla arttıran etkiler verir.) Babasına, kızının bir aşk ilişkisi yaşama olasılığının olduğunu ve bu kadar genç bir yaşta böyle yararlı transitlerin boşa gitmesinin ne kadar yazık olacağını söyledim. Beraberce güldük. Yazın sonunda babası beni aradı ve kızının 12 yaşındaki bir çocuğu aşık olduğunu ve ona aşk mektupları yazdığını söyledi. En azından Jüpiter ve Mars’ın 5. evde verdiği mutluluğu tatmış oldu ? Satürn bu konumda yaratıcılık, spor ve şans oyunlarında depresyon sıkıntı verme ve engelleme eğilimindedir. Satürn transitleri aynı zamanda, bırakmak vazgeçmek zorunda kaldığınız aktivitelere de tesadüf eder. (diyelim ki 95 yaşındasınız ve profesyonel futboldan vazgeçmek zorundasınız! ? ) Ya da tam aksi bazı durumlarda hırsı arttıracak ve disipline edecektir. Joging konusunu çok mu ciddiye almaya başladınız? Yoksa bir takım yaratıcılık konularında ciddi şekilde kendinizi göstermek mi istiyorsunuz? Kendinize bir program çizin ve uygulamaya başlayın. Hırs yapmanın ve disiplinin zamanı, yılmadan pratik yapmaya devam edin. Eğer genç çocuklarınız varsa — ki her zaman problem yaratırlar öyle değil mi? — Bu transit boyunca daha çok kendileri gibi davranabilirler. Çocuklar büyük mü? O zaman onlarla ilgili hala sorunlar vardır. Belki de yanınıza taşınmak istiyorlar ya da evden ayrılıp gittiler ve siz onları çok özlüyorsunuz. Satürn her zaman engellerin üstesinden gelmek için mücadeleyi gerektirir.

Transit Satürn 6. Evinizden Geçerken : Burası iş ve sağlık evidir. Hayır size işinizi kaybettirip hastalanmanıza neden olmayacak (hmm her zaman değil). Satürn’ün problemleri yüzeye çıkardığını hatırlayın. Bunu problemleri çözmek için çok uygun bir zaman olarak algılayın. Belki işiniz her zamankinden daha çok canınızı sıkacak. Belki de sizin için doğru bir iş değil ve harekete geçmenizin zamanı. Özgeçmişinizi güncelleyin ve aramaya başlayın. Eğer serbest çalışıyorsanız ve Satürn 6. evinizden geçiyorsa bunun anlamı ya ya kazanacaksınız ya batıracaksınız anlamına geliyor. İş yerinizi 2 yıl ya da daha fazla süre içinde ya sürdürecek ya da dükkanı kapatmak zorunda kalıp başka biri için çalışmaya başlayacaksınız. Eğer iş verenseniz, işçileriniz hakkında kaygılarınız artacak demektir. Onlarla muhtemelen yaşayacağınız sorunlar, işi bırakmaları, emekliye ayrılmaları ya da ölmeleri olarak gerçekleşebilir. Ya da artık eskisi kadar sıkı çalışmıyor olabilirler. Yapmanız gereken ilk şey onlara nasıl davrandığınızı düşünmek olmalı. Çünkü bunun sizin hatanız olması ihtimali vardır. Satürn burada, eğer iş eski yöntemlerle sürdürmek işe yaramıyorsa, buna bir son vermek anlamına gelir. Sağlıkla alakalı olarak ben bir doktor değilim ya da medikal astroloji benim alanıma girmiyor. Ama Satürn’ün 6. evdeki transiti süresince her yıl için bir kez check-up yaptırmakta bir sakınca görmüyorum. Satürn uzun sürece gelişen durumları temsil eder. Bu durumda sağlığınız konusunda yaptıracağınız kontroller sayesinde hastalıklar daha da ağırlaşmadan teşhis edilebilir.

Transit Satürn 7. Evinizden Geçerken : Burası evliliğin ve ortaklığın evidir. Satürn buradan geçerken burası aynı zamanda boşanmanın da evi olabilir. Satürn transitleri ilişkileri bir dönüm noktasına taşıyacaktır. Bir keresinde kocası ve aynı zamanda sevgilisi olan bir müşterim vardı. Satürn 7. evine girmek üzereydi. O’na bir karar vermek zorunda olduğunu söylediğimde bana her şeyi olduğu gibi sevdiğini bu yüzden bir karar vermesine gerek olmadığını ve bunu istemediğini söyledi. 2 hafta içerisinde Satürn 7. eviyle çarpıştığında bu bayan her iki erkeğini de kaybetti. Birden bire artık kocasına dayanamadığını fark edip evden ayrıldı ve sevgilisine gittiğinde adam ona kadının bu kararı vermek için çok fazla zaman harcadığını ve bu süre içinde kendisinin başka birini bulduğunu söyledi. Asla ama ASLA bu transit süresince kararları uzatmayın, her şeyi oluruna bırakmayın. Çünkü bu Satürn’ün sizin yerinize karar vermesini istemek gibi bir şey olacaktır ve siz sonuçlardan muhtemelen hiç de hoşnut kalmayacaksınız. Olumlu tarafından bakacak olursak, Satürn’ün 7. evinize girmesi zirveyi yarılamış demektir. Bu da geçen 7 senenin 14 sene sürecinde ödüllerini almaya başlamanız anlamına gelir. Diğer sert transitler ya da progresyonlar müdahale etmedikçe bu hayatınızın olumlu bir diğer safhasıdır. İçsel ve tamamen kişisel meseleler yerine daha çok kariyeriniz ve dışsal sorunlarla alakadar olma eğilimi görülür. İronik olarak karşıtlıklarla bu süreç içinde yüzleşmeniz daha olası. Çünkü 7. ev evlilik ve ortaklık dışında açık düşmanları da yönetir. Satürn transiti evlilik olmasa da karşınızdakini eşiniz gibi gördüğünüz ilişkilerde de etkisini gösterebilir. Transit Satürn bu evden geçerken ani ve aleni şekilde başarılı olmanızı sağlayabilir çünkü başkalarını size imrendirme ve kıskandırma eğilimi gösterir. Arkanızı kollamaya hazırlıklı olun. Satürn’ün bu evden geçerken evliliklerin büyük stres altında olma nedenlerinden biri de partnerin diğer partnerin başarısı altında ezilmesi ya da kıskanmasıdır. Bu durumda eşinizin egosunu yatıştırmak için daha fazla efor sarf edebilir ya da bu kadar dar kafalı oldukları için onları iğrenç bulabilir ve terk edersiniz.

Transit Satürn 8. Evinizden Geçerken : Daha az seks ve daha fazla vergi (ister istemez). Cinsellik konusu sizin için önemini yitirebilir. Eğer şimdiye kadar tek gecelik çok fazla ilişki yaşadıysanız, şimdi size hepsi boş ve anlamsız gelecektir. Şimdi muhtemelen daha derin ilişkiler istiyorsunuz. Ama bununla birlikte eğer cinsel uyumsuzluk ve fonksiyon anormalliği varsa bu iyice su üstüne çıkacaktır ve artık görmemezlikten gelinemeyecektir. Satürn transiti burada sizi bu sorunu halletmeniz konusunda zorlayacaktır. Unutmayın ki Satürn probleme enden olmaz, tüm yaptığı aslında saklı sorunları yüzeye taşımaktır. Satürn’ün 8. evinizden geçişi hiç bir şeyi sanki dünyayı sarsıcı şekilde göstermemelidir. Cinsellikte aniden çok daha fazla kontrol istemiyle konuyla ilgili kitapları karıştıran siz de olabilirdiniz! Ama lütfen her şeyi kitaplardan öğrenemeyeceğiniz gerçeğini bir köşeye not alır mısınız. Eğer bu transit sırasında para ya da mülk olarak miras alacaksınız ekstra engel ve zorluklara hazır olmanız gerekmektedir. Belki de biri çıkıp vasiyetnameyi tartışmak isteyecek ve bu aranızda yasal bir savaş halini alacak. Ya da size miras kalan mal hakkında bir şekilde zorluklar söz konusu olacaktır. Örneğin belki de bu mal kolayca satabileceğiniz bir mülk değildir ve öte yandan vergilerinin de ödenmesi gerekmektedir. 8. ev genel olarak diğer insanların parasını da yönetir. Eğer belli bir krediye ihtiyacınız varsa bu süreç içinde bu daha da zorlaşacak ve engeller çıkacaktır. Harekete geçmeden önce Satürn’ün sizi vurmasını beklemeyin. İleriye bakın ve nerede olduğunu görün ve gelmeden uzun süreli planlarınızı yapın. 2. evde paranızı etkileyebilir. Satürn’ün 8. evdeki hareketi ise partnerinizin parasını etkiler. Partnerinizin gelirinde düşüş vardır ama bu yine de sizi etkiliyordur. Satürn için her zaman geçerli olduğu gibi o size saldırmadan önce plan yapmanızda büyük fayda vardır.

Transit Satürn 9. Evinizden Geçerken : Uzun keyifli seyahatlere çıkmak için uygun zaman değildir. Ama iş gezisi için iyi olabilir. Eğer bu süreç içerisinde tatil yapmanız gerekiyorsa, kısa seyahatleri tercih edin. Ya da uzun seyahatli bir tatil düşünüyorsanız Satürn’ü mutlu etmek için gittiğiniz yere biraz iş götürün. Burası aynı zamanda yüksek eğitimin evidir. Satürn de hırsın ve tatminsizliğin gezegenidir. Bu bir çok şekilde açıklanabilir. Uygun eğitimi almadığınız için kariyerinizde engellenmiş hissedebilirsiniz. O zaman bir seçim yapmanız gerekir. Depresyona girip hiçbir şey yapmamak ya da okumaya başlamak. 9. ev kariyer evi olan 10. evden önce gelir ve şimdi yapacağınız her şeyin 2 sene içinde kariyeriniz ve toplumdaki konumunuz hakkında büyük etkisi olacaktır. Seçimlerini yapmak konusunda rahat olun ve zamanı değerlendirin.

Transit Satürn 10. Evinizden Geçerken : Satürn transitleri bize geçmişteki eylemlerimizin sonuçlarını verir. 10. ev kariyerimizi, toplumdaki imajımızı, pozisyonumuzu, patronumuzu ve hayatımızdaki hedefleri yönetir. Satürn buradan geçerken hayatınızın doğru yolda olup olmadığını söylemeye muktedir olacaksınız demektir. Şefinizle süregelen ya da askıya alınmış sorunlar aynı şekilde kariyer konularındaki benzer durumlar şimdi yüzeye çıkacak demektir. Harekete geçmeniz gereken zamanda bunu yapmadıysanız bu süreç “keşke yapsaydım, yapmalıydım” diyeceğiniz bir zamandır. Satürn Bill Gates’in tepe noktasından geçtiğinde mahkeme Microsoft aleyhine açılacak davaya hazırlanıyordu. Tavukların evdeki horoza dönme zamanıydı. Gates, herkes ona bu denli cephe almışken savunmasında savunmasında zaten çokta iyi olabileceğini hesaba katmıyordu ama yine de “biz işe mahkumları almıyoruz” stratejisi ona ufakta olsa bir kazanma şansı sunmuştu. Olumlu tarafından bakarsak şunu söyleyebiliriz, eğer işinizi planladıysanız ve planınızı uyguladıysanız işte bu hasat zamanı. Satürn zirveye ulaşmanızı sağlayacaktır. Ancak konumunuzu koruyabilmek için yine çok çalışmanız gerekmektedir. Ve tüm zamanınızı işe verme konusunda dikkatli olun çünkü bu durumda hayatınızın aile ve arkadaş alanları acı çekebilir. Buradaki dengeyi sağlamak için ekstra efor sarf etmekten kaçınmayın.

Transit Satürn 11. Evinizden Geçerken : Satürn transitleri uzun zamandır kurtulmak yada kesip atmak istediğimiz ama yapmadığımız şeyleri koparır. Gerçekten arkadaş olmayanlar bu transit sayesinde gerçek yüzlerini göstereceklerdir. Bırakın gitsinler. İyi arkadaşlarda bu süreç boyunca hayatınızdan çıkabilirler. Satürn devirlerin sonunu yönetir. Hala yanınızda kalacak arkadaşlarınız olsa da belki de siz onlarla zaman harcayamayacak kadar meşgul olabilirsiniz. Yada aynı şekilde onlar meşgul olabilirler. Diğer tarafta belki de fazlasıyla problemleri vardır ve bu yüzden yardımınızı isteyebilirler. 11. ev konuları umutları ve istekleri de kapsar. Bunlardan bazıları belki de artık eskimiş işe yaramaz durumdadır ve değişmeleri gerekir. 11. ev aynı zamanda arkadaş gurupları ya da topluluklarla nasıl anlaşacağımızı da gösterir. Eğer iş yerinde bir takıma ya da her hangi bir kulüp ya da organizasyona aitseniz, Satürn burada ortaya problemler, zorluklar yada ekstra sorumluluklar çıkarabilir. Belki de gurubunuz değişmiştir ve artık keyif vermiyordur. İşte terfi edebilirsiniz ya da bir kulüpteki ofis için seçilebilirsiniz. Bu daha fazla ve sorumluluk anlamına gelir. Satürn’ün yararları hem acı hem tatlıdır.

Transit Satürn 12. Evinizden Geçerken : Şimdi hayatınıza son derece negatif insanların nasılda girdiğini gözlemleyin. Genelde onlar size yardım isteme amacıyla gelecektir. İstedikleri sözde “tek” yardımın sonu bucağı gelmeyecek gibidir. Sizi tüketebilirler. Bu kişilerin yeni tanıştığınız kişiler olması da gerekmez. Aniden değişim gösteren zaten tanıdığınız biri de olabilir. Satürn burada sıklıkla büyük döngünün bitimine işaret eder . 2 yıl ya da daha fazla süre Satürn bu evde de hareketini sürdürürken kişiyi hayatındaki bir çok şeyi bitirmeye zorlar. Belki bazı şeylerin bitmesi kişiyi iyi hissettirmez ancak uzun dönemli yeni projelere başlamak için gerekli bir süreçtir. Ama bunlar için Satürn yükselen çizgisini geçip 1. eve girene kadar beklemek gerekir. Bu süre içinde planlar yapabilirsiniz ama yine de uygulamaya koymak için iyi zaman değildir. Deneseniz bile koşullar genelde Satürn 1. eve varana kadar gecikmelere ve tersliklere neden olacaktır. Şu anda yapmanız gereken kayıplarınızı kesip atarak güvertenizi hareket için hazırlamak olmalıdır.

Satürn’ün Natal Gezegenlere Transitleri

Transit Satürn’ün Natal Güneş’e Açıları :

Satürn natal güneşinizle kavuştuğunda şimdiye kadar ne için çabaladıysanız (çabaladığınızı düşündüğünüz şeylerin değil) onun meyvelerini toplarsınız. Bazı kitaplar Satürn’ün sıkı ve zorlu çalışmaları ödüllendirdiğini söyler. Tam olarak böyle değildir. Satürn akıllı çabayı ve zekice atılmış adımları ödüllendirir. Eğer yanlış istikamet doğrultusunda sıkı çalıştıysanız Satürn de bunu farklı bir şekilde ödüllendirecektir. Satürn transitlerinde alışageldiği üzere, eğer içte sorun varsa bunların hepsi kavuşum ve diğer stresli açılarda (kare ve karşıt) yüzeye çıkma eğiliminde olacaktır. Güneş genel olarak vücudu temsil ettiği için bu özellikle sağlık meselelerinde geçerlidir. Satürn Güneş kavuşumu söz konusu olsa bile, bu tamamlanması belki de yıllar alacak uzun menzilli projelere başlamak için mükemmel zamanı işaret eder. Ya da sağlıkla ilgili olarak çeşitli perhizlere başlamak, alışkanlıkları ileriye dönük olarak iyi yönde değiştirmek yada kötü alışkanlıklardan kurtulmak için de iyi bir dönemdir. Satürn’ün uyumlu açıları daha az önem taşır. Neredeyse Satürn’ün stresli açılarını tercih edersiniz. Satürn Güneş’e 60′lık ya da üçgen açı yaptığında her şey stabil ve heyecansızdır. (pek tabi transit Uranüs aynı zamanda tesir etmediği sürece). Kendinizi meşgul edin. Unutmayın ki Satürn’ün yaptığı her uyumlu açıdan sonra gelecek stresli bir açı genelde 2 yıl uzaktadır. Her zaman bir gözünüz Güneş’inizin bulunduğu evin yönettiği yaşam alanlarında olsun. Aynı zamanda Güneş’in yöneticisi olduğu Aslan burcunun haritanızda bulunan ev başlangıçlarındaki konumlarını da kontrol etmenizde fayda vardır.

Transit Satürn’ün Natal Ay’a Açıları :

Ay hisleriniz, iç aleminiz ve iç güdülerinizdir. Satürn ise özellikle stresli açılar altında (kavuşum, kare, karşıt) depresyondur. Ama her zaman bunu minimize etmenin bir yolu vardır. Kendinizi ev dışında meşgul etmeye çalışın. Sadece oturup beklemeyin. Ay’ın bulunduğu evi kontrol edin ve Satürn’ün hangi evde hareket ettiğini inceleyin. Bunlar hayatınızdaki normal sorunların şu an için oldukça sinir bozucu, bunaltıcı görüneceği yaşam alanlarını gösterir. Örneğin 3. evdeki bir Ay yerleşimiyle doğduysanız transit Satürn’den stresli bir açı kardeşlerle ve komşularla ilgili problemlere neden olabilir. 3.Ev aynı zamanda iletişim, nakil ve taşıtları yönettiği için bu konular da mutlaka etkilenecektir. Belki de toplum içinde bir konuşma yapıp panik atak geçirebilirsiniz. Yada yeni bir araba almanız gerektiğinde birden eskisinden vazgeçecek olmanız sizi oldukça üzebilir. Her hangi bir durumda bu süreçteki tepkileriniz mantıktan daha çok duygusallık eğilimi gösterecektir. Ah evet tabi bu arada kadınlarla olan ilişkilerinizde bu transitler boyunca oldukça zorlanabilirsiniz. Bu sadece erkekler için değil, herkes için geçerlidir. Bu transitlerle başa çıkmanın en iyi yolu duygularınızı kabullenmektir. Onları bastırmayın. Daha sonra durumun gerçekliğini kontrol edin. fark edeceksiniz ki duygusal tepkileriniz olan olaydan bağımsız ve orantısız gelişiyor. Elbette mantıklı olup doğru karar verin. Ama daha sonra duygularınızı yatıştırmak için kendinize küçük şeylerle ödüllendirin. Genelde bu durumlarda dondurma benim işime yarar. Uyumlu açılar (60′lık ve üçgen) çoğu zaman ev ve emlakla ilgili meselelerle başa çıkmak için daha olumlu süreçlerdir. Aslında rasyonellikle çeliştiğiniz bu zamanlarda hisleriniz etkisini yitirdikçe git gide her şeyle daha kolay başa çıkabildiğinizi göreceksiniz. Doğum anınızda Ay’ın bulunduğu ev de aynı şekilde etki altındadır. Ve Ay yöneticisi Yengeç Burcunun haritanızdaki konumunu ve evini incelemeyi de unutmayın.

Transit Satürn’ün Natal Merkür’e Açıları :

Ciddi konularla ilgilenmek için oldukça iyi bir zamandır. Satürn hırs ve depresyonun her ikisini de yönetir. Aslında genel olarak alanı tatminsizliktir ve bu her iki özelliği de ortaya koyar. Kendinizi meşgul edip amacınız doğrultusunda çalıştığınız zaman depresyon duygusunu daha aza indirgeme olasılığı vardır. Satürn natal Merkür’ünüze transit yaparken sıkıntılı, buhranlı düşünceler verme eğilimi içersindedir. Bununla başa çıkmanın yöntemi öncellikle bu durum hakkında ne yapabileceğinizi anlamaktır. Eğer elinizden bir şey gelmeyecek şeyler hakkında depresif duygular içindeyseniz (örneğin oldukça moral bozucu bir kitap okumak gibi) bu düşünceyi kafanızdan çıkarın ve daha yapıcı şeylere konsantre olmaya çalışın. Merkür’ün haritanızda hangi evde olduğunu kontrol ettiğinizden emin olun. Aynı zamanda İkizler ve Başak burçlarının (Merkür’ün yöneticisi olduğu) haritanızda hangi ev çizgilerinde bulunduklarına bakmayı da unutmayın.

Transit Satürn’ün Natal Venüs’e Açıları :

Venüs sevginin ve mutluluğun gezegenidir. Satürn Venüs’ünüze sert açılı transitler yaptığında kişisel ilişkilerinizdeki sorunları yüzeye çıkarma eğiliminde olacaktır. Bu aynı şekilde para konusu için de geçerlidir. Bütün kitaplar böyle söyler ama neden hayatınızın diğer alanlarında da zorluklar yaşayacağınızı söylemezler. Haritanızdaki Terazi ve Boğa’nın hangi ev çizgilerinde olduklarını kontrol edin. Örneğin eğer 6. ev çizgisinde bir Terazi Burcuyla doğduysanız (iş ve çalışanlar) ve Satürn Venüs’ünüze zorlu bir açı yapıyorsa (kavuşum, kare ya da karşıt) bu durumda çalışanlarla problemler yaşamanız olasılığı gündeme gelir. Yada işinizi kaybedebilirsiniz. Bütün bunlar olurken siz hala aşk hayatınıza ekstra bir özen göstermekle meşgul olabilirsiniz, çünkü astroloji kitapları böyle söylüyor! Venüs’ün de hangi evde bulunduğuna bakmalısınız. Örneğin eğer 4. evdeyse evinize bağlı olarak ekstra masraflar çıkabilir yada bir ebeveynle ilgili zorluklar yaşanabilir. Hatırınızdan çıkarmamanız gereken Satürn’ün problemleri yüzeye çıkarma eğilimidir. Eğer Satürn’ün saldırdığı alanlarda yarım kalmış işleriniz varsa, O bunları bıçak gibi kesecektir. Her zaman ki gibi ilerisini planlayın. Satürn’ün nereyi vuracağını bilip, görmeniz ve potansiyel sorunlar konusunda önleminizi almanız önerilir. Eğer sanatsal alanlarda çalışıyorsanız Satürn’ün natal Venüs’ünüze oluşturacağı sert açılar sonucunda ifade tarzınızda güçlükler oluşabilir. İlhamınız her zamanki kadar güçlü olsa da koşullar sizin üretiminizi engelleyebilir. Uyumlu açılar (sekstil ve üçgen) ilişkilerde ve finanssal anlamda genelde sessiz ve durağan yaşanır. Bu periyotlar genelde çok da önem taşımaz. Satürn en büyük etkilerini sert açılar altında gösterir.

Transit Satürn’ün Natal Mars’a Açıları :

Mars enerjinizdir. Satürn transitinde enerjinizi oldukça düşürebilir yada sizi tüketecek kadar çok çalışmanıza neden olur. Bu daha çok stresli açılar altında meydana gelir(kavuşum, kare ve karşıt). Sekstil ve üçgen gibi uyumlu açılarda bu transitle baş etmek daha kolaylaşır. Enerjiniz daha fazla odaklanmış ve disipline edilmiştir. Bu şekilde işlerinizi normalden daha fazla başarılı bir şekilde sonuca vardırabilirsiniz. Aynı olumlu etkiler sert açılar altında da görülebilir. Ama bu durumda çaba göstermeniz gerektiğini unutmamalısınız.

Transit Satürn’ün Natal Jüpiter’e Açıları :

Satürn ve Jüpiter gerçek karşıtlıklardır. Satürn kısıtlar, Jüpiter genişler. Satürn pesimisttir. Ve Jüpiter optimist. Transit Satürn natal Jüpiter’inize açı aldığı zaman Jüpiter etkileri engellenecektir. Zorlu açılar altında (kavuşum, kare ve karşıt) iyimser duygularınızı yok etme eğilimi gösterecektir. Eğer bir süredir şanslı hissediyorsanız, artık parti bitti demektir. Artık ceremesini çekme zamanıdır. Satürn transitlerinde her zaman geçerli olan kuralı unutmayıp Satürn’ün bu sefer ne zaman ne şekilde geleceğine bakıp ilerisini planlayın. Eğer Satürn’ün Jüpiter’e stresli açıları altında tamamlamayı düşündüğünüz bir takım projeleriniz varsa zamanını yeniden planlamayı deneyin. Eğer bu mümkün görünmüyorsa fazla mesai yapıp daha sıkı çalışın. Unutmayın, Satürn “Murphy Yasası” nın gezegenidir. “Bir şeyin ters gitme ihtimali varsa ters gidecektir.” Hem de genelde en uygunsuz zamanlarda. Uyumlu açılar yapan transitler ise fazladan çalışmak/çabalamak için iyi zamanlardır. Mecbur olduğunuz için değil, ama bunu istediğiniz için. Satürn natal Jüpiter’e 60′lık ya da üçgen açı alıyorken ilerleme kolaylaşır. Sert açılar altında aynı yöne gidiyor olsanız da yolun engebeli olduğunu aklınızdan çıkarmayın.

Transit Satürn’ün Natal Satürn’e Açıları :

Hayat süresince herkesin yaşadığı düreçlerdir.Aşağı yukarı 7 yaş civarındayken transit Satürn doğum anımızdaki konumuna kare açı yapar. Bu her şeyi bir araya koyup dünyayı algılamaya başladığımız zamandır. Aynı zamanda ilk sinir krizimize de tekamül eder! 14 yaşlarında, Satürn doğumdaki konumuna karşıt açı alır. Şimdi “ergenlik isyanı” vaktidir. Çabalarımız kaçıp kurtulmak ve bağımsız olmak yönündedir. Aşağı yukarı 29 yıl sonra Satürn natal Satürn’e ikinci karşıt açısını yapacaktır. İşte bu insanların işlerini ve evliliklerini değiştirdiği ünlü “orta yaş krizi” dir. Fakat transit Satürn’ün natal Satürn’e karşıt açısı astrolojik olarak 13-15 yaş arasındaki gençlik isyanlarının yeniden patlak vermesidir. Temel neden aynıdır : Kısıtlamalardan ve sorumluluklardan kaçıp kurtulma tutkusu. Satürn’ün 60′lık ve üçgen gibi açıları fazladan işleri bitirmek için uygun zamanları işaret eder. Tabi ki bu arada başka bir önemli transit açısı yoksa. (Örneğin Uranüs transiti gibi). Olağanüstü bir durum söz konusu olmadıkça bu süreçler sakin ve verimli geçer.

Transit Satürn’ün Natal Uranüs’e Açıları :

Uranüs içimizdeki bağımsızlık ve yenilik duyguların itici gücüdür. Satürn ise kısıtlamadan yana kurallar koyar. Aniden beliren umutlarınıza yada isteklerinize engel teşkil etmese de bu daha çok zaten her zaman orada olan ama su yüzüne çıkmamış maniaları gösterir. Satürn’den natal Uranüs’ünüze gelen bir sert açı da bunu fark edersiniz. Şimdi iki seçeneğiniz vardır : Vazgeçip, bunalım olmak yada isyan ederek tüm riskleri göze almak. Gayet tabi hangi gezegeni izlerseniz izleyin, diğeri sizi alt edecektir. Ama bunun bir çözümü vardır. Bu iki gezegenin özelliklerini birleştirmelisiniz. Hayatınızda geniş kapsamlı değişiklikler yapın (Uranüs). Ama bunu planlı, düzgün ve biçimli bir şekilde yapın (Satürn). Değişimlerin kolay ve çabuk gerçekleşeceğini umut etmeyin. Uzunca bir süre bu etkilerin süreceği hususunda hazırlıklı olmalısınız. Bir uyarı daha : Bu süreçlerde çok fazla çalışmamaya gayret edin çünkü Satürn transitleri altında günde 25 saat haftada 8 gün çalışmaya meylederiz. Şimdi ve daha sonrası için biraz dinlenmek sizi öldürmez. Satürn’ün uyumlu açılarıyla alışılageldiği üzere baş etmek daha kolay olacaktır. Değişimler bu açılar altında daha ılımlı gerçekleşebilir. Ama bununla beraber uyumlu açılardaki problem sert açılarındaki kadar zorunluluk hissi vermeyişidir. Bu yüzden fazlasıyla rahat davranarak işleri bitiremeyebiliriz. Satürn’ün ve Uranüs’ün haritanızdaki ev konumlarına ve hangi evlerin yöneticisi olduklarını gözden kaçırmayın. Bunlar Oğlak ve Kova ev çizgileridir. Tansiyon ve değişime olan ihtiyaç sizi bu evlerin alanlarında etkileyebilir. Örneğin 5. evinizde bulunan bir Uranüs ile doğduysanız ve Satürn 2. evinizden Uranüs’e kare yapıyorsa belki de çocuklarınız için para biriktirmenin zamanıdır. -kolej eğitimi vs. – (5. ev çocuklarla ilgilidir ve 2. ev para) .

Transit Satürn’ün Natal Neptün’e Açıları :

Neptün rüyaları ve hayal dünyasını yönetir. Satürn ise gerçekliğin yöneticisidir. Satürn’ün birinin natal Neptün’üne aldığı sert bir açı altında temel iki etki deneyimlenir. İlki sizi aslında varolmayan ya da aslında gerçekleşmeyecek durumlar için fazlasıyla endişelendirme eğilimindedir. (Satürn depreyon, Neptün hayaller/yanılsama) İkincisi ise sahip olduğunuz bazı rüyaların ve fantezilerin asla gerçekleşmeyeceğini anlamanızı sağlar. Ne kadar acı olsa da belki de artık vazgeçme zamanıdır. Diğer şekilde belki de hayalini kurduğunuz oldukça sağlam/iyidir ve Satürn transiti bu süreç içerisinde sizi fazlasıyla kötümserleştirecektir. Bu noktada hemen bir sonuca varmamak gerekir. Hayalini kurduğunuz hedefleri fırlatıp atmadan önce baştan aşağıya bir kez daha inceleyin. Satürn’ü çözmenin daha iyi bir diğer yöntemi ise bütün bu hayalleri gerçekleştirmektir. Bunu oldukça sert açılar altında bile yapabilirsiniz, ama pek tabi olumlu açılar yine de daha uygun olacaktır. Transit Satürn natal Neptün’ünüzle sekstil yada üçgen açı gibi uyumlu açılara girdiğinde her zaman ki gibi haritanızda Neptün’ün hangi evde bulunduğuna ve Satürn’ün nereden bu transiti yaptığına bakın. Aynı zamanda bu gezegenlerin yöneticileri oldukları Oğlak ve Balık evlerini de kontrol etmeyi unutmayın çünkü etkiler özellikle bu evlerin konuları altında ortaya çıkacaktır.

Transit Satürn’ün Natal Pluto’ya Açıları :

Pluto derin ve saklı şeyleri yönetir. Bir volkan gibi keşfedilmemiş ve akla gelmeyeni içindeki basınçla oluşturur, ta ki patlamanın gerçekleşeceği zamana kadar. Satürn kısıtlar ama aynı zamanda sorunları yüzeye çıkarma eğilimi gösterir. Transit Satürn’ün natal Pluto’ya olan sert açılarında (kavuşum, kare ve karşıt) tanıştığınız insanlar yüksek kapasiteli olmayacaktır. Özellikle Pluto’nun bulunduğu ya da yöneticisi olduğu evin alanlarında. Örneğin eğer Pluto doğum haritanızda 3. evde (komşular ve kardeşler) konumlanmışsa, onlarla aranızdaki uzun süreli durağan münakaşalar sonucunda bu durum son raddeye varır. Her şey çığrından çıkmadan önce sorunları çözmek adına fazladan efor sarf edin. Satürn acı olabilir ama Pluto patlayıcıdır. Bu kişilerle aranızda eski bir münakaşa durumu bile olmayabilir. Siz yada onlar birden içsel bir problemi öfkeyle ortaya çıkarma eğilimi gösterebilirsiniz. Her durumda hitap ettiğiniz kesim yer altı dünyasının karakterleri olmasa da, artık bu söz konusu olabilir. Güç savaşlarından sakınmak için çabalayın. Uyumlu transitler oldukça faydalı olabilir. Pluto büyük güç ve Satürn adaptasyon ve disiplindir. Fazladan işler için program yapabilirsiniz. Uyumlu açılar altında daha fazlasını başarmak için gerekene sahip olacaksınız. Aslına bakarsanız eğer sert açılarda bu patlama noktasını engelleyebilirseniz aynı şekilde yine daha fazlasını başarmak için gereken güce sahip olabilirsiniz. Neticede sert açılar özellikle de kare açı gücü arttıracaktır.

Çeviri : Kristin Demirci

Kaynak : Bob Marks / Astrology lessons – Saturn Transits

Yayınlandı: on Ekim 19, 2006 at 8:26 pm  Yorum yapın  

Transpluto Gerçek Mi?

Güneş sisteminde son bulunan gezegen,ama sonuncusu değil.

Güneş sisteminin yeni sınırı Bölüm I.

Pluto ötesi Transpluto

Böyle bir şeyin gerçekten varolduğunu nereden bilebiliriz?

Pluto’nun keşfinden bu yana, bilimadamlarının çoğu bu yalnız gezegen Pluto’nun komşu gezegenleri Uranüs ve Neptün’ün yörüngelerindeki düzensizliğine neden olabilmesi için, oldukça küçük olduğu hakkında hemfikirdirler. Büyük bir gezegenin,bu iki gezegenin yörüngeleri üstünde böylesine bir çekim kuvvetine sahip olabileceği düşüncesi olası kabul edilirken Pluto sözkonusu olduğunda, belki de başka bir gezegenin varlığı üstünde düşünülmektedir!

Bu sonuca, çok dikkatli Astronomik ve Astorolojik gözlemler ve bağımsız gözlemcilerin yıllarca süren çalışmaları ele alınarak varılmıştır. Benzer gözlemlere örnek olarak Percival Lowell’ın 1930′yılına kadar yaptığı 25 yıllık gözlem ve incelemeleri Pluto’nun keşfine önderlik etmiştir.

Güneşin çok uzağında hatta Pluto’nun gerisinde bir gezegenin varolduğuna dair bu tahmin, Transpluto hipotezine dayandırılmıştır. Mitolojide insan başlı at olarak nitelenen soğuk gezegen Şiron’un keşfi bir yana, dışarıda bir yerde,bugüne kadar varlığı henüz doğrulanmamış bir diğer gök cismi bulunmaktadır.

Güneş sisteminin yeni sınırı Bölüm II.

Öngörülen Transpluto gezegeni, Güneş sistemi içinde yer alan gezegenlerin yörüngeleri üzerinde, normal kabul edilen belli düzensizliklere neden olmaktadır. Bu düzensiz ve huzursuz hareketler dairesel ve tahmin edilebilirdir. Bu yüzden zaten tetikte olan bilim adamları ve öğrenciler, bu yeni gezegensel etkileşimin astrolojik doğası ve döngüleri hakkında varsayımlarda bulunmuşlardır.

Aşağıda Transpluto’nun astrolojik doğası ve insan kişiliğndeki etkilerine dair bir kaç anahtar sözcük bulunmaktadır :

• Kusursuzluk,mükemmelliyetçi,
• Kendine yetebilme olgusu,
• Reformcu,karmaşık,
• Yabancılaşma (ruh hastalığı),

Bir mükemmelliyetçi olarak kişi, eninde sonunda eleştirilmekten korkan ve nefret edendir. Bu korkuya sahip kişilerin inançları, eğer bir insan mükemmelse ve her zaman haklıysa, o kişinin eleştirilecek hiç bir yanının olmadığı yönündedir!

Transplutonun bulunduğu ev, hayatımızın hangi evresinde bu mükemmelliyetçi isteklerimizin yer almakta olduğunu ve bir çocuk ya da yetişkin olarak bu mükemmelliyetçi tavırları nerelerde yansıttığımızı gösterir.

Mükemmelliyetçiliğin, hoşnutsuzluğun ve hata yapma korkusunun sonucu olarak ortaya çıkan Transpluto özelliği kaçınılmaz olarak “kendine yetebilme” dürtüsüdür:

Kendine yetebilme aynı zamanda kendini koruma mekanizması sayesinde diğerlerinin sizin cephenizde saklı kalmış şeyleri görebilecek kadar yakınlaşmasına asla izin vermez ya da sizi eleştirecek bir neden bulunmasına, sizi değiştirmeye çalışmaya ya da ne yapacağınızın söylenmesine tamamen kapalıdır.

Kişisel bir başarısızlık deneyimlediğinizde, diğerleri çoğu zaman bunu keşfetmeye yeteri kadar yakın olmamaları nedeniyle, durum hakkında sürekli şikayet etme eğilimi gösterirler. Kendinizi koruma güdünüz başka biri tarafından çürütülmeye çalışıldığı zaman, bu durumda refleks olarak tepkiniz olumsuz ve şiddetli bir tenkitçilik olarak ortaya çıkacaktır, böylece savunma mekanizmanızı yeniden kurabilirsiniz!

Transpluto’nun ev pozisyonu, psikolojik olarak kendini tatmine nerede ihtiyaç duyulduğunu gösterir. Kendine yetebilme olgusu Transpluto’nun amacıdır.

Mükemmelliyetçilik amaç olarak uygulandığında, başarıya ulaştırılması imkansızdır ama buna rağmen kendine yetebilme mümkündür.

Karmik bir seviyede Transpluto vurgusu (haritanızda güneş ya da ay sert açılar alıyorsa) ebeveyinlerinizden daha otoriter olan anne veya babanın kaçınılmaz olarak hayatınınızda sizi mükemmelliyetçi olmanız konusunda kışkırttığını daha sonra da kendine yetebilme olgusunu aşıladığını öne sürer.Buna bağlı konular Transpluto’nun doğum haritasında bulunduğu eve göre değerlendirilir.

Reformcu kompleksi ise, yüksek standartları korumayı ve buna bağlı sürekli gelişmeleri içerir. Transpluto’da Başak tipinin idealizmi vardır, aynen başakta olduğu gibi mükemmelliyetçilik arayışını yansıtmaktadır. Ancak bu felsefe bir eleştirmeninin bakış açısına sahiptir. Bu idealizm tatmin edilemez çünkü kusurlar, kusursuzluk arayışı süresince her zaman olacaktır.

Transpluto etkisi almış kişilerle ilgili olarak söyleyebileceğimiz şeyler, bu tip kişilerin her zaman insanları ve bu insanların ve aynı zamanda kendi kişisel bakış açısı etrafındaki dünyayı, reformist bir tavırla değiştirmek ya da yeniden inşa etme yolundaki istekleridir. Çünkü dışarıda zarar görmüş bir dünya (insanlar)vardır ve en kötüsünü değiştirmek ya da yenilemek Transpluto etkisiyle ilgili biri için en iyi yöntemdir.

Yabancılaşma, kişinin korkulandan kaçmaya yönelik verdiği bir tepkidir. Bu tepki kişinin acı dolu hatıraları ve başarısız deneyimlerinden kendini koruyan bir kalkan gibidir. Bu aynı zamanda ebeveynlerden birinin sert ve eleştirilsel tavırlarının çocuk üzerindeki etkileri olarak da ortaya çıkmaktadır. Sonuç olarak kişi eleştiriyle karşı karşıya kalma korkusu yüzünden diğer insanlarla yakın ilişkiler kurmak ya da yakın çalışma ortamlarında bulunmaktan sakınabilir.

Yakın ilişkilerde bulunmak, Transpluto etkisini ortaya koyan, yani sürekli kendini savunmacı reaksiyonlar gösteren insanlar için zor olabilmektedir. Çünkü bağımlılık oluşmaya başladığında, bu diğer insanların kişiyi değiştirme ya da ne yapacağını söyleme hususunda tenkit edebileceği kadar yakın olmaları anlamına gelir ve bu durum kişi tarafından bir problem olarak algılanmaya başladığı zaman yabancılaşma sendromu ortaya çıkar.

Aşağıda, oldukça yavaş hareket eden Transpluto’nun 1940′tan beri 10 yıl aralarla alınan burç ve derece verileri bulunmaktadır.

Transpluto her yıl bir kaç aylık bir süre boyunca geri gitmektedir. (Retrograde)

1/1/1940 1 Derece 37 dakika Aslan–19 derece 48 dakika NORTH declination (kuzey sapma)
1/1/1950 6 Derece 01 dak. aslan –18 N 46
1/1/1960 10 Derece 16 dak. aslan –17 N 40
1/1/1970 14 Derece 20 dak. aslan –16 N 32
1/1/1980 18 Derece 16 dak. –15 N 21
1/1/1990 22 Derece 04 dak. aslan –Retrograde–14 N 09
1/1/2000 25 Derece 45 dak. aslan–12 N 56

Transpluto Vulcan mı?

Güneş sisteminin yeni sınırı Bölüm III.

- Neden bu yeni gezegen Transpluto diğer gezegenler gibi bir isme sahip değil?

Diğer gezegenler isimlerini eski mitlerden ve mitolojik varlıklardan almışlardır. Bunlar insan kişiliğini betimleyen arketiplerdir. Eğer bu teorik bir gezegenden fazlasıyla ve insana ait bir psikolojik arketipi temsil edecekse o zaman bu gezegene verilecek isim ne olmalıdır?

Henüz keşfedilmemiş bu gezegen için çeşitli isimler önerilmiştir. İsim verirken kutsal kimseler ya da mitolojik varlıklardan esinlenme geleneği sürdürülerek kesin kurallara uyulmalıdır.

- Hangi kurallar ?

Mitolojik varlıklar bir yönetici olarak ölümsüzlerdir.
İlk isim Yunan Miti Persephone’a dayandırılarak önerilmiştir.

Persephone güzel ve inanılmaz derecede iffetli genç bir Tanrıçadır. Efsaneye göre Persephone yeraltı Tanrısı Pluto tarafından kaçırılmış ve yeraltındaki -ölüler diyarı- Hades krallığında alıkonulmuştur. Pluto Persephone’yi bir gün çok güzel bir bahçede çiçek toplarken görmüş ve güzelliği ve saflığı karşısında büyülenmiştir. Hemen ardından Persephone’i karısı olarak seçmiş ve arzusu dışında Persephone’yi evliliğe zorlamıştır.

Tanrıların kralı Zeus Persephone’nin bu zor durumunu yüksek Olympos dağındaki evinden görmüş, ona acımış ama kutsallık statüsü olarak eşit sayıldıkları için erkek kardeşine açıkça meydan okuyamamıştır. Ancak Zeus yinede büyü gücünü kullanarak Persephone’in gizli bir şekilde evlilik yemininden kaçmasını sağlamıştır. Anlaşma şudur, eğer Persephone Hades’te kendini kötülüklerden ve bu dünyanın özündeki karanlık güçlere sahip olmadan varolmayı sürdürebilirse, Pluto’nun pençelerinden sonsuza kadar kurtulacaktır ama diğer şekilde orada sonsuza kadar kalmaya mahkum edilecektir.

Efsaneye göre Hades ülkesinde bir şey ağzına koyan bir daha oradan ayrılamazdı. (mitoloji sözlüğü – Azra Erhat) Maalesef Pluto Persephone’in sürdürdüğü açlığa karşı ona 9 tane nar tanesi yedirerek buna son vermiştir. Bu Zeus’un Persephone’yi koruma çabasını yenilgiyle sonuçlandırmıştır. Böylece Persephone sonsuza kadar yeraltında dünyasında yaşamaya mahkum edilmiştir. Önemli nokta şudur ki; Persephone kutsal bir varlıktır ve aynı zamanda Persephone miti, cehennemde, kötülük tarafından alt edilmeden ruhsal kabiliyetin geliştirerek varolma savaşını sembolik olarak betimlemektedir. Persephone en mükemmel surette kendine yetebilme ve “kendi olabilme” örneğini teşkil etmektedir.

Transpluto için önerilen diğer bir isim Vulcan’dır. Aynı zamanda bu gezegen Nibiru, Marduk ya da planet X olarak isimlendirilmiştir. Bazı kesimler henüz keşfedilmemiş bu gezegenin varlığına inanmasalar da, sümer ve babil inanış ve efsaneleri ve yapılan astronomik incelemeler, zihinlerimize güçlü bir soru işareti düşürmektedir. Gelişen teknoloji ve yeni keşiflerle ileriki zamanlarda bu sorunun kesin olarak cevaplanmasını beklemekten başka çaremiz yok. Yine de bir çok astroloji çevresince Transpluto ya da planet X’in varlığı şüphesiz kabul edilmektedir.

Çeviri: Kristin Demirci
Kaynak:
2001 Laurance Pearsongreer

Yayınlandı: on Ekim 19, 2006 at 8:23 pm  Yorum yapın  

Solar Sistemin Yeni Sınırı; SEDNA

Pluto’nun keşfinden bu yana, bilim adamlarının çoğu bu yalnız gezegen Pluto’nun komşu gezegenleri Uranüs ve Neptün’ün yörüngelerindeki düzensizliğine neden olabilmesi için, oldukça küçük olduğu hakkında hemfikirdirler. Büyük bir gezegenin, bu iki gezegenin yörüngeleri üstünde böylesine bir çekim kuvvetine sahip olabileceği düşüncesi olası kabul edilirken Pluto söz konusu olduğunda, belki de başka bir gezegenin varlığı üstünde düşünülmekteydi.

 

 

Son olarak dünyadan yaklaşık olarak 13 milyar km uzakta gözlemlenen yeni bir gök cismi astronomlarca güneş sistemimizin 10. gezegeni olarak saptandı. Gezegen ilk olarak California’daki Mount Palomar gözlemevinde tespit edilmiş daha sonra bu gezegene eskimo mitolojisindeki “okyanus tanrıçası” olan Sedna’nın ismi verilmiştir.

Gözlemler sonucunda gezegenin yaklaşık olarak Pluto boyutlarında olduğu belirlenmiştir. (çapı yaklaşık 1, 180 – 2, 360 km)Astronomlar şu an için ellerinde Sedna’nın kendi uydusu olduğu yolunda kanıtlara sahip olduklarını söylüyor olsalar dahi, bunun doğrulanması gerekmektedir. Aynı zamanda Sedna oldukça parlak ve kırmızı bir gezegendir bu açıdan Mars’la benzeşmektedir.

Kuşkusuz bu yeni keşfedilen cismin bir gezegenin niteliklerine tam olarak uyup uymadığı yolundaki bir takım tartışmalar sürmektedir. Ama bunun yanı sıra bilim camiasının bir kısmı bu keşifle beraber güneş sistemimizin yeni sınırının belirlendiğini savunmaktadır.

Pluto’dan daha uzağa

Sedna 2003 VB12 olarak isimlendirildiği gibi aynı zamanda da şimdiye kadar güneşimizin yörüngesinde bulunan en uzak cisim olarak gösterilmektedir. Öyle ki bu gezegen Pluto’nun dünyaya olan uzaklığının neredeyse 3 katına eşittir.

Sedna 2003 Kasım ayında Mount Palomar gözlemevinin olanakları kullanılarak, California Teknoloji Enstitüsü , Yale ve Gemini gözlemevleri astronomları tarafından keşfedilmiştir. California Teknoloji Enstitüsünden araştırma bölümün başında olan Dr Mike Brown bu cismin ilk tespit edildiğinde bunun bir gezegen olduğunu inanmadığını söylemiştir. Bir gezegen yerine “gezegencik ya da küçük gezegen” anlamına gelen, yarı kayadan yarı buzdan oluşmuş “planetoid” tanımını önermiştir. Tabi diğer bir adım olarak bunun doğrulanması gerekmektedir.

Bilim adamları bu gezegenin kendi etrafındaki dönüş hızının nispeten yavaş olduğunu ve bu yüzden yörüngesi içinde bir uydusunun olma ihtimali üzerinde durmaktadırlar.

Tanagra Gözlemevinin bunu takip eden çalışmaları Sedna’dan gelen ısıl ışınımların üzerinde yoğunlaşmıştır. Bu şekilde araştırmacılar Sedna’nın yüzeyinin yaklaşık olarak -240 derece olabileceği sonucuna varmışlardır.

Ne olursa olsun, Sedna’nın gezegensel statüsü doğrulandığında Astronomi Birliği, diğer gezegenlerin mitolojik isim uygunluğunu göz önüne alarak, tekrar tutarlı bir şekilde Sedna’yı ele almak isteyeceklerdir. Sedna ismi henüz resmi olarak kabul edilmemiştir.

Bu Astronomik bilgilerin dışında şunu söylemeliyim ki Sedna henüz keşfedilmemiş Transpluto(planet x) ile karıştırılmamalıdır. Çünkü Sedna’nın tesadüfi keşfi daha önce Transpluto için belirlenen karakteristik gezegen hareketleriyle uyuşmamaktadır. Yani Transpluto teorisinden yola çıkan araştırmacıların hedefi Sedna değildi. Tabi bunun doğruluğunu ilerleyen gelişmelerle göreceğiz.

Mitolojide Sedna

Sedna eskimo mitolojisindeki çok önem arzeden bir figürdür. Sedna mitinin bir kaç versiyonu bulunmaktadır ben burada sizinle tercih ettiğim bir tanesini paylaşacağım.

Efsaneye göre Sedna babasıyla birlikte yaşayan çok güzel bir eskimo kızıdır. Evlenmek için çok güzel olduğunu düşünmektedir, oldukça kibirlidir bu hanım kızımız :) Neyse, gel zaman git zaman Sedna kamplarına onunla evlenmek isteyen avcıları, kibiri yüzünden reddetmektedir. Ama sonunda babası kızına ;

“Sedna yiyeceğimiz tükeniyor, yakında aç kalacağız . Sana sahip çıkacak ve bakımını üstlenecek bir kocaya ihtiyacın var bu yüzden bundan sonra ki gelecek olan ve sana evlenme teklif eden ilk avcıyla evlenmek zorundasın. Sedna bunun üstüne babasını duymamazlıktan gelerek sudaki yansımasına bakarak saçlarını taramaya devam eder.

Bir zaman sonra Sedna’nın babası kamplarına yaklaşmakta olan bir avcı görür. Avcının yüzü kapalı olduğu halde üstündeki yumuşak kürklü giysiden hali vakti yerinde bir adam olduğu bellidir. Sedna’nın babası adamın yanına gider ve şöyle der :

“Eğer kendine evlenecek bir kadın arıyorsan benim çok güzel bir kızım var. Yemek yapabilir ve dikiş dikebilir, eminimki bunun yanısıra sana çok da iyi bir eş olacaktır. Ucunda Sedna’ isyan etmesine rağmen avcıyla birlikte yeni evinin yolunu tutmak zorunda kalır.

Sonunda bir adaya varırlar. Sedna etrafına bakar ama bir uçurum ve sert kayalıklardan başka bir şey göremez, ne bir kulübe ne bir çadır hiç birşey. Avcı Sedna’nın önünde durarak kafasındaki başlığı çıkarır ve kötücül bir kahkaha atar. Sedna’nın kocası düşündüğü gibi bir erkek değil, kılık değiştirmiş bir kuzgundur. Sedna çığlık atar ve kaçmaya çalışır. Ama kuzgun onu uçuruma doğru sürükler.

Sedna’nın yeni evi sert ve soğuk kayaların üzerine öbeklenmiş hayvan tüylerinden ibarettir. Yediği tek yemek ise kuzgunun ona gün sonunda getirdiği çiğ balıklardır.

Sedna çok ama çok mutsuzdur. Ağlar ağlar ağlar ve babasına seslenir. Kuzey kutbunun rüzgarları kızının haykırışlarını ve ağlayışını babasına taşır. Kızı üzgün olduğu için kendini yaptıkları yüzünden suçlu hisseder ve kızını kurtarma zamanının geldiğine karar verir. Kızının yanına vardığında Sedna deniz kenarında duruyordur babasını görür görmez ona saarılır ve hızlıca kayığına tırmanır ve kürek çekmeye başlarlar. Saatler süren yolculuktan sonra Sedna döner ve uzakta, ufukta belli belirsiz uçan siyah bir nokta görür. Çok korkar çünkü gelmekte olanın onu arayan öfkeden kudurmuş kocası olduğunu bilmektedir.

Büyük siyah kuzgun okyanusun üstünde sallanıp duran kanonun üzerine çullanır. Sedna’nın babası küreğini alır ve kuşa vurmaya yeltenir ama ıskalar. Kuzgun saldırmaya devam etmektedir. Sonunda kuzgun kanonun yan tarafına sertçe çullanır ve daha sonra okyanusa doğru kanat çırpar. . Tam bu sırada büyük bir fırtına kopmak üzeredir. Sakin kutup okyanusu, öfkeli dalgalarla bir o yandan bir bu yana sallanmakta ve kanoya vurmaktadır. Sedna’nın babası dehşete kapılmıştır. Sedna’yı kavradığı gibi kanonun diğer tarafına, okyanusun içine atar. “Al işte senin paha biçilmez karın!” diye haykırmaktadır. “Bana zarar verme sadece onu al.”

Sedna çığlıklar atarak, kuzey kutbunun buzlu suyunun içinde çabalanmaktadır. Kanoya doğru yüzerken vücudu giderek hissizleşmektedir. Sonunda kanoya doğru yüzer ve bir tarafından tutunur. Babası fırtınanın öfkesinden dehşete düşmüş halde, küreğiyle Sedna’nın kayığa tutunduğu parmaklarına sertçe darbeler indirmeye başlar. Zavallı Sedna’nın babasına yalvarmaları fayda etmez ve donmuş parmakları kırılıp okyanusa düşer. Parmakları suyun dibine doğru düşerlerken bir anda foklara dönüşürler. Sedna tekrar yüzerek kanoya tutunmaya çabalar ve babası tekrar küreğiyle kızının donmuş ellerine vurarak kırılmasına neden olur. Kopan uzuvları denizin dibine düşerken bu defa balinalara ve diğer büyük memelilere dönüşür. Sedna’nın artık savaşacak gücü kalmamıştır. Ve okyanusun dibine doğru batmaya başlar…

Sedna çektiği acılar sonunda yok olmamıştır. Bugün bile bir çoklarının inandığı denizin tanrıçası haline gelmiştir. Foklar ve balinalar ona her zaman eşlik ederler. Erkeklere olan öfkesini şiddetli fırtınalarla ve zorlu dalgalarla gösterir. Avcılar ona karşı büyük saygı beslemektedirler.Bir fok ya da balina yakaladıkları zaman ailelerini beslemeleri için onlara yemek veren Sedna’ya teşekkürlerini sunarlar.

Astrolojide Sedna

Sedna güneş sisteminin henüz keşfedilen yeni sınırı olduğu için bizden oldukça uzakta bulunmaktadır. Bu nedenle de çok yavaş hareket eder. Burç değiştirmesi ortalama 100 yıl sürer. 1865 yılında Koç’a geçmiştir ve 1966′dan itibaren Boğa’da hareket etmektedir.

Araştırma/Çeviri : Kristin Demirci

Yayınlandı: on Ekim 19, 2006 at 8:19 pm  Yorum yapın  
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.