Şiron

Şiron 1977′de keşfedilmiştir. Saturn ve Uranüs arasında uzanan tuhaf bir yörüngesi vardır. Tuhaftır çünkü aslında izlediği yol bu gezegenlerin kendi yörüngelerinin üzerinden geçmektedir. Bu nedenden dolayı astronomlar Şiron’un 2 milyon yıldan daha fazla zamandır orada olamayacağı sonucuna varmışlardır. Çünkü böyle bir durumda Satürn ya da Uranüs’le çarpışarak çoktan yok olmuş ya da çekim alanlarına girerek uydularından biri haline gelmiş olurdu.

Bazı astrologlar Şiron’un Başak burcuyla benzer nitelikler taşıdığını düşünmektedir, bunun nedenlerinden biri Şiron’un yunan mitolojisindeki rolünden ileri gelmektedir. Ama şöyle bir durum vardır ki, Şiron “iyileştirici” misyonuna sahiptir ama Başak burcunun böyle bir özelliği bulunmamakla beraber Akrep bu durumda aklımıza gelen ilk seçenektir. Efsaneye göre Şiron aynı zamanda savaş sanatlarıyla da alakalıdır. Bu size bir Koç eğiliminin söz konusu olabileceğini mi düşündürürdü? Tabii ki hayır! Bu durumda yüzleşmemiz gereken önemli bir husus vardır ki, o da mitolojik anlamları/mecazları kullanarak bilimsel bir araştırma yapmanın bizi oldukça kısıtlı bir alanla sınırlayacağıdır. Örneğin bir çok asteroid ya da küçük gezegenlerin numaraları vardır, isimleri değil. Daha önce D573N numaralı asteroid hakkında bir mitolojik öykü duymuş muydunuz? Ne yazık ki uzun ve zorlu bir araştırma yapma yolunda kestirme yoktur, ama netice de kazanılan ödül sağlam yargılara varacak olmamızdır. Örnek olarak haritadaki Şiron’un natal ya da transit olarak girdiği stresli açıların bazı durumlarda tecavüz mağdurlarını işaret ettiği gözlemlenmiştir. Bütün efsaneleri kontrol edebilirsiniz, sonuçta Şiron tecavüzcü değildi.

Şiron’un evlerdeki ve burçlardaki pozisyonu bir kaç belli durumu gösterir:

1. Hayatımızın her alanında oluşabilecek problemlerin farklı formlara bürünerek sürekli yinelenmesi eğiliminin göstergesidir. Amatör bazı astrologlar insanlara “Burası senin yara aldığın yer/konu ve bu hep böyle olacak, durum değişmeyecek” tarzı şeyler söyleyerek insanları üzerler. Şunu hatırlatmakta fayda vardır; Haritadaki her işaretin bir negatif anlamı olduğu kadar pozitif tarafı da vardır. Harita yorumlanırken hatırlanacak ilk şey insanları ölümüne korkutarak bu işi yapmamak gerektiğidir. Haritadaki her öğe kadar Şiron da olumlu ve olumsuz taraflara sahiptir. Olumlu örnek olarak Şiron’un bulunduğu konum diğer insanlara neleri nasıl öğretip yardımcı olabileceğimiz konusunda bize yardımcı olur. Ve evet Şiron problemleri çaba gösterilerek çözümlenebilir.

2. Başkaları için, kendimize olan tavrımızdan daha iyi olarak neler yapabileceğimiz gösterir.

3. Şiron ironik olarak diğerlerine bir şeyleri daha doğru şekilde yapmalarını öğretme konusunda eğilimimizi gösterir. Bu durum üstün olmak istediğimiz alanlar söz konusu olduğunda oldukça sinir bozucudur.

Şiron’un yerleşim ve açı açıklamaları kimi zaman sanki Satürn hakkında konuşuyormuşsunuz izlenimi verir. Çünkü her ikisi de problemlerin ve engellerin aşılması gerektiğinin göstergesidir.

-Neden bu şekilde olmalı, ya ikisinin arasında fark varsa?

Satürn korkularımızı gösterir. “Kötü şans” denilen alanda acı çekmeye meyilli olmamızdır. Neticede bu konuda savunmasızızdır, bir takım uyarılar hissederiz ve sonunda bir noktada takılır kalırız. Bu yüzden bu alanda sıkça çaba göstermeliyiz, güçlü kulemizin yıkılmaya mahkum olduğunu düşünmek yerine, bunun sadece kulenin zayıf bir noktası olarak benimseyip üzerinde çalışmalıyız.

Şiron Satürn’ün yörüngesini de geçtiği için, üzerimizde benzer etkiler oluşturmaları sürpriz değildir. Ama Şiron aynı şekilde Uranüs’ün yörüngesinden de geçmektedir. Satürn’ün haritadaki zor durumlarında, problemleri çözmek için yapmamız gereken yılmadan uzun ve yorucu bir çalışmaya girişmektir. Şiron için ise; problemler olayların iç yüzünü kavrayarak çözülmek zorundadır (Uranüs). Eğer bunu daha fazla çaba göstererek ( Satürn) başaramazsak, problemler geri dönecektir.

Şiron’un bulunduğu ev ve burçlardan ya da Şiron’un açı yaptığı gezegenlerden yarar sağlamanın tek yolu, içsel yaralarımızla yüzleşip onları anlamaktır.

Şiron Evlerde

Şiron 1. Evde

Şiron burada sizi parlayan zırhı içinde, haksızlığa karşı savaşmak için her zaman hazır bir şövalyeye dönüştürebilir. Bunu yaparken de kendinizi ihmal etmeniz olasıdır. Aynı zamanda zeki bir konsey üyesi olabilirsiniz. ( özellikle sağlıkla ilgili konularda ). Ama sözünüzü dinletmekte zorlanıyorsunuz. 1. evdeki Şiron yetenekli bir öğretmene işaret edebilir.

Şiron 2. Evde

Şiron öğretir ve öğüt verir. 2. ev mal,mülk ve parayla ilgilidir. Bu alanda insanlara paralarını kendinizin yaptığınızdan daha iyi olarak nasıl değerlendirebileceklerini gösterebilirsiniz. Aslında kendi finansal durumunuz karman çorman olabilir. Bu yerleşim cimri bir kimseye de işaret edebilir ama biriktirilen para hiç bir zaman zevk vermez ya da kişi tüm parasını kaybetme korkusundan asla kurtulamaz.

Şiron 3. Evde

Eğer kız ya da erkek kardeşiniz yoksa, Şiron’un bu konumuyla bu eksikliği hayatınızda büyük bir boşluk olarak hissedersiniz. Eğer kardeşleriniz varsa, bu durumda en azından biriyle sürekli problemler yaşamanız olasıdır. Bu bir ses eğitmeni ya da konuşma terapisti için iyi bir konumdur. Bu konuda başkalarına daha iyi konuşmayı öğretme yeteneği söz konusudur ve hayır bu konum garanti olarak konuşma özürlü bir kimseyi göstermez, bunun yerine kendini bir başkasına anlatmakta zorluk olarak ifade edilebilir. Kişi ömür boyu başkalarına kendini dinletebilme sorununu yaşayabilir. Her şekilde başkalarının bu kişiyi ne kadar dinledikleri önemli değildir. Kişi yine de çocukluğunda yaşadığı bu tip bi iletişim sorununun gölgesinde “kimse beni dinlemiyor” hissini taşıyacaktır. Merkür/Şiron zorlu açıları bu tip bir durumu oluşturabilir, unutulmaması gereken ilk olarak acıyı geçmişte bırakıp yola devam etmektir.

Şiron 4. Evde

Neredeyse herkes çocukluk sürecinde ebeveynleriyle problem yaşamıştır. 4. evdeki Şiron bunu biraz daha belirgin yapacaktır. Evin/ailenin kendisi burada belli bir sorun olma eğilimi taşır. Belki evden birisi dışarıda çok meşguldür ve evine gereken ilgiyi veremiyor, zaman ayıramıyordur ya da işle ilgili durumlar sürekli seyahat etmeyi gerektiriyor ve bu şekilde evden sık sık uzak kalıyordur. Babanın kronik bir hastalığı olabilir, evden uzaktadır ya da duygusal anlamda ulaşılamazdır. Belki de bu konum “hiç bir yerde evimde gibi hissetmiyorum” cümlesiyle açıklanabilir. Olumlu olarak bu konum kendi evi harabe olmasına karşı başkalarının evleriyle ilgili konularda onlara yardımcı olan bir kimseyi de gösterebilir.

Şiron 5. Evde

Eğer romantik öğütlere ihtiyacınız varsa, 5. evinde Şiron bulunan birine gitmenizi tavsiye ederim. Ama nolur onlara kendi aşk hayatları hakkında soru sormayın bu onları mahcup ederdi. Haritasında bu konuma sahip insanlara aynı zamanda çocuklar, spor, oyunlar ve kumar hakkında danışmak için de gidebilirsiniz. Tabi gerçeğe uygun olarak haritanın geri kalanına bakarak karar vermenizde fayda var çünkü her 20 kişiden biri bu konuma sahipken 5 yaşında bir çocuğa gidip tavsiye almazdınız. Ama genel olarak 5. evdeki Şiron, evin konuları dahilinde danışma için uygundur. Aynı zamanda bu konumdan oyuncularına oldukça iyi yardım eden antrenörler çıkabilir. Kendi çocuklarıyla devamlı sorunları olmasına rağmen başka çocuklarla arası çok iyi olan kimselerde olabilir, ya da çocuklarla arası çok iyi olup, kendi çocuğu olmayan. Başka bir şekilde bu konuma sahip anne ya da baba çocuğunun kendisinin asla olamadığı kadar mutlu ve başarılı olması için eğitmeye çalışabilir. Bu durumda dikkatli olmak gerekir, çünkü Şiron gerçekten çok zararlı açılar yapıyor ve tehlikeli durumdaysa, çocuklarınızı olmak istemedikleri kişiler olması yolunda fazlasıyla zorlayabilir, baskı yapabilirsiniz. En sinir bozucu olanı ise, mükemmel bir sevgili olarak partnerini her şekilde tatmin eden ama aslında hiç bir zaman bu kadar tatmin olmayan kimselerdir.

Şiron 6. Evde

Her zaman işçi olarak çalışan kimselere kendinizden daha fazla yardımınız dokunabilir. İşlerini daha iyi yapmaları için öğütler verebilirsiniz. Belki de insanlara kendilerine ve sağlıklarına dikkat etmeleri konusunda usta bir yardımcısınız (sağlık 6. evin konusudur). Ve bunu siz hala sigara içiyor ve fast food yiyorken yaparsınız! Şu andan itibaren özellikle kendinize dikkat etmeyi öğrenin. 6. evinde Şiron olan kimse genelde herkesin kendisine hizmet etmesini talep edebilir ama yine de memnun olmaz ve tabi bu da açıkça problemlere neden olur.

Şiron 7. Evde

Bu kişi tüm zamanını zayıflık gösteren bir partnerle ilgilenerek harcıyor olabilir. Aynı zamanda kişi evlilik hakkında harika tavsiyelerde bulunan ama kendi evliliği hiç de iyi sayılmayan ya da hiç evlenmemiş biri olabilir. Bunlar iş ortaklıkları içinde geçerlidir. Biriyle ortak olup ona tüm işi kendi yaptığınızdan daha iyi bir şekilde öğretebilirsiniz. Ama dikkat edin, ortağınız öğrendikten sonra sizi ortada bırakıp gitmesin.

Şiron 8. Evde

Harika bir seks terapisti olabilirsiniz. Romantik bir partnerdeki cinsel güdüleri en iyi şekilde ortaya çıkarma yeteneğine sahipsiniz. Elbette 8. evin konusu cinsellikten fazladır. Belki de başkalarından gelecek ve size destek olan paraya fazlasıyla bağımlısınız. Ya da tam tersine size gelen paranın tümü başkalarının ihtiyaçlarına gidiyor. Bir diğer şey, Şiron miti tam olarak bu konumda kendini gösterir, başkalarını iyileştirme ve ıslah etme yeteneğine sahip olabilirsiniz ama kendinizi değil.

Şiron 9. Evde

Bu konum ofisinde dosyalama işlerini yapan bunalmış insanları fantastik gezilere gönderen bir seyahat acentesi için mükemmeldir. Ya da bir öğretmen veya yayımcı için. Bu konuma sahip anne babalar genellikle çocuklarının kendilerinin sahip olamadığı yüksek eğitim yapmaları için zorlarlar. Ne yazık ki çocuklarının çalışmalarını istedikleri konularda, onların ne istedikleri değil kendilerinin istedikleri ama yapamadıkları şeylerdir. Çocuklarına karşı kıskançlık da olabilir (Satürn) ve bu yüzden çocuklarının kendilerinden daha üstün olmalarını, yüksek eğitim almalarını istemezler 9. ev kapsamında aynı zamanda din de vardır. Bu konum din konusu hakkında fanatik arayışlara neden olabilir. Kişi dinsel öğretilerin içindeki yaralara çözüm olacağına saplantılı şekilde inanır. Ya da saplantı yolculuk veya öğrenim konusunda ortaya çıkar.

Şiron 10. Evde

Şiron’un bu yerleşimi sonucunda kişi için kariyer ve toplumsal prestij konuları bir savaş alanıdır. Evet bu konum tıbbi ya da sağlık alanında bir organizasyon işletmek için harika bir alandır ya da bu tip bir iş yapmak konusunda. Ama yine de kariyer sorun değildir, Şiron’un bu yerleşiminde kişi sıklıkla kendisi dışında herkesle ya da her şeyle ilgilendiğini hissedecektir. Kendisi ihmal ettiği tek kişidir. Kişinin hırsı ya da sorumlulukları hakkında eleştiriye ya da reddedilmeye tamamen kapalıdır, bu çoğunlukla hata yapma korkusundan kaynaklanır. Belki de anne ya da babanız sizi başarılı olma konusunda fazlasıyla zorladılar yahut hata yapmış olsanız ya da olmasanız da, bir durumda davanıza sıkı sıkıya sarılmanızı öngördüler. Madalyonun öteki yüzünde ise, bazı anne babalar çocuklarının başarısını istemezler ve onları aşağı çekmek için her şeyi yaparlar. Belki de bu yüzden içinizde olan başarılı olma güdünüzü ortaya çıkaramamak yüzünden tepkili olabilirsiniz.

Şiron 11. Evde

Problemlerin bulunduğu alan arkadaşlar, umutlar ve isteklerdir. bir tarafta yakın arkadaş edinmekte güçlükler olabilir ya da kalabalık arkadaş gruplarında bulunmaktan korkmak. Diğer tarafta toplum içinde yer almak için zorlayıcı bir istekle arkadaş grupları arasında yer almak vardır. Bunun amacı içsel korkularınızı ve yalnızlığınızı dengelemektir. Arkadaşlarınız sizi her açıdan tüketme avantajlarını kullanabilirler. Siz yine de onlar istese de istemese de her şeyi vermeye çalışırsınız çünkü bu size kontrol duygusu verecektir (Satürn).

Şiron 12. Evde

Her zaman olduğu gibi Şiron kendiniz için yapamadığınızı başkaları için en iyi şekilde yapmaları için yol gösterdiğiniz alanı gösterir. Bir 12. ev Şiron’u zorunlu olarak bir fakir ya da hastayla, ne yazık ki kendi ihtiyaçlarınızı ve ailenizi ihmal ederek ilgilenmeye çalıştığınızı gösterebilir. Bu konum kişinin sürekli bitkin ve yorgun hissetmesine neden olabilir, eğer bu kişi sizseniz yeteri kadar dinlendiğinizden emin olun.

Şiron Burçlarda

Şiron Koç Burcunda

Koç Burcu kişinin kendisi/kişiliğiyle alakalıdır. Şiron’un bu burçta bulunması kişinin zayıf düştüğünü gösterebilir. Bu konuma sahip bazı insanlar bazen gerçekten varolmadıkları hissine kapıldıklarını ifade etmekte, kimliklerini başkalarına ihtiyaç duyarak yaratmaları gerekiyormuş duygusu taşımaktadırlar. Yükselene karşıt bir Şiron ise yalnız kalmaya dayanamayan birini gösterir ve kişinin bu ihtiyaç yüzünden birden fazla evlilik yapması olasıdır.

Şiron Boğa Burcunda

Boğa Burcu sahip olunan mülk ve para konularını içerir. Aynı zamanda para kazanma, servet edinme yeteneğine de işaret eder. Şiron bu konuda kişinin paraya gereğinden fazla değer vermesini sağlar. Para konusunda iyi bir danışmandır. Ama söz konusu kişi hayatın farklı alanlarında ki zevkleri de deneyimlemelidir.

Şiron İkizler Burcunda

İkizler iletişimle ilgilidir. Şiron bu burçtayken konuşma güçlükleri yaratabilir. Diğer tarafta kişi fazla konuşmayan biri de olabilir. Ama her iki durumda da kişiler çocukken yeterince dinlenmemiştir. Bu iki karakter arasındaki tek fark, ilkinin hala çaba gösteriyor, ikincisinin ise vazgeçmiş olmasıdır. Şiron’un ikizler burcunda olması, 3. evde bulunmasıyla benzer özellikler taşır, bu normaldir çünkü İkizler 3. evin doğal yöneticisidir. Hatırlanmalıdır ki ev pozisyonu hayatın hangi alanında, burç pozisyonu da bu alanlarda nasıl davrandığımızı göstermektedir. Örnek olarak önünüzde 2 farklı haritanın olduğunu varsayın, ilkinde Şiron Boğa Burcunda ve 3. evde, diğerinde ise Şiron ikizlerde ve 2. evde. Evet oldukça benzer özellikler belirgin durumda. İkisinin de para, mal mülk ve servet hakkında konuşarak büyük zaman harcadığını söyleyebilirsiniz. İkisi de finansal olarak danışılacak doğru kişilerdir. Peki fark nedir? Boğada, 3. evde Şiron’u olan kişi daha yavaş konuşma eğilimi gösterecektir, metodik ve Boğa ya özgü daha pratik bir yol kullanacaktır. Verdikleri finansal tavsiye daha tutucu ve sağlam temeller üzerinde olacaktır. İkizlerde 2. evde Şiron bulunan kimse ise karşılaştırma yapacak, önemsiz finansal sorunlardan bahsedecek ay da sürekli olarak durum hakkında bir konudan diğerine atlayacaktır. Kişi çoğunlukla son popüler yatırımlara göre tavsiye verecektir. Her zaman hangi planetin nerede nasıl işlediğini akılda tutmak ve aradaki farkı unutmamak önemlidir.

Şiron Yengeç Burcunda

Yüzeysel bir yorum kişinin çocukluk döneminde annesiyle sorunlar yaşamış olacağıdır. Çok akıllıca! E ama kim küçükken anne babasıyla bu tip sorunlar yaşamamıştır ki! Anahtar sözcük bu sorunların nasıl üstesinden gelebileceğimizdir. Şiron’un Yengeçteki olumlu durumu gerçekten iyi yetiştirilmiş biri olabileceğinizi gösterir. Bu terapistler ve hasta bakıcılar için gerçekten iyi bir konumdur.

Şiron Aslan Burcunda

Şiron’u Aslanda olan kimseler başkalarına yaratıcılıklarıyla yardım edebilme eğilimi gösterirler. Bu konumdan iyi sanat öğretmenleri çıkabilir. Negatif yönde ise bu alanda çocukken bastırılmış hisleri vardır, ya da yeteneklerini ortaya çıkarması birisi tarafından “sen asla profesyonel bir futbol oyuncusu, ressam ya da müzisyen olamazsın” şeklinde engellenmiştir. Çocukken diğer çocukların bu yönden desteklenmesine gıpta etmiştir. Çocuklarının bu alanda etkinlik göstermesini istemeyen anne babalarına karşı çocuk yine de onları memnun etmek için büyük çaba harcayacaktır. Bu problemlere karşı yapılacak şey içsel yaratıcılığınızla aynen çocukluğunuzda olduğu gibi bir bağ kurmaya çalışmak ve bunu ortaya çıkarmak için çaba göstermektir.

Şiron Başak Burcunda

Başak haritamızda bizim ayrıntılarla nasıl uyum sağladığımızı, sağlık problemleri ve genel olarak iyi/sağlıklı olma adına sorunlarla nasıl uğraştığımızı gösterir. Şiron’un burada yer alması aşırı ve kritik bir derecede önemsiz ayrıntılarla ve temizlikle kafayı bozmuş birini meydana getirir. Tersine bu kişiler mücadeleden kolayca vazgeçen, organizasyon konusunda korkunç, titiz bir iş yapma ya da temizlik konusunda oldukça başarısız kimselerde olabilir. Hastalık hastası olması mümkündür. Kendisine uygulamasa da başkalarının sağlığı için harika tavsiyelerde bulunabilir.Çocukluk döneminde çok fazla eleştiriye maruz kalmış olabilir.

Şiron Terazi Burcunda

İlişkiler bu alanın etkisi altındadır. Terazi hayatımızda birlikte çalışmak/olmak istediğimiz yada ihtiyaç duyduğumuz kişiler alanını gösterir. Şiron’un buradaki varlığı iş birliğinden ve ilişkilerden sakınma ve kendini izole etme ihtimalini ortaya çıkarır. Diğer bir ihtimal ise psikolojik sorunlar yaratan ya da eskilerini sürekli deşen bir partnerin varlığı üstünde durur. Tersine bu kişi ortaklarına ya da partnerlerine aynı şeyi uyguluyor olabilir. Şiron’u Terazide olan insanlar çoğu zaman çaresizce bir eş arayışı içersinde olacaklar fakat bulduklarında geri göndereceklerdir.

Şiron Akrep Burcunda

Buranın konusu güçtür. Şiron’u Akrepte olan kimseler kendi güçlerinden korkup bunu bastırmayı deneyebilirler. Tam tersine bu kişiler kendilerini çok zayıf hissederek dışarıya güçlü bir imaj verebilirler. Ve seks onlar için bunu ifade etmenin tek yoludur. Bu yüzden zorunlu seks bile yapabilirler. Bir diğeri ise partnerinin kendi üstünde egemenlik kurabileceğini düşünüp seksin çok tehlikeli olduğu hakkında karar kılabilir. Bu bir seks terapisti için mükemmel bir konumdur. Başkalarına cinsellik hakkında çok iyi tavsiyelerde bulunabilir. Ama kendilerine bu konuda yardım edemezler. Miras konusu onlar için hassas bir nokta olabilir. Sorunlar ve üzüntüler bu konuyla beraber gelme eğilimi gösterir.

Şiron Yay Burcunda

Yay Burcu olaylara geniş bir açıdan bakma ve yargılama yeteneğimizi gösterir. Burcun negatif özelliklerinden biri başkalarını “zaten anlıyorum/biliyorum” düşüncesiyle dinlemekten yana olmamasıdır. Örnek olarak Şiron Yayda ve 2. evdeyken (para) diğerlerinin finansal tavsiyelerini kulak ardı ediyor olabiliriz. Çünkü kendi fikrimizi söylemekle çok meşgulüzdür. Yay’da Şiron bulunan bir kişiden tavsiye aldığınızda en az 2 kere kontrol etmeniz ve düşünmenizde fayda vardır, özellikle bu kişiler bu alanda uzman olduklarını iddia ediyorlarsa. Şiron bu konumdayken kişiler oldukça alçak gönüllüdür ve görüşlerini zorla benimsetmeye çalışmazlar. Sadece iyi tavsiyelerde bulunmak onlar için yeterlidir.

Şiron Oğlak Burcunda

Oğlak kapsamında kontrol ve organize etme yeteneğini barındırır. Şiron burada bu yetenekleri aşırıya taşır. Kontrol kişi için zorunludur. Tam aksine kişi belli organizasyonlara karşıt biride olabilir. Her zaman olduğu gibi burada da Şiron dışarıdaki kişilere doğru en iyi şekilde kendini ortaya koyar. Bu yerleşim kişinin kariyer konularında diğerlerine oldukça verimli önerilerde bulunmasını sağlar.

Şiron Kova Burcunda

İnsanlara yardım konusunda bir dahi olmanız olasıdır ve onların kendi dehalarını ortaya koymalarını sağlarsınız. Kova Burcu hava grubundan bir burç olmakla birlikte fikirleri yönetir. Bu fikirler özellikle alışılmadık, yeni ve şaşırtıcıdır. Şiron’un bu yerleşimiyle kişi tüm sistemi red ederek, kendini kendi radikal düşünce sistemine adayabilir. Her iki durumda da kişi başkalarının görüşünü dikkate almayacaktır. Çözüm Şiron’un Satürn ( eski kafalı ve tutucu) ve Uranüs (yenilikçi ve hızlı) arasında bir köprü olduğunu hatırlamakla ortaya çıkar körü körüne eskiye bağlanmamak gerekir, aynen eskiyi gözden çıkarmamak gerektiği gibi. Eski ve yeni düşünceleri harmanlayarak bir yol bulduğunuzda Şiron’un Kova yerleşimiyle uyum sağlamış olursunuz.

Şiron Balık Burcunda

Eğer haritanızda bu yerleşim bulunuyorsa, hakketmediğiniz suçluluk duygusundan kurtulmak için ekstra bir çaba göstermeniz gereklidir. Ve lütfen dünyada “kurtarılması gereken insanları” aramayın, ilk önce kendinizi kurtarmadığınız sürece. Kurban rolünü oynamamaya çalışın ya da bir kurban olmayın. Başkalarına yardım etmek için iyi planlanmış ve yaratıcı bir yeteneğiniz var. Aslında bunu uygulamak yukarıda bahsettiğim negatif tarafına oldukça iyi bir panzehir olabilir.

Şiron’un Oluşturduğu Açılar

Şiron ve Güneş

Etkileri Şiron’un Aslan Burcunda bulunması haliyle benzerlikler gösterir. Şiron’un güneşe yaptığı açılar kendinizi “özel biri” gibi hissetmenize yol açabilir. Sık sık burada olmanızın oldukça büyük bir amacı olduğu hissine kapılabilirsiniz. Başkalarının yaratıcıklarını ortaya çıkarır, kendilerini doğru şekilde ifade edebilmelerini sağlarsınız. Negatif olarak eleştiriye karşı çok hassas bir yapıdasınız. Eleştirildiğiniz zaman, diğerlerinin bunu size saldırmak adına ya da sizden nefret ettikleri için yaptıkları fikrinden kurtulmalısınız.

Şiron ve Ay

Hiç siz henüz küçük bir çocukken annenizin sizinle ilgilenmek yerine başka şeyler yapmak istediği hissine kapıldınız mı? Daha önce söylediğimiz gibi Şiron’un Güneş’e aldığı olumsuz açıların sonuçlarından biri eleştiri kabul etmeyen yapıdır. Bunun tersi olarak Şiron’un Ay’la oluşturduğu negatif yerleşim kişinin eleştirilmediği halde sürekli eleştirildiğini düşünerek Bu hayali saldırılara tepki vermesiyle sonuçlanabilir. Elbette kişi daha çok anneye meyillidir ve genel olarak diğer insanlara kendilerini duygusal anlamda ifade etmelerinde yardımcı olur. Bu yerleşime sahip bir kadın anne olduğu zaman, baskıcı ya da boğucu davranışlardan kaçınmaya özen göstermelidir.

Şiron ve Merkür

Bu kombinasyonun olumlu tarafı, diğer insanların düşüncelerini harekete geçirebilecek kadar yoğun bir iletişim ve öğretme yeteneğidir. Bu açılar oldukça ilham verici olabilir. Ama bir kişiyi aslında çok da iyi bir şekilde bilgilendirmediğiniz halde bunun aksine yaptığınızın harika olduğunu düşünebilirsiniz.

Şiron ve Venüs

Lütfen ilişki kurduğunuz partnerinizin sorunlarını ortaya çıkarmak ve onunla uğraşmak yerine kendiniz ilişkiden biraz zevk almaya çalışın. Şiron/Venüs açılarından çok iyi sanat öğretmenleri çıkabilir, aynı zamanda bu kişiler finansal anlamda da iyi tavsiyeler verebilirler (Venüs aynı zamanda Boğa’yı yönetir, Boğa Parayla ilgilidir). Ama kişinin kendisi parayı elinde tutmak ya da parayla ilgili işler yapma konusunda tam bir felakettir.

Şiron ve Mars

Buradaki zorluklar saldırganlık ve gereğinden fazla iddialı olmayı içerir. Bu açılara sahip insanlar çoğu zaman yetersiz hissettiklerinden dolayı, bunu kapatmak için dışarıya aşırı derecede saldırgan ve bir imaj çizebilirler ya da aksine içlerindeki yoğun kin ve öfke duygularını bastırmak için oldukça pasif bir karaktere bürünebilirler. Buradaki püf noktası iki uç arasındaki dengeyi sağlayabilmektir. Bu açılardan aynı zamanda oyuncularını çok iyi eğiten bir antrenör çıkabilir.

Şiron ve Jüpiter

İki gezegen arasındaki stresli açılar (kare, karşıt ve bazen de kavuşum) Bütün cevapların kendilerinde olduğunu düşünen tipler ortaya çıkarabilir. Bazıları kendi içsel sorunlarıyla yüzleşmemek adına kendilerini aşırı dinci bir tavırla dışarı vururlar ya da sürekli din propagandası yaparlar. Tam aksine kişiler inanç ve iyimserlikten tamamen yoksun kimselerde olabilirler. İki durumda da yapılması gereken, dışarı yansıtılan bu tip davranışların altındaki içsel yaralarla yüzleşmektir. Bu yerleşimdeki büyük tehlike kişinin popüler bir guru ya da geleceği gördüğünü iddia eden bir şarlatan haline gelmesi olasılığıdır. Yine de Şiron/Jüpiter olumlu bakış açılarında kişiler her ne kadar kötümser hissetseler e başkaları için oldukça ilham verici olabilirler.

Şiron ve Satürn

Satürn organize ve kontrol edendir. Şiron/Satürn açıları kişinin bu konular üstünde aşırı derece de yoğunlaşması eğilimini gösterir. Belki de sebep her şeyi oluruna bırakmaktan korkmaları ya da hala kısıtlayıcı, baskıcı bir ebeveyni memnun etme çabalarıdır. Madalyonun öteki yüzünde kişi organize yeteneğinden ve özenden yoksun, hamle yapmaktan korkan ve oldukça depresif olabilir.

Şiron ve Uranüs

“Barışçı ol, yoksa seni öldürürüm!” cümlesini sarf edebilecek bir tiptir. Tüm insanları soyut anlamda sevme eğilimindedirler ve herkesin kardeş olduğu idealini benimserler.

Çeviri : Kristin Demirci
Kaynak : Bob Marks / Astrology Lessons / The Asteroits – Chiron

Yayınlandı: on Ekim 19, 2006 at 8:16 pm Yorum Yapın

Juno

Juno mitolojide Hera olarak da bilinir. Venüs ile özellikleri benzerdir ama venüs başlangıçtaki çekicilik ve aşık olmayı temsil ederken Juno izlenip izlenmemesi gereken bağlılık hakkındadır. Juno evlilik ve ortaklıkla bağlantılıdır.

Doğum haritasındaki Juno, evlenilecek ya da evlilik ilişkisinde ihtiyaç duyulan partner tipini belirtir. Bu istediğimiz ya da düşündüğümüz bir partner imajıyla karıştırılmamalı. Çünkü bunu doğum haritalarında ifade eden Mars ve Venüs’tür. Bunun yerine Juno’yu aslında ihtiyaç duyduğumuz ve bir evlilik ilişkisiyle sonuçlandırmamız olası bir partner olarak ifade edelim. Juno hakkında daha fazla detaya girmeden önce şunu açıklığa kavuşturmakta fayda var; Venüs ve Mars haritalarda bizim ideal kadın/erkek eşimiz olarak göz önünde bulundurduğumuz tipleri gösterir. 5. ev romantik ilişkiler kurma eğiliminde olduğumuz insan tiplerini, 7. ev bize ilk evlilik tecrübemizi yaşayacağımız kişinin ne çeşit biri olacağını söyler. (9. ev eğer 2. bir evlilik söz konusuysa bu kişiyi betimler) Juno daha esaslı bir şekilde işlemektedir.

Juno için anahtar sözcükler :

Suistimal edilme (eş tarafından), anlaşmalar, atmosfer, çekicilik, uygunluk, sözleşmeler, boşanma, adaletli olma, terk edilme korkusu, sadakatsizlik, kıskançlık, evlilik, ortaklık, sahiplenme tutkusu, ayrılma, ruh eşi, güven, incinebilirlik, karı(eş) ya da kadın rolü.

Juno Burçlarda :

Juno Koç’ta

Partner çabuk öfkelenme eğilimde ve agresif bir yapıda olacaktır. Aynı zamanda iddialı ve aktif bir karakterdir. Kelimenin tam anlamıyla ayaklarının altında çim bitmeyen tiplerdir.

Juno Boğa’da

Sabit, kararlı ve inatçı kelimeleri kesinlikle bu tip partneri tarif eder.

Juno İkizler’de

Bu konumda asla sessiz bir tiple evlenmemeniz gerekir. Çünkü aslında sizin ihtiyacınız olan, konuşan, sürekli konuşan bir eştir. Eğer bu kişi çok yönlü ve akıllıysa bunun aynı zamanda size yardımı olur.

Juno Yengeç’te

İhtiyacınız olan hassas, duygusal ve size bakıp ilgilenebilecek bir partnerdir. Ama dikkatli olmalısınız çünkü bu konumda eğer juno sert etkiler alıyorsa siz partnerinize bakmak ve sonsuza kadar onun sızlanmalarını çekmek zorunda kalabilirsiniz.

Juno Aslan’da

Juno aslandayken eşinizin şov dünyasında çalışmasına gerek yok ama yinede gösterişe düşkünlük, oldukça oyuncu ve yaratıcı eğilimler gösterecektir. Ama diğer bir şekilde bu kişi kendini beğenmiş, patronluk taslayan, olgunlaşmamış tavırlar içerisinde biri de olabilir. Özellikle Juno sert açılara maruz kalmışsa, her şekilde utangaç ve bir köşeye çekilmiş tiplerden uzak durmalısınız.

Juno Başak’ta

İhtiyaç duyduğunuz partner, verimli, çok çalışkan ve sağlığınızla yakından ilgilenen biridir. Peki tamam, bazen (ya da her zaman :) ) çok eleştirici yaklaşımları da olabilir. Bu durum özellikle Juno’nun bazı stresli kare, karşıt ya da bazı kavuşum açıları etkisinde kalmasıyla güçlenir.

Juno Terazi’de

Gereksinim duyduğunuz eş çekici, sosyal ve sanatsal duygusu olan biridir.

Juno Akrep’te

Partner ihtiyacı bu konumda duygusal olarak yoğun güçlü ve gizemli bir tipe işaret eder ve kesinlikle yatakta iyi olmalıdır(!)

Juno Yay’da

Partner tamamen farklı bir geçmişi olan biri eğilimi gösterebilir. Ya da bir yabancı olabilir. Yay burcu olmasa da, iyi eğitim almış, uzun yolculuklara çıkmayı seven, çok konuşup az dinleyen bir tip olabilir.

Juno Oğlak’ta

Bu konum oldukça pratik bir eşe ihtiyaç duyduğunuzu gösterir. İyi bir organizatör olması size işlerinizde yardım göstermesinin yanında bu kişiden duygularını çok fazla dışarı vurmasını beklememelisiniz.

Juno Kova’da

Hepiniz bilirsiniz ki kova insanı özgürlüğüne fanatik derecede bağımlıdır. Gereksinim duyduğunda kendiyle başbaşa kalabilmeyi ister. Sürekli bir beraberlik yerine, aralarla görüştüğü ve anlaştığı biriyle beraber olmayı tercih edecektir. Bu durum Pallas’ında Kova’da bulunmasıyla daha çok önem kazanacaktır. Kısaca bu konumdaki partner ihtiyacınız tamamen farklı ve anlaşılması güç bir kişiliğe işaret etmektedir.

Juno Balık’ta

Bu belki de hayali bir partnerle tatmin olmaya çalışan birine işaret etmektedir. Eğer bu kişi gerçek biriyle evlenir ya da beraber yaşarsa, kendi hayal gücünü kullanarak partnerinin kusurlarını ortadan kaldırmaya çalışacak ya da hayali bir takım meziyetler ekleyecektir. Bu konumdaki kişilerin biriyle evlenirken çok dikkat etmeleri gerekir çünkü onlar için çok üzülebilir ya da onları fazlasıyla korumaya çalışabilirler.


Juno Evlerde :

Juno 1. evde

1. ev basitçe “siz”sinizdir. Burası dünyaya yaklaşımınızı ifade eder. 1. evde konumlanmış bir juno, partnerinizin hayatınızın merkezi olduğunu gösterir. Juno ilk evde aynı zamanda yeni doğmuş bir çocuk saflığı verir. Bu özellikle juno yükselenle 10 derece içinde kavuşum halinde ve aynı burçtaysa doğruluk taşır.

Juno 2. evde

2. ev para, mal mülk ve sahip olunan servetin evidir. Bu konumda muhtemelen evlilikle servetin büyümesi sözkonusudur. Kişiler genellikle eş seçimini bu amaç yolunda yapacaklardır ama tabi ki bu herkes için geçerli değildir. Ama genel olarak şunu söyleyebiliriz ki, bu kişiler çoğunlukla doğru eş seçimi yapmazlar. Evlilikleri kötü gidiyor olsa bile boşanmaktan yana eğilim göstermezler çünkü bu şekilde mahvolacaklarına dair korkuları vardır. Diğer tarafta gerçekten de servet evliliği yapabilirler, bu şekilde zamanlarının çoğunu daha çok birikim yapmak için harcarlar.

Juno 3. evde

Bu evde anahtar sözcük iletişimdir. Burada ilişkiler ya da evlilikler iletişim yeteneğini geliştirmek üzerine olacaktır. Özellikle sextile ve trine gibi olumlu açılar olduğunda bu ihtimal daha da artar. Ama sert açılar bunun tam tersini gösterir. İletişim azalacaktır.

Juno 4. evde

Burada Juno oldukça evcimen ve aile ortamına ve fikrine bağlı bir eş ihtiyacını gösterir. Diğer bir ihtimal ise sizin evlendikten sonra daha evcimen tavırlar içersine girebileceğinizdir.

Juno 5. evde

Evlilik burada yaratıcığı geliştirme yönünde eğilim gösterir. Partner de aynı şekilde yaratıcı özellikler sergileyen, çocuklar, sporlarla, oyunlarla arası iyi çeşitli hobileri olan biridir. Henüz kaygılanmadıysanız devam edin, bu kişiler çok çocukça tavırlar içinde, çalışmak yerine sürekli oynamak ve keyif yapmak da isteyebilirler.

Juno 6. evde

Bu insanlar genelde işleriyle evlenmiş izlenimi verirler zaten büyük çoğunlukla iş arkadaşlarıyla evlenirler. Bu doğaldır çünkü bu evde juno beraber çalışılabilecek bir partner ihtiyacını gösterir. Eğer sert açılar varsa ilişkileri ve iş uyumlu olmaz. Çünkü biri diğerine hükmetme eğilimine girecektir. Eğer eşinizden ayrılmak istemiyorsanız, eşitlik için çaba göstermeniz gerekmektedir.

Juno 7. evde

Juno bu evde tamamen evlilik ya da ortaklık isteğine yoğunlaşır ve bu istek hayatınızın köşe taşı konumuna gelir.

Juno 8. evde

Sizin bir partnerdeki ihtiyacınız sex odaklıdır. Ve 8. evde sert açılar almış Juno bu kişinin sahiplenici olduğuna işaret eder. Evlilik ya da ortaklık sayesinde kendinizi yenileyebilir, dönüştürebilirsiniz. Bu istediğiniz ya da istemediğiniz şekillerde gerçekleşebilir.

Juno 9. evde

Sizin partner olarak ihtiyaç duyduğunuz kişi, beraber uzun yolculuklara çıkabileceğiniz, felsefik konular hakkında tartışabileceğiniz biridir. Bu evdeki Juno aynı zamanda bu kişinin sizden çok uzaklarda doğduğuna ya da farklı kültürden biri olduğuna işaret edebilir.

Juno 10. evde

Bu evde juno kariyerinizde ve sosyal statünüzde eşiniz ya da ortağınız yardımını alacağını gösterir. Eğer sert açılar varsa bu yardım durumu sizin isteğiniz dışında da gelişebilir. Eşinizden hoşnut değilseniz bile boşanamazsınız çünkü en büyük kaygınız sosyal statünüz ve kariyerinizde bir kayıp yaşamaktır.

Juno 11. evde

Juno bu evdeyken ilişki sosyal aktivitelere açık bir yapıdadır. Ya arkadaşınızla evlenir ya da evlilik sonrasında ilişkiniz arkadaşlık boyutuna taşınır.

Juno 12. evde

Juno 12. evde düşmanınız olabilecek bir partnere işaret eder (evlilik yada iş) Büyük olasılıkla, yanlış kişilerin etkisinde kaldığınız için suçlayabileceğiniz tek kişi yine sizsinizdir. Bu durum özellikle Juno ya da 7. evin yöneticisi sert açılar aldığında daha fazla dikkat çeker. Partneriniz iyi bir insan olsa bile kendini bir çok durumda kıstırılmış hissedecek ve sürekli olarak sizden yardım talep edecektir.

Çeviri : Kristin Demirci

Yayınlandı: on at 8:10 pm Yorum Yapın

Mozart’ın Astrolojik Destanı

ZAMANININ ÖTESİNDEKİ DEHA

 

Önsöz: Mükemmel Çocuk

Mozart müzik tarihindeki en önemli ilk serbest sanatçıdır. Aynı şekilde yüzyıllardır modası geçmiş belli kalıplara bağlı sanatçı anlayışına yeni bir akım getiren ilk kişi olmuştur. Haritasındaki güçlü ve bağımsız Uranüs yerleşimi göz önüne alındığında bu durum hiç de sürpriz sayılmamaktadır. Gezegenlerin Kova’da ve özellikle yaratıcılık evi olan 5. evde yığılması, artı önemli açılar yapan Uranüs’ün Güney Düğümünü kapsayan görüntüsü, özgürlük ve bireysellik konularının öncelik taşıdığını göstermektedir. Mozart eksantrik, idealist, cüretkar ve Batı Müziği’nin en tanınmış ve üretken dahilerinden biridir. Müzikle ilgili olan Yay Burcunda, Pluto ile kavuşum yapan duyarlı bir 4. ev Ay’ıyla doğmuştur. Mozart’ın doğrudan doğruya yöneldiği ilk enstrüman piyano olmuştur. İnanılmaz hızlı bir gelişim göstererek, müzik öğrenmiş, uygulamaya ve beste yapmaya başlamıştır. Hayret verici yeteneği ilk yeni ay progresini 5. ev Kova’da (performansın, yaratıcılığın ve icra etmenin yeri) yaşadığı zaman yani 3 yaşının başlarında ortaya çıkmıştır. Kısa süre içinde Avrupa’daki en ünlü çocuk yıldız olarak ünlenmiştir.

Mozart’ın fevkalade yeteneği ilk olarak entelektüel ve eğitimli Akrep özellikleri taşıyan müzisyen babası Leopold tarafından keşfedilmiştir. Bu durum doğal olarak “gelişmiş analizci akrep gözü”nden kaçmamıştır. Hırslı baba 18. yüzyılda müzisyenlerin düşük – orta sınıf pozisyonlarının içinde oğlunun çok daha yüksek bir seviyeye erişeceğini, başarı ve güç elde edebileceğini hissetmiş, öğretmenliğini ve menejerliğini yapmaya başlamıştır. Bu dalda Avrupa’da sözü geçen başlıca kimselerden önce gösterileri ayarlamış, parlak bir gelecek vaat eden oğlu üstünde tüm kontrolü eline almıştır.

6 yaşında büyüyen Balık’taki progres Ay’ı 6. evin öğrenilen becerileri ve tekniklerinden, sosyal ev olan 7. eve geçtiği zaman Mozart, bir klavye ustası olarak tanınıyor ve doğanın bir mucizesi olarak selamlanıyordu. Bu kadar genç ve deneyimsiz olması gereken bir yaşta, O yoğun bir çalışma hayatının içindeydi. Kısa hayatının başından sonuna kadar peşini bırakmayacak ün ve şöhret getiren performanslar sergiliyor, turlara çıkıyordu.

Ülke çapında çıktığı turlar sonucunda Mozart Avrupa’ya ait bir çok müzik çeşidine maruz kaldı. Bu bir gün avantaj olarak O’nun eşsiz, evrensel ve hümanist müziğine katkıda bulunacaktı. Bununla beraber bu yolculuklar sorunsuz olmayacaktı. Başakta’ki yükselen ve Kuzey Düğümü kavuşumu, 6. ev yöneticisi Balık Uranüs’ü de kapsayan görünümün yanı sıra Pluto Ay kavuşumu genç Mozart için sözleşmeli olarak çıktığı uzun yolculuklarda hastalıklar öngörmekteydi. Bu kolay incinebilir çocuk kıtanın bir yanından öteki yanına geçerken, çiçek hastalığından kızıla hemen hemen her belaya yakalandı. Kendi gibi Başak yükseleni olan koruyucu babası aynı zamanda tıbbi bilgisi olan biriydi. Sevgisinin gücü ve “black powder” adı verilen bir takım gizemli, anlaşılmaz ilaçlarla oğlunu ayakta tutmaya çalışıyordu. Ama ne yazık ki erken yaşta geçirdiği tüm bu hastalıklar muhteşem sanatçının zamanından önce gerçekleşen ölümünün habercisiydi.

Leopold’un ve Wolfgang Mozart’ın haritaları aynı zamanda Astrolojik kalıtım konusuna mükemmel bir örnek teşkil etmektedir. Baba ve oğul her ikisi için de nadiren görülen sabit burçlardaki Güneş- Satürn- Merkür kavuşumunun karşıt görünüm yaptığı bir Neptün söz konusudur. Aynı zamanda her ikisi de Başak yükselen ve 4. ev Yay’da bulunan Ay’a sahiplerdir. Leopold babasını gençken kaybetmiştir, Mozart da neticede sevgili babasını bir ruh hastalığı sonunda “kaybetmiştir”. Leopold 3. evine düşen Güneş, Satürn, Merkür kavuşumu sayesinde tanınan bir eğitimci olmuştur. Kendi döneminin en çok kabul gören, bugün bile hala saygı uyandıran, keman öğrenimi hakkındaki metinleri yazmıştır. Solar haritasında bu konfigürasyon 5. evine düştüğünde, küçük Mozart da ilkin bir müzisyen olarak tanınmıştır.

Mozart, babasının onu teşhir etme isteği ve şaşırtıcı yeteneğinden kazanç sağlama amaçlı çıkardığı sonsuz gibi görünen çok zorlu yolculuklar sonucunda kısa zamanda ailesinin geçimini sağlayan kişi haline geldi. 4. evde Yay’da bulunan Pluto-Ay tam kavuşumu, aile tarafından engellenmeyi ve zorunlu yolculuk durumlarını göstermektedir.

Aile evinin yani 4. evinin yöneticisi Jüpiter, artistik yetenekler veren Terazide, gelir ve parasal kaynaklar evi olan 2. evde bulunmaktadır. Jüpiter aynı zamanda kendi burcundaki Pluto-Ay kavuşumuna da sextile açı yapmaktadır: Mozart, ailesi için çok para kazanmıştır. Onun sayesinde ailesi çok zengin saraylara ve varlıklı Avrupa evlerine giriş izni kazanmıştır. Bu durumda Leopold’un Salzburg’da başpiskoposun yanındaki önemsiz bando şefi asistanlığı pozisyonunun aksine, genç Mozart sayesinde prestijlerini arttırmış ve bunun keyfini çıkarmışlardır.

Küçük yaşta güçlü yetişkinlerin arasına itilen Mozart her şeye rağmen ancak Tanrı tarafından kutsanmış çok yetenekli çocuklarda görülebilecek bir duyarlılık, işbirliği ve ailesini memnun etme çabası göstermiştir. Ailesinin beklentilerine uyarak yaşamak gibi bir psikolojik baskı, yine aynı şekilde 4. evdeki Pluto-Ay kavuşumuyla tanımlanmaktadır. Bunun yanı sıra bu durumun çok zeki ve kolayca sömürülen çocuk üstündeki etkilerin oldukça ağır olması olasıdır. Satürn, Güneş ve yükselen Başak yöneticisi Merkür kavuşumu genç yaşta Mozart’ın ağır ve çok erken gelen sorumluluklar içine itilmesinin göstergesi olduğu gibi, çocuklukta arkadaşlıklardan mahrum kalacağını da gösterir (kavuşum Kova’da) . Satürn aynı zamanda babayı tarif eder, bu durumda sevecen ama baskıcı ve muazzam bir kontrol duygusu taşıyan bir baba figürü ortaya koymaktadır. Bu özellikle Mozart’ın delikanlılık döneminde babasının kendi değişimlerini reddeden tavırlarıyla iyice belirginleşir.

Mozart, göz kamaştıran ve büyüleyici piyano ustalığını gerek duyulduğu her an, babasının komutları altında kanıtlamış, yeteneğiyle özellikle asilleri cezp etmiştir. her şeye rağmen, haritasının 5. ev etkisiyle ilgi odağı olmayı sevmiş ve yeteneklerini sergilemek onun için büyük bir mutluluk kaynağı olmuştur. 18. yy. da “klavye” Mozart için, modern zamanların video oyunlarından farksızdı. Bu yüzden meydan okuma ve eğlence dürtüsüyle sonsuz saatlerini piyano başında geçiriyordu.

Mozart’ın doğumu bilimsel deneylerin zaferiyle sonuçlanan bir tarihsel periyoda denk gelmiştir ve bu yüzden küçük Mozart bilimsel bir çok çalışmanın hedefi olmuştur. Bilim adamları ve müzik uzmanları tarafından türlü sınavlara ve incelemelere tabi tutulmuştur (Satürn, Kova’daki Güneş – Merkür üzerinde). Tüm bunlar küçük çocuğun değişik ve karmaşık anlayışı için oldukça şaşırtıcıydı. Satürn’ün 5. evdeki konumuyla, sevginin başarısına ve performansına bağlı olduğunu düşünmüş olmalıydı. Venüs’ün 6. evde bulunması ise, sevilmek için çalışacağı anlamı taşıyordu. Sürekli olarak sorduğu soru “ beni seviyor musun? “ olurdu. Cevap şakadan “ hayır “ bile olsa gözleri dolardı.

Mozart’ın haritasında hava elementi baskındır. Nasıl ki ateş görsel, toprak duyusal, su ise duygusalsa, Hava da işitme ile ilgili fonksiyonlardır. MC ve gezegenlerinin 5’i hava grubu burçlarda bulunmaktadır. İşitme fonksiyonu fazlasıyla gelişmiştir. Öyle ki küçükken, çok yakınında bir trompet çalsa, korkudan ve şoktan bayılacak gibi oluyordu. Mozart hakkındaki en ünlü hikayelerden biri, hasetle muhafaza edilen kilise bestelerinden biri olan Allegri’s Misere’yi ortaya çıkardığı döneme gönderme yapar. Her hangi birinin Vatikan dışında bu besteyi çalması yada kopyalaması yasaktı. Öyle ki bunu yapan kimse aforozla cezalandırılacaktı. Genç Mozart sadece bir kere bu parçanın çalındığını duydu ve anında bütün parçayı hafızasına kopyaladı. Aforoz yerine tüm Roma’nın hayranlığını kazandı.

Dramatik Aslan’daki Neptün’ün, işitsel hava burcundaki Güneş, Merkür, Satürn kavuşumunu karşısına alması, çaba harcamadan arkası kesilmeyen bir ilhamla, mükemmel ve seçkin bir müzik akımına kanal açacağını göstermektedir. Neptün ve Merkür arasındaki açı aynı zamanda görüntüsel hafıza niteliğini de ifade eder. Bu özellik uluslar arası yaptığı onca seyahat boyunca deneyimlediği tüm müzikleri hafızasına yerleştirmesiyle kendini göstermiştir. Merkür Neptün kombinasyonu, Mozart’ın olağanüstü hatırlama yeteneğini ve verimini paylaşan diğer dehaların haritalarında da görülmüştür. Buna örnek olarak, Neptün Merkür kavuşumunun sağladığı muazzam yaratıcılık seline maruz kalmış J.S. Bach; yanı sıra, kafası 4 boyutlu bir hologram laboratuarını kapsayan,üretken, bilimsel ve mucizevi Nicole Tesla haritasında Merkür Neptün karesine sahiptir ve büyük oyun yazarı Oscar Wilde Merkür Neptün üçgeni sayesinde tek gözüyle bir sayfa olmak üzere, 2 sayfayı aynı anda okuyabiliyordu.

Başlangıçtan beri bu 5. ev çocuğu, kendi çağında en dramatik temsili eğlencesi olan opera aşığıydı. İlk operasını 20 yaşında besteledi. Zamanının Avrupa’daki en ünlü bestecisi Hasse Mozart için “ Bu çocuk hepimizi unutturacak! “ demiştir. Nitekim de tahmini doğru çıkmıştır.

Mütevazı Başak yükselenin kuzey düğüm ve Vesta ile kavuşması, Satürn’ün Güneş ve Merkür ile kavuşumu yüzünden Mozart’ın mükemmel çocuk olması kaçınılmazdı. Bütün bu işaretler, disiplinli, olgun ve çok çalışkan bir doğanın göstergesidir ve elbette Mozart seve seve iş birliği yaparak tutkuyla işe koyulmuştur. Ancak ergenlik çağının bitiminde ailesinin, tembelliği ve kendi beklentilerini karşılamadığına dair eleştirilerine ve alaylarına maruz kalmıştır.

Wolfgang Mozart Superstar

Mozart bunu nasıl başardı? Baskı yaratan yetenekleri ve hiç durmadan çalışma kapasitesine rağmen finanssal bir karmaşa içersinde, 35 yaşının başlarında hayatının trajik bir şekilde son buluşu ve umumi bir mezarlıktaki işaretsiz gömüt’ü. Karşımıza bazı sosyolojik nedenlerin yanı sıra, Mozart’ın karakterine bağlı olarak gelişen ve aile hayatı gibi bir çok faktörün birleşiminden oluşan karmaşık bir cevap çıkıyor. Bunun bir çok şekilde horoskobuna yansıdığını göreceğimiz gibi, ilk dikkat çeken konu Kova’nın dehası ve asiliği olarak karşımıza çıkıyor. Bununla beraber Balıksal ilhamın ve elverişsizliğin yanında yüksek Aslan gösterişi ve kibiri de katkıda bulunuyor.

Mozart’ın haritası dehasal ve ilham vericidir. Başak yükselen ve MC İkizler dolayısıyla Merkür yöneticidir ve 5. evde yani Aslan’ın doğal evindeki “kavramsal” Kova’da bulunur. Güneş ile birleşip MC’ye üçgen yaparak haritaya etkileyicilik verir ve entelektüel bir “teşhir sanatı” potansiyeli kazandırır. Mozart baştan beri entelektüelliğinin farkındaydı. Bu durum kendini büyük ihtimalle, asiller önünde çalmaya ve bu vesileyle turlara başladığı 6 yaş civarında belli etti. En azından müzik için asil kesimin gözünde O, olağanüstü entelektüel bir olaydı. Yeteneği ve yaratıcılığı yüzünden sersemliyorlardı. Uzmanlar Merkürsel zekaya sahip genç Mozart’ın gerçekten de doğanın bir mucizesi olduğunu kabul etmek zorunda kaldılar.

İlginçtir ki Rossini ve Schubert’ inde Mozart’ın Kova’daki Merkür yerleşimini paylaştığı gözlemlenmiştir. Bu üçü bestenin dilbilimsel özelliği konusunda ustalardı. Yalnız Schubert Rossini ve Mozart gibi başarılı operalar yazmadı onun yerine yüzlerce harika, şiirle harmanlanmış müzik olan baladlarını yazdı. Kova özellikle dil bilimcilerin haritalarında belirgindir ve aynı şekilde bilim gibi zihinsel bir takım sistemlerde uzmanlaşmış, hukuk, muhasebe ve bu durumda müzik kuramı ve besteciliği ile uğraşan kişilerin haritasında da ön plandadır.

Mozart doğuştan gösteri dünyasına ait bir kişilikti. 5. evinin parlaklığıyla yeteneğini ortaya koyuşu ve dünyanın en zengin ve nüfuzlu kimselerinin dikkatini çekmesi ona erken kazanılmış bir güç ve yenilmezlik, bununla beraber dinleyicilerine ve diğer müzisyenlere karşı üstünlüğünü farkındalık duygusu vermiştir. Bu üstünlük hissi ve 5. ev kibiri yükselen Başak’ın mükemmeliyetçiliğiyle birleşmiş, ergenlik ve gençlik döneminde insanlara karşı bir yabancılaşma başlamıştır. Diğer müzisyenlere karşı, büyük ihtimalle kendinden daha az yetenekli oldukları için bir hoşnutsuzluk ve kınama duygusuyla oldukça eleştirisel yaklaşmıştır. Bunun aksine diğer, kendi gibi özel yeteneklere sahip bazı sanatçılarla karşılaştığında ise ilgisi ve coşkusu sınırsızdı. Teknik ve estetik ustalığını anlamayan insanlar için müzik icra etmekten hoşlanmıyordu.

18. yy. müziği sanat dalları arasında en soyut ve entelektüel olanıdır. Mozart bu çağa uygun bir olgunlukla doğmuştur. Çağının zor müzik kuramını kavramasını sağlayacak etkili bir Satürn anlayışı hakimdir. Müzikteki bu ustalık Neptün’ün duygusal hassasiyeti ve kalabalıkları nefessiz bırakan, söndürülmesi imkansız bir ateş gibi ününün yayılmasını sağlayan Uranüsyen dehanın etkisi olarak açıklanmıştır.

Haritanın baskın konuları Uranüs’ün yüksek zekası, Neptün’ün ilham ve hayal gücü olarak oldukça belirgindir. En aşikar olan durum ise Uranüs’ün alçalan (Descendant) çizgisinde (aynı zamanda ilişkiler evi) Güney Düğümü (bilinçaltı modelleri ve süreçler) ile Balık’taki kavuşumudur. Uranüs’ün haritadaki kavuşum açısına bir çok dahinin ve yüksek derece bireycilerin haritalarında rastlanır. Bu zihinsel süreçleri hızlandıran ve geliştiren bir durumdur. Aynı zamanda orijinalliği ve soyut düşünce gücünü vurgular. Meşhur Uraniyan sanatçılarına örnek olarak Richard Wagner Alçalanla kavuşum yapan bir Uranüse sahipti. Bu kavuşum Güneş ve Venüs’ü karşısına almıştır. Maria Callas’ın haritasında Uranüs Nadir noktası (IC) ile kavuşum yapar ve güneşi kareler. Gustav Mahler aynı şekilde IC ile kavuşan bir Uranüs’e sahipti ve Güneş’e 30’luk açı yapmaktaydı (semi-sextile). Robert Schumann ve William Blake’in her ikisinde de tepe noktası (MC) ile kavuşan bir Uranüs vardı.

En belirgin Uranüs kişiliği olarak Mozart, aşırı hareketli ve sosyaldi. İnsanları ve sosyal görevleri severdi. Bazen şapşal, düzensiz ve fazlasıyla bağışlayıcı olabiliyordu. Bir partiye gittiğinde çevresi arkadaşlarla sarılmış olabiliyordu. Kutlamalarda neşesiyle insanları etkiliyordu. Ama içinde, düşünceleri ve yaratıcılık sürecinde kaybolmuş biri vardı. Sonrasında gidip bütün ve mükemmel bir besteyi düzeltmeler yada gözden geçirmeler olmaksızın kağıda dökerdi. Muazzam el yazısı doğrudan doğruya tanınabilir, karakteristik Mozart’ı yansıtan bir Başak düzgünlüğüne sahipti. Beethoven’ın Yay Burcu özelliği olarak, düzeltilmiş ve gözden geçirilmiş yazısıyla kıyaslandığında bile Mozart’ınki çok güzel ustaca işlenmiş gravürler gibi kalıyordu.

Neptün ve Uranüs arasında bir çeşit karşılıklı ağırlama durumu vardır. Uranüs Balık’ta Neptün’ün yöneticisi olduğu burçta, Neptün ise 11. evde Kova’nın yönetici olduğu evdedir. Uranüs, Güney Düğümü ve Alçalanın Balıksal etkisi, Neptün’ün Güneş, Merkür ve Satürn üçlüsüne yaptığı karşıt açıyla Mozart’ın Kova kişiliğine idealist eğilimler vererek katkıda bulunur. En nihayet bir yetişkin olan Mozart baştan beri bir engel teşkil eden ailesini Kova-Balık etkisinde ideal ve eşit toplum rüyasını tamamlamak adına terk etmiş, oldukça güçlü bir politik ve ruhsal hareket olan, aynı zamanda toplumsal aydınlanma amacında demokrat ve halkçı düşünceler içeren Freemasonry locasının sadık bir üyesi haline gelmiştir. Avusturya’da bulunan iki çeşit Mason locasından bir diğeri ise bilimsel, ateist ve doğaüstü felsefesini uygulama yolunda simyayı kullanan bir topluluktu. Mozart’ın sonraki durağı ise burasıydı.

Aristokrat Aslan’da bulunan alçalan yöneticisi toplumsal özellikler yansıtan 11. evdedir. Bu nedenle çevresi gösterişçi ve nüfuzlu asilzadelerden oluşuyordu. Besteleri sık sık, yeni yeni servete boğulan burjuvazi sınıfından kişiler tarafından satın alınıyordu. Mozart’ın tapılası, sevimli bir dahiden daha bencil ve cazibesini kaybetmiş bir genç adama dönüşmesi gibi, sonradan görme aristokrat sınıfı da günden güne, Mozart’a karşı aşkını yitiren, gücenmiş ve dehasını kötüleyip geri çeviren bir zihniyete bürünüyordu.

Mozart artistik anlamda olgunlaşmakla beraber mali imtiyazlar ve konumlar dolayısıyla haksızlıklara da maruz kalıyordu. Gittikçe kompleks bir hal alan müziğinden anlamaktan yoksun yönetici elit sınıf tarafından defalarca yaralanıyor, bu yüzden de onlara giderek büyüyen nefret ve öfkeyle karışık duygular besliyordu. Mozart’ın derin ve tutkulu ifadesine henüz hazır olmayan Avrupa’nın önde gelen sanat yönetmenleri tarafından açıkça reddedildiği için de toplumdaki genel müzisyenlere karşı da bakışı giderek küçümseyici bir hal alıyordu. En önemli baş yapıtları olan, Figaro’nun Düğünü, Don Giovanni ve Cosi Fan Tutte operalarında cinayet, seks ve toplum ahlakına ters karakter temaları egemendi.

Çok genç bir çocuk olarak bile Mozart iletişim kurduğu insanların psikolojik doğalarına karşı muhteşem bir anlayış ortaya koymuştur. Ancak Neptünen bir hediyenin tanımlayabileceği vurucu dramatik etki yada Başak’ın ayrıntılardaki ustalığından doğan komedi teması sayesinde farklı şekillerde kendini gösteren karakter özelliklerine sahipti. Kova ve Yay’daki kavuşumlar, içten gelen bir mizah duygusu ve iyimserliği ifade eder. Tiyatro yani sahne ile ilgili yetenekleri ise muhteşem bir güzelliğe sahip ve insanlıkla ilgili operalarında zirveye çıkmıştır.

Genç, idealist Kova Mozart Uranüs’ün keşfinin 25.yılında dünyaya gelmiştir. Bilgi ve aydınlanma yolunda prensip sahibiydi. 18. yüzyıl adı altında yüksek akla dair, din karşıtı hareket, çağın başlıca devrimlerinde kışkırtıcı unsurları oluşturmuştur. Mozart’ın kendi özgürlüğüne dair verdiği savaş ise, dehasını ve yeteneklerini ortaya koyabilmekti.O kendi yüzyılının güç, bilgi ve keşfin tam manasında vücut bulmuş en mükemmel haliydi.

Arkadaşları ve ailesi için Mozart, sevecen, sıcak ve cömertti. İhtiyacı olan herkese Jüpitersi Ay’ını uzatması (Ay Yay’da) en çok muhafazakar babası tarafından eleştiriliyordu. Arkadaşları ve dostları tarafından Kova’nın özellikleri olan nazikliği ve mizah yeteneğiyle tanınıyordu. İnsanlara, geri ödemeyeceklerini bildiği halde borç para verir, başıboş sokak sanatçılarını akşam yemeği içim evine getirirdi.

Alıngan Uranüs tabiatına rağmen 10. evinde deneyimlediği Mars sayesinde onu sindirmeye çalışan ve sürekli eleştiren babası dışındaki otorite figürlerine karşı koyabiliyordu.

18. yy. da müzisyenler 2. sınıf vatandaş olarak dikkate alınırlardı. Onlar soylular sınıfının işçileriydi. Aynı şekilde hizmetçiler gibi giyinmeleri, onlar gibi davranmaları ve yemeklerini bile mutfakta yemeleri beklenirdi. Mozart’ın, başarılı konser turlarından sonra Salzburg’daki evine dönüşünde müzikal anlamda korkunç bir cahilliğe sahip olan başpiskopos tarafından pozisyonunun aşağılanmasına tahammül etmek dayanılmazdı. Bu taşra kasabasında tek bir tane bile opera binası olmaması, durumu Mozart açısından daha da kötüleştiriyordu.

Merak edilen nokta, bütün yeteneklerine ve elinden geleni yapmasına rağmen Mozart’ın bir yerlerde işe girme konusundaki beceriksizliğiydi.. Belki bu durum kısmen oğlunun Salzburg’daki tüm ailesini kültürel ve finanssal olarak kurtarmasını bekleyen babasının kaçınılmaz hükmedici varlığından ileri geliyordu. Belki de 10. evdeki Yengeç’te geri giden Mars ile ortaya çıkan ve fazlasıyla hak edilmiş başarısına engel teşkil eden pasif – agresif bir davranış hali söz konusuydu. Engellenmiş öfke ve kızgınlık durumu babasını hedef alarak gelişim göstermiş daha sonra da bu tavrı aynı şekilde diğer otorite figürlerine de yönelmiştir.. Sonuç olarak Mozart birilerinin destekçisi olmaktan ziyada bir yabancılaşma ortaya koymuştur.

Her ne olursa olsun 18. yüzyıl sanatçılarının himaye ve destek elde etmek uğruna zorunlu olarak kendini küçülten davranışlarının aksine Mozart’ın anti-otorite tavırları yeterince büyümüş ve bu durumun önüne geçmiştir. Kova-Yay vurgusuyla ortaya çıkan bağımsızlık güdüsü başkalarının isteklerine boyun eğmeyi reddetmiştir.

Mozart’ın Kurtuluşu

25 yaşındayken Pluto Kova’daki Güneş’i üzerinde durağan(stationary) pozisyon aldığında Transit Satürn natal Ay’ıyla kavuştu. İşte o zaman Mozart artık kendini köklerine bağlayan köleliğinden kurtulmaya hazırdı. Hayatının gidişatını oldukça etkileyecek bu durum zorlu transitler süresince Mozart’ı işveren ve otorite figürleriyle şiddetli yüzleşmelerin eşiğine getirdi. Bunlardan biri Salzburg’un baş piskoposu olan Collerado’ydu. Kiliseye duyulan öfke ve meydan okuma nadiren rastlanan ve tehlikeli bir meseleydi. Ama aydınlanmanın gerçekçi bir çocuğu olarak Mozart formalite din konularına olan ilgisini kaybetmiş ve dini liderleri küçümsemiştir. Collerado Mozart ülke dışındayken iktidara gelmiş ve ondan önceki daha iyi huylu olan piskoposa karşı tavır almıştır.

Salzburg piskoposunun büyük ihtimalle hizmetinde olan bu eşi benzeri bulunmayan hazinenin değerinden bihaber işe yaramaz kulakları vardı. Popüler olmayan sahte entelektüel bir ikizlerdi ve durum Mozart’lar ve onların uluslar arası başarılarıyla ilgili sorunları olmasına nedendi. Collerado aydınlanma adı altında Mozart’ın kutsal müzik kompozisyonlarına şiddetli kısıtlamalar koymuştur.

Mozart’ın “Archbooby” lakabını taktığı piskoposun Mozart’a meydan okuma durumu transit Uranüs Collerado’nun güneşini karşısına aldığında gerçekleşmiştir. Mozart işi bırakmaya yeltendiğinde, Baş piskopos Mozart’ı kovmakla kalmayıp otoritesini kullanarak yaka paça dışarı attırdı. Bu sarsıcı durum Mozart’ın baş piskopos ve aynı zamanda korku içerisindeki babasıyla olan ilişkisini kesin olarak noktalamıştır. Bütün bunlar Avusturya İmparatorluğu’nun şaşalı müzik merkezi olan Viyana’dayken gerçekleşmiştir. Mozart’ın yaşadığı bütün bu tarihsel zorluklar ironik bir şekilde devrimci nitelikte bir gezegen olan Uranüs’ün keşfedildiği zamana rastlar. Bu sırada transit Uranüs Mozart’ın meslek, kariyer, otorite ve baba figürünü temsil eden 10. evinden geçmekteydi. Uranüs’ün ortaya çıkması, kolektif yönü itibariyle Mozart’ın tarihteki ilk serbest sanatçı olması yolunda tetikleyici güç görevi görmüştür.

Mozart artık kendini istismar edilmekten ve tutsaklıktan kurtarmış, dünyanın müzikal anlamda en parlak ve heyecan dolu şehirlerinde ismini duyurmaya başlamıştı. Bestelerini ve performansını özgürce içinden geldiği gibi ortaya koyabiliyordu. Artık ensesinde kilisenin ve babasının soğuk nefesi hissetmek zorunda değildi. Ve en önemli şeylerden biri olarak bu ateşli genç adam artık kendine bir eş arayabilirdi. Bu sürekli olarak her şeye burnunu sokan ve kendisini kimseyle paylaşmak istemeyen babasına bir diğer tepki süreciydi.

Mozart Leopold ve piskoposun zulmedici varlığından sıyrıldığı zaman, transit Pluto, 12. ev yani yaratıcılık ve hayal gücü evinin yöneticisi konumundaki 5. ev Güneşi’nin, erkeklik gücünü ve cinselliğini özgür bırakmıştı. Bu yeni koşullar, erkeklik vasıflarını ve uzun zaman baskı altında kalmış yoğun, coşkulu ve güçlü duygularının özgürce su yüzüne çıkmasını öngörmüştür.

Mozart’ın Venüs’ü, yani aşk gezegeni bağımsız Kova’dadır ve Alçalan (Des) noktasıyla kavuşan Uranüs’le yakından ilişkilidir. – Bu durumda,Mozart’ın kişiliğini bireysellik ve özgürlük anlamında ortaya koyabilmesi açısından, en önemli ve başlıca ifade şekli evlilik konsepti olacaktır.

Karısı olacak kadını seçtiğinde, doğal olarak, Leopold bunu onaylamadı. Constanze, daha aşağı sınıftaki müzisyen bir aileden gelen, entellektüel olarak sıradan bir kadındı. Tek avantajı Mozart’tı —- Mozart onu çok seksi buluyordu. Constanze Mozart’ın tabloları, minyon, seksi görünümlü ve güzel bir kadını göstermektedir. Sert Venüz-Mars açılarıyla Mozart, çoğu sanatçı gibi, güçlü erotik dürtülere sahipti. Onun da şansı dahilinde Constanze da gönüllü ve işini bilen bir partnerdi. Mozart’ın O’na yazdığı aşk mektupları o kadar kişisel, esprili ve müstehcendi ki ölümünden yıllar sonra Vitorian Müzik Komünitesi tarafından bulunup okunduğunda bir şok dalgasına sebep olmuşlardı. İki yüzyıl boyunca Constanze Mozart’ın kocasına uygun olmadığını düşünen seksist Müzkologların aksine, Mozart, asla karısından şikayetçi olmadı. O’na karşı her zaman ilgiliydi ve ayrı kalmaktan hoşnut değildi. Ayrıca O’nu her zaman içten ve büyük bir coşkuyla sevdiği söylenirdi.

Tıpkı Mozart’ın annesi gibi, Constanze da yoksul bir geçmişe sahip, dayanıklı ve basit bir oğlaktı. Her iki kadın da idelleri olan, dominant kocalara sahip olmakla beraber bütün zorlukların üstesinden gelebilmişlerdi. Mozart’ın annesi gibi Constanze da birçok çocuk doğurdu (Constanze altı, annesi yedi) ve her iki kadın da iki çocuk hariç bütün çocuklarını kaybettiler.

Mozart’ın ekonomik açıdan, son araştırmalara göre gayet iyi miktarlarda para kazandığı ortaya çıkarılmıştır. Muhtemelen hayatını bir şölen içindeymişçesine yaşıyordu. Mozart pahalı zevkleriyle bilinirdi, özellikle de kıyafet konusunda aristokratlarla yarışırdı. Çoğu yaratıcı, hayalgücü geniş ve güçlü Neptünlüler gibi, ekonomisini yönetemiyordu ve Viyana gibi yaşam standardı pahalı olan bir yerde durum daha da zorlaşıyordu. O zamanlar müzisyenler konusunda Viyanalılar maymun iştahlıydı ve dikkatleriçabuk dağılıyordu. Şüphesiz Constanze’ın sık hamilelikleri ve kronik sağlık problemleri de aile ekonomisine ek yükler getiriyordu.

Çeviri: Kristin Demirci

Kaynak: The Astrological Saga of Wolfgang Amadeus Mozart by Shelley Jordan

Yayınlandı: on at 8:06 pm Yorum Yapın

Hindu Mitolojisinde Satürn

Roma mitolojisinde Satürn Ziraat tanrısıydı. Aynı zamanda Yunan mitolojisinde Cronus olarak bilinirdi. Cronus Zeus’un (Jüpiter) babasıydı. Satürn İngilizce cumartesi anlamına gelen “Saturday” kelimesinin kökünü oluşturur.

Hindu Mitolojisinde Satürn (Sani)

Satürn bir çok hindu tanrısından biridir. İnsanoğluna zarar veren tarifsiz acıların ve sefaletin tanrısıdır.

Hindu mitolojisinde Satürn tarifsiz acılara neden olan ve insanoğluna hayatında bir kez de olsa bu şekilde zarar veren tanrıdır. Astrologlar yaşamdaki talihsizlik ve acılarla dolu sürecin Satürn etkisinde geliştiği konusunda hem fikirdedirler. Bazı insanlar için Satürn etkisi risklerle ve hastalıklarla dolu bir sürece işaret eder. Zira bu etki kimileri için ölüme bile sebep olabilir. Bu etki yapılan incelemelerde kendini defalarca ve kesin olarak göstermiştir. Satürn sürecinin maksimum seviyede zararlı olabileceği durum 29 yaş civarında gözlemlenmiştir.

Tanrı Satürn’ün zarar verici gücünü sadece insanoğlu üzerinde değil diğer kutsal tanrılar üzerinde kullandığına da inanılırdı. Siva bile bundan nasibini almıştır. Satürn’ün tuzaklarına ve eziyetlerine yenik düşmeyen tanrılardan biri Hanuman -maymun tanrı diğeri ise Ganapathi fil suratlı tanrıydı. Ganapathi kendini Satürn’den bilgeliği sayesinde korumuştu. Hanuman ise iktidarı ve fiziksel gücü sayesinde zarar görmekten kurtulmuştur. Satürn’ü yenmekle kalmayıp ondan bir de kendisine inanan, hizmet eden ve adak adayanlar konusunda her hangi bir soruna neden olmayacağına dair söz de almıştır. Bu olayı anlatan bir hikaye vardır;

Malum bir yerlerde yan yana iki tapınak vardı. Bunlardan biri Ganapathi diğeri ise Hanuman içindi. İnsanlar bunlara ibadet için gelirlerdi. Satürn’ün saldıracağı insanların ve tanrıların isimlerini kaydettiği bir defterinin olduğuna inanılırdı. Saldırılar esas yıldızlarının konumlarına göre gerçekleşirdi. Bu süreçlerin birinde Satürn Ganapathi’nin yaşam çemberine girmek için doğru zaman olduğunu düşündü. Ama Ganapathi oldukça kıdemli ve etkili bir tanrı olduğundan Satürn ona yaklaşırken oldukça alçak gönüllü ve kibardı. Alnına küllerden yaptığı çizgiler, boynuna taktığı kuru yemişler ve rudraksha ile saçını bir top şeklinde kafasının tepesinde toplayarak tamamen eski Brahmin formuna bürünmüştü. Satürn Ganapathi’ye giderek onu ziyaretinin amacı konusunda bilgilendirdi. Ganapathi oldukça kurnazdı, gülümseyerek Satürn’e şöyle dedi : “Seni hayal kırıklığına uğratmak istemem ama seni tanımadığım için sözlerine inanmıyorum. İzninle ellerini incelemek istiyorum bu şekilde söylediklerin doğru mu değil mi öğrenmek istiyorum. Bırak da sağ avucuna bir bakayım.”

Satürn büyük bir zayıflıkla sağ elini Ganapathi’ye uzatır. Daha sonra Ganapathi kalemini alır ve Satürn’ün avucuna “yarın” kelimesini yazar. Satürn bunu okur ve Ganapathi’nin yüzüne bakar. Ganapathi onu onaylarcasına başını sallar ve “evet yarın” der. Satürn yarın tekrar gelip Ganapathi’nin bedenine girebileceğine inanır ve mutlu bir şekilde oradan uzaklaşır.

Ertesi gün Satürn tam zamanında tekrar gelir. Ganapathi Satürn’den tekrar avucuna bakmasını ister. Satürn yine “yarın” kelimesini görür. Ganapathi ona yarın gelmesi şartını anımsatır böylece amacına ulaşabilecektir.

Ertesi gün Satürn tekrar gelir ama yine başarısızlıkla geri dönmek zorunda kalır. Bu şekilde birkaç gün daha geçer. Satürn artık bu durumdan sıkılmış son uyarısını yapmıştır: “Daha fazla bekleyemem, bedenine bugün giriyorum.”

Ganapathi cevaplar:”Büyük insanlar sözlerini asla bozmazlar. Avucuna ne yazılmıştı? Yarın değil mi? Eğer bugün beni yakalamak istiyorsan yarını sildikten sonra gel.”

Satürn bu tartışmayı kabul eder ve avucundaki “yarın” kelimesini silmeye çalışır ama başaramaz. Unutulmamalıydı ki bu yazı muhteşem katip Ganapathi tarafından yazılmıştı ve yine kendi iradesi dışında silinmesi imkansızdı.

Satürn’ün acı çekişini görmek bitişik tapınakta oturan Hanuman’ı oldukça eğlendiriyordu. Öyle ki sesli kahkahalar atmaya başlamıştı. Bunun üzerine Satürn utandı ve kendini oldukça aşağılanmış hissetti. Hanuman’ın bu hakaretinin öcünü almaya karar vererek kayıtlarına baktı. Evet Hanuman’ın yaşam çemberine girme sırası gelmişti. Satürn şöyle dedi : “Gülmenin zamanı değil. Beni aşağılamanın cezasını çekeceksin. Senin yaşam döngüne giriyorum hatta geç bile kaldım.”

Hanuman sakince şöyle der : “Bana istediğin her şeyi yapabilirsin, ama dikkat et kendini lüzumsuz yere tehlikeye atma! Evet tanrı Satürn, iyice yaklaşıp bedenime girebilirsin.”

Satürn büyük bir öfkeyle Hanuman’a yaklaşmaya başlar. Hanuman onu daha da kışkırtmak için taşkın tavırlarıyla ve vücudunun öfkeden titremesiyle dalga geçer. Hanuman’ın kutsal bir gücü vardır. Bu güç O’na istediği zaman ve yerde cüssesini istediği kadar büyütme yeteneği vermektedir. Satürn kendisine yaklaştıkça Hanuman ulu bir dağ kadar büyür ve Satürn’ü saçından yakaladığı gibi bir taraftan diğer tarafa hiddetle sallamaya başlar. Satürn dehşet içinde ağlamaya başlar ve Hanuman’a yakarır: “Yalvarırım bırak beni, bir daha sana sorun çıkarmayacağım.”

Korkmuş ve oldukça acınacak durumdaki Satürn’ü görmek Hanuman ve Ganapathi’nin kahkahalara boğulmasına neden olur. Satürn bu iki tanrıya sürekli kendisini serbest bırakmaları için yalvarıp durmaktadır. Hanuman alaycı bir tavırla Satürn’e sorar “Neden? Artık yaşamımıza girip bizi usandırmak istemiyor musun?”

“Hayır hayır! Gelecekte böyle bir şey yapmayacağım” der Satürn ve yakarışlarına devam eder. Ama Hanuman Satürn’den güvence almak istemektedir. “Bizi rahatsız etmemen yeterli değil. Bize ibadet eden, bizim için meditasyon yapan ve adaklar adayan binlerce insan var. Onlara da zarar vermeyeceğine söz verirsen seni serbest bırakacağım” der. Başka alternatifi olmayan Satürn bunun üzerine Hanuman’ın isteğiyle üç kez yemin eder. Daha sonra Hanuman Satürn’ü bırakır ve gitmesine izin verir. Satürn böylece hayatını kurtarmış olur.

Araşırma/Çeviri : Kristin Demirci

Yayınlandı: on at 7:59 pm Yorum Yapın

Tercüme Makaleler

Astroloji, bize göre günümüzde kendi çok geniş ve uçsuz bucaksız kültürü içerisinde insanoğlunun bilincinin gelişmesine katkıda bulunan bir ilim hüviyetindedir; onunla sadece hakikati değil, ama aynı zamanda bu hakikatin nasıl kullanılacağının, ondan nasıl fayda sağlanabileceğinin de ayırdına varmış oluyoruz.

Buradan hareketle, aslında Delphoi´deki Apollo tapınağında yazılı çok kısa Yunanca bir ifade, sadece astrolojinin değil, bizim bütün bir varoluşumuzun da anahtarını elinde tutmuş oluyor: gnóthi seautón (*) (=Kendini tanı). „Kendini tanımak“ ifadesinin en derinlerine inilebilir, felsefi ve astrolojik anlamda tartışması yapılabilir ancak önemli olan, bir gerçeğin öncelikle ve özellikle altının çizilmesi gerektiğidir; bilgi, her türlü idrakın, bilincin ve hakikatin ilk ve temel yapı taşıdır.

Ve bunun da ötesinde bilgi özgürlüktür. Astroloji kendimizi tanımamız gerektiğini öncelikle vurguluyor ki buradan varılması gereken sonuç, kişinin bilgiyle sınırlarının farkına varması gerçeğidir; sınırlar ne kadar tanımlanabilirse özgürlük o kadar geniş olur. En nihayetinde astrolojinin Kova burcu ve Satürn tarafından sembolizasyonun da ardında daha farklı birşey yatmıyor.

Ve son olarak, içgüdü dahi bilgiyle gelişir; bir konuda ne kadar fikir sahibiysek, olayları o kadar rahat anlama gibi şansımız doğar. Yaşamın bağlantılarını kurabilmek, kişinin onu daha keskin anlayıp tanımlayabilmesinin anahtarıdır.

Biz de, hakikate bu şekilde yaklaştığımızdan ve belirli bir uslup tutturabilme maksadıyla bu şekilde bir bölüm açtık; bilindiği üzere ülkemizde sadece astroloji alanında değil birçok alanda sıkıntı çekildiğinden, bu bölümün faydalı olacağını düşünüyoruz. Sadece özgün makaleler, doğaldır ki belirli bir ihtiyacı karşılamaya yetmemektedir. Dolayısıyla, biz de değişik makalelerle bu ihtiyacın giderilmesine katkıda bulunmak istiyoruz.

Bu anlamda iyi ve bilgilendirici okumalar diliyoruz…

AstroFaculta Ekibi.

(*): “Kendini tanı” anlamına gelen Yunanca bu ifadenin, 7 alimin birinden geldiği düşünülmektedir. Bu “alim”ler, Yunan felsefi gelişiminin öncesinde yaşamış ve gnome denilen anlamlı sözler söyleyerek pratik yaşama dair bilgelikler sunmuş, özellikle önemli devlet adamlarıydı. Yunanca gnome (Lat. Sententia) kelimesi, “ünlü bir insanın düşüncesi, fikri” anlamına gelmektedir. Bu 7 alim arasında şu kişilerin isimleri geçer:
1. Thales, 2. Prieneli Bias, 3. Mytileneli Pittakos, 4. Solon, 5. Periandros, 6. Epimenides, 7. İskityalı Anacharsis, 8. Cheilon (7 alim adı altında ilk 4 kişi sürekli, diğerleri de bazen anılmaktadır).
Bkz.: Latein Forum,
URL: http://www.lateinforum.de/thesauru/WdAntike/S/siebweis.htm

Yayınlandı: on at 7:52 pm Yorum Yapın