Astrolojik bir danışmanlığa neden ihtiyaç duyulur? Herşeyden önce, içimizde bu soruya kesin ve net bir cevap verebilmemiz gerekiyor. Dolayısıyla danışma için başvurduğunuz zaman belirli ana noktalara dikkat etmek zorundasınız.
İlk olarak, astroloji zamanın kalitesidir. Bu deyimi her ne kadar bir solukta telafuz etsek te kendi içinde başlı başına bir ağırlık taşıyor. Zaman iki temel üzerine kuruludur; bunlardan ilki ölçülebilir, nicel zamandır ve günlük hayatımızda bildiğimiz üzere, saatlerin akmasından başka birşey değildir; bugün saatlerimiz 13:00´ü gösterirken biraz zaman geçtiğinde 14:00 olacak. Tabi ki bu, özünde bize ait tecrübeler dünyasını, yani geçmiş, şimdi ve gelecek zamanları ölçebilmek ve sistematize edebilmek gibi bir amaca hizmet eder. Kendi tarihimizi nicel olarak değerlendirebilmek, zamanın bu yönünün özelliğidir.
Ancak ikinci ve bizler için en önemli olan kısım, her anın belirli bir kaliteye sahip olduğu gerçeğidir; buradan hareketle, hiçbir an birbiriyle aynı değildir. Örneğin belirli bir savaş ortamında doğmuş bir kişi, o atmosferi kendi doğum haritası içinde şu veya bu konuda yaşar. Ve yine aynı noktadan hareketle, zaman tabi ki belirli bir kalite taşır çünkü örneğin doğumhanede çocuk bekleyen bir kişi, o bekleme anını uzun olarak değerlendirir ve kendi psikolojisinde o şekilde yaşar. Halbuki bilindiği üzere, bu tip bir durum olasılık dahilinde bile değildir; her an aynı akışa sahiptir, 1 dakika diğer 1 dakikadan daha uzun ya da kısa olamaz.
Ancak denildiği gibi, insanı insan yapan ve örneğin bir robottan ayıran kısım, bizlerin zamanı hem nicel ve hem de nitel olarak değerlendirebilme özelliğimizde yatıyor. Konuları ve özneleri subjektif olarak değerlendirebilme yetimiz yüzünden, zamanı bir değil iki türlü yaşıyoruz. Zamanın subjektif bir özelliğinin de olabilmesi, kendi gerçekliğimiz ve varoluşumuzu aynı zamanda bu özellik üzerine kurmamızı da sağlıyor tabi ki. Zamanın kalitesiyle anlaşılması gereken işte bu özelliktir ve astrolojide de bu kaliteyi sembolikleriyle gösteren ya da onlara işaret edenler, ilk başta gezegenlerdir.
Peki nasıl olur da gezegenler hayatımız hakkında belirli yargılarda bulunabilir ve hatta daha da ötesine giderek bizleri bekleyen hakkında haber verebilir? Bu sorunun görülebilen bir tek cevabı olabilir ve o da, herşeyin birbiriyle içiçe olduğu ve objenin subjeden ayrı olamayacağıdır. Topun sahanın tam ortasında durduğu – ki bu hakikate objektif bakıştır – bizler için öyle çok ta anlam teşkil eden bir özellik olamaz; en azından hakikatin tek kolunu oluşturamaz. Ben nereden bakıyorsam ve ne şekilde gözlemliyorsam, top oradadır. Gözleneni gözlemciden ayrı düşünemeyiz. Ve işte buradan hareketle, gezegenleri de bizlerden bağımsız, ayrı gerçeklikler olarak algılayamayız.
İnsan hayatı da, bu anlatılanlar temelinde iki koldan oluşur: Birinci kol, birşeyin var olmasıyla ilişkilidir ve buna örnek olarak bir olayı gösterebiliriz. Olay, bildiğimiz, yaşamış olduğumuz ve gerçekliğinden şüphe edemeyeceğimiz bir konu olarak bulunur. İkincisi de insanın bu olaya bir anlam verebilme ve onu kendi subjektif gerçekliğine göre değerlendirebilmesidir. Yani olayın kendisi nicel ve onu anlamlandırma da nitel hakikatlerdir. İyice bir düşündüğümüz zaman, astrolojinin de bundan çok farklı olmadığını algılayabiliriz. Çünkü astroloğun da bir olayı yorumlayabilmesi için, ilkin varolan bir şeye (örneğin gezegene) ve ikinci olarak ta onun semboliğine ihtiyacı olur.
Eğer herşey (olay ya da fiziksel olarak varolan ve yorum) birbiriyle iç içeyse ve belirli bir etkileşim halindeyse ve biri olmadan diğerinin bir anlamı yoksa, o taktirde bir gezegenin de hayatımız hakkında belirli yargılara varabilmesi mümkündür. Bunda çok fazla şaşıracak birşey yok. Herşey tek bir kökten kaynaklandığına göre, o herşeyin hem niceli hem de niteli kendi içinde barındırabilmesi imkansız olamaz.
İkinci bir husus, şimdi de varolan birşeyin (=doğum haritasının) nasıl olur da hem geçmişi hem de geleceği birarada barındırabilmesi konusudur. Ancak bunu da çok garip görmemeliyiz çünkü dikkat edildiği zaman, hem geçmiş ve hem de geleceğin tek bir noktadan, şimdi noktasından kaynaklandığını görebiliriz; Geçmişi düşündüğümüz zaman bunu şimdide yapmak zorundayız. Öyle ya, şu an siz bu satırları okurken “bir önceki cümlede ne yazıyordu”“ derseniz, geçmişe dönmek zorundasınız ve bunu da şimdide yapmak mecburiyetindesiniz. Gelecek için de aynı durum söz konusu; geçmiş ve gelecek hakkında düşünürseniz, bunu şu an içinde, şimdi anında gerçekleştirebilirsiniz. Başka bir olasılık yok. Dolayısıyla şimdi anında çıkarılan bir doğum haritası da, demek ki hem geçmişimizi ve hem de geleceğimizi kendi bünyesinde barındırabilir.
Tekrar ilk cümlelerin içeriğine, danışmanlık konusuna gelirsek, astrolojik bir danışmanlığa yine iki türlü ihtiyaç duyulduğunu anlayabiliriz ve bu iki kol da, kader ve özgür irade konularıdır. Bu konuya zamanı geldiğinde gerçi AstroFelsefe kısmında değinilecek ancak danışmanlık ta denildiği gibi bu iki temel üzerine kuruludur.
Eğer konuya (özgür) irade çerçevesinde bakıyorsanız, o taktirde astrolojik bir danışmanlık, size belirli eğilimleri göstererek kendilerine karşı önlem alınabilecek olaylar hakkında önlem alabilmenizi sağlayabilir. Ötenizde duranı bilebilmek ya da en azından fikir sahibi olabilmek, o konuda hiçbir fikriniz olmamasından her zaman daha iyidir.
Eğer konuya daha kadersel bir anlamda bakıyorsanız, o taktirde astrolojik bir danışmanlık size yine bir fayda sağlayabilir çünkü o zaman da olayları karşılarken psikolojik bir rahatlık içinde olursunuz ve bu da bir avantajdır. Dolayısıyla astrolojik bir danışmanlık, size hangi açıdan yaklaşırsanız yaklaşın fayda getirebilir.
Buradan hareketle bahsi geçen bu temel noktalara dikkat ediniz ve danışmanlık için başvuracağınız zaman da, aşağıda bulabileceğiniz formu doldurarak astrofacultainfo@gmail.com adresine mail atınız.
DANIŞMANLIK FORMU
Teşekkür ederiz.