DENGENİN GÜCÜ
ÖNEMLİ NOT: Zaman nasıl kendi içinde akıp gitti ve değiştiyse, bu satırların yazarı da farklı bir sürece girdi. Dolayısıyla aşağıda okuyacağınız makalenin ilk kısımları yazıldığında Boğa ile Terazi burcunun her ikisinin de Venüs tarafından yönetilemeyeceğini düşünürken, artık o şekilde düşünmüyorum. Ancak yine de bu bölümü es geçmeyin çünkü onun sayesinde hem Boğa ve hem de Terazi burçları semboliklerini geniş bir yelpazede görebilirsiniz.
07.10.2002 tarihinde Pasadena’da (USA) California Institute of Technology astronomları Chad Trujillo ve Mike Brown tarafından bulunan yeni bir gök cisminin keşif haberi verildi. Quaoar, doğaldır ki keşfedilen ilk cisim değildir. Ne var ki keşfi önemli kılan, Pluto’nun planet statüsüne açıkça meydan okuması oldu. Bu çalışmada Quaoar`ın astrolojik önemine bir bakış atacağız.
1. ASTRONOMİDE QUAOAR
Quaoar, herşeyden önce Kuiper kemerinde (KBO’s, Asteoridler kuşağı) bulunan transneptünik bir cisim olup katalog adı 2002 LM60′ tır.
Quaoar’ın çapının yaklaşık 1280 km. olduğu düşünülmektedir ve böylece, Güneş sisteminde Pluto’dan sonra bulunmuş en büyük cisim olma özelliği kazanmıştır.
Quaoar, tüm asteoridleri içine alabilecek kadar büyüktür ve çapı, Dünya’nın 1/10′una, Ay’ın 1/3′üne ve Pluto’nun da yarısına denk gelmektedir.

Güneş’in çevresinde, neredeyse olağanüstü düzenli ve uyumlu bir yörünge izler. Yandaki resimde Quaoar’ın yörüngesi görülmektedir.
Güneş’ten uzaklığı yaklaşık 6 milyar km. olup, Güneş çevresindeki bir turu da 288 yıl sürmektedir.
Şimdilik asteorid olarak kataloglanan bu cisim, 1982 yılında ilk kez astronom Charlie Kowal tarafından fotoğraflanmasına rağmen, bu kadar büyük bir cisim olduğu farkedilememiştir.
Quaoar’ın keşfi, Pluto’nun planet statüsünü zayıflatmıştır, çünkü Pluto’nun da Kuiper kemerindeki Quaoar ve diğer objelerle aynı özellikte olduğu bilinmektedir. Aynı bölgede Pluto’dan da daha büyük cisimler olduğu, astronomlar tarafından tahmin edilmektedir.

Bu resimde de temsili olarak Dünya, Ay, Pluto ve en sonda da Quaoar’ı görmekteyiz . Bu cisimden sonra en büyük iki Kuiper kemeri objesi ise Varuna ve Ixion’dur.
2. ASTROLOJİDE QUAOAR
Quaoar’la ilgili bu kısa astronomik bilgilerden sonra, cismi astrolojik olarak incelemeye başlayabiliriz.
2.1. Quaoar’ın Keşif Haritası
Gök cisimlerinin keşif haritaları, çoğu zaman gezegenle dünyasal olaylar arasındaki sıkı ilişkileri gösterirler. Bu nedenle, öncelikle Quaoar’ın keşif haritasına bakalım:

a. Öncelikle ilk gördüğümüz, Pluto’yla Güneş’in karşı karşıya oldukları. Yani burada bir “Pluto tutulması”ndan bahsetmek olası. Bu konumun kendisi bile, cismin bulunuşuyla Pluto’nun planet statüsüne bir saldırı olduğunu açık olarak gösteriyor.
b. Quaoar’la Neptün arasında neredeyse ekzakt sekstil görünümü ise, Quaoar’ın idealist ve belki de hayalci veya yaratıcı içeriğine önem vermemiz gerektiğini anlatmakta. Öte yandan Quaoar’ın, daha önce defalarca görüntülenmesine rağmen farkedilememesi de cismin neptünik karakterine uygundur.
c. Zaman zaman Pluto’nun ötesine geçebilmesi, terör gibi bir kavramın en son sınır olmadığını ve her saldırıyı izleyenin denge olduğunu gösteriyor olabilir ki, bunu Quaoar mitolojisinde de bulacağız.
d. Quaoar’ın Jüpiter’le üçgen görünümü, cismin yargı ve adalet ve inanç gibi kavramlara yakınlığını gösteriyor. Onun dışında Jüpiter’in yönettiği Yay burcu, Amerika’nın da yükselen burcudur ve Quaoar mitolojisi, California kızılderililerinin bir öyküsü olup, daha sonra da anlatılacağı gibi, muhtemelen zodyakta Yay burcuyla doğal bir sekstili olan Terazi burcu özellikleri taşımaktadır.
e. Haritada Aslan yükseleni, cismin belirli bir dikkati hak ettiğini göstermekte. Bunun da ötesinde Quaoar, şarkı söyleyerek ve dansederek dengelemektir ve bu anlamlar da, Aslan yükseleniyle direkt uyum içindedir. Öte yandan Quaoar, Güneş’ten oldukça uzak olmasına rağmen, aydınlık derecesi gereği, aynı uzaklıkta bulunan cisimlerle karşılaştırıldığında en ışıklı ve aydınlık olanıdır, bunu da Aslan yükselenine bağlayabiliriz. Quaoar’ın Güneş’le karşıt açısı ise, muhtemelen Güneş ışınlarının %10′unu yansıtmasındandır; bu oran, Pluto’da bile %60′tır.
Pluto kavuşumu da, cismin Akrep burcuyla bağlantılı olduğuna işaret ediyor olabilir ki buna daha sonra değinilecek.
2.2. Quaoar Mitolojisi
Astrolojide, yeni bulunan cisimlerin anlamlarına bakmak için, o cismin mitolojik öyküsünden faydalanılır. Bu Kızılderili mitolojisinin Türkçe çevirisi ise aşağıdaki gibidir:
“San Gabrielino halkı” ismiyle de bilinen Amerikan yerlilerinden Tongva halkı, İspanyollar ve diğer Avrupalıların bölgeye gelişinden önce Los Angeles’ta yaşıyordu. “Quaoar”, ismini onların yaratılış efsanesinden almaktadır. Aşağıda yazılanlar, Tongva kabilesi yaşlı bilgelerinden Mark Acuna’ya aittir:
“Yaratmanın büyük gücü Quaoar, yüce varlıkları (tanrıları) şarkı ve dans ile var etmiştir. Quaoar’ın belli bir biçimi ya da cinsiyeti bulunmamakla birlikte, genellikle eril zamir olarak anılır. O (Quaoar), önce ‘Weywot’ u, yâni “gök baba-gök tanrı ‘yı dans ve şarkı ile yaratır; sonra, ikisi birlikte ‘Chehooit’i, yâni “yer ana” yı meydana getirirler. Ortaya çıkan üçlü, bunun ardından ‘tamit’, yâni “güneş dede” ye hayat verir.Yüce varlıkların bu ilahi dans ve şarkıya birbiri ardına katılmasıyla, yaratış şarkısı ve dansı da giderek karmaşıklaşır. Sırayla, Ay Nine (çok karmaşık bir tanrı) ‘Moar’, Denizler Tanrıçası ‘Pamit’, vizyon ve düşlerin efendisi [rabbi de denebilir] ‘Manit’, besin ve ekin getirici ‘Manisar’, bizim büyük kahramanımız olan Gök Canavarı ‘Tukupar Itar’ ve yeraltı tanrıçası ‘Tolmalok’ şarkı, dans ve yaratışa katılırlar. Bu yüce varlıklara, dünyanın yaratılış öyküsünde, sırasıyla ‘Kartal, Ördek, Ayı ve Kurbağa’ yardım eder. Kurbağa, karanlık denizin derinliklerinden toprağı getirir; dört hayvan dans ederek onu düz ve geniş bir yer haline getirir. Sonra da, ‘Tanrılar ve Tanrıçalar’, adına ‘Tovangar’ denen bu dünyayı dağlar, tepeler, ağaçlar, ırmaklar vs. ile donatır. İlk erkek ‘Tobohar’ ve ilk kadın ‘Pahavit’ de bu muhteşem ‘yaratış dans ve şarkı döngüsü’nün ürünüdür.”
Bu mitolojik öyküde her ne kadar yaratma kavramı öne çıksa da, bunlar ayrıntılardır. (Quaoar, gökyüzünden bir tek amaç için iner; o da kaosa düzen vermektir. Daha sonra Dünya’yı 7 devin sırtına oturtur ve sonrasında da hayvanları ve insanı yaratır). Dolayısıyla Quaoar, yaratıcı güçten çok, düzen verici, denge getirici bir enerjidir özünde.
Quaoar kesfedildiğinde Dünya’da işlerin çok ta iyi gittiği iddia edilemez. Ortalığın kan gölüne döndüğü anlarda, 2002′de bulundu Quaoar. Dönemi kan gölüne çeviren olaylar, – ki bunlardan en önemlileri İsrail – Filistin arasındaki sürtüşmelerin had safhaya ulaşması, Irak – Amerika gerginliği, Bali’de bombalama olayı, genel anlamda kendisini gösteren ekonomik ve siyasal dengesizlikler, 11 Eylül ve Afganistan saldırılarıdır – bilindiği üzere Satürn karşıt Pluto semboliğinde saklıdır ve yine aynı dönem, Dünya’nın barışa özlem duyduğu, artık savaş istemediği ve terörü ve saldırganlığı, bombalamaları… lanetlediği zamansal aralığa karşılık gelmektedir.
Böylece iki önemli Quaoar karakteristiğini şimdiden tanımlayabilmiş oluyoruz:
1. Dengeleyici prensip ve
2. Pluto karşıtlığı veya plutosal prensiple uyumsuzluk.
Ve özellikle bir burcun Akrep’le anlaşabilme olasılığı hemen hemen yoktur, o da Terazi’dir.
3. VENÜS SORUNSALI: BOĞA MI YOKSA TERAZİ Mİ?
Son birkaç yüzyılda yeni gezegenlerin bulunmasıyla, Burçlar Kuşağı’nda da iki gezegenle yönetilen burçlar, yeni yöneticilerine kavuşmuş oldular. Ne var ki bu, sadece bir burç yöneticiliğine verilen gezegenlerin, eskiden hakimi oldukları ikinci burç üzerinde etkilerini yitirdikleri anlamına gelmiş olmadı. Öyle ki bu gezegenler, soru astrolojisinde hala her iki burcun da yöneticisiymiş gibi kabul görürler ve bu astroloji türünde de, bu yöntemle oldukça doyurucu sonuçlar elde edilmektedir.
Ancak iki burcun daha hala hakimi yoktur; Boğa ve Terazi burçları. Başak burcu ise, Chiron’la fikrime göre oldukça uyumlu sonuçlar vermektedir ve Chiron’un Başak burcu üzerindeki etkisi de, gün geçtikçe kabul görmektedir.
Chiron, haritada yaralı olduğumuz alanları göstermesi açısından önemlidir ve mitolojide de yarasını iyileştirebilmek için olağanüstü bir çaba gösterir. Bu çaba, onu ince eleyip sık dokuyan, kılı kırk yaran bir perfeksiyonist yapar. Yarası üstüne düşüp her türlü ayrıntıyı hesap edebilmelidir ki, şifa ilaçlarını bulabilsin.
Tüm bu uğraşlar, doğaldır ki onu dertli bir simge yapacaktır. Bu ve yukarıda da kısaca bahsettiğimiz anlamlar, beni Chiron’u Başak burcuna yaklaştırmaya zorluyor.
Boğa ve Terazi ise, daha hala bir tek gezegen tarafından yönetilmektedir: Venüs. İşte bu durum, Boğa’nın hangi burcun atmosferini daha iyi yansıttığını gösteren bir tartışma açtırabilir bize.
3.1. Venüs kimdir? Venüs – Boğa İlintileri
3.1.1. Venüs ve Cinsellik Konusu
Cinsellik, Boğa’nın temel konularından birisidir çünkü, birbirlerine karşıt olan burçlar, aynı zamanda konu birliği de yaparlar. Ne var ki karşıtlık, aynı konunun değişik biçimlerde dile getirilişinden kaynaklanır. Örneğin Boğa ile Akrep karşıtlıkları arasındaki ortak kelimelerden biri, sahip olmadır. Ne var ki karşıtlık, bu iki burcun bu ortak konuya bakış açılarında yatar; Boğa, kendi malına sonuna kadar sahiplenirken, Akrep’in varoluş amacı da, başkalarının malına sahiplenme şeklinde gelişecektir ve bu durumda, her iki burç arasında da açık bir sürtüşme olduğu açıktır.
Venüs, herşeyden önce cinsellikle ilgili tipik planetlerden birisidir ve bu, mitolojideki Venüs’ten yola çıkılarak söylenmektedir. Mısır’da Bast veya Hathor, Sümer’de Inanna, Babil’de Isthar, Antik Yunan’da Aphrodite ve Roma’da da Venüs olarak isimlendirilmiştir.
Liz Green’e göre “Tapınak hizmetçileri, Eros’un karakterini taşıyan ve yansıtan kutsal kişilerdir ve sadece Venüs’te bulabileceğimiz kutsal seksüel enerjinin sahibidirler. Ne var ki bu enerji, bilinen ahlaki kurallara ters bir cinsellik taşır. Evlilik yoluyla bir bağ yoktur ve romantik bir aşkın zincirlerine bağlı da değildirler” (Bu hizmetçiler, tapınağa ilk gelen yabancıya kendilerini sunar ve bekaret zincirlerinden arınırlardı ve bu, onlar için önemi olan bir ritualdi).
Aynı paradoksu, Boğa’da da görmekteyiz. Boğa’nın cinsellik anlayışı, soyut ahlaki kural ve kısıtlamalarla uyum içerisinde değildir ( Boğa ile ahlakı temsil eden Yay burçları arasında, uyumsuzluğu ve ortak olmamayı temsil eden 150° ‘lik görünüm vardır). Boğa’nın bu tip bir konuya yaklaşımındaki temel kıstas, onun daha çok ihtiyaçlarını, zevklerini ve kendisine verdiği değeri ön plana çeker. Boğa’nın temel karakteristiği, duygusal bağlar olmaksızın zevk ve aşkı tatmaktır. Venüs te, ne bir erkek tarafından sınırlanır ve ne de bağlılık duyguları içerisindedir; onun amacı, zevk ve mutluluktur ve bunların tümü, alışılagelen temel ahlaki yapılara terstir.
Aphrodite’nin temel karakterine daha derin bakalım: “Aphrodite, mitolojide Hephaistos’la evli olmasına rağmen, ona kesinlikle sadık değildir ve sadece ama sadece kendine aittir. Eski aşk tanrıçaları Inanna ve Isthar ise evli değildirler ve bazen de “bakire aşk hizmetçileri” olarak tanımlanırlar. Latincede “Virgo” (= Başak burcu), “evli olmayan” ve “sadece kendine ait olan” demektir.
“Erotik özlem” duygusu, yine Aphrodite’nin temel özelliklerindendir ve bu, onun cinsellik yanını iyice vurgular. Aşk tanrıçası Venüs’te aşk, “kutsal aşk” değildir; bu, neptüniktir. Venüs’ün aşkı, cinsel temelde değerlendirilmelidir.
Venüs, mutlak kendini sevmeyi ve kendine değer duygusunu sembolize eder. Bu özellik ise tamamen Boğa burcuna uygundur ve hatta onun temelidir.
Venüs, mitolojide “Altın Elma” nın sahibi bir semboliktir ve elma ise, yaratılış öyküsünde de görüleceği üzere, bilincin sembolü olmuştur; Adem ve Havva, elmadan yerler ve bu şekilde cinselliklerinin farkına varırlar. Bu ise, cennetten kovulmaları için yeterli sebep olacaktır; erotik duyguların canlanması, bilincin ortaya çıkmasıyla sembolik benzerlik taşır. Bu durum ise, bizi yine Boğa – Akrep aksına ve onların konularına yaklaştırmaktadır.
Aphrodite, ayrıca sahip olan ve kendini sahip olduklarıyla değerli ve güvende hisseden bir tanrıçadır; cinselliği ise (Venüs’ün plutonik yanı), kovaladığına sahip oluncaya kadar sürecektir.
Haritamızda Venüs, ne zaman transit veya progresif hareketlerle önemli bir konuma gelse, kendimizin ve değer verdiklerimizin farkına varma gibi bir ihtiyaçla karşı karşıya kalırız. Bazen öyle bir an gelir ki, değer verdiklerimiz, toplumun genel ahlak yapıları ve beklentilerine ters düşer ve bu da, Venüs’ün Yay burcuyla birbirlerine ters bakışını anlatmakta; bu sadece Boğa olabilir.
Venüs kıskançtır da aynı zamanda ve kesinlikle sahip olmak ister. Buna en iyi örnek ise, Venüs’ün Kreta Kralı Minos’un karısı Pasiphae’ye yaptıklarıdır; Minos’u elde etmek isteyen Aphrodite, Pasiphae’yi bir Boğa’ya (!) aşık eder. Bu durum, aynı zamanda da onun ne kadar ahlaki kurallarla ilintisiz olduğunu da göstermektedir ki Aphrodite, Boğa – Akrep ekseninin tanrıçasıdır.
“2. evin anlamı, kişinin kendi vücudunu sevmesi ve ihtiyaçlarını yerine getirebilmesiyle başlar. Bunlar sadece seksüel ihtiyaçlar değildirler, material yaşama ait olan tüm gereksinmeler, 2. evin alanındadır. Beslendiğimiz tüketim maddeleri, uyuduğumuz yatak, kullandığımız şampuan… kısaca sahip olduklarımızın tümüdür bunlar”. Bu aktarılanlar ise, klasik olarak Venüs karakteristiklerindendir. Ağır kokular ve gül çeşitleri de, tipik Venüs seksüelliğinin maddeleridirler ve tüm bunlar, bizi yine Boğa burcuna götürmektedir; “Aphrodisiakum” un (= Afrodizyak), “Aphrodite” kelimesinden üretildiğini de bu noktada hatırlatalım. Güvercinin çıkardığı seslerin ise, eskiden beri kişide cinsellik duygularını uyandırıcı rol oynadığı düşünülür ve güvercin de, elma gibi tipik Aphrodite”emboliklerinden birisidir.
Liz Greene, ” Heterlerin, ki onların koruyucu tanrıçası Aphrodite’dir, eski Yunan’da ” evliliğe karşı” önemli bir toplumsal sınıf oluşturduklarından” bahsetmekte. Bu da kanımca Boğa ve evlilik temsilcisi Terazi burçları arasındaki doğal 150′lik açının çok güzel anlatımlarından birini ifade etmektedir çünkü Boğa gibi ağır ve gelenekçi olduğu düşünülen bir burcun, evlilik tarafında yer alacağını düşünebiliriz pekala. Ne var ki bu durum, yukarıdaki örneğe göre yanıltıcıdır (Qincunx).
“Venüs’ün en temel anlamı, kendisini sevmesi ve kendine verdiği değerdir”. Venüs, kendisine verdiği değeri, vücuduna verdiği değerle eş tutar ve bu da, yine Boğa burcu ve 2. evle ilişkilidir. Öte yandan Venüs, erotik gücün sembolüdür (Yine Boğa – Akrep konu ortaklığı).
Venüs, bunun dışında doğurgandır da. Bu da, bize direkt olarak doğurganlığı anlatan Yengeç’le Boğa burcu ilişkisini anlatıyor; her iki burç ta, birbirleriyle uyumludurlar ve sextil kurarlar.
Öte yandan Venüs, saf sevginin ve aşkın değil (neptünik anlamıyla), “erotik aşk” ın sembolüdür ve tamamen bireyseldir ve bu da yine Boğa – Akrep aksının konusudur.
Tüm bunlar, Venüs ile Boğa burcu arasındaki cinselliğe dair bağlantılardır.
3.1.2. Venüs ve Diğer Boğa Burcu Konuları
a. Venüs, doğum haritasında neredeyse orada potensiyal bir yetenek vardır. “İngiliz dilinde “yetenek” (talent) eskiden “para” için kullanılan bir kelimedir” ve bununla ilişkili olarak ta Venüs ile 2. ev arasında bağlantı kurmak zor değildir.
b. Tarotta 3 numaralı Büyük Arkana kartı, tamamen Venüs semboliği üzerine kuruludur ve cinsellik, sevgili olarak kadın, duygular ve anaçlığı simgeler; imparatoriçe, kontrol edilemeyen duygular aracılığıyla alır ve verir. Bu kart, aynı zamanda da sadece vücutsal tecrübeyle anlaşılabilecek kaliteleri simgeler; düşünce ve entelektüalite (Terazi burcu), bu kartın anlamları arasında değildir. İnsan, varoluşuna (Akrep) sadece venüssel tecrübelerle, dokunmayla ve fiziksel ihtiyaçların giderilmesiyle anlam verebilir. Vücut ve doğa ise, bu kartın diğer bir gerçekliği arasındadır ve bu da Venüs’ü tekrar Boğa’yla ilişkilendirir.
c. İmparatoriçe’nin ayakları altında bir ekin tarlası vardır; bu tanrıça, tarlaların ve ekinlerin patroniçesiydi ve Avrupa’nın kuzeybatı kısımlarında da “Çekirdek Tanrıçası” olarak anılırdı.
d. İmparatoriçe, bunların dışında doğanın kendisini ve doğurganlığı da simgeler; Dünya’da hemen her yerde, “Doğa Ana” dan konuşulduğunu bilmekteyiz. Kartın üzerindeki Venüs sembolüne dikkat edelim. Bu kart, açık olarak Boğa’yı anlatmaktadır, Terazi’yi değil.
e. Aphrodite, nereden geçerse geçsin, yerden otlar ve çiçekler çıkardı ve çoğunlukla bir güvercin, ona eşlik ederdi. Bu bağlantı da, Venüs’ün toprak yönünü daha çok vurgulamaktadır. Aynı kaynağa göre Aphrodite (“köpükten doğan”), kaostan çıkan, denizde danseden ve Suriye ile İsrail’de Ischtar veya Aschtaroth olarak adlandırılan ve onurlandırılan tanrıçalarla aynıdır. Burada da “deniz” in, toprağı besleyici yönüne ve dolayısıyla Boğa ile Balık arasındaki doğal sextile dikkat edelim. Terazi ise, yine söz konusu değildir.
f. Aphrodite’nin rahibeleri ise, her bahar denizde yıkanırlar ve oradan gençleşmiş olarak çıkarlardı. “Bahar”la kastedilen, muhtemelen mayıs ayıdır ve mayıs, aynı zamanda da Boğa burcunun ayıdır.
g. Aphrodite’nin “yaşamdaki ölüm”ün tanrıçası olarak birçok ismi vardı. Atina’da kader tanrıçalarının en eskilerinden biridir ve farklı olarak ta, aşk oyunlarını gece gerçekleştirdiği için “siyah” ve “karanlık” olarak isimleri vardı ve bunun dışında “keçi” de, Aphrodite’ye sunulan adaktır. Burada sözü geçen herşeyi, direkt olarak Boğa – Akrep eksenine bağlamamız gerekir. Yaşamdaki ölüm, siyah, karanlık, kader tanrıçası… hemen hepsi Akrep’le ve Boğa’nın karanlık yönleriyle ilişkilidir.
h. Aphrodite’yle özdeşleştirilen diğer iki sembol de ” gül” ve “Boğa ciğeri” dir ki bunlar da, Boğa burcu sembolikleridir.
ı. Karşıt burçların, aynı konuların değişik davranış biçimlerini gösterdiklerinden bahsetmiştik. Boğa ile Akrep arasındaki diğer bir ortak konu ise varoluştur. Bu ana temayı, her iki burç ta yaşam ve ölüm başlıkları altında incelerler. Ölümden sonra gelen yaşamdır, fiziki varoluştur, doğadır ve bunları anlatan, Boğa Venüs’üdür. Akrep burcunun ayı kasımdır ve ölümü, ekinlerin yokoluşunu simgeler; öte yandan mayıs ayı da, ekinlerin tekrar canlandığı aydır ve bu ay da, Boğa’nın ve Venüs’ündür; mayısın semboliği, yaşamdır.
i. Hercules’in, plutonik yaratığı (Akrep) öldürdükten sonra bulacağı ödül, torba içinde elmaslardı; yani değerli taşlar, Venüs (Boğa). Burada Terazi yine işin içinde değildir. Boğa’yla Akrep ise karşıt burçlardır.
j. Venüs’ün mitolojik arketipi, Demeter gibi Doğa kültü üzerinedir. Verimlilik, toprak, üreme vs.. Venüs, na mı diğer Aphrodite, daha erken dönem bir tanrıça olarak doğanın ve toprağın verimliliğini sağlar. Sayısız çocuğu ve aşığı vardır ve o olmazsa toprağın çorak kalacağından bahsedilir.
k. Venüs’ün yüceliminin Balık’ta olması da, onun Boğa’ya yakın olduğunu işaret edebilir. Bu arada Güneş, Mars’ın Koç’unda yükselirken Ay, Venüs’ün Boğa’sında yükseliyor.
l. Bunun dışında Merkür iki burçtan ilkine (aslında belli değil daha, ancak biliyoruz ki veya hissediyoruz ki ilkine daha yakın); Mars, iki burçtan ilkine; Jüpiter, iki burçtan ilkine; Satürn, iki burçtan ilkine verildi şimdiye kadar. Bu durumda, Venüs’ün de iki burçtan ilkine verilmesi, çok garip olmayabilir.
m. Diğer yandan, iki eril görünümün Mars ve Güneş ve iki dişil görünümün de Venüs ve Ay olduğunu hatırlarsak, aynı statüdeki Ay ve Güneş’in burçlarının zodyakta yanyana durmasından yola çıkarak, Mars ve Venüs’ün de yanyana durmaları gerektiğini – Koç ve Boğa olarak – düşünebiliriz.
Bunların düz mantık olduğunu düşünenler için simetrinin zodyakta ne kadar önemli olduğunu ekleyelim.
Bu bölümde yazılanlar, Venüs – Terazi ilişkisinin olmadığı gibi bir anlama çekilmemelidir; burada tartışılan, sadece hangi burcun Venüs atmosferini daha iyi yansıtabildiği üzerinedir. Bu çalışmadan çıkan sonuç ise, bu atmosferin Boğa burcu tarafından daha özsel yansıtıldığına yöneliktir.
4. QUAOAR’LA ZAMANDA YOLCULUK
4.1. Terazi Burcu
Bu bölümde politik global olaylar üzerinde durulacağından, Terazi burcunun genel anlamlarına bakmak doğru olur.
Terazi burcu, herşeyden önce dengeleyici prensiptir. Dolayısıyla savaşlar (özellikle denge unsuru güdüyorsa), barışlar, barış antlaşmaları, savaşta zafer, siyasi partiler, sanat, çevre düzenleme, global evlilikler (ünlü evlilikleri ya da örneğin şirket evlilikleri), karar mekanizmaları, yargı (adalet unsuru), insan etik yapı ve anlayışına uygun yasalar, düzen, yargıç (karardan önceki kararsızlık anı), eşitlik, yansızlık, tarafsızlık, kozmetik, moda, politica, taktik, strateji gibi konular, Terazi burcunun ana temalarıdır.
Terazi burcu semboliğinin kendisi, ilk olarak M.Ö. 2 yy. da görülmüş görece yeni bir semboliktir ve bundan dolayı bazı yazarlar, Terazi burcunun erken astroloji zamanlarında kendi başına bir burç olarak var olmadığını söylüyorlar. Bunun yerine Akrep burcu, bugünkünün 2 misliydi ve 2 ayrı yön taşımaktaydı. Bugün Terazi olarak tanımlanan kısmın adı, aslında chelae dir ve “Akrep’in kıskaçları” anlamına gelir. Aynı şekilde Mısırlılar da Terazi sembolünü, ölü ruhların Osiris aracılığıyla yeraltına yolculuklarının refakatinde kullanırlardı.
4.2. Global Görünümler
4.2.1. Quaoar – Neptün Örtüşümleri
1. 1554 – 1558 (Quaoar Boğa’da kavuşum Neptün Boğa’da)
Neptün, bilindiği üzere yanılgıların planetidir. Belirli bir beklenti vardır ve o beklenti, tamamına, sonucuna erdirilmeye çalışılır.
Balık’la Terazi arasında ise, yine yanılgı ve hayal kırıklıklarını simgeleyen quincunx bulunur. Dolayısıyla her iki gezegenin buluşmasının, özünde zaten beklentileri yanılgıya uğratabilecek bir karaktere sahip olduğunu gözönünde bulunduralım.
Dönemin tarihsel olaylarından bazıları ise aşağıda sıralanmıştır:
A. 1555′teki ilk olay, İspanya kralı II. Phillip ‘in, evlendiği İngiliz kraliçesi I. Maria’yı boşamasıdır. Quaoar`ı Terazi’yle ilişkilendirdiğimize göre , bu açıyı “beklentileri karşılamayan, hüsranla sonuçlanan evlilikler” olarak açıklamak yanlış olmaz.
Öte yandan, Phillip’in Maria’yı terketmesinin nedeni ise çocuksuzluktur ve bu durum, evliliğin güven vermeyen yanıdır. Böyle bir olgu ise, kendi varlığını sahip olduğu reel maddelerle güvende hisseden Boğa için hoş bir durum değildir. Artı, Boğa’nın yöneticisi Venüs doğurganlıkla ilgilidir.
Evlilik , 1554′te gerçekleşmiştir ve bu sırada Qua ile Neptün arasında 2 derece vardır ve hem evlilikler hem de boşanmalar, Terazi’yle ilişkilidirler.
B. Moskova’da Basilius Katedralinin yapımına başlandığı bu tarih, Qua kavuşum Neptün’e cok iyi bir örnek oluşturuyor. Terazi, mimarlık ve mimari yapıları simgeler. Moskova’nın en önemli ve estetik dinsel yapılarından birisi, bu açı altında oluşturulmaya başlanmıştır. Estetik (Terazi), din (Neptün) ve ortaya çıkartılan gerçeklik, yapı (Boğa), bu şekilde birleştirilmiştir.
C. Dönem öncesi, din savaşlarının olduğu bir dönemdir ve protestanlarla katolikler arasında zorlu mücadeleler olmaktadır. Ne var ki, 05.02.1555′ten beri süregelen toplantılar, 25.09.1555′te din savaşlarını bitirecektir. Anlaşmaya göre, kişilerin kendilerine bağlı bulundukları yerel yöneticiler, din seçimini serbest olarak yapabileceklerdir. Ne var ki bireyler, bu haktan yoksun bırakılmışlardır. Bu tarih, din (Neptün) savaşlarının bittiği, dengelendiği (Terazi) bir anlaşmanin (Terazi) yapıldığı döneme karşılık gelmektedir ve Qua kavuşum Neptün’e çok iyi oturmaktadır ve yine aynı tarihte Qua’yla Neptün arasında 0,5 derecelik aplikatif bir kavuşum toleransı vardır.
D. Fransa Kralı II. Heinrich, 1559′a kadar sürecek İspanyol – Fransız savaşının devamı olarak Fransız – Habsburg (bugünkü Macaristan) savaşını 1556′da başlatır. Ne var ki İngiliz ve İspanyol orduları, St. Quentin’de Fransız ordularını yenecek ve Habsburg Krallığı, Buda ve Peşt olarak ikiye bölünecektir.
Dönemin konumuzla ilgili en önemli özelliği, II. Heinrich ‘in birtakım hayallere (Neptün) girerek toprakları isteyip denge sağlamaya yönelik (Terazi) istekleri olmasıdır ve savaş ta zaten bu sebepten çıkmıştır. Ne var ki, zafer (Terazi) hayalleri (Neptün) çabuk bitmiştir.
E. Heidelberg’te erken rönesans dönemi stilinde kurgulanmış Ottoheinrich Sarayı tamamlanmıştır. Bu yapı, sadece Alman rönesansının değil, dönemin en anlamlı yapılarından birisidir ve tüm bir ortaçağın da Neptün etkisi altında olduğunu bu noktada unutmamak gerekir.
F. Prag’ta zevk Sarayı Belvedere’nin yapımı 1558′de bitirildi. Bu saray, I. Ferdinand ‘ın karısı Anna için(Terazi) yaptırmış olduğu bir saraydır. “Zevk sarayı” ise, tamamen Boğa’yla ilgilidir. Bu saray, bugün dahi Prag’ın en güzel ve estetik (Terazi) yapılarından birisidir.
G. Gioseffo Zarlino, 1617′de müzik alanında “dur” ve “moll”‘ün tanımını yaparak “Uyum Öğretisi”ni kurdu.
Terazi, müzik demektir ve “uyum” kelimesi de yine tamamıyla teraziliktir. İlham ve hayalgücü ise , bilindiği üzere Neptün’le ilişkilidir. Bu, oldukça önemli bir örnektir ve açının anlamına çok iyi oturmaktadır.
2. 1616 – 1620 (Quaoar Aslan’da sekstil Neptün Terazi’de)
A. 1614′de başlayan Rus – İsveç savaşı, taraflar arasında 26.01.1617′de imzalanan Stolbovo anlaşmasıyla sona erdi.
Tüm anlaşmalar, Terazi semboliğine aittirler cünkü Terazi’nin dengeleme prensibine uygundurlar. Yukarıda belirtilen anlaşma imzalandığında, Qua ile Neptün arasındaki aplikatif tolerans değeri 0,5 derecedir.
Anlaşmanın neptünik tarafi ise, İsveç’in beklentilerinin yerine gelmemesidir. 1613′te İsveç tarafından alınmış olan Novgorod, Ruslarca işgal edilir ve durumu tekrar dengelemek için (Terazi) gönderilen İsveç ordusu da Rusya’da Pskov civarlarında yenilir. Dolayısıyla İsveç’in hayalkırıklığına uğradığı (Neptün) bir savaş ve yine aynı karakterli bir anlaşma vardır ortada; İsveç, kendisi için o zamanlar önemli olan birkaç kenti kaybeder (Neptün).
B. Polonya, 11.12.1618′de imzalanan Deulino barış anlaşmasına göre Rusya’dan Smolensk bölgesine kadar geri çekiliyor.
1609′da Polonya Kralı III. Sigismund, Moskova’yı kendisi yönetmek istediğinden Rusya’ya savaş açar. Ne var ki, ayaklanan Ruslar Polenleri 1617′ye kadar geri çekilmeye zorlarlar. Sigismund’un oğlu Ladislas, 1917′de son kez Moskova’ya saldirsa da başarılı olamaz ve barış anlaşması imzalanır. Bu anlaşma, yine Neptün’e tipik bir örnektir; beklentileri karşılamaktan uzaktır.
3. 1648 – 1652 ( Quaoar Başak’ta kare Neptün Yay’da)
A. 15. 05. 1648′de Avrupa’da 30 yıl savaşlarını bitiren barış anlaşması imzalandı. Anlaşma savaşları bitirse de, genel olarak hiçbir tarafa yaradığı söylenemez. Anlaşmanın sonuçları ise, konumuz için önemlidir:
1. Avrupa’nın o ana kadar ki güçler dengesini (Terazi, denge kaybı) belirleyen ülkeler yer değiştirmişlerdir.
2. Papa’nın gücü önemli ölçüde bitmiştir (Papa = Neptün) kare (anlaşma = Quaoar).
3. Katolik ve protestanlar, iki eşit grup olarak tanınmışlardır.
Bu sonuçların hepsinin, Qua – Neptün karesini gösterdiği gün gibi açıktır. Artı olarak Papa da (Neptün) anlaşmayı (Quaoar) lanetlemiştir ki bu, konumuz olan konstelasyonun en açık örneklerinden birini sunmaktadır.
B. 1650′de Habsburg’ta katolikleştirmenin güç kullanılarak zorla kabul ettirilmek istendiğini görmekteyiz. Bu durum, o tarihlerde görülen Neptün karşıt Pluto konstelasyonuna karşılık gelmektedir ve ardından olayların, dengeler kaydırılarak durdurulması da – ki protestanlara daha fazla ayrıcalık tanınmıştır – yine Qua kare Neptün’e çok uygun örnek teşkil etmektedirler.
C. Brandenburg Prusyası’nda büyük Friedrich Wilhelm, 1651′de merkezden yönetilen gizli (Neptün) bir kurul (Terazi) oluşturarak, toprak durumunu zayıflatıp mutlakçılıkla yönetilecek Prusya’nın temellerini atar. Bu sırada da Qua – Neptün ekzakt pozisyondadır.
4. 1680 – 1684 ( Quaoar Terazi’de üçgen Neptün Kova’da)
A. Bu dönemde sanat alanındaki en önemli olay, kuşkusuz 1681′de fransız bale hocası Beauchamp’ın , ilk kez bir kadın dansçıyı sahneye çıkartmasıdır . Bu durum, o dönem için bir devrim niteliği taşımaktadır ve Neptün de Kova’dadır. Kamuoyu, dans ve sanat ise direkt olarak Terazi’yle ilişkilidir ve dönemde, bu tip bir olayı anlatabilecek başka bir açısal görünüm de yoktur. Quaoar, ilerde de görüleceği üzere, kadınlarla ilgili olaylarda sık sık başrolü oynuyor.
5. 1740 – 1744 ( Quaoar Oğlak’ta karşıt Neptün Yengeç’te)
A. II. Friedrich’in Silezya Savaşı, 1740′ta başladı.
Dönemin özelliği, Avusturya ile Prusya arasındaki karşılıklı çekişmedir ve Prusya, dönemin 4. büyük ordusuna sahiptir. Prusya Kralı Friedrich Wilhelm, Silezya’yı kuşatır (16.12.1740). Ün ve şeref kazanma duygusu, kuşatmada başrolü oynar. Böylece dönemin diğer gücü Avusturya’yı karşısına alır ancak 1741′deki ilk karşılaşmada avusturyalıları yener. Ne var ki arkasından tekrar yenilir ve Fransa, İspanya, Bayern ve Sachsen’la birlik kurar. Sonrasında ise Avusturya yenilir. 11.06. 1741′de de Breslau’da barış anlaşması imzalanır. Avusturya, Silezya’yı Prusya’ya terkedecektir.
1. Savaşın başlama anını dikkate alırsak, neredeyse ekzakt Qua karşıt Neptün konumunu görürüz. Bu savaş, zaten dengelerle (Terazi) ilgilidir çünkü, Silezya’nın alınması, Avusturya’nin aleyhine dengelerin bozulmasına neden olacaktır.
2. Bu savaşta ülkelerin Avusturya’ya karşı birlik olusturdukları görülür ve bu durum da tamamen evlilikleri ve birliktelikleri simgeleyen Terazi’yle ilişkilidir.
3. Anlaşma, Avusturya’nın aleyhine sonuçlanmıştır ve bu noktada da Qua ve Neptün karşılıklı durmaktadırlar. Bunu yine, neptünik hayallerin yıkılması olarak değerlendirmek, dönem atmosferini yansıtan en önemli düşüncedir.
6. 1938 – 1942 ( Quaoar Başak’ta kavuşum Neptün Başak’ta)
II. Dünya Savaşı, Quaoar – Neptün birleşimine oldukça iyi örnekler sunmaktadır. Bu örneklerden bazılarını aşağıda bulacaksınız.
A. 22. 12.1938′de Japonlar, işgal ettikleri Çin’e bir barış anlaşması (Terazi) teklifi sunarlar. Ancak bu anlaşma, Japonların Doğu Asya’daki hakimiyetini öngörmektedir. Dolayısıyla bu taslak, ne Tschiang Kai-schek ve ne de Mao Tse-tung tarafından kabul görür ve savaş devam eder.
Bu barış planı (Terazi), görüldüğü üzere tamamen aldatmacaya yöneliktir çünkü Japonlar, Çin üzerinde hakimiyet kurmak istiyorlardı. Aldatmaca deyince de yanıltıcı gezegen Neptün’ün işin içinde olduğu anlaşılıyor.
B. Almanya ile Fransa arasında 1938′de bir saldırmazlık paktı imzalanıyor.
Ne var ki bu anlaşma da aldatmacaya yöneliktir çünkü Hitler, daha sonra sözünü tutmayacaktır.
C. Yine 1938′de Albert Marquet “Yağmurda Quai de Conti” ve Max Beckmann da “Apaçi Dansı” isimli ünlü tablolarını yapiyorlar.
Bu, ilk bakışta çok ta önemli gibi gelmeyebilir ne var ki “Quai”‘nin Quaoar’la ve Apaçi dansının ise Quaoar’ın mitolojik öyküsüyle ne kadar benzeştiklerine dikkat edelim. Quaoar miti, bir kızılderili mitolojisidir.
Buradaki neptünik olgu ise, resimlerin ardındaki yaratıcı güç ve ilhamın kendisidir; resim, hayalgücünün tuvale aktarımıdır (Neptün).
D. Dönemin Quaoar’la ilişkili en önemli olaylarından birisi de Avusturya’nın 13.03.1938′de Hitler Almanyası’na bağlanmasıdır. Bu olay, tamamen terazisel birlikteliği ve onun da özünde bir evliliği çağrıstırıyor. Üstelik aynı tarihte böyle bir birlikteliği gösterecek başka bir açısal bağlantı da yoktur.
Bu evlilik, büyük hayallerle ve Avusturya’nın büyük sevgi gösterileri ve kutlamalarıyla gerçekleştirilmiştir; ne var ki Neptün, yine işbaşına gelecektir. Gezegenlerin bulunduğu Başak Burcu pozisyonu ise, gezegenlere tüm yaraların giderilmesi ve eksik hiçbir ayrıntının kalmaması anlamını vermektedir. Avusturya’nın, bir Alman uzantısı olduğu halde, bu açıdan önce Almanya’ya birleşik bir devlet olmamış olması, Başak’ın mükemmelliyetçilik ve eksik noktaların giderilmesi gibi anlamlarına ters düşmekteydi.
E. Aynı şekilde Çekoslavakya’nın, yaklaşık 3 milyon Almanın yaşadığı Sudeten bölgesi de, birleşim düşüncesi temel alınarak Hitler tarafından işgal edilmiş ve Almanya’ya bağlanmıştır ve bu, parçaların birleştirilmesinin 2. kısmıdır. Buradaki önemli nokta, Çekoslavakya’nın yaşadığı hayalkırıklığıdır (Neptün). 29.09.1938′de İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar ve Almanlar arasında yapılan München anlaşması ise, bu ülkelerin Alman istilasına karışmamasını öngörür ve bağlantıyı uluslararası zemine oturtur. Özellikle İngilizler, Almanya’nın saldırmasından çekinerek bu anlaşmanın ortaya çıkmasına aracı olmuşlardır ve bizi daha da ilgilendiren kısım ise, bu evlilik gercekleşirken Qua ile Neptün arasındaki kavusum tolerans değerinin aplikatif 2 derece olduğudur.
Birleşimle (Terazi) gelen büyük hayaller (Neptün) gibi bir açıklama, bu duruma olağanüstü uygun oturmakta.
F. Nisan 1939′da İtalya, Arnavutluk’u, daha aralarında dostluk anlaşmaları (Terazi) sürerken işgal eder.
Yine klasik Neptün sahtekarlığının, onun yanıltıcı yüzünün tipik ürünlerini görmekteyiz. Yalan ve sahte (Neptün) dostluk anlaşmaları (Terazi), ilüzyon (Neptün) gündemin ana konusudur.
G. Aynı şekilde 22. 05. 1939′da Almanya ile İtalya arasında askeri yardımlaşma ve dostluk paktı imzalanır. Ne var ki İtalya, böyle bir savaşı kaldıramayacak kadar zayıftır o zamanlar. Almanya da, müttefiki İtalya konusunda yanılacaktır. Bu anlaşma imzalandığında da Qua ile Neptün birbirlerine oldukça yakındır.
H. Tehlikenin yaklaştığını gören İngiltere ise, 24 Haziran’da önce Fransa ve Sovyetler Birliği’yle, daha sonra da 25 Ağustos’ta Polonya’yla birliktelik ve karşılıklı güvence ve dostluk anlaşmaları yapacaktır. Bu tarihlerde Neptün Qua’ya yine oldukça yakın seyretmektedir.
I. Ne var ki o sırada, 23. 08. 1939′da Hitler ve Stalin arasında bir saldırmazlık paktı imzalanmıştır. Burada ilginç olabilecek taraf ise, anlaşmanın ek protokolünde bulunan ve Polonya’nın Almanya ve Sovyetler Birliği tarafından paylaşılmasını öngören gizli kısımdır. Ek olarak SSCB, bir de Finlandiya’yla ilgilendiğini Hitler’e belirtmiştir.
Gizli anlaşmalar, kapalı kapılar ardında yürütülen sahte diplomasiler… Astrolojik olarak tipik Terazi – Balık, dolayısıyla da Qua – Neptün birliktelikleri.
İ. Plan yürürlüğe konuyor ve Polonya, 28.09.1939′da – 01. 09.1939′da Almanya ve 17.09.1939′da da SSCB tarafından işgal edilerek – iki ülke arasında yapılan bir anlaşmayla eşit biçimde paylaşılıyor.
Polonya’nın paylaşımının kendisi bile Terazi Burcu’nu anlatmaktadır ve o sırada Qua – Neptün arasındaki kavuşum, 1 derecelik bir yaklaşım payıyla kendini göstermektedir.
Bunlara ek olarak Almanların Polonya zaferindeki en önemli yardımcıları, o dönemler uygulanan “yıldırım savaşları” taktiğidir. Bu taktik, uçaklarla yürütülür ve tamamen çeşitli manevralarla rakibi şaşırtmaya yönelik olup Uranüs karakteri taşır. Almanya, Polonya’yı bu taktik manevrayla aldığında, Uranüs – Qua üçgeni de oradaydı.
J. SSCB’nin Finlandiya’ya saldırması ise yine aynı döneme denk gelir. Ne var ki Sovyetler, beklemedikleri kadar güçlü bir Fin savunması karşısında oldukça ağır kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kalırlar.
Anlatılanlar ilk bakışta SSCB’nin kaybı gibi görünse de, burada tipik bir Neptün yanıltmasıyla karşı karşıyayız. Tüm Neptün açılarında, ilk başlarda zaferler gelebilir, ne var ki bu zaferleri izleyen kayıptır. Ayrıca ilk başta Finlandiya lehine görünen zaferler ve “beklenmedik” Fin savunması, aynı döneme denk gelen Qua – Uranüs üçgeninin bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Aşağıda da görüleceği gibi, Şubat’ta Uranüs Qua’dan uzaklaştığında Finlandiya aleyhine ağır toprak kayıplarını öngören bir anlaşma imzalanacaktır.
K. 1940 Ocak ayında, SSCB Finlandiya’ya yeniden saldırır ve yine geri çekilmek zorunda kalır. Ancak Şubat’ta ağır silahlar devreye sokulunca zafer gelir. Ne var ki SSCB, İngilizlerle herhangi bir savaşa girmek istemediğinden, 12.03.1940′ta finlerin büyük toprak kayıplarını içine alan bir anlaşma yapılır.
Bu anlaşma yapıldığında da Neptün, Qua’ya 0,5 derece yaklaşmıştır. Finlandiya’nın büyük toprak kayıplarını (Neptün) içine alan anlaşma (Quaoar), Neptün – Qua kavuşumu semboliği altında incelenmelidir.
L. 09.04.1940′ta Danimarka ve Norveç’in almanlar tarafından alınmasının ardından, Paris te 14. 06. 1940′ta düştüğünde Neptün Qua’yı sadece 1 derecelik bir farkla izlemektedir ve Uranüs, Qua ile sadece 4 dakikalık bir farkla üçgen açı yapmaktadır.
Paris’in düşüşü, Hitler’e oldukça hoş neptünik bir duygu tattırır; Hitler’in zaferleri sınırsızdır. “Sınırsız zafer duygusu” ise, tahmin edileceği üzere yine Qua – Neptün kavuşumuyla ilgilidir ve beklenmedik bir şekilde gelen zafer ise, o an neredeyse tam tepe noktasında bulunan Qua – Uranüs semboliğidir. Bu semboliğe artı olarak eklenecek tek şey, Paris zaferinin (Qua), Stuka’ların (= Alman savaş uçakları. Bir Stuka, yaklaşık 30 uçaktan oluşan bir birimdir) eşliğinde ( uçak, hava saldırısı = Uranüs) alınmasıdır.
22. 06. 1940′ta imzalanan antlaşma da, Fransa’nın ikiye ayrılmasını öngörmektedir ve kayıpları içine alan bu anlaşma da, Qua – Neptün kavuşumuna iyi bir örnektir.
M. Fransa’nın yenilgisinin biraz öncesinde (10. 06.1940) İtalya, Almanya tarafında savaşa katılmaya karar verir. Sebep, italyan birliklerinin % 80′inin savaşamayacak durumda olmalarına rağmen, Mussolini’nin Akdeniz üzerindeki büyük rüyasını gerçekleştirmektir. Bu nedenle Yunanistan ve Kuzey Afrika’ya saldıran İtalyanlar, başarısız olurlar. İngilizler de aynı yılın Eylül ayında, İtalya’nın Tarent limanında konuşlandırılmış İtalyan gemilerine oldukça başarılı bir hava saldırısında bulunarak İtalyan rüyalarını bitirecek darbeyi vururlar.
Burada da birkaç önemli astrolojik konstelasyonu birarada bulmak mümkün. Öncelikle denizlerdeki (Neptün) büyük italyan zaferi (Qua) ve rüyasını (Neptün), tamamen Neptün – Qua kavuşumuna bağlayabiliriz. Ne var ki engel İngilizlerdir. İtalyan rüyalarının son bulmasını sağlayacak olan, İngilizlerin hava (Uranüs) hakimiyetidir (Qua) ve bu da yine tamamıyla Qua – Uranüs bağlantısının semboliğindedir.
N. Sırada, İngilizleri kesinlikle yenmeye yönelik olarak düşünülen Almanların “deniz aslanları çıkartması” var. 14. 09. 1940′ta başlayan saldırılar, Almanlar için tam bir hayalkırıklığıdır çünkü Alman kayıpları, bu çıkartmadan sonra bir daha dengelenemeyecek kadar ağır olmuştur. Aynı şekilde İngiliz kentlerinin bombalanması da ( 14.11.1940) Almanları zafere ulaştırmayacaktır.
Burada da birkaç açıyı birarada görmek mümkün. Almanları, zafer hayalleri görmeye iten, o sırada tam exakt konumda olan Neptün – Qua kavuşumudur. Hava saldırılarında alınan kayıplar ise Uranüs – Neptün ve Almanları hava saldırıları sonucunda zafere ulaştırması düşünülen de Uranüs – Qua açıları altında incelenebilir. Saldırıların hiçbir şey getirmemesi, yani bir nevi beraberlik alınması da (Terazi), yine Quaoar’ın işi olmalı.
O. 27.09.1940′ta Almanya, İtalya ve Japonya arasında “3 Güçler Paktı” imzalanmıştır.
Belki de Quaoar’ın işlerliğinin en büyük kanıtı işte bu tarihte saklı. Anlaşmalar ve evlilikleri (Terazi) gösteren bu anlaşma imzalandığında Neptün’le Quaoar exakt durumdaydılar.
Ö. Hitler’in, diktatör Franco önderliğindeki İspanya ile kasım ayında kendisini ziyarete gelen Sovyet Dışişleri Bakanı Molotow’u kendi yanında güçler dengesine sokmak istemesi, başarısızlıkla sonuçlanacaktır.
Yine anlaşmalar ve yine hayalkırıklıkları. Hitler’in ortaklığa (Terazi) ilişkin politik ve diplomatik (Terazi) girişimlerinin sonuçsuz kalması (Neptün).
P. İtalyanların Kuzey Afrika ve Balkanlardaki yenilgilerini durdurmak için Hitler tarafından bir ordu, general Erwin Rimmel komutasında Libya’ya gönderilir ve iyi bir komuta ve yeterli hava desteğiyle İtalyanların daha fazla kayıp vermelerinin önüne geçerek, bir anlamda partnerin yarasına ilaç olur ve Mısır’a kadar ilerler (13.04. 1941).
Yine birden fazla Qua aspekti görebileceğimiz zamansal bir aralık. İtalya, herşeyden önce Almanya’nın partneridir (Terazi) ve Almanya’nın buradaki pozisyonu, bozulan partner dengelerini yeniden sağlamaya ve partnerin (Terazi) kayıplarının önüne geçerek yarasını (Chiron) bir nebze de olsa iyileştirmeye yöneliktir (exakt Qua sextil Chiron). Almanların bu başarıları, kendi yaralarını hafifletebilmek ve kaybolan kendine güvenin yerine gelmesini sağlamak gibi de ayrıca bir öneme sahiptir. Oradaki mücadelelerin hava desteğiyle sağlanıp dengelenmesi de, yine Uranüs üçgen Qua için harika bir örnek teşkil ediyor.
R. 20.05.1941′de de Almanlar, İngilizler tarafından alınmış Kreta adasını, İngilizler ve Yunanlılardan yine hava desteğinin gücüyle tekrar alırlar.
Bu olay da, P maddesinde sözü edilen olayla aynı döneme denk geldiğinden, yukarıda bahsedilen açısal bağlantılar, burada da geçerlidir. Eklenebilecek tek şey, Almanların aşırı kayıp verdikleridir ve Hitler, aynı büyüklükte bir orduyu bir daha asla göndermeyecektir. “Beklentileri karşılamaktan uzak zafer”, bu olayın özeti niteliğinde olup Qua – Neptün kavuşumuna denk gelmektedir.
S. Aynı dönemlerde İngiliz kentlerine Alman hava saldırıları da, Doğu cephesine malzeme ve asker ihtiyacı olduğundan ve büyük kayıplar verildiğinden, geri çektirilir.
Denge sağlamaya yönelik her türlü Alman çabasının geri püskürtülmesi, bu dönemin ana özelliğidir ve bu tanımdan yola çıkarsak, bunun bir Qua – Neptün bağlantısı olduğu da görülür.
Ş. Ve Almanların Sovyetler’e saldırısı (22.06.1941). Bu dönem, aynı zamanda da yıldırım savaşlarının sonudur. Almanlar, 25.10.1941′de Moskova önlerine kadar gelirler. Stalin kenti terketmez ve Sovyet ordusu da bu sırada geri çekilmektedir. Almanlar tam olarak Moskova’yı ele geçirecek sanılırken Ruslar, oldukça enerjik bir atak yaparlar ve karşı saldırıya geçerler. Almanlar, 2. Dünya Savaşı tarihinde ilk kez savunma yapacaklardır artık.
“Yıldırım Savaşları”, ağır silahlar ve panzerlerle hızlı ve şaşırtıcı biçimde sonuca ulaşılan savaş taktiğidir ( Uranüs üçgen Qua). “Taktik” ise, anlaşılacağı üzere terazisel bir anlam ifade eder.
05.12′de ekzakt olmaya birkaç dakika farkla Uranüs – Qua üçgeni vardır ve Kızıl Ordu, şaşırtıcı biçimde (Uranüs) karşı atakta bulunmuş ve güçleri dengelemeye (Qua) baslamıştır. Bu tarih, artık ibrenin Almanya aksine döndüğü andır ve sisli gezegen Neptün, yanıltıcı gücünü bir kez daha sahneleyecektir.
T. 07.12.1941′de ise, müttefikin (Terazi, Qua, Japonya) Pearl Harbor’a, sonu hayalkırıklığıyla bitecek ani saldırısı (Uranüs) gelir. Ne var ki, büyük hayaller içinde saldırıya geçen Japonlar, bunu ağır ödeyeceklerdir. Burada da, bu savaşta defalarca tekrarlanan Qua kavuşum Neptün’ü, başka bir versiyonda görmekteyiz.
U. 13. 07. 1945′te ise Japonlar, Amerika’nın bazı Japon kentlerini bombalamasından sonra barış görüşmelerine başlıyorlar. 02.09.1945′te ise, Amerika’nın koyduğu kapitülasyonlar, Japonlar tarafından koşulsuz olarak kabul edilmiştir.
Verilen ilk tarih, Qua kavuşum Chiron açısına denk gelmektedir ve bu tarih, japonların yaralı olarak Amerika’yla barış görüsmelerine oturmak istedikleri zamansal aralığı gösterir. Anlaşmanın yapıldığı tarihte ise Chiron, Qua’yı sadece 1 derece geçmiştir. Üstelik her iki atom bombasının atıldığı an da (06.08 ve 09.08.1945), yine bu iki gök cisminin kavuşumuna denk gelmektedir; Amerika, dengeyi karşı tarafta hiç geçmeyecek yaralar oluşturarak kurmuştur.
Sonuç olarak,
1. Eğer Qua için yaklaşım değerini 4 ve uzaklaşımı da 3 derece alırsak, bu cismin bütün bir savaşı kapsadığını görürüz. Gerçekten de 2. Dünya Savaşı, bir taktik, sisli ortamlar, büyük hayaller ve karşılıklı yanılgılarla doludur ve bunların oluşumu, denge arayışlarının sürekli olarak hayalkırıklıklarıyla sonuçlanmasıdır. Neptün’le ilüzyonlar kaçınılmaz olabilir.
2. Dönem boyunca Yengeç ve Aslan burçları arasında gidip gelen Pluto’yu ise, “Büyük Faşist Alman Krallığı”ndan başka hiçbir şey daha iyi anlatamaz. Pluto’nun Yengeç pozisyonu da, ülke ve milliyetçilik gibi, anavatan gibi kavramları öne çıkartmaktadır.
3. Uranüs, 2. Dünya Savaşı’nın atmosferinin tümünü yansıtmamaktadır çünkü, savaşın tümünde Neptün’e açı kurmamaktadır. Bu arada dönemin atmosferini yansıtabilecek tek gök cismi Quaoar’dır çünkü savaş boyunca Neptün’den ayrılmamıştır. Üstelik 2. Dünya Savaşı, birincisinde yenilen Almanların, durumu dengeleme uğraşılarıdır da aynı zamanda.
4. Burada değinilmesi gereken bir başka ayrıntı ise, Amerika’nın savaşa müdahele ederek onu dengelediği ve yargı rolü oynadığıdır. Öyle ki Amerika, Nazileri Almanya’da kurulan mahkemelerde yargılamıştır.
Quaoar, işte tam bu sırada Terazi Burcu’ndadır artık. Önemli olan husus ise, Amerika’nın yükseleninin Yay Burcu olmasıdır ve Terazi de, bilindiği üzere yargı kavramıyla direkt ilişkilidir (Terazi sextil Yay). Bu, aynı zamanda değişen güç dengelerinin ve yargıç Amerika’nın günlerinin başladığını da sembolize etmekte.
5. Şu sıralar (2001 – 2006, Qua Yay’da sextil Neptün Kova’da) yine Quaoar – Neptün sextili gündemdedir ve bunu da kısaca “Dünya’nın barışa duyduğu özlem” olarak tanımlamak mümkün. Her yerden savaş karşıtı sesler yükselmekte ve savaş istenmediği belirtilmektedir. Yay’daki Pluto’yu şu anda “Amerikan maskesi arkasındaki yıkıcı güç” olarak alırsak (Amerika ASC Yay), Satürn’ün de karşı tarafı, yani Saddam’ın Irak’ını gösterdiği açıktır; bugün yaşanılan gerilim ise, Satürn – Pluto karşıtıyla astrolojik olarak ifade edilmektedir. Ancak yine aynı günlerde Qua – Neptün sextili de neredeyse exakt görünümdedir ve bu da UNO’nun “barışa yönelik hareketleri, denge arayışları” gibi bir anlamdadır ve Neptün, ortama büyük bir hayal katmaktadır. Ne var ki bugün, 20.03.2003 tarihinde Amerika’nın Irak saldırısı gerçekleşti (Satürn – Pluto). UNO kararları beklenmedi ve UNO da 7. ev Güneş’ine sahiptir bilindiği üzere. Bu açı (Neptün – Qua) aynı zamanda dengeyi kurması beklenen UNO’nun ve buna inanmış olan, en azından bunu umut etmiş olan insanlığın da yanılgısıdır malesef. UNO kararlarının beklenmemiş olması da, ayrıca büyük bir hayalkırıklığıdır ki, Qua zaten Neptün’le sextil oluşturmaktadır.
Alternatif bir yorum da şu olabilir: Amerika, bozulan dengelerini (petrol eksikliği, silah satışlarında durgunluk ve artan işsizlik) savaşla, ki Terazi Burcu savaş demektir aynı zamanda, gidereceğini düşünmektedir. Ne var ki Neptün, düşünceleri bulandırır ve gerçek olmayanın içine çeker.
Alternatif olarak: Yaydaki Qua Kova’daki Neptün ile tam 60 derecelik açı yapmakta (orb 12 dk.). Amerika’nın insanlık (Kova) adına sonu hüsranla (Neptün) sonuçlanacak sözde barış amaçlı savaş/denge (Qua-Terazi) arayışının arefesinde. ()
Savaş karşıtları Almanya, Fransa ve Rusya, direniş göstermeyen Iraklılar karşısında savaştan yenik ayrılan bir diğer gruptur. Bu grubun UNO’da ağırlıkları vardır ne var ki UNO, savaşı kaybetmiştir. Diplomatik çözüm uğraşları, sonuca ulaşamadı (Qua sextil Neptün).
14.04.2003′te ise Bağdat Ulusal Müzesi, Iraklılar tarafından yağmalandı; paha biçilemez değerde olan birçok binyıllık eser çalındı, harap edildi ve yok oldu. Bu, açıya en güzel örneklerden birini oluşturuyor.
4.2.2. QUAOAR – PLUTO ÖRTÜŞÜMLERİ
1. 1995 – 1998 (Pluto Yay’da kavuşum Quaoar Yay’da)
A. 21.11.1995′te Dayton’da Richard C. Holbrooke aracılığıyla Bosna – Hersek için barış anlaşması imzalandı.
Ne var ki anlaşmanın önemli tarafı, zor kullanarak imzalatılmış olmasıdır. Anlaşma imzalanmadığı taktirde NATO, Sırbistan’ı bombalayacaktır. Astrolojik açıdan ise zor kullanma Pluto’ya, anlaşma da Terazi’ye karşılık geliyorlar. Bu tarihte savaşın bittiğini gösterecek herhangi bir astrolojik örtüşüm de yoktur. Amerika’nın teklif ettiği bir anlaşma olması da, semboliklerle tam olarak benzeşmektedir.
B. 04.11.1995 tarihi ise, İsrail ve Filistin arasındaki barış görüşmelerinin oldukça ağır hasara uğradığı gündür. İsrail hükümet başkanı Yitzhak Rabin, bir dostluk ve barış konuşmasında İsrailli bir ekstremistin saldırısıyla öldürüldü. Rabin’in ölümüne sebep olan husus ise, onun daha önce, Yaser Arafat’la askerlerini Batı Şeria’dan çekme anlaşması yapmış olmasıdır.
Barış konuşması (Terazi, Quaoar) sırasında suikast (Pluto). Konstelasyonun astrolojik açıdan en iyi şekilde kendini gösterişlerinden birisi.
C. Bir Çeçen komandosunun, Rus kenti Budjonnowsk’taki bir hastanenin tüm çalışanlarını rehin alarak Rusya’yı Çeçenistan’la barış görüşmelerine zorlaması olayı da, 14 – 18. 06.1995 tarihinde gerçekleşti.
O tarihteki astro – konstelasyon şu şekildedir: (Quaoar Yay’da kavuşum Pluto Akrep’te) sextil (Uranüs Oğlak’ta). Yine oldukça zengin bir açısal tablo var. Pluto ile Uranüs arasındaki sextil, bir Çeçen bağımsızlık direnişçisinin (Uranüs) rehin alma (Pluto) yoluyla Rusya’yı tehdit etmesidir (Pluto). Ancak tehditin sebebi nedir? Bunu da Yay’daki Quaoar pozisyonu gösteriyor: Tüm bunların amacı, Rusya’yı barış görüşmelerine (Quaoar) zorlamaktır. Bu, aynı zamanda görüşmelere olan inancı (Quaoar Yay’da) , Çeçen direnişçinin taşımasıdır da.
D. Clinton, Kuzey İrlanda için barış inisiyatifini aynı dönemlerde eline alır.
Amerika’nın (yükselen Yay) , barış için (Terazi) aracı (Terazi) olması biçiminde açıklayabileceğimiz bir konstelasyondur bu da. Ki, o dönemlerde İrlanda oldukça karışıktır ve şiddet (Pluto) hüküm sürmektedir.
E. 04 – 15. 09. 1995 tarihinde Pekin’de UNO’nun 4. Dünya Kadınlar Konferansı gerçekleştirildi. Dönemin First Lady’si Hillary Clinton, “kadınların güçlü olduğu yerde, Dünya barışa daha yakındır” dedi. Bu konferans, diğerleri içinde daha büyük bir tarihsel anlam taşır.
Quaoar’ın kadınlarla direkt bir ilişkisi olduğu daha önce de belirtilmişti ve Clinton’un yaptığı konuşma, o günkü konstelasyonlar sözkonusu olduğunda Quaoar’ın anlamları için büyük bir önem taşıyor: “Kadınların (Quaoar) güçlü (Pluto) oldukları yerde, Dünya barışa (Terazi) daha yakındır”. Bu arada Quaoar da Yay Burcu’ndadır (Amerika yükselen : Yay) .
Aynı dönemde varolan Chiron – Quaoar sextili de, kadınların yaralarının bu konferansta gündeme getirilmesi ve bir nebze de olsa iyileştirilmesi anlamlarını göstermektedir. Gerçekten de konferans, bir gövde gösterisine dönüşmüştür.
F. Fransızların Mururoa Atol’ünde gerçekleştirdikleri 8 Atom bombası testi engellenemedi.
Quaoar, aynı zamanda “çevre” anlamına geliyor. Atom bombası da, bilindiği üzere Pluto tarafından sembolize edilir. Ne yazık ki, tüm diplomatik girişimlere (Terazi) karşın testlerin (Pluto) uygulanmasının önüne geçilemedi.
G. Haziran 1995′te, 1975′ten beri ilk kez ortak bir uzay programı gerçekleştirilerek Amerikan Atlantis, Rus uzay istasyonu Mir’e bağlandı.
Harika bir Qua sextil Uranüs kombinasyonu. Ortak uzay programı, uzayda birleşme, direkt olarak Uranüs (uzay, uzay gemisi) ve Quaoar’ı (birleşme, evlilik) anlatıyor.
H. 1996 yılı, Kuzey İrlanda’da protestan ve katoliklerin arasında geçen huzursuzluklarla doludur.
Ancak olayların gelişimini görebilmek için 1995′e bir bakmamız gerekiyor.
01.09.1995′te Büyük Britanya ile katolik yeraltı organizasyonu IRA (silahlı yeraltı organizasyonu = Pluto) arasında, 26 yıldır süren savaşı bitirmeye yönelik bir barış anlaşması (Terazi) imzalanır. Ne var ki IRA, bu anlaşmayı (Terazi) Londra’da bir büro evine gerçeklestirdiği bir bombalama eylemiyle (Pluto) bozacaktır. Bu sırada Qua ve Pluto, birbirlerine 0,5 derecelik bir farkla Yay’da kavuşumdadırlar.
15.06 ve 07.10. 1996′da gerçekleştirilen eylemlerle de, olaylar tamamıyla çığrından çıkacaktır.
İngilizlerin yeraltı organizasyonu IRA (Pluto) ile yaptıkları anlaşma (Terazi), tipik bir Qua – Pluto karşılaşmasıdır. Aynı şekilde bu anlaşmanın bombolama eylemleriyle bozulması da, aynı konstelasyon altında değerlendirilmelidir.
I. 15.02.1996′da Galler kıyıları önünde seyreden bir Liberya tankerinin karaya oturması sonucu, 70.000 ton petrol (Pluto) denize dökülür ve İngiliz kıyılarının en değerli ve doğal korunmaya alınmış kıyısı zarar görür.
“Çevre koruma ve korunmaya alınmış doğal harikalar”, yine Terazi konusudur ve bunun petrolle zarar görmesi de Pluto’yla ilgilidir.
J. 28.08.1996′da Prens Charles ve Prenses Diana boşanırlar.
Çok fazla birşey söylemeye gerek yok, yine birebir oturan bir konstelasyon. Ancak önemli olan, burada da yine birkaç önemli açının birarada görülmesidir : (Qua kavuşum Pluto) sextil Uranüs. Hem Uranüs ve hem de Pluto, evliliklerin (Quaoar) bitmesiyle ilişkilendirilirler.
K. 1996′ya ait en önemli olaylardan birisi de, Rusya ve Çeçenistan arasında imzalanan anlaşmadır (01.09.1996).
Anlaşma, karakteri gereği Qua – Pluto karakteri taşır. Taraflardan Rusya’ya bu anlaşma zorla kabul ettirilmiştir (Pluto). Ek olarak bu anlaşma, ilerde tekrar bozulacaktır. Artı olarak bu, ayaklanmacılarla (Uranüs) yapılmıştır ve buradan hareketle, Qua kavuşum Pluto ve Qua sextil Uranüs’e harika örnekler teşkil eder.
L. Leipzig’li Uta Pippig, Boston maratonunu 3 kez arka arkaya kazanan ilk kadın oldu (15.04.1996).
Yine kadınlar. Her nedense ilginç ve başarılı kadınlar, Qua – Uranüs birlikteliklerinde fazlasıyla görülüyorlar. (Ne var ki bu örtüşüm, aynı tarihteki Venüs sextil Chiron Terazi konstelasyonuyla gölgeleniyor. Uta Pippig’in kazanması, Venüs – Chiron sextiliyle de pekala açıklanabilir. Ancak global bir görünüm olmamış olsaydı (Qua – Uranüs), durum ne olurdu bilemiyorum. Sonuçta küçük transitler, büyükleri ateşleyici rol oynarlar. Ancak bu galibiyet, beklenen bir galibiyet değildir ve o tarihte Venüs, Uranüs’le herhangi bir bağlantı da kurmamaktadır. Venüs ile Chiron arasındaki sextil, Uta’nın erkek yarışmacılarla aynı ödülü, ilk kez bir kadın olarak almasıdır. Pippig, yarışı uranüsvari bir biçimde kazanmıştır).
M. Büyük Britanya ve Çin arasında yapılan anlaşmaya göre (1898) Hong Kong, 30.06.1997′de Çin’e devredilir.
Yine astrolojik açıdan olağanüstü bir görünüm. Qua – Pluto kavuşumu exakt ve İngiliz malını başkası, yapılan anlaşmaya göre (Terazi) sahipleniyor (Pluto).
N. Aynı tarihte Almanya’da ilk kez, evlilikte tecavüz cezaya bağlanıyor.
Qua kavuşum Pluto, daha iyi anlatılamaz. Evlilikte (Qua) tecavüzün (Pluto) cezaya bağlanması.
O. 1998′de ise yine Kuzey İrlanda probleminin devam ettiğini görüyoruz. Ağır bombalı eylemlere rağmen barış ve uzlaşmalar devam etse de, IRA’nın silahsızlanma sorununa çözüm getirememesi yüzünden bu sene de tam olarak çözülemiyor. Pluto kavuşum Qua, bu yılda da devrede.
P. Texas’ta 1863′ten beri ilk kez, ölüm cezasına çarptırılmış Karla Faye Tucker adındaki bir kadın, uluslararası protestolara rağmen infaz ediliyor (03.02.1998).
Bir kadının (Qua) öldürülmesi (Pluto), hala devam eden Qua – Pluto’nun en iyi örneklerinden birisini oluşturmakta. Ek olarak Qua ve Pluto, ABD’nin yükseleni Yay’da birlikte hareket etmektedirler.
2. 2 .1737 – 1740 (Quaoar Oğlak’ta sextil Pluto Akrep’te)
A. Bu tarihler arasında Avusturya – Osmanlı – Rus savaşı var. Kırım Kağanı’nın Rus bölgesine Osmanlı ismini kullanarak saldırması sonucu, Rusya’nın da bastırmasıyla Avusturyalılar 1737′de savaşa girerler. Ne var ki ne Avusturya ve ne de Rusya’nın savaşı kazanması, o günün şartlarında olası görünmemektedir. Avusturya Osmanlı ordusuna 1739 Temmuz’unda Glocka’da yenilince, Rusya için de savaş bitmiştir artık. 17.- 29.09.1739′da taraflar arasında Belgrad anlaşması imzalanır. Avusturya, Belgrad’ı kaybeder; Rusya’nın da Kırım üzerindeki hakimiyet politikaları kısıtlanır.
Qua sextil Pluto için iyi bir örnek teşkil ediyor bu olay. Yapılan bir anlaşmayla (Qua) Osmanlı’nın başkasının malına konması (Pluto) sağlanmıştır. Bu sırada görünüm tepe noktasındadır ve Osmanlı’nın da beklemediği bir şekilde toprak kazanımı da, o an işleyen Uranüs – Pluto sextili (başkalarının malına beklenmedik biçimde sahip olma) ve Uranüs – Qua (buna bir barış anlaşmasıyla ve çok ta çabalamadan ulaşmak) kavuşumunun nesnel sembolizasyonudur.
2. 3. 1706 – 1712 ( Qua Akrep’te kare Pluto Aslan’da)
A. 29.04.1707′de İngiltere ve İskoçya, bir birleşme aktı imzalayarak Büyük Britanya’ya birleştirilirler.
1707′de düşürülen parlementoların yerine kurulan yeni parlemento, demokratik değildir ve birtakım kar tacirlerinin elindedir. Bizi ilgilendiren kısım ise, her iki ülkenin de krallığa (Pluto Aslan’da) zorla (Pluto) eklenmesidir (eklenme, bağlantı = Terazi). Aynı dönemdeki Pluto – Neptün görünümü ise, her iki ülkenin de bir krallık (Pluto Aslan) altında erimelerini, “ben”lerini kaybetmelerini gösteriyor.
B. 1709′da Rus Kralı Büyük Peter (I. Peter), XII. Karl’ın İsveç donanmasını Poltawa savaşında yokeder. Sonrasında ise XII. Karl, Osmanlılara sığınacak ve Osmanlılar da bu durumu kullanarak onunla Rusya’ya karşı silah ve birlik anlaşması yapacaklardır.
Tipik plutonik (durumu kullanma, sömürme) bir anlaşma (Qua). Osmanlı, yardım karşılığını yüksek tutmuştur.
C. Bu dönemde İspanya Kraliyet mirasları savaşları var. Bu savaşlar, o tarihlerde yoğundur. Savaşlar, genelde kralın ölmesiyle mirasyediler arasındaki paylaşım anlaşmazlıklarından (Qua) ya da tahta kimin oturacağının belirlenememesi yüzünden çıkar. Miras yada mirasa konma, zaten bir Pluto ve 8. ev konusudur. Bu savaşlarda önemli devletler, önemli topraklar kaybetmişlerdir. İngilizler, Habsburg – İspanyol Krallığı’nın tekrar canlanıp ta İngilizler yönünde olan dengelerin bozulacağından korktukları için anlaşma imzalarlar. Dengelerin bozulmasını engelleyici anlaşmalar, Pluto – Qua karesinin bir yansımasıdır. Ancak bizim için daha önemli olan, önemli toprakların kaybedildiği, üzerine oturulduğu anlaşmalardır. Toplam 7 anlaşma olmasına rağmen, en önemlisi, 11.04.1713′de İngiliz – Fransız savaşını bitiren Utrecht Barış Anlaşmasıdır ve bu tarihte Pluto kare Qua görünümü zirve noktasındadır.
4.2.3. QUAOAR – URANÜS ÖRTÜŞÜMLERİ
Qua – Uranüs görünümlerine daha önce yer yer değinilmişti. Aşağıda diğer olayları bulacaksınız.
1. 1898 – 1900 (Quaoar Aslan’da üçgen Uranüs Yay’da)
A. Marie Curie-Sklodowska, 26.12.1898′de Radyum`u buldu. Marie Curie, bugüne kadar Nobel ödülünü iki kez alan ilk ve tek kadındır.
Quaoar, daha önceki örneklerde de görüldüğü gibi kadınlarla ilgili olaylarda sık olarak başrolü oynamakta. Burada da bilimsel alanda (Uranüs) kadınların (Terazi) başarısı vardır ve o zamana kadar ki erkek üstünlüğü, böyle bir başarıyla dengelenmiştir (Terazi). Söz konusu tarihte Uranüs, Quaoar’a 1 derece yaklaşım halindeydi. Aynı anda Yay’daki Chiron’un Qua’yla üçgeni de, o döneme kadar Nobel ödülü alamamış kadınların bu açığı kapattıklarını ve yaralarını bir nebze de olsa hafifletebildiklerini göstermekte. Aynı bölgeye çok yakın bulunan Venüs ise bizi bu noktada şaşırtmamalı cünkü Venüs’ün Uranüs kavuşumu, en fazla bilimsel alanda kadın başarısını anlatabilir; Qua’yla sembolize edilen “dengeleme” ve Chiron’un alanında bulunan “yaraya ilaç” gibi konular, burada daha yoktur. Ek olarak bu ödül, Venüs’le açıklanacak kadar küçük bir olay da değildir çünkü, dengeler değişmiş ve yeni bir yapılanmaya girilmiştir.
B. 29.07.1899′da 1. Haag Barış Konferansı toplandı ve toplantı sonucunda savaşlarda daha fazla insancıllık kararı aldı.
Uranüs, insancıl tutum ve davranışların planetidir ve barış konferansı yine Terazi’yle, dolayısıyla da fikrimce Qua’yla ilgili bir semboliktir.
C. Hemen hemen aynı tarihlerde Samoa adaları da, Almanya ve Amerika arasında yapilan bir anlaşmayla eşit olarak paylaşıldı.
Anlaşmayla gelen paylaşım, açıyı açıklamakta. Aynı dönem, savaşlarla doludur ki bu, o sıralarda birbirlerine karşıt konumda olan Satürn – Pluto örtüşümüdür.
D. Aynı yıl, Claude Monet “Rouen Katedrali’nin 12 Görünümü” isimli tablosunu çeşitli ışık ilişkilerini birarada kullanarak çizdiğinde, empresyonizm de doğmuş oldu.
Bu açıyı iki şekilde yorumlamak mümkün: İlki, yine beklenmedik şekilde gelen (Uranüs) bir kadın başarısı (Qua); ikincisi ise bu yeni (Uranüs) çizim tarzının, resim sanatına (sanat =Qua) girişi. Bunun dışında akımın kendisi de uraniktir çünkü eski akımları reddeder.
E. Max Planck, 1900′de Berlin’de Quantum teorisinden ilk kez bahsettiğinde de Qua ile Uranüs arasındaki üçgen açı, varlığını sürdürmekteydi. Bu bilimsel teorinin (Uranüs) ilginç yanı ise, dalga – parçacık dualitesinden (Terazi) bahsetmesidir.
F. Aynı şekilde yine bu yıl, modern genetiğin temelleri Mendel kanunlarıyla atılmıştır ki bu kanunlar, birbirleriyle çiftleştirilen, birleştirilen (Terazi) canlılardan alınan sonuçlar üzerine kurulmuştur.
2. 1996 – 1997 ( Quaoar Yay’da sextil Uranüs Kova’da)
A. Amerika ve Fransa arasında geçen diplomatik tartışmalardan sonra, UNO’nun yeni genel sekreteri olarak Gana’lı Kofi Annan seçilir (27.12.1996).
Annan, daha önce uzun yıllar UNO’nun barış misyonu şefliği görevini yapmıştır (Terazi). Bunun dışında genel sekreter olarak seçilen ilk siyahtır (Uranüs). Dahası, göreve geldiğinde yapacakları arasında, derin reformasyonlar (Uranüs) ilk sıradadır. Terazi, bundan başka diplomatları, seçimleri ve açıya göre seçimle gelen zaferleri veya başarısızlıkları sembolize eder. Bundan da öte UNO, görevlerini yerine getirse de getirmese de, objektif olarak düşünürsek bir barış kurumudur ve böylece dengeleyici güçtür (Terazi).
1996′daki iki önemli olaydan ise daha önce bahsedilmişti.
B. 1997′de Tony Blair’in Labour Partisi, 18 yıldan beri Büyük Britanya’yı yöneten tutucular karşısında seçim zaferi kazanır.
Sosyal Demokrat Parti’nin beklenmedik şekilde gelen (Uranüs) seçim zaferi (Terazi). Her ne kadar tolerans payı 4 derece olsa da, Quaoar geri dönüşüne başlayacaktır.
Aynı şekilde benzeri bir örnek, 1997 Mayıs’ında da Fransız Chirac’ın başına gelecek ve o da, sosyalist Jospin’le hükümet yönetiminde çalışacaktır; Fransa’da da sol partiler (Terazi), seçim zaferi kazanırlar.
C. 18.10.1997′de İspanyol kralı Juan Carlos, Bask bölgesinde bulunan Bilbao kentinde, tasarımı Frank O. Gerhy tarafından yapılan ve ilginç ve modern (Uranüs) görünümü ve oldukça cesur ve farklı mimarisiyle dünya çapında ziyaretçi akınına uğrayan Guggenheim Müzesi’nin açılışını yapar.
Farklı mimari ve ilginç sanat, Quaoar – Uranüs sembolizasyonun altında incelenir ve ek olarak ta tüm güzel yapılar, çevre düzenleme ve mimarlık Terazi Burcu etkisindedir.
D. 22.01. 1997′de Paris’te, “Musée de la mode et du textile” açılır. 16.000 elbise, 35.000 aksesuar ve 30.000 textil malzemesinden oluşan gösterilerin yanında, modern teknikler kullanılarak modanın tarihi gösterilir.
Teknikler, modanın tarihi… Bu olay, Quaoar ile Uranüs arasındaki sekstili çok iyi anlatıyor, moda da bir Terazi konusudur. Aynı gün, Venüs te Oğlak burcundadır ve herhangi bir planete herhangi bir açısal görünüm yapmamaktadır.
3. 1976 – 1977 (Quaoar Akrep’te kavuşum Uranüs Akrep’te)
A. 1977′de Mısır Başkanı Sadat ve İsrail hükümet şefi Begin arasında, tarihi barış görüşmeleri (Terazi) başlıyor. Arap ülkeleri ise, Mısır’ın başlattığı barış atağına destek verenler ve vermeyenler olarak ikiye ayrılıyor.
Kutuplaşma sözkonusu olduğunda Terazi’den bahsederiz. Örneğin geçmişte Amerika – Sovyetler Birliği güç çekişmesinde Pluto Terazi burcundaydı.
Mayıs ayında İsrail’de tutucu Likud hükümetinin düşmesiyle (17.05.1977) – ki burada da Uranüs – Quaoar birlikteliğini görmekteyiz; tutucu hükümetin düşmesi Uranüs’le ilgilidir ve bu hükümeti düşüren partinin seçim zaferi de (Begin) Quaoar’dır – Mısır ile İsrail arasında barış görüşmelerinde atağa geçilmiştir. Ancak haberler, seçimlerden daha önce (76′nın sonunda) gizli barış görüşmelerinin (Enver Sedat’ın girişimleriyle) başladığına işaret etmektedir ki, bu arada Uranüs – Quaoar sextili de exakttır. Gizli barış görüşmeleri ise tamamen Akrep’te bulunan Uranüs ve Quaoar’la ilgilidir. Konservatif Likud hükümetini düşüren Begin, tamamen barış ölçeklidir ve bu durum o günler için ilginçtir (Uranüs).
Sedat, Kasım 1977′de İsrail’i tanır ve bu tarihte de, Uranüs ile Quaoar arasındaki açı daha işlemektedir.
B. 15.06.1977′de İspanya’da ilk kez demokratik seçimler yapıldı ve Suarez Gonzales önderliğindeki Sosyalist Parti, zafer kazandı.
Partiler, Terazi burcuyla sembolize edilirler. Bir devrimci (Uranüs) politikacının (Terazi) ilk demokratik seçimlerden (Uranüs) zaferle (Terazi) çıkması, bu açının semboliğindedir.
Ancak her iki planet Akrep burcundadır ve gerçekten de seçimle gelen dönem kötüdür: Önce enflasyon, sonra da işsizlik yükselmiş (Problemler = Akrep), ancak daha önemlisi Bask bölgesinde milliyetçiliğe dayanan terör eylemleri (Akrep) başlamıştır.
4.2.4 QUAOAR – SATÜRN ÖRTÜŞÜMLERİ
Qua – Satürn görünümlerine daha önce yer yer değinilmişti. Aşağıda diğer olayları bulacaksınız.
1. 1973 (Quaoar Akrep’te üçgen Satürn Yengeç’te)
A. Amerika ve SSCB, 25.09.1973′te Cenevre’de SALT – II (Strategic Arms Limitation Talks) anlaşmalarına başlıyorlar. Anlaşma, daha sonra SSCB’nin Afganistan’ı işgal etmesiyle askıya alındı.
SALT projeleri, soğuk savaş döneminde silahsızlanma ve nükleer silahların sınırlandırılması üzerine kurulu anlaşmaların tümüne verilen ortak isimdir. Burada ise, astrolojik açıdan Quaoar – Satürn örtüşümlerine mükemmel bir örnek oluşturmaktadır; Nükleer silahların sınırlandırılması (Satürn = kısıtlama, sınırlama) üzerine yapılan anlaşma (Quaoar), bu açısal oluşum için birebir görünmekte. Quaoar’ın Akrep’te olması ise, anlaşmanın geri planında başka ve gizli kasıtlar olduğunu ve ona uyulmayacağını göstermekte. Bu sırada açısal görünüm de neredeyse tepe noktasındadır.
B. Açının tekrar exakt olduğu 30.10.1973′te ise, 12 NATO ve 7 Varşova Paktı ülkesi Viyana’da, üye ülkelerin askeri birliklerinin çift taraflı kısıtlanması ve dengelenmesi ile ilgili diplomatik görüşmelerde bulunurlar.
Yine çok birebir bir anlaşma. Kısıtlanmayla (Satürn) ilgili diplomatik görüşmeler ve balans (Terazi), bu açının açık anlatımlarından biridir.
2. 1996 – 1997 (Quaoar Yay’da üçgen Satürn Koç’ta)
A. 29.05.1996′da konservatif sağ politikacı Benjamin Netanjahu, İsrail’de direkt yapılan seçimlerden zaferle çıkar.
Satürn sağı simgeler, politik seçimler ve zafer de Terazi’yle ilgilidir. Orbun 3 derece olması bizi şaşırtmasın cünkü, Satürn bir süre sonra geri hareketine başlayacağından geçerliliğini sürdürmektedir daha.
Öte yandan bu seçimlerle birlikte İsrail’in Filistin’e yönelik provakatif hareketleri de başlayacaktır ve bu durumu da, aynı anda 1 derecelik toleransla Yay’da bulunan ve “dengeleri bozmak” gibi bir anlama gelen Quaoar – Pluto kavuşumuyla açıklamak mümkündür.
B. 24.01.1997′de Mannheim Savcılığı, ünlü tenisçi Steffi Graf’ın babası Peter Graf’ı, vergi kaçakçılığı suçundan 3 yıl 9 ay cezaya çarptırır.
Bu tarihte Satürn ile Pluto arasında bir üçgen açı vardır ve bu, babanın (Satürn) vergi kaçakçılığı suçundan (Pluto) ceza görmesini (Satürn) anlatabilir tabi ki. Ne var ki ayrıntıyı Quaoar vermektedir: Kadının (Terazi) babası (Satürn). Artı olarak Terazi de yargıyla doğrudan ilişkilidir.
C. Genel seçimlerden 3 ay sonra 21.02.1997′de Demokrat Parti Başkanı Zoran Djindjic, Belgrad Belediye Başkanı olarak seçilir.
Aynı dönemde birkaç önemli açı bulunmaktadır:
1. Seçilerek gelen diplomat, politikacı (Quaoar) Djindjic, Milosevic’le daha önceleri sık sık görüşen birisidir ve aşırı milliyetçiliğiyle tanınır (Pluto).
2. 1945′ten beri ilk kez, çoğunluğu komunistlerden oluşmayan bir parlamento seçimleriyle göreve gelmek te bir anlamda durumun dengelenmesidir (Terazi).
3. 1993 – 1994 (Quaoar Akrep’te kare Satürn Kova’da)
A. 27.04.1993′te Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, rest Yugoslavya’ya karşı sanksiyon ve kısıtlamalarını (Satürn) artırma kararı alır. Sebep ise, Yugoslavya’nın, birkaç gün önce UNO’nun, Bosna’nın 9 otonom bölgeyle birlikte görülmesini öngören Vance -Owen barış planını (Terazi) kabul etmemesidir. Bu arada UNO’nun da Akrep Güneş’ine sahip olduğunu ekleyelim; Quaoar o sırada Akrep’tedir.
B. 21.05.1993′te Angola’daki iç savaşta, tarafların yürüttükleri barış görüşmeleri (Terazi) sonuçsuz kaldı (Satürn).
C. 20.05.1993′te Danimarka’da yapılan 2. halk oylaması, Maastricht anlaşmasını (Quaoar) kabul eder ve Avrupa Birliği’ne katılma kararı çıkar. Sebep ise, anlaşma maddelerinden bazılarının, Danimarka’nın girmesi için gevşetilmesidir. Avrupa Birliği, kendi çıkarlarını gözönünde bulundurarak (Quaoar Akrep’te) anlaşma maddelerindeki (Quaoar) kısıtlamaları (Satürn) yumuşatmıştır (kare açı).
D. 17.06.1993′te Bosna – Hersek için uygulanması düşünülen Vance – Owen barış planı (Terazi), Cenevre’de Avrupa Birliği arabulucusu (Terazi) lord David Owen tarafından “başarısız” (Satürn) olarak açıklandı. Bu barış planı (Terazi) ise “artniyetli”dir ve özünde tamamen plutonik bir karakter taşımaktadır (Quaoar Akrep’te).
E. 12.07.1993′te Rus anayasa komisyonu, devlet başkanı Boris Jelzin’in sunduğu ve devlet başkanının güç ve yetkilerini artırmayı içeren yeni anayasa taslağını kabul etti.
Bu tarihte Qua -Satürn görünümünün açıklaması şöyledir: ” Yeni Anayasa” ve “devlet başkanı” Kova’daki Satürn, “gücü artırmayı içeren taslak, plan” ise Akrep’teki Quaoar’dır.
Ne var ki, aynı tarihte Akrep’teki Pluto da (güç), Oğlak’taki Uranüs’le (yeni anayasa, devlet başkanı) sekstil bakışındadır. Dolayısıyla bu olayın hangi konstelasyona ait olduğu belli olmamaktadır.
F. 29.07.1993′te İsrail yüksek mahkemesi (Satürn), “korkunç Iwan” olarak anılan ve Treblinka’da sayısız insanı öldürmek zannıyla yargılanan John Demjanjuk’un ölüm cezasını (Pluto), kanıt eksikliği gerekçesiyle kaldırır (Quaoar, Terazi = adaletin yerine bulmaması ki adalet, verilmesi gereken ölüm cezasıyla gelecekti = Quaoar Akrep’te). Aynı anda, Aslan’daki Chiron da Qua’ya bir kare görünüm yapmaktadır ve bu, Demjanjuk tarafından öldürülen insanların yaralarının, alınan bir mahkeme kararıyla daha da derinleştiğini göstermektedir.
G. 26.08.1993′te Çek devlet başkanı Vaclav Havel ile Rus Boris Jelzin, Prag’ta bir dostluk antlaşması (Quaoar) imzalarlar. Ne var ki Rusya’nın SSCB’nin işlerinden sorumlu olmamasına rağmen Jelzin, Sovyet güçlerinin 1968′de Çekoslavakya’ya girmesi konusunda özür dilemez ve bir devletler krizi yaşanır (Satürn). Lşin ilginç yanı ise , 26.08.1968′de “Prag Baharı” ismiyle anılan bu olayın olduğu tarihte de, Satürn ve Qua’nın birbirlerine karşıt açı yaptıklarıdır.
H. Kamboçya’nın başkenti Phnom Penh’te 24.09.1993′te yapısal monarşiye geçişle ilgili yeni anayasa (Anayasanın reformu = Satürn Kova’da) kabul edilir ve böylece UNO’nun da olayları yatıştırma ve yeni politik sisteme geçişi sağlama şeklinde gerçekleşen arabuluculuk görevi sona erer.
Eski bir sistemin yeniden seçilmesi (Monarşi) Kova’daki Satürn’dür. Akrep’teki Quaoar ise muhtemelen arabulucu (Terazi) UNO’dur ve UNO haritasında da Güneş, 7. evde ve Akrep’tedir (ya da çıkarlar üzerine kurulan barış misyonu). Arabuluculuk görevinin bitmesi de bu iki planetin arasında oluşan kare görünümdür.
I. 04.10. 1993′te Rusya’da reform karşıtları milliyetçiler ve eski komünistler, Moskova Parlamento binasında Boris Yeltsin yanlısı hükümet güçlerine teslim olurlar.
Bu tarihteki tek görünüm, Quaoar -Satürn karesidir ve bu olay, eskilerin (Satürn) aksiyonlarının, hükümet güçlerinin plutonik metotlar kullanmasıyla (Pluto) – örneğin zor kullanarak – dengelenmesidir (Quaoar).
İ. 13.10.1993′te Karlsruhe Anayasa Mahkemesi, aynı cinsiyetler arasındaki evlilikleri uygun bulmadığını karara bağladı.
Aynı cinsiyetler arasındaki evliliklerin (Terazi) caiz olmadığı (kare) hakkında kanun hükmü (Satürn).
J. 23.10.1993′te, protestanların yaşadığı Belfast kentinde IRA tarafından yapılan bombalama eylemi, İrlanda sosyal demokratlarından John Hume ve IRA’ya yakın Sinn Fein Partisi lideri Gerry Adams arasında başlatılmış barış görüşmelerine olan inancın yokolmasına neden oldu.
Bombalama eylemi, o dönemdeki Satürn-Pluto ve bu olayın barış görüşmelerini engellemesi de Satürn-Quaoar kare görünümlerinin semboliğidir.
K. 09.11.1993′te Bosna’nın Mostar kentindeki Neretva nehrinin üzerine 1566′da Osmanlılar tarafından kurulmuş “Türk Köprüsü”, Hırvatlar tarafından bombalanarak yıkılır.
Satürn – Qua karesinin en bariz örneklerinden biri. Herşeyden önce bu köprü, Dünya’nın en önemli sanat eserleri arasındaydı (Terazi). Önemli bir sanat eserinin savaş sırasında tamamen tahrip edilmesi de (Satürn ve Quaoar Akrep’te), bu açı ile direkt ilişkilidir. Bu olayı, astrolojik olarak “bir sanat eserinin (Qua) kötü kaderi (Satürn ve Pluto)” olarak ta değerlendirebiliriz.
Satürn’le Quaoar arasındaki tolerans fazlalığı bizleri şaşırtmasın çünkü Satürn bir süredir geri harekettedir ve bir kaç ay sonra da Qua’ya exakt olacaktır. Bu nedenle de bu kare açı, doğal olarak aynı sürecin devamı niteliğinde olup, geçerlidir.
Öte yandan bu olayı, eğer iki gezegen arasında kavuşum için alınan 4 derecelik toleransı fazla görmüyorsak, Qua kavuşum Pluto altında da değerlendirebiliriz. Ancak yine de doğru anlam, her 3 gezegeni de işin içine katmayla ortaya çıkıyor: “Taştan yapılmış (Satürn) bir sanat eserinin (Quaoar, bu eser aynı zamanda bir köprüdür = yine Terazi) bombalama yoluyla (Pluto) yıkılması (Satürn ya da Pluto)”.
Aynı tarihteki sadece Satürn-Pluto karesi ise, işin “sanat eseri” kısmını açıklamaya yetmemektedir.
L. 29.11.1993′te Cenevre’de Bosna-Hersek, Hırvatistan ve Sırbistan devlet başkanlarının biraraya gelmeleriyle, Bosna Barış Görüşmeleri tekrar başladı. Alman-Fransız ortak planı, Sırbistan eğer Bosna’da işgal ettiği bölgeleri geri verirse, Sırbistan’a koyulan ekonomik ambargonun sınırlı olarak azaltılmasını öngörmekteydi.
Antlaşma (Quaoar), sınırlı (Satürn) olarak azaltmayı (Satürn) öngörmektedir.
M. 10./11.01. 1994′te Brüksel’de toplanan NATO zirvesinde, barış için ortaklık programı (Quaoar) üzerinde görüşüldü. Program, temel olarak NATO’ya girme sürecinde bulunan özellikle Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin geç (Satürn) girişlerinin uzun vadede (Satürn) perspektifleri hakkında, askeri ve ekonomik alanlarda (Satürn) birlikte (Quaoar) disiplinli (Satürn ve kare açı) çalışmayı öngören bir temeldedir.
4.2.5. QUAOAR – CHIRON ÖRTÜŞÜMLERİ
Qua -Chiron görünümlerine daha önce yer yer değinilmişti. Aşağıda diğer olayları bulacaksınız.
1. 1999 (Quaoar Yay’da kavuşum Chiron Yay’da)
A. 19.11.1999′da İstanbul’da düzenlenen OSZE zirvesi, Rusya’ya, Çeçenistan’daki savaşı bitirmesi yönünde uyarılarda bulunur ancak kanayan yara (Chiron) geçmeyecektir; uyarılar boşa gider.
Diplomatik görüşmelerin (Quaoar) başarısızlıkla sonuçlanması, gündemin en ana konusu olmuştur.
B. 02.12.1999′da İngiliz, Amerikan ve Japon araştırmacılardan oluşan bir ekip (Quaoar Yay’da), insanda genetik taşıyıcılarından birinin (Pluto = ırsiyet; ırsiyeti babadan oğula kalan miras gibi düşünelim) kromozom 22′nin tam teşekküllü planını (Chiron, Başak) çözerler.
C. Aynı gün Büyük Britanya, Kuzey İrlanda’ya otonomi verecektir (yaralı bölge ve onların iyileşmesi, Chiron’un konusudur ve Qua da denge getirir). Konstelasyonun konusuyla birebir bir örnektir bu; dengesizliğin giderilmesiyle yaralara merhem olma durumu var burada.
D. 10.12.1999′da “Sınırsız Doktorlar” organizasyonu, Nobel barış ödülünü alır.
Bu doktorların yarası da, daha önce çoktan hakettikleri ilginin kendilerine bu tarihe kadar gösterilmemiş olmasıdır, ne var ki barış ödülü (Quaoar), bu yaraya ilaç olabilmiştir.
Yine aynı tarihte AB, Türkiye’ye aday ülke statüsü verir. Burada yine dengesizliğin giderilmesi ve adalet gibi konuların öne çıkması sözkonusudur. Yara ise, Türkiye için, çoktan hakettiği halde bugüne kadar o statünün verilmemiş olmasıdır.
2. 1995 (Quaoar Yay’da sextil Chiron Terazi’de)
A. 02.09.1995′te NATO ülkeleri, Bosna Sırplarını, eğer başkent Sarayevo’nun 20 km ötesine çekilmezlerse, hava saldırılarıyla tehdit ederler. 11.09′da, NATO’nun tehditi işe yarar ve Nisan 1992′den beri ilk kez bölge nefes alır. Son olarak ta 23.09.1995′te Zagreb’te, Bosna ve Sırbistan arasında barış antlaşması imzalanır ki Quaoar’la Chiron sextil oluşturmaktadırlar; “yaraya merhem” konusu, burada da bir antlaşmayla sağlanmıştır.
B. İshak Rabin ve Yaser Arafat arasında, Batı Şeria’da yaşayan Filistinlilerin otonomi bölgesini genişleten ve 28.09.1995′te imzalanan antlaşma. Bu, sivil halkın Filistin yönetimine geçmesini, otonomi ile ilgili birkurul oluşturulmasını ve İsrail birliklerinin Batı Şeria’dan çekilmesini öngörür.
Hakların fazlalaştırılması, genişletilmesi ile ilgili anlaşma, direkt olarak Qua’nın Yay pozisyonunu göstermekte. Chiron ise, her zamanki gibi böylece “yaraya merhem” görevindedir.
3. 1990 – 1991 (Quaoar Akrep’te üçgen Chiron Yengeç’te)
A. Radikal reform istekleri yüzünden 1988′de tüm parti dairelerini kaybeden Yeltsin, 12.06.1991′de Sovyetler Birliği başkanı seçilir.
Seçimler ve seçimle gelen zaferler, Terazi burcu semboliğindedir. 1988′de önemli bir yara alan Yeltsin ise, 1991′de bunu iyileştirecektir (Chiron).
B. 20.06.1991′de 320′ye karşı 338 oyla Berlin başkent seçilir. Berlin’in yarası, o zamana kadar birleşik bir Almanya’nın başkenti olamamış olmaktır ve bu yara artık yoktur.
C. 02.08.1990′da Irak Kuveyt’e saldırır. O dönemde Chiron-Satürn karşıtı ve Pluto-Neptün sextili var ve bir de Chiron üçgen Quaoar. Bu olay, sıralanan bildik gezegenlerle de görülebilir belki ancak, olayın quaoarlık tarafı var gibi görünüyor: Irak, Kuveyt’i bir parçası olarak görmektedir (Yengeç), saldırı ise Akrep’tir (sahiplenme). Qua’nın Akrep’te oluşu, sahiplenerek dengelemeyi yani bir anlamda zorla güzelliği göstermekte. Öte yandan Irak, sahiplenerek (Pluto) yarasını (Chiron) geçirerek dengelenmek (Quaoar) istemektedir.
D. 03.08.1990′da Doğu Almanya’da, Batı Almanya’daki seçimlerin geçerlilik alanını Doğu Almanya’yı da içine alacak şekilde kapsayan yeni bir seçim antlaşması imzalanır.
Seçimler ve antlaşmalar Quaoar, birleşme ise Almanya’ların uzun yıllar ayrı kalmalarıyla oluşan yaranın (Chiron) ilacıdır.
E. 23.08.1990′da İki Almanya’nın birleşmesini karara bağlayan antlaşma, 31.08′de birleşim antlaşmasının Içişleri Bakanınca onaylanması ve 20.09′da 3′te 2′lik çoğunlukla kabulu.
Bu sürecin tamamında, Chiron – Quaoar üçgeni tepe noktasındadır ve yarım yüzyıllık ayrılık yarasını ifade edebilen tek gök cismi Chiron’dur. İki Almanya’nın evliliği ise Quaoar’dır. Bu birleşme, o dönem içinde etkili olan Neptün-Pluto sextilinin dahilinde bile olsa, “antlaşma” ve “yara” gibi konuları her iki planet te anlatmaktan uzaktır.
F. 27.09.1990′da her iki alman sosyal demokrat ve hristiyan demokrat partilerinin (Quaoar) birleşmesi (Quaoar). Birleşilmeden önce ise, bu durumun bir yara teşkil ettiği açıktır.
G. 19.11.1990′da 16 NATO ve 6 Varşova Paktı ülkesi, soğuk savaşın bittiğine dair antlaşmayı ve saldırmazlık paktını imzaladıklarında da geri dönüşüne başlamış Chiron ile Quaoar, üçgen görünüm dahilindeydiler, o sırada da Pluto ve Satürn de birbirlerine dostça bakmaktaydılar. Bir antlaşmayla (Quaoar, ki savaşmamak ta Terazidir) savaş gibi büyük bir derdin (Chiron, Başak) sonu, bu açı tarafından çok iyi sembolize edilmektedir ve belki de en önemli Quaoar örneklerinden biridir.
4. 1979 (Quaoar Akrep’te karşıt Chiron Boğa’da)
A. 03.05.1979′da Margeret Teacher’in seçim zaferi. Bu seçim zaferi Quaoar’dır ve aynı tarihteki Chiron-Satürn üçgeni de, Teacher’in gelenekçi kanadın temsilcisi olduğunun iyi bir anlatımıdır. Karşıtın anlamı ise zorluktur ve gerçekten de, seçim sonrası dönemde İngiltere, uzun zaman kemer sıkma politikası izlemiştir (Satürn). Bunun dışında, nasıl bir ilişki kurulur bilmiyorum, bir Quaoar-Satürn karşıtında seçilen Teacher, yine 22.11.1990′da bir Qua-Satürn sextilinde görevi bıraktı.
B. 18.06.1976′daki diğer bir örnek ise, daha sonra uygulanmayan SALT-II antlaşmasının imzalanmasıdır ki, buna daha önce değinilmişti.
5. QUAOAR’IN ASALETLERİ VE SONUÇ
Quaoar, Pluto’nun statüsüne zarar verdiğinden Akrep burcunda düşer. Karşıtı Boğa’da ise düsecektir. Terazi’de evindedir ve güçlüdür; Koç burcunda ise zayıftır.
Bu cisme astroloji dünyasında ne kadar önem verilir bilinmez ancak, onun etkili olduğu olayların birçoğunda, ki onlar bu çalışmada da verilmiştir, konumlar exakttır. Birçok olayda – örneğin Prens Charles ve Diana’nın boşanmaları – Quaoar başrolü oynamaktadır.
Bu çalışmada belirtilmemesine rağmen, Quaoar, soru haritalarında da işlemektedir ve bunun dışında, grupça tetkik ettiğimiz Ay transitlerinin Qua görünümleri de direkt olarak görülmektedir.
Diğer yandan, Quaoar transitlerini Türkiye haritası üzerinde gezdirdiğimizde de önemli olaylarla karşılaşıyoruz. Bunlardan birisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir anlamda varoluşuna neden olan “Mudanya Ateşkesi” dir ve 11.10.1922 tarihinde imzalanan bu ateşkes, bir Qua transitinin TC natal Güneş’ine exakt sextil oluşturduğu ana rastlamaktadır ve ateşkes, bir Terazi burcu özelliğidir. Bu tarihte TC, daha kurulmuş değildir ancak bilindiği üzere, doğum haritalarından geçmişe doğru gidilir ve bu yöntemin adı da “regresyon” dur (= “geri” anlamında).
Bu konular, daha sonra bu çalışmaya eklenecektir.
Quaoar’ın haritanızdaki konumunu, www.astrodienst.com adresinde, doğum haritalarının çıkartıldığı kısımdaki asteorids bölümüne “50000″ rakamını vererek öğrenebilirsiniz.
Quaoar’ın efemerisine ulaşmak için de, şu adrese bakınız: http://www.astro.com/swisseph/quaoar.htm?lang=g
Devrim YILMAZER, 2002/2003, Viyana